ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler

Özgüven Patlaması Değil Özgüven Ahlakı Yaşayan Gençlik

Evet, şecaati sağlayan özgüvendir. İslam adına hedef ettiğimiz hayaller ya da önümüzde duran basit fakat beynimizde koca bir dağ gibi duran yollar ancak şecaatle(cesaretle) aşılır.

Özgüven Patlaması Değil Özgüven Ahlakı Yaşayan Gençlik
  • 23 Nisan 2016, Cumartesi 21:51
DiniHaberler.com.tr:    Yüce Allah’ın insana yüklediği bazı kodlar vardır. İnsan bu kodları güzel kullandığı taktirde kaliteli bir şahsiyete güzel kimlik kazandırır. İşte bu kodlardan bir tanesi de özgüvendir, özgüven ahlakıdır. Bir insanda özgüvenin bulunmamasının, çocukluğundaki başarısının görülmemesi ve takdir edilmemesi sonucu kendisine güven duymamasına dayandığı söylenir.

Özgüveni pekişmiş bir kimse ise güçlü bir irade ortaya koymakla bu hasletten beraber birçok yarar görür…

Güçlü bir iradeyi taşımakla birlikte her başarının, her cesur verici eylemin ve kendini yerli yerinde ifade edip, kendine güvenmenin sırrını taşır. Bu anlamda çağa örnek olacak geçmiş İslam âlimlerine ve imzalarının olduğu başarılara baktığımızda bunun arkasında yatan en önemli sebebin özgüven olduğu görülür. Bu anlamda özgüvenden yoksun bir gençlik topluma yarar adına bir şey de veremez. Çekingen bir yapıyla pasiflikle geri kalır ve monoton bir hayatın sahibi olur. Hem kendisinin hayatında hem de topluma sağlayacağı farklılığa dair hiçbir verimi olmaz. Bu açıdan özgüveni kalbimizin derinliklerine işleyip gerektiği yerde güzelce kullanmasını bilmeliyiz.

İslami konularda özgüveni eylemlerimizin başköşesine oturtmalıyız. Bir ameli utanç vesilesi olmaktan, o ameli toplum içinde sıkılgan ezik bir şekilde yapmaktan kurtaracak olan tek şey; özgüvendir. Camiye giden genç utana sıkıla gidiyorsa, genç bir kız başörtüsünü dışarıda utanarak takıyorsa; özgüvenin tam manasıyla gelişmediği, İslami farziyetlere taşınmadığı görülür. Bu anlamda yapılacak olan bir amelin öncesinde kişi kendisine özgüven aşılamalıdır. Ancak o içimizde oluşacak olan özgüvenle, birçok başarının üstesinden gelip, en güzel adımları özverili şekilde atabiliriz. Bu adım da aslında özveriyle şecaatin karışımı olacaktır.

Evet, şecaati sağlayan özgüvendir. İslam adına hedef ettiğimiz hayaller ya da önümüzde duran basit fakat beynimizde koca bir dağ gibi duran yollar ancak şecaatle(cesaretle) aşılır. İnsan her şeyi göze almakla birlikte o ilk adımın atılması elbette ki cesaret ister. İşte o şecaati oluşturma özgüvenle birebir alakalıdır. Ve Müslüman bir genç bu ahlakın hakkını vermek istiyorsa şu kaideye dört elle sarılmalıdır. Başarısı Allah’tandır. İşte bu kaide, özgüvenimize halel değdirmeyecek bir güzelliği taşır…

Yanlış anlaşılmamak için insanın kendisini ifade edememesi, hata yaparım korkusuyla hayırlı bir işe el atılmaması hep şecaat eksikliği ve paralel olarak özgüvenin bir insanda bulunmama halidir. Namazı daha sonra bırakırım korkusuyla namaza başlamama, ya da sonra açılırım korkusuyla örtünmemesi, hayata ve ahirete dair herhangi bir işten el etek çekmesidir. Hep hata yapmaya endeksli bir beyin yapmak istediği bir işe girişimde bulunamaz ve beyni hep hata üzerine çalıştığından yaptığında da hata yapma riski çok olur.

Bu açıdan bir gencin girişimci olması, benliğindeki şecaat eksikliğini gidermesi böylelikle özgüveni yüreğine kazıması elzemdir. Hakeza; özgüven yolundaki şecaat, bir insanın kendi eksikliklerini de gösterir. Kendi hata ve kusurlarını görme anlamındaki cesurlukta özgüven, ahlakının hakkını verir.

Özellikle Müslüman kimliğini haliyle, tavrıyla ve yaşantısıyla muhafaza eden gençlerde, özgüvenin olması gerekir. Malumdur ki gözlerin hala aşina olmadığı ‘hakkını veren’ tesettüre edilen çirkin lafları duyabiliyoruz zaman zaman. Hele ki doğusuyla batısıyla bir türlü kabullenemeyen kirli zihniyetin çocuklarının hâkim olduğu bölgelerde, gerek yüz ifadeleri ve gerekse sözlü saldırılar artık normal geliyordur bizlere. İşte tam bu sırada Allah’ın hoşnut olduğu bir tesettüre laf atıldığında orada özgüven konuşmalıdır. Pasif bir boyun eğiş görünümü ve ‘olması gerektiği yerde’ tek kelime etmeyen dil, özgüven eksikliği yaşıyordur. Ya da İslam dışı bir hayatı celp etmeye çalışanlara karşı, kendi hayatından razı olup bir adım geri atmayacağını belirtecek kadar güçlü bir özgüven görülmelidir. Bu ‘özgüven’ insanı daha çok dikkatli ve uyanık olmaya götürecektir.

Tabi her bir güzel ahlakın vasat çizgiden sapıp ifrat-tefrit çizgisine kayması o ahlakın bozulacağını gösterir. Her şeyin dozu ve ölçüsü olduğu gibi Allah’ın insana yüklediği kodlarda ve konumuzun özü olan özgüvende de bunun olması elzemdir. Özgüvenin çok aşırısı da bir patlamaya sebep olur ki bu da kibrin yeşerdiğini gösterir. Özgüven tek kanatlı olmak zorundadır ki şecaat kanadı kâfidir. Kibir kanadına da sahip olursa bu sefer uçar da kimsecikler tutamaz…

Özgüven patlaması belki çok ani bir olayda yaşanan hadisedir. Fakat insanın kendisine olan aşırı ve dozunu artıran özgüveni, her yerde ve her konumda patlama meydana getirebilir. Bu anlamda güzel olduğu kadar büyük bir tehlikesiyle de karşılanabilir. Kendinden çok emin olma, her işi başaracağını zannetme, benliğini konuların başrolü yaparak egonun tavan yapması veya özgüvenle konuştuğu ortamda kendi güzel hasletlerini hep dilinin ucuna getirip söyleme… Bir haslet korunmadığı taktirde nasıl da çirkin bir görüntü veriyor. Allah-u Teâlâ bu durumu ayetinde çok güzel tasvir ediyor:

“Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne dağlara boyca ulaşabilirsin.” (İsra / 37)

Özellikle heyecanın daha aktif olduğu gençler arası diyaloglarda özgüvenin varlığı hoş olduğu kadar, bunun ego kısmına rağbet etmesi de çok çirkindir. Belki de arkadaş çevresi dâhilinde bu gençlerde daha sık görülür. Özgüvenin kontrolü, dilin ve tavrın kontrolüdür aynı zamanda. Bu anlamda özgüvenin içindeki şecaat asla kibre dönüşmemelidir.

Yapıcı, daha güzel şeylere imza atma anlamında, kendini gerektiğinde güzel ifade etme ve savunulan değerlere güzel bir şekilde sahip çıkma anlamında bir özgüvendir bahsettiğimiz. Yoksa benliğini karşısındakinden daha üstün görürcesine, ya da amacı muhatabını mağlup etme gayesi taşıyan bir özgüven; dozunu aşmış, nefsin telkiniyle ateşlenmiş ve hastalıktan patlama derecesine gelmiştir. Bu anlamda özgüven ahlakı ve özgüven aşırılığındaki farklılığa dikkat edip özgüvenin güzelliğini benliğimizde taşımalı ve sergilemeliyiz…

Esra Toprak / Nisanur Dergisi - Ocak 2015 (38. Sayı)
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Editör:

HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor
NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık