Advert
Advert
Nüfusunu Söyle Sana Kim Olduğunu Söyliyeyim
Murat Tekinalp

Nüfusunu Söyle Sana Kim Olduğunu Söyliyeyim

NÜFUSUNU SÖYLE SANA KİM OLDUĞUNU SÖYLİYEYİM…

“-Ana gibi yar; Daday gibi diyar olmaz.” demiş atalarımız. Aslında bu söz atalarımıza ait değil sadece tarafımdan uyarlanmış bir söz. Daday gibi bir diyarı gerçekten zor bulusunuz. Ama kıymetini bilen nerde? 1993 yılında Daday’a geldiğimde, çarşı merkezinde yukarıdan bağırsanız aşağıdaki insana sesinizi duyuramazdınız. Ama gelin görün şimdi elinize av tüfeğini alsanız saçmayla dolu fişeği atsanız insana değmiyor. (Buda Daday tabiridir.) Peki ne oldu bu Daday’a? Sihirli bir değnek dokunuşuyla siması nasıl bu kadar değişti? Bu insanlar nereye gittiler? Yazımızda bu konulara birazda olsa parmak basmaya çalışacağım. Nereden nereye geldiğimizin öz bir tablosunu çizeceğim açıkçası. Zülfüyâra dokunursam veya Sürç-i lisan edersem şimdiden af ola. Çünkü bu hale gelmemizde tüm Daday halkının kasketini önüne alıp düşünmesi lazım. Hepimizin az veya çok katkısı oldu bu duruma.

** ** ** ** **

Yeşilliklerin içinde bir inci. Yörenin geçimini doğrudan ve dolaylı da olsa sağladığı mükemmel bir işletme. 300 yatak kapasiteli mükemmel bir yatırım. 1965 yılında faaliyete geçmiş; adeta bir şaheser. 2005 yılından sonra faaliyetini hepten sona erdirdi. Peki dağ gibi bir yapıt içler acısı hale gelirken acaba biz ne yaptık? Uzun uzun sadece baktık, durduk. Buranın kapanmasından bütün halkımızın hepsi sorumludur. Bu yazıyı okuyan kardeşlerim şimdi soracaklar haklı olarak. Biz neden sorumlu olacağız? Siyasilerin ve bürokratların işidir, onlar uğraşsın? Bu tam bir nemelazımcılıktır? Bizde işte tamda bunu yaptık. Daday’ımızın derdiyle dertlenmedik. Sonuç dağ gibi Ballıdağ’ın kucağındaki yapıtı kaderine terk ettik; yetmedi koruyamadık bile. Ben kendi adıma çok utanıyorum ve dertleniyorum. Şimdi öksüz ve yetim mahur mahur tepeden ama sitemli bizi seyrediyor. Ben ise yine kafamı o tarafa çeviremiyorum. Eğer bu hastane başka beldelerde olsaydı, inanın beldenin halkı bürokratların kapılarını aşındırır, bu konuyla alakalı bir kamuoyu bile oluştururlardı.

** ** ** ** **

İnsanlarımızı asgari müşterekte bile birleştiremedik. Neydi o asgari müşterek Daday sevdasıydı. Siyasi dünya görüşü veya maddi rant hırsı ve yahut başarılı proje sahibi müteşebbis ruhlu insanlarımızın hep önünü kestik. Birisi bir iş yapmaya kalksa hep biz ona set çektik, gem vurduk. İleriye gitme sevdalısı insanlarımıza çelme taktık. Başka beldelerde gördüğümüz hasletleri beldemize taşıyamadık. Sayısı azalan toplumun tercümanı yazarlarımızın değerini bilemedik. Bağrımızdan çıkardığımız bürokratların ve siyasilerle istişare edemedik.

ÖNCE AHLAK VE MANEVİYAT hamlesiyle yeşil dadayı mızı donatmamız lazım. Küçük günahların bile büyük yaralar açacağını aklımızdan çıkarmamız lazım. Dedikodu, gıybet, su-i zanı, haseti ve kini ve nefreti kendimize içten içe kılavuz yaptık. İnsanımız Kastamonu’ya sırf bu yüzden gitmek zorunda kaldı. Yıllar evvel yaptığım bir araştırmada ilçemizden göç edenlerinin sırf bu yüzden yani KAYBOLMAK için Dadayı terk ettiğini gördüğümde çok sinirlenmiştim. Bunu size bir örnekle daha da açayım isterseniz. Yıllar önce elinde kel simit yiyerek Daday sokaklarında dolaşan bir insana, “-Bakın filanın oğlu açlıktan simide düşmüş. Parasız kalmış zaten olacağı da buydu. Ondan her şey beklenir, ailesine bile bakamıyordu

zaten.” Gibi sözlerin ardından Daday’ı terk etmiş kardeşimiz. “-Kastamonu’da ne beni tanıyan var nede sorgulayan. Hem imkânlarım genişledi hem de simidimi canımın istediği zaman yiyebiliyorum. Ben kayboldum şimdi bir halk denizinde demekten de kendini alamıyor.” Demek ki sadece iş, aş vb sebeplerden ötürü terk de edilmiyormuş Daday’ımız.

Kastamonu’ya yakınlıkta bahane edildi kimi zaman. Belki etki vardı ama yukarda sıraladım veya sıralayacağım maddeler kadar etkisi yoktu bu maddenin. Yine de onu da söylemiş olayım. Belki benim aklıma gelmeyen onlarca madde sizlerin aklına gelecek. Şu da yazılsaydı denecek ama buna ne zaman nede satırlar yeter. İlçenin 30km gibi il merkezine yakın olması elinde fırsatı olanlar için tabi ki bir avantaj. Ama fırsattan yoksun ve ya dezavantajlı gruplar düşünüldüğünde il merkezindeki imkânların ivedilikle ilçemize inşa edilmesinin de elzem olduğu kanısındayım.

** ** ** ** **

Daday sevdalısı bürokratlarımızın da kıymetini bilemedik. Amir olsun, memur olsun işimize gelmeyenleri büyüklerimize şikâyet ederek tayinlerini çıkarttık veya kalplerini kırmak suretiyle hizmet aşk ve şevkini kırdık. Bir defasında görüştüğüm bir vekil bana şunu söylediğinde gerçekten içim sızladı. Şikâyetler yüzünden Memur tayini yapmaktan Dadaya hizmet etmeğe sıra gelmedi. Bunlar senelerdir yazmak istediğim ama yazamadığım şeylerdi. Daday’ı dert edinen, Daday sevdalısı insanların, bu aşkla hizmet edenlerle beraber atağa geçmesi gerekiyor. Ben hep öyle söylüyorum bu Daday’da bir ölü toprağı var veya bir yerden beddua almış. Artık silkelen Daday… Artık kendine gel… Senin muhtaç olduğun gücün, kendin de saklı. Çıkar artık içindeki bu zenginlikleri. Bırak niyet okumaları, kısır döngüleri, haset ve kini.

** ** ** ** **

Yazacaklarım inanın çok fazla. Ama bana ayrılan zaman ve zemin bu kadar. 2009 yılından beri söylediğim, belki söyleye söyleye dilimde tüy biten bir konu vardı. Geçen sayıda haberini gazetemizde gördüğümde inanın çok sevindim. 5 km çapındaki köylerin ilçe merkezine bağlanması hususu. Bu olay Daday’ımıza yeni bir renk ve heyecan katacağına olan inancım tam. Böylelikle nüfusumuzu yani ilçe merkezi nüfusumuzu tıpkı diğer ilçelerde örneklerinin olduğu gibi köylerin merkeze bağlanmasıyla biraz olsun arttırmamız lazım. Bu hamle 2009 yılında yapılmış olsaydı bugün birçok kamu kurumu ilçemizi terk etmemiş olacaktı. Bu bir başlangıç. İnanın bana ahlak ve maneviyatımızın temelini sağlam attıktan ve nüfusumuzu arttırdıktan sonra yapamayacağımız bir şey yok. Yeter ki biz isteyelim.

** ** ** ** **

Konakçılık, festivaller, otomobil(ralli) yarışları, off roadlar, klasik köy otelleri, organik meyve ve sebze kompleksleri, tarih turizmi, inanç turizmi, tırmanış ve kayak, pansiyon işletmeciliği, yabancı turistlerin ilçeye gelmesinin sağlanması, sağlık turizmi, vb aklıma ilk etapta gelen projelerle Dadayımız mükemmel bir canlılığa adım atacaktır. Ama silkelenip ayağa kalkması gerekmektedir. Ucuz hesaplar ve kısır döngülerle yine yılan hikayesine dönecek olursak işte o

zaman yarın ağlamaktan başka bize hiçbir şey kalmayacaktır. Olmasaydı sonumuz böyle diye diye çocuklarımıza, yarınlarımızın teminatı çocuklarımıza anlatırız eski hallerimizi.

Yeşil Dadayım eski şen, şakrak günlerine gerçekten kavuşabilir. Ben buna kalpten inanıyorum. Bu hiçte zor değil. Misafirperver insanlarımız, yeşil doğamız, mis gibi havamız daha sayamayacak onlarca nimet varken, elimize geçen ve önümüze gelen tüm imkânları değerlendirelim. Birbirimizle kenetleşelim, siyasi görüşü ve anlayışı ne olursa olsun asgari müştereğimiz olan dadayımız da birleşelim.

Yarınların, bizim ve DADAY’ımız için daha aydınlık ve güzel olması dilek ve temennilerimle;

Sağlıcakla kalın efendim…

Yüzünüz Hep Gülsün…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Hz. Lokman (a.s)'ın Oğluna Vaazı ve Bizim Bundan Alacağımız Dersler
Hz. Lokman (a.s)'ın Oğluna Vaazı ve Bizim Bundan Alacağımız Dersler
Haftanın Vaazı, Hz. LOKMAN ve ÖĞÜTLERİ
Haftanın Vaazı, Hz. LOKMAN ve ÖĞÜTLERİ