Advert
Advert

Bir Hikayem Var Çocuklar[1]!

Bir zamanlar uzaklarda bir yerde devasa bir fabrika varmış. Adı T.A.Ş.'mış, bu firmanın. Binlerce çalışanı, bölüm sorumluları, teknik elemanları, danışmanları, güvenliği, avukatları, idari kadrosu, ortakları varmış. Başında bir patronu, onun idaresinde de yönetim kurulu varmış. Ortaklar işe fazla karışmaz, gelirden pay alırlarmış. Yetki de sorumluluk da, yönetim kurulu başkanı olarak patrondaymış anlayacağınız.

Bir Hikayem Var Çocuklar[1]!

Grup sayfamıza katılmak için >>> TIKLAYINIZ

DiniHaberler.com.tr:   Bir Hikayem Var Çocuklar[1]!

Bir zamanlar uzaklarda bir yerde devasa bir fabrika varmış. Adı T.A.Ş.'mış, bu firmanın. Binlerce çalışanı, bölüm sorumluları, teknik elemanları, danışmanları, güvenliği, avukatları, idari kadrosu, ortakları varmış. Başında bir patronu, onun idaresinde de yönetim kurulu varmış. Ortaklar işe fazla  karışmaz, gelirden pay alırlarmış. Yetki de sorumluluk da, yönetim kurulu başkanı olarak patrondaymış anlayacağınız.

İşlere gelince, durum pek de fena sayılmazmış, çorba kaynıyormuş anlayacağınız. Yetkililer, önceki yıllara göre kar marjının gittikçe arttığını, böyle giderse yakın gelecekte bir çok firmayı geçeceklerini söylüyormuş.

Bu arada işleri iyi gitmeyen, hammadde sıkıntısı çeken, günden güne pazar payını kaybeden, dolayısıyla işçi çıkarmak zorunda kalan, birçok firma varmış sağda solda. T.A.Ş. Firmasıyla rekabette adamakıllı zorlanıyorlarmış artık. Böyle giderse iflas etmekten, pazarı tamamen T.A.Ş. firmasına kaptırmaktan endişe ediyorlarmış. Boş durmuyorlarmış o yüzden. Ticari faaliyetlerini kuralına göre yürüttükleri takdirde T.A.Ş. firmasıyla baş edemeyeceklerini bildikleri için, T.A.Ş.'ın imajını sarsmak, onu zarara uğratarak kapanmak zorunda bırakmak ya da düşük fiyatla hisselerini almak gibi, türlü plan peşindelermiş gizliden gizliye...

T.A.Ş. Firmasında işler her günkü gibi normal seyrinde giderken, bir ara ortaklardan biri, firmanın elektrik mühendisinin hareketlerinden şüphelendiğini, rakip firmalardan birinin hesabına çalışıyor olabileceğinden endişe duyduğunu patronun kulağına fısıldamış. Patron ciddiye almamış önceleri. Yönetim kurulu üyelerinden bazılarının da aynı endişeyi dile getirmeleri üzerine patron, mühendisin dosyasını açıp bakar. Filanca hatırlı kişinin referansıyla işe alınmış olduğunu görür ve endişeye mahal olmadığına kanaat getirir.

Aradan çok zaman geçmez, bir gün T.A.Ş. fabrikasında elektrikler aniden kesilir. Bu neyse de, asıl endişe verici olanı devreye girmesi gereken jeneratörlerin çalışmayışıdır. Sorumlu mühendis arızayı gideremeyeceğini, durumun kendisini aştığını söyler. Ancak, sıradan bir teknik personelin hiç de kendisinden beklenmezken, arızayı kolayca gidermiş olması, elektrik mühendisi üzerindeki şüpheleri arttırır. Buna rağmen patron, durumun her iş yerinde rastlanabilecek sıradan bir vaka olduğunu, her şeye rağmen şanslarının yaver gittiğini, netice itibariyle bir risk meydana gelmediğini ifade eder. Zira mühendis, referansı oldukça sağlam, güvenilir biridir hala patronun gözünde.

Bir başka gün, T.A.Ş. ortaklarından biri, o gece, fabrikanın önünden tesadüfen geçerken, güvenlik elemanının yerinde olmadığını, ana kapının ise açık bırakılmış olduğunu görür ve derhal patrona haber verir. Patron güvenlik birimi yetkilisini arayarak, olayın aslının olup olmadığını sorar. Kendisine, sorumlu kişinin görevinin başında olduğunu, kontrol amaçlı sağa sola gitmiş olabileceği, kapının ise teknik bir arıza nedeniyle birkaç dakikalığına açık kaldığı bilgisi aktarılır. Bunun üzerine patron ortağını arayarak, "her şey kontrol altında, anormal bir durum yok, rahat olun!" der.

Bir keresinde de satın alma departmanında usulsüz bir ihale yapıldığı patronun kulağına gelir. Denetleme birimine olayın araştırılması emrini verir patron. İşlerin prosedüre uygun olduğu raporu masasına gelince olayın asılsız olduğuna hükmedilir.

Öte yandan işyerinde bir rehavet havası gün geçtikçe hissedilmeye başlar. Kimileri isteksizce çalışırken, kimi işe geç geliyor, erken çıkıyor, kimisi ona bunu sataşıyor. İçten içe bir başı boşluk ve huzursuzluk sanki bilinçli olarak yaygınlaştırılmak istenmektedir. Buna karşılık birim sorumluları meseleyi büyütmeden, kusurlu gördüklerine basit cezalar vermek suretiyle olayı geçiştirmektedirler.

T.A.Ş. Firmasının arka tarafında, içerisinde yetişkin ağaçların olduğu güzel bir çay bahçesi vardır. Çalışanlar mola verdikleri vakit çoğunlukla burada vakit geçirirler. Bir gün buradaki ağaçlar budanır, sadece kütükler kalır ortada. İşyerinde huzursuzluk çıkaran malum işçiler, fırsattan istifade bu sefer 'yeşil alana sahip çıkma' bahanesiyle kazan kaldırırlar. Nümayişin çığırtkanlığı idari binaya kadar aksedince patron güvenlik şefini arayarak, gürültünün sebebini sorar. Yetkili, "Efendim, bazı işçiler sorun çıkarıyor, mesele basit, merak etmeyin halledeceğiz" diye cevap verir. Oysa mesele dallanıp budaklanmıştır bir kere ve isyan giderek artar, medyaya da yansır iş. Grev ilan edilir sonunda. Elebaşları anlaşmak için patronun ve yönetim kurulunun istifasını şart koşarlar. Patron basına açıklama yaparak, olayın bir kaç çapulcunun isyanından ibaret olduğunu, kısa zamanda fabrikada işlerin tekrar yoluna gireceğini, aslında bunun bazı rakip firmaların işi olduğundan şüphelendiklerini ifade eder. Öfke ateşinin gittikçe yükselmesi ve asilerin fabrikaya zarar vermeye başlamaları üzerine güvenlik görevlileri olaya el koyarak, çareyi isyancıları karga tulumba dışarı atmakta görür. Bazıları rahatsız olsa da başka yolu kalmamıştır.

Derken... gelinen son noktada patron geç de olsa bazı durumlardan şüphelenmeye, birilerinden endişelenmeye başlamıştır. Ama hava sisli, izler birbiriyle karışmış vaziyettedir. Temizliğe nereden, nasıl ve kimin desteğiyle başlanmalıdır? İşte can alıcı soru budur. İnkar edilemez gerçeği itiraftan başka çare yoktur. Yakın çevresine özeleştiride bulunarak "İçimizde hain beslemişiz, fabrikayı bunlardan ayıklamalıyız!" der. Ne hazindir ki, bazıları kendisine katılır ancak yakın dostlarından, mesai arkadaşlarından birçoğunu dönen dolapların varlığına inandıramaz. Tek başına kalmıştır patron. İlerleyen günlerde Fabrikanın kimi bölümlerinde bazı şüpheli işler gözüne çarpsa yahut kulağına gelse de bir türlü radikal kararlar alamaz. Hep hatırlı birileri devreye girerek görmezden getirilir. Yönetim kurulu üyeleri, fabrikanın değil kendi imajlarının zedelenmesinden endişe duyarak yeni bir maceradan mümkün mertebe uzak durmayı yeğlemektedir.

Su uyur düşman uyumaz derler ya, rakip firmalar kafayı takmışlardır bir kere T.A.Ş.'a. Diğer planlarla net bir sonuç elde edemeyince bu sefer içeriden sabotaj yöntemiyle son noktayı koymak isterler. Önce asilerin elebaşını yanlarına alarak, masaya oturtup ahlaksız tekliflerini sunarlar:

- "T.A.Ş. firmasını ele geçirmek için bize yardım et, bunun karşılığında biz de seni yönetim kuruluna getirelim. Birlikte iyi sallarız, ha dostum ne dersin?"

İştahı kabaran hain, ağzından salyalar akıtarak,

-"Benim gönlüm zaten hep sizden yanaydı. Ne yaptıysam bu güne kadar sizin için yaptım. Bütün ekibimle hizmetinizdeyim. Ne zaman emir buyurursanız harekete geçerim. Aramızdaki iletişimi Bay ve Bayan Lock sağlasınlar. Hala T.A.Ş. firmasında bizim için çalışan abiler, ablalar var, benden işaret bekliyorlar. Kahrolsun T.A.Ş., bütün birimlerine ateşler düşsün, zaten epeydir içimde sakladığım bir sızıntı vardı. Yarına bakışlarım boş değil. İstikbal güzel olacak.  Artık zamanı geldi. Cesaretlendirdiniz beni, Herkül gibi hissetim kendimi bir an. Cihanda artık bizi kimse yenemez. Sizden tarafım. Süratle harekete geçmeliyiz bence. Bir parolamız olsun diyorum, ne bileyim efem, gökkuşağı, nil, tuna ya da samanyolu gibi mesela."

-"Hayır, pars olacak parola!" dediler.

T.A.Ş. firmasının zayıflatılması, gerekirse iflas ettirilmesi, diğer tüm rakip firmaların da işine yarayacağından, her birinden destek yağar isyancılara.

Artık altın vuruşu yapmanın zamanı gelmiştir.  

Planlar hazırdır. İşaret verilir, hainler harekete geçer. Gece yarısına doğru ansızın fabrikayı basarlar. Güvenlik noktasını etkisiz hale getirerek, içeri girerler. Dışarıdan müdahale olmasın diye koridorlara barikat kurarlar. Hepsi silahlıdır. Maksatları patronu ölü ya da diri yakalayıp sessizce fabrikayı ele geçirmektir. Patronun odasına saldırırlar, ama yerinde bulamazlar. Yönetim kurulu binasına saldırırlar. O arada biri "Baskın vaaar!" diye bağırınca paniğe kapılırlar. Yakalanıp deşifre olmaktan korkarak ortalığı ateşe verirler. Vaktin çok geç olmaması aleyhlerine işlemiştir. Çünkü diğer çalışanlar henüz uykuya varmadıklarından gürültüyü duyar duymaz odalarından koridorlara fırlamışlardır. Kafeteryada olanlar da onlara katılınca işin seyri bir anda tersine dönmüş, saldırganların direnci kırılmıştır. Ne hazindir ki, tuzu kuru kimi çalışanlar kafede kalmayı tercih ediyor, kahvesini yudumlayan biri: "biz, bir gün böyle olacağını biliyorduk!" derken bir başkası: "Bu patrondan ben de haz etmiyorum, değişiklik iyidir!" diyor, arkalardan bir diğeri: "Kendi etti, kendi buldu, birçoğunu işe kendisi almıştı, şimdi ektiğini biçiyor!" diyerek gamsızlığa çanak tutuyorlardı. Tecrübeli olanlarsa, "Arkadaşlar, fabrika batarsa hepimiz işsiz kalırız, ailelerimiz perişan olur, patronu sevmesek de şu an mevzu patron değil, fabrika! O elden giderse, yerimiz, yurdumuz, ekmeğimiz, aşımız, geleceğimiz... her şeyimiz elden gider. Komşu firmanın geçen yıl başına gelenleri hatırlayın. Sokağa düştüler herkes kapısını kapadı. Bir tek bizim firma onları işe aldı. Biz fabrikasız kalırsak kim bize kapısını açar? Hiç kimse! Giden hepimizin emeği ve göz nurudur, hadi davranın!" der. Kuru inatları yüzünden ihanete karşı kör olanlar tepki vermese de, işçilerin büyük çoğunluğu eline ne geçirdiyse kapıp koridorlara dökülür, diğer öncülerle birlikte hainlerin karşısına dikilirler. Oysa, çalışanların hoşnutsuzluğuna ve 'düşmanımın düşmanı dostumdur' mantığına güvenerek isyana kalkışan hainler, çoğunluğun gözünü budaktan sakınmayacağını hiç hesaba katmamışlardı. Zoru görünce tırsacaklarını zannettikleri o küçümsenen saf ve masum çoğunluk, karşılarına mertçe dikilmeyi tercih edince artık iş tersine dönmeye başlar.

İşçisi, kalfası, temizlikçisi, herkes... tornavida, çekiç, süpürge sapı... eline ne geçirdiyse namlunun karşısına dikilir. Artık gözler kararmış, geri dönüşü olmayan hıyanet yoluna girilmiştir bir kere, ağır silahlı hain güruh, serseri kurşunlarını masumların üzerine yağdırmaktan çekinmez. Buna rağmen fabrikayı ele geçiremeyeceklerini anlayınca çaresizce ateş kusarak geri çekilirler. O karmaşada 112'yi arayanlar uzun süre cevap alamaz, 155 meşgul çalar hep. Alarmlar da devre dışı bırakılmıştır. Meğer hepsi günler öncesi ayarlanmıştır. Kavga gürültü sabaha kadar sürer...

Facia gün ağarınca ortaya çıkar. Hasar tespiti yapılır. Fabrika perişandır ama her şeye rağmen ayaktadır.

Patron acil toplantıya çağırır ortakları ve tüm yetkilileri,

-"Durum vahim dostlar, hal çaresi söyleyin, ne yapalım, nasıl kurtulalım bu krizden? Ortak bir çözüm bulalım. Bu firma hepimizin, el atın birlikte firmayı düze çıkaralım." der.

Bir iki ortak hariç, patronu çekemeyenler:

-"Bunları başımıza sen sardın, sen hallet!" der.

-"Biz seni uyarmıştık, inanmamıştın, suçlu sensin!" der bazıları da.

Patron,

-"Haklısınız, özür dilerim. İnanmamakla hata etmişim ama, şimdi birlik zamanı arkadaşlar, ne yapalım?" dese de, ortaklar aynı nakaratta ısrar ederler:

-"Bunları başımıza sen sardın, sen hallet!, Biz seni uyarmıştık, inanmamıştın, suçlu sensin!" ...

İş başa düşer, lokavt ilan edilir, radikal kararlar alınır. Hainlerle işbirliği yapanlar tek tek işten atılır, ihmalkarlığı olanlara ceza verilir, kargaşada zarar gören yapıda büyük bir tadilata gidilir. Zeminden çatıya yeni bir çehreye bürünür fabrika kısa zamanda.

İşin özü, T.A.Ş. rakip firmaların kursağına değirmen taşı gibi oturmuştur. Ancak, T.A.Ş. çalışanları açısından tehlike atlatılmış gibi gözükse de, firma 'bana ne?' diyenleri bünyesinde barındırdıkça, risk devam edecektir.

 

M. Emin GÖKTEPE

 

[1] 'Çocuklar' İfadesi ile, son yaşanan olayları kavramada algı sorunu yaşayan küçük(!)ler kastedilmiş, dolayısıyla bilinçli olarak seçilmiştir.

 

 

 

Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberilern tüm hakları kaynak gösterilen siteye, köşe yazıları yazar sahibine veya web sitemizin özel haberi ise Dinihaberler.com.tr'ye aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.  Açık kaynak göstermeden yapılan (Ç)alıntılar için yasal takip uygulanacaktır.

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Göreve İade Edilen Diyanet Personeli Tam Liste
Göreve İade Edilen Diyanet Personeli Tam Liste
İmam Turan Baskın'ın talihsiz ölümü
İmam Turan Baskın'ın talihsiz ölümü