Asuman Düzgün

Asuman Düzgün

Mail: 42asuman@gmail.com

HAYATA GÜVENLİ BAĞLANMA

      İnsanı tarif etmenin bin bir çeşit yolu olsa da onu tanımanın yolunun genelde çocukluktan geçtiğini görüyoruz. İnsanın fihristesinin çocukluk çağında yazıldığını ve onu okuyarak  kişi hakkında sağlıklı bilgi sahibi olabileceğimizi yetkin ağızlardan duyuyoruz. Yaşamın herhangi bir döneminde kendimize yük ettiğimiz ve bizim için kapalı olan birçok kapının anahtarının çocukluğumuzda gizli olduğunu, o kapıyı açan maharetli bir ele denk geldiğimizde ancak görebiliyoruz. Bununla ilgili olarak insanın anayurdunun çocukluğu olduğu söylenir. Bu dönemin insan ömrü üzerinde gökyüzü kadar yer kapladığı ve her nereye gitse onu gördüğü, onunla bağlantıya geçtiği ve onun gölgesinde bir kişilik geliştirdiği artık bilinen bir gerçek diyebiliriz.

       İnsan hayatında çok önemli bir yere sahip olan bu dönem, aynı zamanda kişinin bir başkasına en fazla ihtiyaç duyduğu bir zaman dilimine tekabül ediyor. Canlılar içerisinde bakım verenine  en uzun süre insanoğlunun gereksinim duyduğunu biliyoruz. Benim 'ben' olabilmem için sana ihtiyacım var ilkesi, insanın varoluş sürecinde önemli bir yere sahip görülüyor. Ben ve öteki şeklinde gerçekleştirilen ilişkiler silsilesi ile hayata karşı bir duruş, bir bağ oluşuyor. Bir başkası ile kurduğumuz bu ilk bağı, kordon bağıyla  annemizle gerçekleştiriyoruz. Doğumla birlikte her ne kadar annemizden ayrılmış olsak da beslenme, sığınma ve güven ihtiyacımızın karşılanması için bizi bedenen doyurduğu kadar, ruhen de doyuracak bir duygusal bağ arayışımız devam ediyor.

       Anne ile başlanan bu bağ kurma çabası daha sonra baba ve diğer insanlar şeklinde devam ederek hayata karşı ilişki biçimimizi belirliyor. İlk başta  bizi tedirgin edip korkutan şey, gözlerimizi açtığımız bu dünyanın güvenilir bir yer olup olmadığını anlama telaşı oluyor. Kendimizi emniyette hissetmemizi ise annemizle veya temel ihtiyaçlarımızın karşılanmasında aktif rol oynayan kişi ile kurduğumuz ilişki biçimimiz belirliyor. Kendimizi ve diğer insanları nasıl gördüğümüzü belirleyen bu ilk ilişki ve ilk bağ acaba bebeklik döneminde  nasıl sağlıklı bir şekilde kurulabilir? Bu yazımızda bu konuyu ele almaya çalışacağız.

Öncelikle bağlanma ne demektir onu tanımlayalım: Bağlanma, kişinin diğer insanla kurduğu duygusal bir bağ demektir. Bebek açısından bağlanma ise, bebek ile bakımını yapan kişi arasında güven  temelli oluşan bir ilişki biçimidir diyebiliriz. Bu da çocuğun hayata karşı senkronizasyonunu düzenleyen bir unsurdur. Bağlanma sürecinin bazı kaynaklarda doğumdan itibaren iki yaşın sonuna kadar devam ettiği(1) ya da ilk 18 ay içinde gerçekleştiği  belirtilir. (2)

Bağlanma kuramı ile bilim dünyasında isminden söz ettiren John Bowlby' e göre anne, çocuğun sadece açlık güdüsünü doyurmak için yöneldiği bir figür değildir. Anne yoksunluğunun çocuğun hayatında oluşturduğu olumsuzlukları anlattığı bağlanma teorisinde, çocuktaki bağlanmanın yemek kadar, su kadar hayatî olduğundan bahseder. John Bowlby'nin bu bağlanma kuramı destekleyen bir dizi araştırma ve deney yapılmıştır. Bunlardan bir tanesi de Ainsworth ve arkadaşları (1978) tarafından yapılan 'Yabancı Durum' olarak bilinen bir deneydir. Bu çalışmaya göre çocuklar (12-20 aylık)sistemli olarak kısa aralıklarla önce annelerinden ayrılır, sonra bir yabancı ile yalnız bırakılır ve son olarak tekrar anneleri ile bir araya getirilirler. Deney sonucuna bağlı olarak, çocukların ayrılma ve yeniden birleşme ve yabancı ile yalnız kalma durumunda verdikleri tepkilere göre çocuklardaki bağlanma stillerinin farklı olduğunu ortaya koymuşlardır.

Bağlanma güvenli ve güvensiz olmak üzere ikiye ayrılıyor. Güvenli bağlanma, çocuğun ihtiyaçlarının zamanında ve yeterli derecede karşılanması ile gerçekleşiyor. Çocuğun dışa vurduğu her tepkinin bakım vereninde makes bulması ve onda bir karşılığının olduğunu görmesi güvenli bağlanma için önemli bir yer tutuyor. Kendisinin değerli olduğu hissi ile olumlu bir benlik geliştiriyor. Güvenli bağlanmada olumlu benlik, olumlu başkaları modelini esas alarak insanlarla güven temelli bir ilişki geliştiriyor. Güvenli bağlanmanın olabilmesi için bakım veren kişinin bebeğin ihtiyaçlarının karşılanmasında tutarlı olması gerekiyor. İhtiyaçları bazen karşılanıp bazen karşılanmayan çocuğun zihninde güvensizlik oluşuyor. Ya da bu dönemde temel ihtiyaçlarını ağlama ile bildiren bebeğin ağlamasının ciddiye alınmaması yine  güven duygusunu zedeleyebiliyor.Güven duygusunun olmadığı bir durumda ise aidiyet hissi gelişemiyor.Bebeğin kendi fıtratını ortaya koyabilmesi için bulunduğu aile ortamına kendisini ait  hissetmesi ise önemli görülüyor.

Güvenli bağlanan çocuk ileriki yaşantısında içten, samimi ilişkiler kurarak tutarlı davranışlar gösterme, yaşama karşı pozitif bir bakış açısı geliştirme becerisi ortaya koyabiliyor. Aynı zamanda bu kişilerin, karşısındaki insanın duygu dünyasına temas edebilen, empati becerisi gelişmiş insanlar oldukları görülüyor. Güvenli bağlanma ilişkisi çocuğa sağlıklı bir psikolojik gelişim imkanı da sağlayabiliyor. Güvenli bağlanan sağlıklı çocukların sadece insana değil; eşyaya, bitkiye, hayvana ve içinde yaşadığı kainata karşı nezaketle davranan ve onlarla uyum içinde yaşayan kişiler oldukları görülüyor.Bir diğer bağlanma türü olan güvensiz bağlanmada ise bebeğin ihtiyaçlarının yeterince karşılanmadığı için bebeğin yaşamsal bir kaygı duymaya başladığı görülür. Kişisel değersizlik duygusu ile örselenen bu çocuklar sosyal ilişkilerde çekingen, kaygılı ve gergin olabiliyorlar. Aynı zamanda kararsız ve karamsar bir kişilik örüntüsü geliştirmeye eğilim gösterebiliyorlar.

      Çocukların 0-2 yaş döneminde güvenli bir bağlanma gerçekleştirmeleri için aile içinde ilk deneyimleyecekleri  duygu,  güven duygusudur. Bunun için çocuğun ailem benim fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarımı yeterince karşılıyor ve beni olduğum gibi kabul ediyor fikrine sahip olmasını sağlayacak ev ortamı hazırlamak onlara güvenlik hissiyatı verecektir.

     Yine çocuklarda güvenli bağlanmayı tesis etmede anne ile bebek arasındaki tensel temas  önemli bir yer tutar.(3) Çocuk anneyi emerken onunla sadece midesini doyurmaz teninden de beslenerek ruhen de bir doygunluğa ulaşır. Bununla ilgili Harry Harlow' un gerçekleştirdiği  'maymun deneyi' bulunmaktadır. Bu deneye göre; anne maymun maketleri kullanılarak yavru maymunların tercihlerini etkileyen değişkenler saptanmaya çalışılmıştır. Deneylerde yer alan anne maymun maketlerinin bir kısmı yapay olarak ısıtılmış, diğerleri soğuk olarak bırakılmıştır. Deney, yavru maymunların ısıtılmış anne maketlerini seçtiklerini göstermektedir.(4) Bu deneyde anne kucağını çağrıştıran maketlerin tercih edilmesinde anne ile kurulan sıcak ten temasının önemi görülmüştür. Bebeğin anne tarafından kucaklanması güvenli bağlanmanın gerçekleşmesine yardımcı olacaktır. Bu konuda son zamanlarda üretilen ve anne kucağını yerine konmaya çalışılan her türlü bebek ürünlerini bir gözden geçirmek gerekir diye düşünüyorum. Güvenli bağlanma için özellikle bakım veren kişinin bebekten uzun süreli ayrılıktan kaçınması gerekir. Yine bu dönemde bebeğe bakım veren kişilerin çok sık değiştirilmemesi de tavsiye edilen konu başlıklarından bir tanesidir.

Yine güvenli bağlanma için bebeğin verdiği tepkilere duyarlı davranmak büyük önem arz eder. Duyarlı bir bakım verenin (güvenli bağlanmayı temsil eden figür)bebeğin mesaj ve sinyallerini algılayıp doğru yorumlayarak ihtiyacı ertelemeden istenildiği oranda karşılanması için çaba göstermesi gerekir.Bu dönemde çocukla temas içeren oyunlar oynamak da faydalı olacaktır. Annenin kendi sesi ile ninni söylemesi, göz teması kurması, gülümsemesi ve çocuğun gülümsemesine ayna olması güvenli bağlanma için önemlidir.

Son olarak diyebiliriz ki, bireyin sağlıklı bir kişilik yapısına sahip olması için, onun bakımından sorumlu ebeveynlerinin çocuğun her gelişim evresinin karakteristik özelliklerini bilmesi faydalı olacaktır. Böylelikle çocuğa karşı sergilenen tutum ve davranışlarda o dönemin ihtiyaçlarının neler olduğunun bilinerek hareket edilmesi ruh sağlığı yerinde, sağlam ve sağlıklı bir neslin oluşmasına zemin hazırlayacaktır. Zira her dönemde karşılanmayan ihtiyaçlar ilerde sağlıksız bir hâl olarak karşımıza çıkmaktadır. Vaktinde bakım vereniyle güvenli bağlanmayı gerçekleştirebilen bebeklerin hayata daha sağlam tutunduklarından yola çıkarak, ayakları yere sağlam basan ve hayata sımsıkı bağlanabilen çocuklar yetiştirebilmek duasıyla diyelim...

Asuman DÜZGÜN

Eğitimci-(Psk.Dan. ve Rehber Öğretmen)

Kaynaklar:

1-Yavuzer, H.,Çocuk ve Suç,Sayfa:109,Remzi Kitabevi, İstanbul, Ekim,1998

2_Güneş,A.,Güvenli Bağlanma,Sayfa:18,Timaş Yayınları,İstanbul,2014

3-Güneş,A.,Güvenli Bağlanma,Sayfa:38,Timaş Yayınları,İstanbul,2014

4-Aydın,Ayhan, Eğitim Psikolojisi,Sayfa:82,Ankara, Ağustos,2007

Yorum Yazın