Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler

Kuşların konamadığı cami: Şemsi Paşa Camii

Mimar Sinan´ın İstanbul´daki en etkileyici eserleri arasında yer alan Şemsi Paşa Camii, mimari bir dehanın ürünü olarak kuşların konmadığı bir yapı olma özelliğini koruyor. Caminin içindeki ince işçilik Osmanlı tarihinin silüetini günümüze yansıtıyor.

Kuşların konamadığı cami: Şemsi Paşa Camii
  • 19 Temmuz 2015, Pazar 18:30

İstanbul'un tarihi ilçelerinden biri olan Üsküdar'daki Şemsi Paşa Camii’nin adını duymamış olsanız da, geçerken mutlaka görmüşsünüzdür. Ki bence bu muhteşem yapı hikayesini ve mimari inceliklerini bilmemiz gereken kıymetli bir Mimar Sinan eseri...

Cami, türbe ve medreseden oluşan Şemsi Paşa Külliyesi, Mimar Sinan tarafından 1580 yılında inşaa edilmiş. Aynı zamanda Koca Sinan’ın hayatı boyunca yaptığı en küçük külliye olma özelliğini de taşıyor. Kuşkonmaz Camii olarak da bilinen bina, bütün yazma eserlerde Üsküdar’daki Şemsi Ahmet Paşa Camii şeklinde yer alıyor.

PAŞALARIN SÜREGELEN REKABETİ

Osmanlı döneminde tabiri caizse altın bir çağa imza atan Sinan'ın bu mimari eserinin de diğerlerinde olduğu gibi elbette bir hikayesi var. Camiye adını veren Şemsi Ahmet Paşa, 1500’lü yıllarda yaşamış olan sadrazam Sokullu Mehmet Paşa ile rekabet halinde olan titiz bir devlet adamıdır.

 İki kudretli paşanın bir araya geldiği günlerden birinde Sokullu Mehmet Paşa’nın Sultanahmet Camii’nin yanı başında yaptırdığı, Edirne’deki Selimiye Camii’nin minyatürü olan cami ile ilgili Şemsi Paşa Sokullu’ya “Efendim, bir cami yaptırmışsınız. Çok hoş ancak güvercinler camiyi pisletmişler” der. Sokullu da Şemsi Paşa’ya karşılık olarak “Efendim, Allah’ın yarattığı mahlukattır. Normal bir durum, engel olamazsın, olur böyle şeyler...” cevabını verir ve sohbetleri de böylece orada noktalanır.

LAF BİR KERE ÇIKTI AĞIZDAN

Gün gelir Şemsi Paşa da gelecek nesle kendinden bir hatıra kalsın diye cami yaptırmak ister. Aklına da Sokullu ile olan konuşması gelir. Kendi kendine ‘Eyvah! Ne yapacağız? Bir laf çıktı ağzımızdan bizi ne duruma düşürdü’ diye düşünür.

Buna çözüm bulmak için Mimar Sinan’ın kapısı çalınır. Şemsi Ahmet Paşa,Mimar Sinan’a “Ben vaktinde böyle böyle bir cümle sarfettim. Acaba üzerinde kuşların uçmayacağı bir yer bulunur mu” diye sorar. Mimar Sinan da Şemsi Paşa’ya öyle bir yerin olduğunu söyler.

KALEM İŞİ BEZEMELERLE SÜSLENMİŞ

Yapının sağında yer alan minaresi kesme taştan yapılmış olup, şerefesinin altı istalaktitlidir. Minare, caminin esas yapısı üzerinde, köşede yükselmektedir. Yapının sol tarafında yer alan türbenin cami yönüne bakan büyük penceresine bir demir şebeke yerleştirilmiştir. Bu geniş pencerenin iki yanına, duvara gömülü olarak dolapçıklar yapılmıştır. Cami süslemelerinde çini bulunmaz. Sadece kalem işi bezemelere yer verilmiştir. Caminin deniz tarafındaki duvarında çerçeve içinde muhafaza edilen “v” şeklindeki kumaşın ise Kâbe örtüsü olduğu cami yetkilileri tarafından ifade edilmektedir.

Yolunuz düşerse biliyorum ki siz de benim gibi oturup elbet bir kuş konacaktır diye bekleyeceksiniz, evet belki konacak ama saniyeler içinde onun da diğerleri gibi uçup gözden kaybolacağını göreceksiniz.

BOĞAZ'IN KENARINDAKİ KÖŞE

Sinan kısa bir araştırma ve gözlemden sonra mimari dehasını da kullanarak, Üsküdar’da kuzeyden ve güneyden gelen rüzgarların kesiştiği bir noktayı tespit eder. Bu noktada dalgaların kıyıya vurmasıyla oluşan titreşimleri inceler. Oluşan titreşimlerin kuşları rahatsız edeceğine kanat getiren usta mimar, caminin yapılacağı yeri kesin olarak belirler. Burası boğazın hemen kenarında sürekli rüzgar alan, dalgaların dövdüğü, bazen serin bazen de ılık olan bir noktadadır.

Şemsi Paşa Camii işte bu bölgeye inşa edilmiş ve o gün bugündür avlusuna kuşların konmadığı bir cami olmuştur. Halk tarafından Kuşkonmaz Camii adı da bundan dolayı verilmiştir.

DEMİR PARMAKLIKLI AVLU DUVARLARI

Küçük ölçekli tasarlanan caminin iç mekanı, sonradan eklenen görevli odası ve kadınlar bölümü nedeniyle bugün zor algılanır bir hale gelmiştir. Şemsi Paşa Camii avlusunun biri deniz tarafına, diğeri ise eskiden Tekel binalarının bulunduğu şimdiki parka bakan iki kapısı vardır. Tekel binaları tarafındaki kapıdan girildiğinde, sağ tarafta küçük bir hazire yer alır. Kesme taştan harpuştalı olarak yapılmış olan bu kapıların üzerinde kitabe yoktur. Avlu duvarlarında, klasik demir parmaklıklı pencereler bulunur. Avlunun, kuzey ve doğu tarafını ‘L’ şeklinde medrese çevirmiştir.

KEMERLİ CÜMLE KAPISINDAKİ KİTABE

Cami, kesme taştan, kare planlı ve kubbelidir. Kurşun kaplı kubbesi, dört pencereli, sekizgen bir kasnağa oturtulmuştur. Kasnağın dört yüzü, köşelerde olmak üzere, yarım kubbeciklerle takviye edilmiştir. Caminin son cemaat yeri ve sağ tarafı, on mermer sütunun taşıdığı bir revak ile çevrilmiştir. Revakların üzeri düzdür. Cami iki sıra pencerelidir; üst pencereleri vitraylıdır. Yarım kubbeleri ve mermer mihrabı istalaktitlidir. Sonradan yapılmış olan minberi ahşaptır. Kırmızı ve beyaz mermerden kemerli cümle kapısı üzerinde dört mısralı kitabe bulunmaktadır. Bu kapının sağ tarafında ise minare kapısı vardır.

Kaynak: Derya EKİNCİ PARLAK- BUGÜN GAZETESİ

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 1 Kızgın 0
Editör:

HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor
NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık