Reklamı Geç
Advert
Osman, Bak Git!
Mehmet Emin GÖKTEPE

Osman, Bak Git!

"Çok konuşanın hatası da çok olur.

Hatası çok olanın utanması azalır.

 Utanması az olanın verâsı da az olur.

Verâsı az olanın da kalbi ölür."

Hz. Ömer (r.a.)

 

TGRT Haber ekranlarında 30.05.2017 tarihinde yayınlanan Huzura Doğru adlı programda Osman Ünlü, skandal ifadeler sarf etti. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Camilerle ilgili bir takım projelerini eleştirirken ipin ucunu kaçıran Ünlü, Diyanet'e ağza alınmayacak ağır hakaretlerde bulundu. Ünlü, Kimi camilerde hayata geçirilen proje ile camilerin ifsat edildiğini iddia ederek, "İnsanları camiye çekecekler. Camilere oyun alanları yapıldı. Cemaat orada namaz kılıyor, çocuklar burada oyun oynuyor. Caiz mi değil... Bunu söyleyince 'adamlar ne güzel etkinlik yapıyor' diyorlar. Senin etkinliğin batsın ya! Ne etkinliği bu. Yaptığın iş camiyi bozmak. Affedersin camiyi yarın kerhane haline getirmek." dedi.[1]

 

 

Bu Saldırı Niye?

TGRT ve iltisakı bulunan diğer medya organları planlı bir şekilde son zamanlarda işi gücü bıraktılar, olanca güçleriyle Diyanet'e saldırıyorlar. Kutlu Doğum Haftası'nı bir Fetö projesi olduğu yaygarasını koparan, 4-5 Yıl önce hediye edilen bir esere ithaf yazısı yazdı diye Diyanet İşleri Başkanı Sayın Mehmet GÖRMEZ'i Fetö'cü ilan eden de bunlardı. Şimdi de kafayı camiye gelen çocuklara taktılar.

Sanırsınız kendileri geliyor da çocukların çıkardığı seslerden rahatsız oluyorlar! Hayır efendim bunlar zaten cami cemaati değiller. Buradan iddia ediyorum, bunlar ve diğer bütün cemaatler, kendi yaptırdıkları cami/mescitlerde kendi imamlarının arkasında namaz kılıyorlar. Kimileri sadece cuma ve bayram namazları için camilerimize 'teşrif' etseler de büyük bir kısmı bu namazları da 'kapalı devre' ortamlarda kılarlar. Allah kabul etsin, ne diyelim? Ama bunlar Diyanet'e de, İmam-Hatip Liselerine de karşılar. Diyanet'e bağlı camilere ölseler dahi gelmiyorlar, 'ölseler' ifadesini abartı için değil, bilerek kullanıyorum, zira cenazeleri de genelde kendi camilerinden kalkar. Belki çok meşhur olanlarınki ancak camilerimize uğrar. O da protokol hatırına ve lütfendir. Dolayısıyla camilerimize gelmedikleri için çocuklardan rahatsızlık duymaları mümkün değildir. Onlar için bir alan oluşturulması, kendilerine ait mekanda cıvıldaşmaları niye rahatsız etsin ki? Maksat farklı; demek istiyorlar ki, "Biz gitmiyoruz, çocuklar da gitmesin!

Cemaat Camide Güzel!

Samimi olarak İslam'a hizmet eden her kurum ve kuruluşun başımızın üzerinde yeri vardır. Adı ne olursa olsun, dernek olabilir, vakıf olabilir, gazete, dergi, v.s. olabilir. Ama cemaat olmamalıdır. Cemaat tektir, o da Ehl-i Sünnet ve'l cemaat'tir. Cemaatin yeri ise camilerdir. Camimiz tektir, herkes orada cem' olur. Cuma namazları orada kılınır. Diğerleri 'Mescid-i Dırar'dır. Bütün cemaatlere şu sloganla sesleniyorum: "Kap cemaatini, kop camiye!"

Tasavvuf mu, O da Ne?

Bu millet ne çektiyse bu cemaatçilikten çekmiştir. Dikkat ederseniz, hemen hepsi masum bir sufi oluşumla yola çıkmıştır. Kendisine, liderinden mülhem bir de ad bulur. Üç-beş derken iş, rekabete döner ve artık cemaattir. Raydan çıkma bundan sonra başlar hep. Kimi çelik tencere, tava ile, kimi akupunktur, temizlik robotu, su arıtıcısı gibi ıvır-zıvırla aşama kaydeder. Ve işte karşınızda kooperatif birlikteliği, şirketleşmeler, holdingleşmeler derken, bir de bakmışınız devinime uğrayarak dünyevileşmiş devasa bir yapı. Tasavvuf nerde nerede kaldı efendiler? El-cevap: "Ticaret haram mı ki?"  Amenna, elbet haram değil, ama cevap yanlış, "Sizlere ömür!" olmalıydı.  Zaten hiç olmamıştı ki, o sadece araçtı.

TGRT de böyle başladı. Harcında saf (halis)  Müslümanların dişinden tırnağından artırdıkları vardır. Maksat, çok kanallı televizyon yayınlarına geçildiği 80'li yıllarda, 'dini hassasiyetlere sahip bir TV kanalı olsun'du. Osman ÜNLÜ, orada ünlendi. 'Huzura Doğru' diye başladı, ama kimin huzuruna doğru götürdü, herkes gördü. Faizli banka reklamları, Seda SAYAN'lı iç açıcı (!) yayınlar derken, bu örgüt, milletin saf duygularına ihanet etti. Malum Sivas olaylarında[2] büyük tahrikle meydana koşan (ve bugün kim/kimler tarafından kurgulandığı aşikar olan) kalabalıktan yüzlerce insanı zoomlayarak kameralara kaydedip sonra bu kayıtları büyük paralarla dönemin istihbarat kaynaklarına satan bir örgüttür bu. Kılı kırk yaran bu hassas sufiler(!), sırf o gün meydanda oldukları için halen hapishanelerde sürünen onca masumun hakkını nasıl ödeyecektir? Bununla da kalmadılar, garibanların kuruşlarıyla kurulan kanalı, Amerikan medya şirketi FOX'a sattılar. FOX'tan bu gün ne kadar 'huzur' duyuyorsak, bunu TGRT'ye ve onun 'İHLAS'lı  ve 'Işık'lı yöneticilerine borçluyuz. Ünlü Osman'ın da bu 'huzur'da payı olsa gerekir. Çünkü bütün bu çetrefilli işlerde fetvayı O'ndan değil de kimden almışlarıdır?

Osman, bak git!

Bir başka cemaat faciasını kaldırmaya bu milletin takati kalmamıştır.

Ya gel yanımızda saf tut, ya da çek git, uzak dur!

Huzuruna götürdüklerinle huzur bul sen!

Huzurumuzu da çocuklarımızın huzurunu da bozma!

Ha! Bir de; sen, camine almadığın o çocuklara söyle, bizim kapımız onlar için ardına kadar açıktır, bize gelsinler. İster saf tutsunlar ister oyun alanlarında eğlensinler. Cıvıltıları melek sesi gibidir. Yarın onlardan biri belki de en ön safa,mihraba geçecektir.

Gelsinler, hep gelsinler... Zira, Sırtındaki çocuğun zevki yarıda kesilmesin diye secdesini uzatan bir Peygamberin[3] ümmetine çocukları camiden uzaklaştırmak değil, kubbelerin altında onlara cömertçe yer açmak yakışır.

 

M. Emin GÖKTEPE

01.05.2017

 

[1]  Şahsen izledim, işittim ve utandım. Diyanet mensubu olarak rencide oldum. Derhal sorumlu bir vatandaş olarak yasal hakkımı kullandım. RTÜK'e başvurarak gerekli incelemenin yapılmasını talep ettim.

[2]  Madımak Oteli Yangını (2 Temmuz 1993). Ayrıntılar için bkz. http://belgelerlegercektarih.com/2012/10/28/19-yillik-yalan-sivas-madimak-oteli-katliami/

[3] Ebû Katâde (r.a.)’den; demiştir ki: "Biz öğle yahut da ikindi namazı için Resûlullah (a.s.)'i beklemekteydik. Bilâl de Peygamberimizi namaza davet etmiş iken bir de baktık ki, kızının (Zeynep) kızı Ümâme binti Ebi’l-Âs omzunda olarak mescide girip namaz kılacağı yere durdu. (Ona, uyarak) biz de arkasına durduk. Ümâme ise, bulunduğu yerde (yani Resûlullah (a.s.)’ın omzunda) duruyordu. (Resûlullah (a.s.)) tekbir aldı. Biz de tekbir aldık. Resûlullah (a.s.) rükû’a varmak isteyince onu tuttu (omzundan aşağı) indirdi. Sonra rükû ve secdeye vardı. Secdeyi bitirip de ayağa kalkmak isteyince Ümâme’yi yine (eski) yerine yani omzuna koydu. Resûlullah namazı bitirinceye kadar her rekâtta bunu yapmaya devam etti.” (Ebu Dâvûd, Salât, 164-165; Nesâî, İmamet, 37.)

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Mustafa     2017-06-03 Hayy Allah razı olsun sizden. Ağzınıza ve kaleminize sağlık. Böyle hurafe ve batıl inanç düşkünlerinin yalan ve iftiralarını böyle delilli ve ispatlı bir şekilde ortaya koymuşsunuz ya mükemmel olmuş. Huzura doğru giderlerken milleti huzursuzluğa götüren hurafe bidat düşkünlerine haddini bildirmeniz çok yerinde olmuş. Teşekkür ediyorum. Ama şunu bilin ki Ehl-i sünnet savunuculuğu yapıyor gibi görünürken milleti ehl-i dalalete götürenler her zaman olacaktır. Allah'a emanet olunuz.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Haftanın Hutbesi, 'ÖMRÜMÜZÜ RAMAZAN KILABİLMEK'
Haftanın Hutbesi, 'ÖMRÜMÜZÜ RAMAZAN KILABİLMEK'
Diyanet 23.06.2017 Tarihli Cuma Hutbesi
Diyanet 23.06.2017 Tarihli Cuma Hutbesi