Reklamı Geç
Advert
SEMERCİ
Muhammedül Emin

SEMERCİ

Eski zamanlarda, Semerkand’da bir semer ustası, oğluyla beraber hem semer yapar, hem de eskiyen semerleri tamir eder, baba-oğul hayatlarını böylece devam ettirir giderlermiş. Semer ustası, mesleğinin alametlerinden olacak ki; çalışırken üzerinde oturduğu koltuğunu da semerden yapmış. Bu semerin gizli bir bölmesini de para kasası olarak kullanmaktaymış. Semerde kasa olduğunu oğlu dahil, kendisinden mada hiç kimse bilmezmiş.
Gel zaman git zaman, çalışılır kazanılır, paralar bu kasada biriktirilirmiş. Olacak bu ya, babanın ticaret için bir aylığına Semerkand’dan ayrılması icap etmiş. Depodaki semerleri ve dükkânı oğluna emanet bırakmış. Seyahate çıkmadan önce de oğluna, kendi kullandığı semerin asla satılmamasını sıkı sıkı tembihlemiş. Babası yokken oğul, sıkı sıkıya tembihlenen semerin haricindeki bütün semerleri satmış.
Fakat bir akşam, yolcunun biri gelmiş ve semer almak istemiş. Adamın ısrarlarına dayanamayan oğul, biraz da kâr ederim düşüncesiyle 10 akçe olan semeri 30 akçeye satıvermiş.
Baba seyahatten döndüğünde semerden yapma koltuğunun olmadığını görünce; nerede olduğunu sormuş. Oğul, satmak mecburiyetinde kaldığını ama üç katı kâr ettiğini heyecanla ve övünerek anlatınca babası şaşkına dönmüş, bayılmamak için kendini zor tutmuş.
Kimseye bir şey söylemese de için için yanmaya başlayan baba, işi gücü bırakmış… Semerkand, Buhara, gezmedik yer, uğramadık han bırakmamış; ama ne çare ki içi altın dolu semerini bulamamış. Semercinin kaç ay, kaç sene gezdiği bilinmez. Ama yorulduğu belli ki şu beyit dökülmüş dilinden:

Dizimde kalmadı takat, nasip arayı arayı.
Dolandırdı bizi kısmet, Semerkand’ı Buhara’yı…

Semeri bulamayacağına kanaat getiren baba, eve dönerek yeniden işe koyulmuş. Semer yapıp satmaya ve tamir etmeye devam etmiş. Gel zaman git zaman, bir semer eskitecek kadar vakit geçmiş…
Bir gün, bir adam semer tamir ettirmek için dükkâna gelmiş. Tüccar, seneler önce kaybettiği semerini tanımış ama hiç belli etmemiş. Semer sahibine:
“Bu semer çok eskimiş, tamir olmaz, ben size yeni bir semer vereyim; bu bende kalsın” deyip semeri geri almak istemiş. Bu duruma çok sevinen semer sahibi, eskisini verip yeni semeri alıp gitmiş. Hemen semerini kontrol eden tüccar, parasını yerinde görünce derin bir nefes almış “Elhamdülillah” deyip rahatlamış. Pek sevinçle şu beyti mırıldanmış:

Ne lazımdır sana gezmek; Semerkand’ı Buhara’yı.
Sana taksim olan kısmet; gelir arayı arayı…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Diyanet İşleri Başkanı Görmez'den Ramazan Bayramı mesajı
Diyanet İşleri Başkanı Görmez'den Ramazan Bayramı mesajı
Diyanet 25.06.2017 Tarihli bayram Namazı Hutbesi
Diyanet 25.06.2017 Tarihli bayram Namazı Hutbesi