Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler

Diyanet, peygamberi ve kitabını değil, iktidara hizmet etmeyi esas alıyor

İktidar partisine yakınlık duymayan yurttaşların önemli bir kısmı artık camiye, cuma namazına gitmiyor

Diyanet, peygamberi ve kitabını değil, iktidara hizmet etmeyi esas alıyor
  • 08 Ekim 2018, Pazartesi 23:05

Atatürkçü, Cumhuriyetçi İlahiyatçılar" oluşumunun öncülerinden ila­hi­yat­çı ve ya­zar Ce­mil Kı­lı­ç, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın iktidara yönelik tutumunu eleştirerek “Bu­gün Di­ya­net pey­gam­be­ri ve ki­ta­bı­nı esas al­ma­dı­ğı gibi si­ya­si ik­ti­da­ra hiz­met et­me­yi esas al­mak­ta­dır” iddiasında bulundu.

“Er­do­ğan, ‘Din Gö­rev­li­le­ri Haf­ta­sı’ mü­na­se­be­tiy­le ya­pı­lan tö­ren­de CHP li­de­ri­ne “Sen Ku­ra­n­’­dan, ezan­dan ne an­lar­sın” diye ses­len­di. Bu­nun üze­ri­ne Di­ya­net gö­rev­li­si cami imam­la­rı el­le­ri­ni pat­la­tır­ca­sı­na bu söz­le­ri al­kış­la­dı. Ger­çek bir Müs­lü­man, ger­çek bir mü­min gibi dav­ran­sa­lar­dı cum­hur­baş­ka­nı­nın o açık­la­ma­sı­nı en azın­dan ede­ben ses­siz­lik­le kar­şı­la­ma­la­rı ge­re­kir­di” değerlendirmesini dile getiren Cemil Kılıç, “İk­ti­dar par­ti­si­ne ya­kın­lık duy­ma­yan yurt­taş­la­rın önem­li bir kıs­mı ar­tık ca­mi­ye, cuma na­ma­zı­na git­mi­yor. ‘Biz ca­mi­le­ri Al­la­h­’ın evi bi­lir­dik, şim­di AK­P­’­nin evi ol­muş di­yen­le­rin sa­yı­sı ol­duk­ça faz­la” şeklinde konuştu.

Tunca Öğreten’in Medyapod’taki ‘Niye’ programı için yaptığı söyleşi şöyle:

Kısa bir süre önce açık­la­nan Sa­yış­tay ra­po­ru­na göre Di­ya­net, 256 bin lira faiz ge­li­ri elde etti. Bu bil­gi tep­ki­le­re ne­den olur­ken, Di­ya­ne­t­’­ten de açık­la­ma ge­cik­me­di ve ku­rum ken­di­si­ni şöy­le sa­vun­du: ‘Fa­iz­den ge­lir etme söz ko­nu­su de­ğil. Bu, per­so­ne­le öde­nen pa­ra­nın geri alı­mı sı­ra­sın­da dev­le­tin ka­sa­sı­nı za­ra­ra uğ­rat­ma­mak adı­na alı­nan bir fa­iz­dir.’ İsla­mi­yet ta­ra­fın­dan ya­sak­lan­mış fa­ize dair Di­ya­ne­t­’in bu açık­la­ma­sı sizi tat­min etti mi?

Di­ya­net İşle­ri Baş­kan­lı­ğı, laik dev­le­tin bir ku­ru­mu­dur. Laik dev­le­tin ku­ral­la­rı, ku­rul­la­rı çer­çe­ve­sin­de fa­ali­yet yü­rüt­mek­le yü­küm­lü­dür. Ana­ya­sa­’­da­ki gö­rev ala­nı da bel­li­dir. Buna rağ­men Di­ya­net kal­kıp, laik dev­le­tin ya­sa­la­rıy­la uy­gun­luk arz et­me­yecek şe­kil­de açık­la­ma­lar ya­pı­yor. Bun­lar­dan biri de faiz me­se­le­si. Üste­lik faiz me­se­le­si­ni Ku­ra­ni at­mos­fe­rin de dı­şın­da de­ğer­len­di­ri­yor, ken­di­le­riy­le çe­li­şi­yor­lar. Di­ya­ne­t­’in ken­di sa­vun­du­ğu gö­rü­şe göre fa­izin her tür­lü­sü, her ko­şul­da ha­ram­dır. Do­la­yı­sıy­la Di­ya­ne­t­’in bu açık­la­ma­sı on­la­rı kur­tar­maz. Ken­di ide­olo­ji­le­ri açı­sın­dan kur­tar­maz zira be­nim fa­ize ba­kı­şım fark­lı.

Si­zin ba­kı­şı­nız na­sıl? 

Ku­ra­n­’­da Riba kav­ra­mı var­dır ve as­lın­da bu eko­no­mi­de kul­la­nı­lan faiz kav­ra­mıy­la bi­re­bir ör­tüş­mez. Yani Hz. Pey­gam­ber ve Ku­ra­n­’ın ya­sak­la­dı­ğı faiz bu de­ğil­dir. Ku­ra­n­’­da­ki ta­nım­la­ma, ma­kul ol­ma­yan fa­hiş ar­tış­la­rı ve borç kö­le­li­ği­ni ifa­de eder. Zira o dö­nem­de te­fe­ci­le­re borç­la­rı­nı öde­ye­me­yen­ler te­fe­ci­nin kö­le­si olu­yor­lar­dı. Hat­ta te­fe­ci, borç­lu­nun kız ço­cu­ğu­nu alıp, bor­cun tah­sil edil­me­si kar­şı­lı­ğın­da ge­ne­lev­de ça­lış­tı­rı­yor­du. Ku­ran, işte bu ne­den­le ri­ba­yı yani borç kö­le­li­ği­ni ya­sak­la­dı. İşte bu yüz­den­dir ki, Di­ya­ne­t­’in fa­ize iliş­kin yap­tı­ğı izah­lar Ku­ra­n­’­dan onay alır izah­lar de­ğil. Bu ne­den­le Di­ya­ne­t­’in açık­la­ma­sı­nı ma­kul gö­re­mi­yo­rum.

Yine Sa­yış­tay ra­po­ru­na göre Di­ya­ne­t­’e top­lam­da 7.5 mil­yar lira öde­nek ve­ril­di. Bu tu­ta­rı 80 mil­yon­luk nü­fu­sa böl­dü­ğü­müz­de, kun­dak­ta­ki be­bek­ten Hris­ti­ya­na, Mu­se­vi­den ate­is­te her yurt­ta­şın ce­bin­den yıl­da 93 lira para çı­kı­yor. Bir din bu ka­dar ma­li­yet­li olur mu? Ya da bu ka­dar ma­li­yet­li bir dini in­san­lar la­yı­kıy­la ya­şa­ya­bi­li­yor mu?

Di­ya­ne­t­’e ha­kim olan dini yo­rum ve an­la­yış ke­sin­lik­le Ku­ra­ni ve Mu­ham­me­di de­ğil, tü­müy­le Eme­vi­le­rin İslam yo­ru­mu­dur. Bu yo­rum­la­ma­da da din, as­lın­da ide­olo­jik bir ay­gıt ola­rak kar­şı­mı­za çı­kı­yor. Yani ha­li­fe­nin, sul­ta­nın sal­ta­na­tı­nı daha ra­hat sür­dü­re­bil­me­si için hal­kın iti­ra­zı­nı bas­kı­la­ma ara­cı­dır. Di­ya­ne­t­’in, bu­gün böy­le­si­ne bü­yük bir büt­çey­le yap­tı­ğı da aynı şey­dir. Bu­gün Cum­hu­ri­yet çiz­gi­sin­den kop­muş, sa­da­kat­tan uzak bir ku­ru­ma dö­nüş­müş­tür. Ve hat­ta dev­rim kar­şı­tı kad­ro­la­rın eli­ne geç­miş­tir. Bi­li­yo­ruz ki Fet­hul­lah Gü­len de bir za­man­lar Di­ya­net ça­lı­şa­nıy­dı. Bu­gün Di­ya­net pey­gam­be­ri ve ki­ta­bı­nı esas al­ma­dı­ğı gibi si­ya­si ik­ti­da­ra hiz­met et­me­yi esas al­mak­ta­dır.

Na­sıl yani?

Ba­kın cuma na­maz­la­rın­da oku­nan hut­be­le­re, ta­ma­men ik­ti­dar par­ti­si­ni ve cum­hur­baş­ka­nı­nı des­tek­le­yen va­az­lar ve­ri­li­yor. He­nüz bir­kaç gün önce Cum­hur­baş­ka­nı Tay­yip Er­do­ğan, ‘Din Gö­rev­li­le­ri Haf­ta­sı’ mü­na­se­be­tiy­le ya­pı­lan tö­ren­de CHP li­de­ri­ne “Sen Ku­ra­n­’­dan, ezan­dan ne an­lar­sın diye ses­len­di. Bu­nun üze­ri­ne Di­ya­net gö­rev­li­si cami imam­la­rı el­le­ri­ni pat­la­tır­ca­sı­na bu söz­le­ri al­kış­la­dı. Ger­çek bir Müs­lü­man, ger­çek bir mü­min gibi dav­ran­sa­lar­dı cum­hur­baş­ka­nı­nın o açık­la­ma­sı­nı en azın­dan ede­ben ses­siz­lik­le kar­şı­la­ma­la­rı ge­re­kir­di. İmam­la­rın, si­ya­set üstü, her­ke­se eşit me­sa­fe­de ol­ma­sı ge­rek­mez mi? An­cak tam ter­si­ne o imam­lar mi­li­tan­ca dav­ran­dı­lar. İşte bu ne­den­le ik­ti­dar par­ti­si­ne ya­kın­lık duy­ma­yan yurt­taş­la­rın önem­li bir kıs­mı ar­tım ca­mi­ye, cuma na­ma­zı­na git­mi­yor. “Biz ca­mi­le­ri Al­la­h­’ın evi bi­lir­dik, şim­di AK­P­’­nin evi ol­muş” di­yen­le­rin sa­yı­sı ol­duk­ça faz­la.

Si­zin de ör­nek ver­di­ği­ni ko­nuş­ma­sın­da Er­do­ğan, ön­ce­ki dö­nem­ler­de ca­mi­le­rin ka­pı­la­rı­na ki­lit vu­rul­du­ğu­nu da söy­le­di. An­cak bu ko­nuş­ma­dan sa­at­ler önce AK­P­’­li Üskü­dar Be­le­di­ye­si, bir ca­mi­yi yık­tı. Hat­ta yı­kı­ma di­re­nen ma­hal­le­li­ye, cami ima­mı­na da TO­MA­’­dan taz­yik­li su sı­kıl­dı. Çoğun­lu­ğu Müs­lü­man olan bir ül­ke­de bu tür olay­la­rın ya­şan­ma­sı nor­mal mi siz­ce? 

Cum­hur­baş­ka­nı Er­do­ğa­n­’ın söy­lem­le­ri ger­çe­ği yan­sıt­mı­yor. Ma­ale­sef Tür­ki­ye­’­de ca­mi­le­rin ahır ola­rak kul­la­nıl­dı­ğı yö­nün­de­ki müf­te­ri­ce açık­la­ma­la­rı çok sık du­yar ol­duk. Evet, Cum­hu­ri­ye­t­’in ilk yıl­la­rın­da ca­mi­le­rin bir kıs­mı fark­lı iş­lev­ler­le kul­la­nıl­dı. Ca­mi­le­rin ih­ti­ya­ca göre kul­la­nıl­ma­sı her dö­nem­de ol­muş­tu. Pey­gam­ber efen­di­mi­zin dö­ne­min­de ca­mi­ler (mes­cid­ler) sa­de­ce na­maz kıl­mak için kul­la­nıl­ma­dı. Ca­mi­ler­de dü­ğün­ler, eği­tim ve öğ­re­tim fa­ali­yet­le­ri de ya­pıl­dı. Sa­vaş dö­nem­le­rin­de si­lah­lar da sak­lan­dı. Cami (mes­cid) de­di­ği­miz yer bir ta­pı­nak de­ğil­dir. Ha­ya­tın için­de­dir ve ha­ya­tın her ala­nın­da, İsla­m­’ın caiz gör­dü­ğü her şe­kil­de kul­la­nı­la­bi­lir. Ni­te­kim Cum­hu­ri­ye­t­’in ilk yıl­la­rın­da biz­de de ca­mi­ler sa­vaş sı­ra­sın­da si­lah sak­la­mak, buğ­day stok­la­mak ya da at­la­rı düş­man­dan giz­le­mek için kul­la­nıl­dı. An­cak bun­lar, hiç­bir za­man ca­mi­nin kut­sal­lı­ğı­na say­gı­sız­lık için ya­pıl­mış şey­ler de­ğil­di. Ba­kın bu­gün AKP ik­ti­da­rıy­la, ge­rek­ti­ğin­de cami yı­kı­la­bi­li­yor­muş onu da gör­dük.

Cum­hur­baş­ka­nı Er­do­ğan, az önce bah­set­ti­ği­miz ko­nuş­ma­sın­da “Mo­dern­leş­me dini has­sa­si­yet­le­ri­mi­zin ör­se­len­me­si­ne ne­den olu­yor. Cami mer­kez­li bir ha­ya­tı teş­vik et­me­li­yiz” de dedi. Siz­ce İsla­mi­ye­t­’i doğ­ru ya­şa­mak için bu­nun illa cami mer­kez­li ol­ma­sı mı ge­re­ki­yor?

Bu­ra­da ca­mi­le­re na­sıl bir an­lam yük­le­di­ği­niz çok önem­li. Cami, cami mer­kez­li ha­yat­ta ger­çek­ten adı­na ya­kı­şır şe­kil­de ma­bet ola­cak­sa, top­la­yı­cı­lık an­la­mın­da fonk­si­yon icra ede­cek­se, cum­hur­baş­ka­nı­nın söz­le­ri­ni des­tek­le­mek icap eder. An­cak siz ca­mi­le­ri si­ya­si pro­je­ni­zin bir un­su­ru ha­li­ne ge­ti­ri­yor­sa­nız, top­lum­da­ki fark­lı fi­kir­le­ri yok etme ve tek tip­leş­tir­me ama­cıy­la kul­la­nı­yor­sa­nız o za­man cami mer­kez­li ha­yat, İsla­mi bir ba­kı­şı yan­sıt­maz ve din­ci, fa­şi­zan bir an­la­yı­şa dö­nü­şür.

İsla­mi­ye­ti, hiç bil­me­yen bi­ri­ne ta­rif et­mek is­te­se­niz ve bu­nun için de yal­nız­ca üç ke­li­me kul­lan­ma hak­kı­nız olsa, han­gi­le­ri­ni se­çer­di­niz?

Ba­rış, ada­let ve eşit­lik. Bu üç söz­cük as­lın­da Mu­ham­me­di ve Ku­ra­ni İslam de­di­ği­miz yani Eme­vi­le­rin yoz­laş­tır­ma­dı­ğı, öz, ha­ki­ki, saf, duru İsla­m­’ı yan­sı­tan ifa­de­ler­dir. İslam, ke­li­me an­la­mı iti­ba­riy­le ba­rış de­mek­tir. Müs­lü­man da ba­rış içe­ri­sin­de olan. Müs­lü­man önce ken­di ken­diy­le ba­rış içe­ri­sin­de olan­dır. İnsan ve hay­van hak­la­rı ko­nu­sun­da has­sas olan­dır.

İkti­dar ve Di­ya­ne­t­’i bir ke­na­ra bı­ra­ka­cak olur­sak… Tür­ki­ye­’­de ken­di­ni Müs­lü­man ola­rak ta­nım­la­yan ço­ğun­luk, İsla­mi­ye­t­’i an­lat­tı­ğı­nız gibi ya­şı­yor mu?

As­lın­da Ku­ran, bu­gün için­de ol­du­ğu­muz top­lum­sal kri­zi çok ön­ce­den gör­müş. Pek çok ayet­te şu ge­çer: “İnsan­la­rın çoğu yan­lış yol­da­dır, fa­sık­tır, hi­da­yet­ten uzak­tır.” Bu­gün de böy­le… İsla­m­’ı ya­şa­ma ko­nu­sun­da da ma­ale­sef top­lu­mun bü­yük ço­ğun­lu­ğu Ku­ra­n­’ın is­te­di­ği; Mu­ham­me­di İslam çiz­gi­sin­de de­ğil. Ters­yüz edil­miş bir İslam ya­şa­nı­yor Tür­ki­ye­’­de.

Pey­gam­be­rin ya­şa­dı­ğı dö­ne­mi de işa­ret ede­rek so­ru­yo­rum… İsla­mi­ye­t­’­te ‘din gö­rev­li­si’ diye bir mes­lek var mı­dır? Sa­de­ce na­maz kıl­dır­dı­ğı için yurt­taş­la­rın ver­gi­le­rin­den maaş alı­na­bi­lir mi?

Yine Cum­hur­baş­ka­nı Er­do­ğa­n­’ın bir sö­zün­den ör­nek ver­mek is­ti­yo­rum. Ge­çen yıl bir imam ha­tip li­se­si açı­lı­şın­da şöy­le de­miş­ti: “Ce­na­ze­le­ri­mi­zi kal­dı­ra­cak imam yok­tu. Na­maz kıl­dı­ra­cak imam bu­la­mı­yor­duk.” Bu, bir imam ha­tip me­zu­nu ola­rak İslam ta­ri­hi, fı­kı­hı ve iti­ka­dın­dan ol­duk­ça uzak bir açık­la­ma. İsla­mi­ye­t­’­te na­maz kıl­dır­ma me­mur­lu­ğu diye bir şey yok­tur. Na­maz kıl­ma­yı bi­len her Müs­lü­man, na­maz da kıl­dı­ra­bi­lir. Bu ka­dar. Na­maz kıl­dır­mak için ay­rı­ca bir gö­rev­li­ye ih­ti­yaç yok­tur. Ba­kın, aynı şey ce­na­ze­ler için de ge­çer­li­dir. İslam fı­kı­hı­na göre ce­na­ze­yi, en ya­kı­nı yı­kar. Baba ve­fat et­tiy­se oğlu, anne ve­fat et­tiy­se kızı, ço­cuk­la­rı yok­sa eş­ler bir­bi­ri­ni yı­kar. Yani İsla­mi­ye­t­’­te ‘ce­na­ze yı­ka­ma me­mur­lu­ğu’ diye de bir şey yok­tur. İslam bu tür mes­lek­le­re ge­rek duy­ma­yan, son de­re­ce top­lum­sal, in­sa­na do­ku­nan, nor­mal ha­ya­tın akı­şı içe­ri­sin­de ya­şa­nan; hiç­bir şe­kil­de si­ya­se­tin ko­nu­su ol­ma­ma­sı ge­re­ken bir din­dir.

 

Diyanet Duyurular Sayfamız için TIKLAYINIZ

Diyanetliler Platformu  Grup sayfamıza katılmak için >>> TIKLAYINIZ

Dini Haberler Grup sayfamıza katılmak için >>> TIKLAYINIZ

 


HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor
NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık