Reklamı Geç
Advert

Peygamber Sevdalıları Salona Sığmadı

DİYANET HABER- Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle Ağrı’da ‘Kutlu Doğum Özel Programı’ düzenlendi. Yaklaşık beş bin kişinin salonu doldurduğu programa, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez katıldı.

Peygamber Sevdalıları Salona Sığmadı

Grup sayfamıza katılmak için >>> TIKLAYINIZ

DiniHaberler.com.tr:

Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle Ağrı’da ‘Kutlu Doğum Özel Programı’ düzenlendi. Yaklaşık beş bin kişinin salonu doldurduğu programa, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez katıldı.

Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Kültür ve Kongre Merkezinde Kuran’ı Kerim tilaveti ve salavatlarla başlayan ve Ağrılıların yoğun ilgi gösterdiği programda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Görmez,  salonu dolduran binlerce Ağrılıya, "Yüreklerinizde Ağrı Dağı kadar yüce tuttuğunuz Muhammed Mustafa sevgisi daim olsun" dedi.

"Bizim millet olarak Hz. Peygambere olan aşkımız, sevdamız, sevgimiz sonsuz...”

Biz millet olarak Resul'ü Ekrem'i başka sevmişiz. Millet olarak bizim Muhammed Mustafa'ya olan aşkımız, sevdamız, sevgimiz sonsuz. Türkülerimizde, ilahilerimizde, kasidelerimizde, edebiyatımızın her satırında biz Muhammed Mustafa aşkını terennüm etmişiz. Fuzulimiz Anadolu topraklarının şekillendiğini dahi Peygamber sevgisiyle izah etmiş. Fırat ve Dicle'nin deli deli akışını tasvir ederken bir an önce Arabistan sahralarına ulaşıp sevgililer sevgilisi Muhammed Mustafa'nın ayaklarının değdiği o kum tanelerine değmek için deli deli aktığını söylemiştir. Milletimiz tarih boyunca Peygamberimize başka bir sevgi, sevda ve aşkla bağlanmıştır. 

"Hz. Peygamberin hayatını her genç evladımızın okuması ve anlaması gerekiyor…”

Biz Diyanet olarak istedik ki, bu sevgi, bu sevda bilgiye, ilme, irfana, hikmete dönüşsün. Onun hayatını anlamak ve öyle yaşamak lazım. Mekke'de dünyaya gelişini, çocukluğunu, çocuklara olan sevgisini, arkadaşlığını anlayalım istedik. Onun hiçbir kötülüğe bulaşmayan muhteşem gençliğini ve gençlerle dostluğunu anlayalım istedik. Mekke'yi emin bir belde kılmak için, mazlumların yanında yer almak için erdemliler topluluğuna nasıl katıldığını Ağrı'da yaşayan her genç dostumuzun okuması lazım. İlk vahyi aldığında evine geldiğinde Hz. Hatice validemizin sözleri onun kırk yıllık hayatını özetliyor. Diyor ki Hz. Hatice validemiz 'Allah seni asla mahcup etmez. Çünkü sen hem akrabana hem bütün mevcudata, kainata rahmetle bakarsın. Yolda kalmış insanları hedefine götürürsün. Hiçbir şeyi olmayana kazandırırsın. Zayıf insanlara yardımcı olursun. Bütün zorluklara rağmen sen daima hakkın hakikatin yanında yer alırsın' Hayatının her anını her genç evladımızın okuması ve anlaması gerekiyor. Cahiliye kapılarını nasıl kapadığını, Hicret'iyle Yesrib köyünü nasıl medeniyete dönüştürdüğünü, Medine'yi nasıl açık bir üniversiteye dönüştürdüğünü okumamız lazım yeniden. Nasıl bir evlat, nasıl bir eş, nasıl bir baba, nasıl bir dost, arkadaş olduğunu yeniden okumalıyız. Savaşlara getirdiği ahlakı ve hukuku, veda hutbesinde insanlığa seslenişini yeniden okumak anlamak lazım ki, o muhabbetimiz ilme, irfana, hayata dönüşsün. 'Ey insanlar,  hepiniz Ademdensiniz Adem de topraktandır. Arab'ın Arap olmayana, Acem'in Arap'a, siyahın beyaza, beyazın siyaha üstünlüğü yoktur. Üstünlük sadece takvadadır' Sözünü bugün bütün insanlık yeniden okumalıdır.

“Hayatımızda imanı, emanı ve emaneti hakim kılamazsak bu üç kavramın zıddı olan küfür, korku ve ihanet hayatımıza hakim olur…”

Bu sene Kutlu Doğum Haftasının temasını 'Hz. Peygamber ve Güven Toplumu' olarak belirledik. Bizim medeniyetimizi üç kavram özetliyor: İman, eman ve emanet. Bu üç kavram hayatımıza hakim olmadığı zaman bunların zıddı hakim olur. İmanın zıddı küfür ve şirk, emanın zıddı korku ve zulüm, emanetin zıddı ihanet, fitne ve fesattır. Bu coğrafyadan imanın zıddı küfrü ve şirki, emanın zıddı korkuyu ve zulmü, emanetin zıddı ihaneti, fitneyi ve fesadı aramızdan kovalım. Emin Muhammed'in emin ümmeti olalım. Allah bizleri emin Peygamberin emin ümmeti kılar inşallah.

İmanın bize kazandırmak istediği eman ile birbirimize olan güveni yeniden inşa edelim…”

Bugün dünyamız bütün insanlık ailesi bir güven bunalımından geçiyor. Toplumlar topluma, insanı insana, komşu komşuya, dost dosta, arkadaş arkadaşa hatta kardeş kardeşe güvenini kaybetti. İmanın bize kazandırmak istediği eman ile birbirimize olan emanı yeniden inşa edelim. Güvenlik toplumu değil, güven toplumu olalım.

“Gönül evini koruyamaz, emanını sağlayamazsanız, ülkelerinizi de koruyamazsınız…”

İnsanlık bu güven bunalımını halletmek için silahlar icat ediyor. Bütün insanları katledecek kimyasal silahlar icat ediyor. Ülkeler sınırlarına güvenlik duvarları örüyor. Her yer kameralarla donatılıyor, izleniyor. Parmak izleri, göz retinası taranıyor. Ancak Hz. Muhammed'in insanlığa takdim ettiği reçete diyor ki, eğer siz kalplerin kalelerini güvene almazsanız şehirlerin kalelerini güvene alamazsınız. Gönül evini korumaz emanını sağlayamazsanız ülkelerinizi de koruyamazsınız. Allah'ın sağınıza solunuza yerleştirdiği ilahi kameraları yok sayarsanız, bütün her yeri kameralarla donatsanız da güvenliği sağlayamazsınız.

“İnsanın kalbine imanla emanı yerleştirmediğimizde kainatımızı da yeniden ihya edemeyiz…”

İnsanlığın ortak yurdu kainat güveni kaybediyor. Hırslarımızla kainatı da bozduk. Canlılara müdahale ettik. Toprağımız insanın servet tutkusuyla ifsat edilmeye başlandı. Yeniden insana, insanın kalbine dönmemiz lazım. İnsanın kalbine imanla emanı yerleştirmediğimizde kainatımızı da yeniden ihya edemeyiz.

“Mümin güvenen ve güvenilendir…”

İslam beldeleri barışı, iman beldeleri emanı kaybetti. Bağdat, Şam, Trablus, Sana kan ağlıyor. Ahlak ve hukuk tanımayan savaşlar kan dökmeye devam ediyor. Emin Peygamberin emin ümmeti olmak için onu yeniden hayatımıza taşımalıyız. 15 Temmuz'da ülkemizde bir ihanet, işgal ve darbe teşebbüsüne maruz kaldık. Bu ihanet girişiminde en büyük zararı İslam gördü. Genç kardeşlerimizin dine olan güveni sarsıldı. Allah'ın iman nimetinden sonra bize lütfettiği en büyük nimetin güven, eman olduğunu bilelim. Eğer iman kalesi sağlam olmazsa emanı sağlayamayız. Aynı zamanda mümin güvenen ve güvenilendir. Aramızdaki farklılıklar dil, ırk, servet bizim kardeşliğimizi ortadan kaldıramaz, biz İslam'ın saf çocuklarıyız. Dili, ırkı, rengi, aşireti, kabilesi ne olursa olsun Ağrı'dan bütün dünyaya diyelim ki, 'Biz İslam'ın saf çocuklarıyız'

Allah imanı, emanı Ağrı'nın üzerinden, ülkemizin üzerinden, İslam coğrafyasının üzerinden eksik etmesin. Allah sonsuz bir güvenle birbirine kenetlenen kardeşler topluluğu olmayı nasip etsin. 

Ağrı Valisi Musa Işın, Ağrı İl Müftüsü İbrahim Gemici, Ağrı’dan ve çevre illerden çok sayıda Peygamber sevdalısının katıldığı program gül takdimiyle sona erdi.

 

Diyanetliler Platformu

Grup sayfamıza katılmak için >>> TIKLAYINIZ 

 
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
AYIN VAAZI, Ramazan Bayramı Sunum Vaaz
AYIN VAAZI, Ramazan Bayramı Sunum Vaaz
Diyanet 25.06.2017 Tarihli bayram Namazı Hutbesi
Diyanet 25.06.2017 Tarihli bayram Namazı Hutbesi