Reklamı Geç
Advert
ŞEMSİYEMİ TAKARIM HAYATIMA BAKARIM
Ayşe KAŞ

ŞEMSİYEMİ TAKARIM HAYATIMA BAKARIM

Yüzlerini  Rahmanın kıblesine çevirenlerin gönüllerini ondan mahrum bırakmamaları ne güzel olurdu. Allah’la barşık nesillerin savaş meydanlarına gönderecek ne kini ne de nefreti bulunurdu. Allah’a arz edilmş makbul amalleri olsaydı insanığın şimdi stres, depresyon vs hastalıklarla ne işi olurdu?

Ariflerin mana aleminde Kur’an kandillleri ışığında her gece virdlerinde, tefekkürlerinde kendilerini aramaları ve özlerinde saklı ilahi şifreleri keşfetmeleri  bugün unutulmasa…Hüznün yanına uğramadığı kmse yokken duyulmamışkan şu fani dünyada, imanını hüznüne siper edebilen erenlerden nişan almağa hevesli canlar vücuda gelebilse… Birbilrini yıkayan eller gibi kardeşlerinde günahtan, fısktan bir şey kalmasın diye latif ve nezih yaşamlara sürükleyen İslam toplumu olmak için gayrete gelmeliyiz cümleten.

Hayatlarını duayla imar edebilmek için, hallerini edep zinetiyle zinetleyen Saadet Asrının mümtaz sakinlerini ölçü aldıktan sonra gam çekmeye ne hacet?  “Bize Sevgili’den gelen sıkıntı şeker gibi tatlıdır…Biliriz ki, o sıkıntının içinde ne sırlar, ne güzellikler saklıdır! Ölmeden önce ölebilen canların, aşkla rehberlik ettikleri yegane çaba budur:” İnsanı dini atmosferde künhüyle bütünlnmiş bir mutlu yaşamda harmanlayıp, latif değerlerde mecz etmek.”

İnsan, düşünce gemisini ilahi bir rotaya uymadan nasıl yürütsün bu kabil şey değildir? O’nun yaratıcıya muhtaçlığını kavraması, adem olarak yokluktan var olduğunu anlaması, Sultan Gücün nakışladığı varlıklar aleminde, zihnindeki daimi çağrışımın, fıtratındaki sonsuz talebin “Allah var ve ben O’na tapınmaya muhtacım! Onun sevgisi benim biricik tesellim ve O’nun yardımıyla yaşama sanatını en güzel şekilde icra edebilirim.” Demesi ona yazılan reçetenin açık izahından ibarettir.

Şu halde elbette Allah diyen mahrum kalmaz. Allah, (C.C) Zatına yürüyerek gidenlere koşarak, koşarak gidenlere uçarak giden bir azametli ve engin rahmetin sahibidir amenna… Hanif Dinin sakinleri şunu özümsediler tarih boyunca: “Müslüman, yaşadığı dünya hayatı boyunca Allah’a halife olarak yaratılmış ve bu ulvi görevle diğer insanlardan yarıştırılmıştır. Müslüman, madem ki, yeryüzünde şeytana muhalefet ederek, ilahi buyrukların galebe çalması için kutlu bir mücadeleye girerek, Rabbinin temsilcisi olacak, o zaman bu görevi yapmakla erişilmez makamlara da adım atacaktır. Belki bugün, bir spor müsabakasındaki nihai hedef “UEFA Dünya Kupası” dahi onun varacağı makamın ve alacağı ödülün yanında sinek vızıltısı kadar bile yer tutmayacaktır.

O halde, nedir müslümanı bu dinin gereklerinin layıkıyla icracısı olmaktan alıkoyan? Hep başkaları için söylenilmiş algısıyla kıssa ediliyorsa menkıbeler eğer; hiç nefisleri muhatap almıyorsa hatipler veya davetçiler…Orada durup düşünmek lazım, “Ey iman edenler yapmadıklarınızı niçin söylüyorsunuz?” ayeti tecelli etmiş demektir. Bu minvalde oturup bir hesaba girişmeli müslüman, hem de ince bir hesaba. O çok kıymetli ebedi nimetler için bu kıymetsiz geçici nimetlere dört kolla sarılmak akıl karı değildir…Yok öyle kolaya kaçmak sadece konuşmakla yürümez bu gemi? Zira yükü ağırdır insanın, mesuliyeti büyüktür…Yok öyle “Şemsiyemi takarım güneşime bakarım” dercesine kolaya kaçmak yok öyle…

Ayşe Ciplioğlu Kaş

 

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Haftanın Hutbesi, 'ÖMRÜMÜZÜ RAMAZAN KILABİLMEK'
Haftanın Hutbesi, 'ÖMRÜMÜZÜ RAMAZAN KILABİLMEK'
Diyanet 23.06.2017 Tarihli Cuma Hutbesi
Diyanet 23.06.2017 Tarihli Cuma Hutbesi