Reklamı Geç
Advert

RAHMET , ZAHMETE DÖNÜŞMESİN...

​DİYANET HABER- Rabbimizin ilim ve hikmetiyle evreni bir düzen içine kurduğunu ve yaşattığını gösteren en ilgi çekici olaylardan biride yağmur olayıdır.

RAHMET , ZAHMETE DÖNÜŞMESİN...

Dini Haberler Grup sayfamıza katılmak için >>> TIKLAYINIZ

DiniHaberler.com.tr:  

"Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu arzda durdurduk"( Mü'minun Suresi 18. Ayet)

Rabbimizin ilim ve hikmetiyle evreni bir düzen içine kurduğunu ve yaşattığını gösteren en ilgi çekici olaylardan biride yağmur olayıdır.

İlgili ayette yağmurun hayata katkısı hatırlatılmakla bu konudaki ilahi yasalardan bazısına işaret edilmektedir.Bunlardan biride yağmurun " uygun ölçüde " indirilmesidir.

Zaman zaman belirli sebeplere ve hikmetlere bağlı olarak bölgelere ve tabiat şartlarına göre yağmurun ihtiyaçtan az veya çok yağması yüzünden bazı sıkıntılar, afetler, sel baskınları yaşanmakla beraber,dünyanın geneli dikkate alındığında bu durum istisnai olup, yağmur olayının canlılar için yararı esas alan yasalara göre cereyan ettiği bu husus  da bir düzenin hakim olduğu görülmektedir.(Kur'an Yolu Dib Yay. C4 Sf:54-55)

Yağmurun yağması, yeryüzünde  durması canlılar için büyük bir nimettir.Şayet arz yağmur  suyunu tutmayıp olduğu gibi dibe indirir veya bu sular sel halinde büsbütün akıp giderse,canlılar yağmurun hayati faydalarında mahrum kaldığı gibi erozyon hadisesinde olduğu gibi  yağmur bazen zararlı bile olabiliyor.Anadolu'da yağan yağmurun bir adı da Rahmettir.Yağmur yağarken Anadolu insanı Rahmet yağıyor.Rahmet yok, Bol Rahmet oldu, gibi ifadelerle yağmurun  yağdığı tarif  edilir

.Kur'an-i bir terim olarak Rahmet :şefkat gösterip lütuf da bulunma anlamında dır. "Severek acıyarak korumak ,merhamet etmek,manalarına gelmektedir. (TDV İslam Ans. Rahmet Bah.)

Yağmur suyunun arzda durması suyun yeraltında birikmesi canlılar için Allah'ın bir lütfüdür.Çünkü yer altı suları gerek tabi olarak kaynak suyu pınar ve çeşmelerden kendiliğinden,gerekse insan emeği ile sonda tulumba ile yüzeye çıkarılarak faydalı hale getirilir.Allah-u Teala canlılar için bu kadar yararı olan yağmuru yağdırmamaya kadirdir  veya yağdırsa bile onu faydasız kılmaya da  muktedirdir.

Bu ise insan ve tüm canlılar için  büyük bir kayıptır.Nitekim uzayda şimdiye kadar bilinenler içerisinde yağmur hadisesinin cereyan ettiği tek gezegen dünyamızdır.Bir an dünyamızdan yağmur nimetinin ortadan kaldırıldığını düşünürsek o zaman dünyanın bütün değerini yitirdiğini anlarız. Çünkü dünyaya değer ve anlam kazandıran şey hayattır.Hayatın başlangıcı da bildiğiniz gibi bir damla su ile başlamaktadır.

29/12/2016  Perşembe günü    geceden beri etkili olan kuvvetli yağışlar  ilimizde sele neden oldu.    Mersin'de 15 yıl aradan sonra 2. defa yaşanan sel felaketi hayatı olumsuz etkiledi. 2001 yılı Aralık ayında birçok vatandaşımızın canını yakan ve kenti bir harabeye döndüren yağış miktarı metrekareye 127 kilogram olarak gerçekleşmişti,Yıl 2016 sonu Metrekareye 130 kilogram yağışın düştüğü şehrimizde   yine can ve mal kayıpları... Çok sayıda araç sel sularına kapılarak birbirine girdi. Binlerce ev ve işyerini sel suları bastı.  . Toplu taşıma araçlarının bile içi su doldu. Vatandaşlar su dolu araçlarda kurtarılmayı bekledi. Sel sularına kapılan  ÜÇ kişi hayatını kaybetti.  Sel acı bir fatura daha bıraktı  bizlere, kent insanlarına.

Sonra da AVAZIMIZ ÇIKTIĞI KADAR CAN HAVLİYLE NERDE DEVLET ? NEREDE BELEDİYE ? DİYE BASTIK  FERYADI.     Afetleri nasıl anlamalıyız? Nasıl anlatmalıyız?  Afet  fert ve toplumların;  Deprem, su taşkını, dolu yağması, hortum, kasırga, kıtlık, kuraklık, yangın, terör  ve benzeri musibetlere maruz kaldığı durumlardır.

Musibetler; takdir-i ilahî  olarak mı, yoksa fert, toplum ve idarenin  kusur ve kabahatleri sonucu mu bize isabet etmektedir?

Bu konuyu sağlıklı olarak anlayabilmemiz için, Allah inancı ile Kur’an’a bakışımızın ortaya konulması gerekir.  Deprem, su taşkını, yangın, trafik kazası, kıtlık ve benzeri hadiseler niçin meydana geliyor? Yüce Kitabımız Kur’ân-ı Kerim’e baktığımız zaman, konunun iki boyutunun olduğunu görüyoruz:

  1. İlahî Boyut
  2. İnsanî Boyutu

İnsan olarak her tür tedbiri alıp ilahi boyuta teslim olmamız lazım

Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla bir de mallar,canlar ve ürünlerden eksilterek mutlaka deneriz.” (Bakara, 2/155)

“Sizi hayır ile de şer ile de deneniz” (Enbiya, 21/35).

Musibetlerin meydana gelmesinde insanî  boyut 4 şekilde cereyan eder:

  1. Fert ve Toplumların Maddî Hataları
  2. İlahî İradeye Başkaldırı
  3. Kul Haklarını İhlal
  4. Kullukta Kusur

“Başınıza her ne musibet gelirse kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.”  (Şura, 42/30)

“İnsanların kendi işledikleri (kötülükler ve hatalar) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıktı.” (Rum, 30/42)

Ayette geçen FESAT;kıtlık, yokluk, pahalılık, kuraklık, ot ve ekinlerin bitmemesi,

meyvelerin âfete uğraması, hayvanların telef olması, insanların hastalıklara yakalanması, savaş çıkması, yangın ve benzerî afetlerin çoğalması, bereketin kalmaması, zulüm ve haksızlığın, taşkınlık ve sapıklığın çoğalması ve çevre kirliliği gibi şeylerdir.

Irmakların, denizlerin, göllerin ve çevrenin kirliliğinin sebebi İNSANLAR değil mi?

Trafik kazalarının sebebi SÜRÜCÜ HATALARI değil mi?

Şehirleri yıkan, yakan, tarumar eden, canlara ve mallara zarar veren savaşların müsebbibi İNSANLAR değil mi?

Depremlerde ve sel felaketlerinde evlerin yıkılmasına ve ölümlere sebep; -Binaları dayanıksız yapan,kumunu demirini malzemesini çalan ,

-Dere kenarlarına ev yapan, Daha çok kazanmak için yapılaşmaya uygun olmayan arazilere binalar diken bizler değilmiyiz.?

   Her işimizi sağlam yapmamız dinî bir görevdir.Sokağımızda ,yolumuzu da,evimizi de...işimizi de .

“İşlerinizi, amellerinizi, görevlerinizi en güzel biçimde yapın. Allah işlerini, görevlerini en güzel biçimde yapanları sever.” (Bakara, 2/195)

“Elbette biz işini güzel yapanın ecrini zayi etmeyiz.” (Kehf, 18/30)

“Helâk edilen toplumların her birini kendi günahları yüzünden yakalayıp cezalandırdık:

Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var.

Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var.

Onlardan yere geçirdiklerimiz var.

Onlardan suda boğduklarımız var.

Allah onlara zulmediyor değildi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.” (Ankebût, 29/40)

Aklımızı başımıza almalıyız.Musibet bela ,sıkıntı başa gelmeden işimizi mazbut yapmalıyız,tedbirimizi almalıyız.Yoksa daha çok sel baskını ,daha çok sıkıntılarla karşılaşabiliriz .

RAHMET ZAHMETE DÖNÜŞMESİN... ALLAH  MEMLEKETİMİZİ VE İNSANLIĞI HER TÜR DOĞAL AFETLERDEN KORUSUN AMİN..       

    

8 OCAK 2017 /Ahmet GÖRGÜLÜ

DiYANET-SEN ŞB BŞK

 

 

Diyanetliler Platformu

Grup sayfamıza katılmak için >>> TIKLAYINIZ

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
AYIN VAAZI, Ramazan Bayramı Sunum Vaaz
AYIN VAAZI, Ramazan Bayramı Sunum Vaaz
Diyanet 25.06.2017 Tarihli bayram Namazı Hutbesi
Diyanet 25.06.2017 Tarihli bayram Namazı Hutbesi