ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler

Konya’nın denizi Beyşehir

Zirveleri dört mevsim karlı dağlarla çevrelenen Anadolu’nun üçüncü büyük gölü Beyşehir, tarihî mirasıyla tabiatın ortasında bir...

Konya’nın denizi Beyşehir
  • 26 Eylül 2015, Cumartesi 0:57

Konya’nın Akdeniz kesimindeki Göller Bölgesi’nde ve Orta Toroslar’ın hemen eteklerinde yer alan Beyşehir; doğusundan Erenler, kuzeyinden Sultan Dağları ile çevrili kapalı bir havza konumunda. Yaklaşık 650 kilometrekarelik alana yayılan göl, bölge coğrafyasına apayrı bir özellik vererek, onu bozkır manzarasından kurtarıyor. Kıyıları otel, restoran, çay bahçesi ve ferah parklarla dolu olan göl, yüzmeye de elverişli. 1993 yılında milli park ilan edilen göldeki irili ufaklı adacıklar çeşitli kuş ve bitki türlerinin de yaşama alanı. Hititlerden Selçuklu ve Osmanlı’ya kadar pek çok uygarlığa tanıklık eden göl, sonbahar seyahatleri için harika bir seçenek.

Beyşehir Gölü’nün çiçekli kıyıları sabah saatlerinde çok keyifli. İşte 15 gözlü Beyşehir Köprüsü tam karşımızda. 1908-14 yılları arasında regülatör ve baraj sisteminin bir parçası olarak inşa edilen bu ilginç kemerli köprü, tam 14 sütun üzerine oturtulmuş. Köprünün hemen arkasındaki yeşil alan ise yürüyüş yolları, piknik alanları ve büfeleriyle tam bir dinlencelik. Civardaki balık lokantalarının sayısı öyle çok ki sanki Konya’nın bir ilçesinde değil, bir sahil kasabasındayız.

Beyşehir’de her köşe başı bir açık hava pazarı gibi. Civar köylerden gelenler, peynir, süt, tereyağı, yumurta ve taze dağ otlarına alıcı bulmaya çalışıyor. Yeni sahibini arayan el yapımı hasır kilimler ve atlas yorganların renkleri ise gözalıcı. Geçmişi ilk çağlara kadar uzanan Beyşehir, Malazgirt Savaşı’ndan sonra Türklerin hâkimiyetine girmiş. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat, bugün Gölyaka diye anılan yerde Kubadâbâd kentini kurmuş. Anadolu Selçuklu devrinde büyük önem kazanan şehrin görkemli sarayından günümüze sadece duvar kalıntıları kalmış.

Göl yakınlarındaki bir diğer kültürel mirasımız, Eşrefoğlu Camii. 13. yüzyılda inşa edilen bu muhteşem eser, aslında türbesi, bedesteni, hamamı, medresesi, sebili ve kütüphanesiyle büyük bir külliyenin parçası. Anadolu’nun ağaç çatı ve direkli düz tavanlı ulu camilerinin en büyüğü olan mabet, anıtsal taç kapısı ve zarif kalem işleriyle gerçekten benzersiz. Selçuklu dönemine özgü firuze çinilerle kaplı mihrap ve abanoz ağacından yapılıp kündekârî tekniği ile süslenen minber, caminin en güzel unsurlarından.

Anadolu’nun en önemli tatlı su kaynaklarından biri olan gölün çevresindeki Yeşildağ ilçe merkezine 33 kilometre uzaklıktaki kasabanın Leylekler Vadisi olarak anılması boşuna değil. Evlerin damlarına ve ağaçların dallarına yuvalarını yerleştiren leylekler, ilkbahar aylarında buraya gelip yumurtluyorlar. Kışa kadar göl kıyısında özgürce gezinen leylekler, fotoğraf tutkunlarının da yakın ilgisini çekiyor.

Gedikli’ye doğru yola devam ederseniz, birbirinden güzel göl köyleri arasında kıvrılarak ilerleyen yol, çok sayıda sakin koyun kıyısından geçiyor. Yer yer insan boyuna ulaşan sazlıklar ve gölün yüzeyinde titreşen pastel renkler eşliğinde Gedikli’ye ulaşırsınız. Burası, üzerinde yerleşim olan tek Beyşehir adası Mada’ya geçiş noktalarından biri. 35 hanede, yaklaşık ikiyüz kişinin yaşadığı adanın ahalisinin büyük bölümü 19. yüzyılda Rusya’dan gelen Kazak Türklerinden oluşuyor. Balıkçılık ve tarımla geçinen Madalılar, ihtiyaçlarını cuma günleri kurulan Gedikli Pazarı’ndan karşılıyor. Beyşehir’deki keşif yolculuğu Fasıllar Köyü ile sürüyor. İlçenin 18 kilometre doğusundaki köy, Roma dönemine ait birçok eseri içine alan Misthia kenti harabelerini barındırıyor. Alanda Hititlerden Bizans’a kadar uzanan yelpazede birçok abidevî bina yer alıyor.

Sazan ve levrek başta olmak üzere gölde yetişen çeşitli tatlı su balıkları, Beyşehir’de önemli bir kesime istihdam sağlıyor. Genellikle erkekler teknelerle göle açılırken, kadınlar ağları hazırlıyor. Eflatunpınarı Anıtı, Sadıkhacı beldesi sınırları içerisinde, Beyşehir - Şakirağaç yolunun 16. kilometresinde bulunuyor. Yoldan kuzeybatı yönünde altı kilometre içeride yer alan tarihî alana levhalar takip edilerek ulaşılabiliyor. Kazılar sonucu çıkarılmış antik bir havuzun içinde bulunan abide, 20'ye yakın büyük taş bloktan oluşuyor. Hitit’e has aslan heykelleriyle dikkat çeken anıtta, çok sayıda kral, asker, kadın ve hayvan kabartması yer alıyor.

Keyifli bir tarih gezisinden sonra Beyşehir Gölü’nde tur atmak ve civardaki adaları gezmek isterseniz, tekne kiralayabilirsiniz. Genellikle sabah ve akşamüstü saatlerinde yapılan tekne turları Kız Kalesi, Pınarlı Adası, Hacıakif Adası ile Karaburun güzergâhını içeriyor. Tekne turlarının cazibelerinden biri de bolca yüzme molası verilebilmesi. Beyşehir’de günbatımının güzelliği dillere destan. Göl, güneşin batış süresi ve renkleri açısından dünyanın en güzel seyir alanlarından biri. Beyşehir, belki de bu yüzden şu sözü slogan edinmiş: Güneşin koşarak doğup hüzünle battığı şehir…

 

 

 

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor
NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık