Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler

Ayın Vaazı, Yedi Günahtan biri FAİZ

Cenab-ı Allah dini, insanın mutluluğu için göndermiş, faydalı şeylerin helâl zararlı şeylerin de haram olduğunu bildirmiştir. Allah’ın yasaklarından fayda umulmaz.

Ayın Vaazı, Yedi Günahtan biri FAİZ
  • 31 Mayıs 2018, Perşembe 18:23

Cenab-ı Allah dini, insanın mutluluğu için göndermiş, faydalı şeylerin helâl zararlı şeylerin de haram olduğunu bildirmiştir. Allah’ın yasaklarından fayda umulmaz. Çünkü; yasak olan şeyler faydasız ve zararlı olduğu için yasaklanmıştır. Müslüman dinini ve dininin emir ve yasaklarını tartışmaz. Eğer din tartışılacak duruma getirilirse, o zaman din bozulur. Aynı zamanda insanların itikadı bozulur. Müslüman, Cenab-ı Allah’tan geleni tasdik eden ve teslim olan kimsedir. ‘‘Emir bu!’’ deyip boyun eğen kimsedir. Müslüman, menfaatine göre hareket etmez. Haramı helal saymak için kılıf aramaz. Yol aramaz. Fetva istemez. Bahane bulmaz.

Haramlığı ve helalliği kesin, ayetle hadisle bildirilen veya hakkında icma ve kıyas olan hususlarda ihtilaf olmaz, görüş beyan edilmez, fetva verilmez, kılıf aranmaz. Yani Alalh’ın, Resûlünün hükmünün üzerine hüküm konmaz. Dinde emir yasak koyma yetkisi, Allah ve Resûlünündür.

Bugünkü ortamda Müslüman’ım diyen kendisine şu soruları sormalı ve cevap bulmalıdır:

– Ben samimi Müslüman mıyım? dinin koyduğu ölçülere tam olarak uyuyor muyum? Yoksa dini dünya hayatına ve menfaatine göre değişik anlıyor ve yanlış mı yorumluyorum?

– Kur’an ve sünnet hayatımın neresinde? Benim hayat ölçülerim ne?

– İslâm, hayatımın kaçta kaçına hükmediyor?

Bu soruları kabir ve ahiret sorularından önce cevap bulabilirsek, mesele yok. Bulamazsak işimiz zor demektir.

Bugün 7 büyük günahtan biri olan Faizi ele alacağız.

            FAİZ NEDİR?

            Faiz, fazlalık demektir.

Riba ayrı faiz ayrı değildir. Hınzır- Domuz nasıl aynı ise Faiz ve Riba da aynıdır.

Cenab-ı Allah, alış verişi mübah, ribayı yasaklamıştır. (Bakara:275) Riba alışveriş gibidir, diyenlerin doğru söylemediklerini bildirmiştir.

Peygamber (as) da: ‘‘Allah riba yiyeni, yedireni, yazanı, şahidini lânetlemiştir.’’ buyurur. (İ.Canan, Hadis Ans:308)

            DİNLERDE FAİZ:

            Cenab-ı Allah faizi bütün, peygamberler vasıtasıyla gönderdiği kutsal kitaplarda faizi yasaklamıştır.

İslâm’da faiz Kur’an, sünnet, icma ve kıyasla haramdır. Helâl olan bir yönü, helâl olan bir kısmı yoktur. Helâl olduğu bir yer ve zamanda yoktur.

Emek sarf etmeden, alın teri dökmeden başkalarının hakkı sömürüldüğü için meşru kazanç. Olmayan faiz, dinimiz de haram kılınmıştır.

            Kur’an’da faiz yasağı şöyle geçiyor:

            – ‘‘Faiz yiyen kimseler, şeytan çarpmış insanın kabirden kalkışı gibi kalkar. Bu, alışveriş faiz gibidir demeleri yüzündendir. Halbuki alışveriş helal, faiz haramdır. Kim riba helâl derse, işte onlar cehennemliktir. Orada ebedî kalacaklardır.’’ (Bakara:275)

– ‘‘Allah faiz yolu ile geleni mahveder. Sadakaları arttırır. Allah haram yiyenle, günahkârı sevmez.’’ (Bakara:276)

– ‘‘Ey Mü’minler Allah’tan korkun. Eğer gerçek müslümansanız faizi bırakın.’’(Bakara:278)

– ‘‘Eğer faizi terk etmezseniz. Bilin ki Allah’a ve peygamberine karşı harp ilân etmiş olursunuz. Eğer faiz alıp vermekten vazgeçerseniz, ana paranız sizindir. Böylece ne zulmetmiş, nede zulme uğramış olursunuz.’’ (Bakara:279)

– ‘‘Ey İman edenler! Faizi katkat yemeyin. Allah’tan korkun ki, ahiret azabından kurtulasınız.’’ (Al-i İmran:130)

– ‘‘İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz faiz, Allah katında artmaz. Allah rızası için verdiğiniz sadaka ve zekat malı katkat arttırır.’’ (Rum:39)

            Sünnette faiz şöyle geçiyor:

            – ‘‘Allah, faiz yiyenlerle, kıyamet gününde konuşmaz.’’

– ‘‘Faiz 73 türlüdür. En hafifi, kişinin annesini nikâhlaması gibidir.’’ (Prof.Dr. Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhi Ans:5/496)

– ‘‘Allah faizi yiyene yedirene senedi yazana lânet etsin.’’ (Ramuz el-Ehadis:347/11)

– ‘‘Yedi Helâk edici şey vardır: Şirk koşmak, büyü, cinayet, yetim malı yemek, görevden kaçmak, iffetli kadına iftira ve faiz yemek.’’ (Buhari, Vesaya:23)

– ‘‘Faizle malını arttırmaya çalışan hiç kimse yoktur ki, işinin sonu malının azalmasına sebep olmasın.’’ (J.Canan, Hadis Ans:17/265)

Veda Hutbesin de Peygamberimiz: ‘‘Faizin her çeşidi ayağımın altındadır.’’ Demiştir. bu bize son mesajlardan biridir.

– ‘‘Bir toplumda zina ve faiz görülmeye başlandı mı, o toplum Allah’ın gazabını hak etmiştir.’’

Peygamber (as) miraca çıktığında gördüklerini anlatırken şöyle anlatmıştır:

– ‘‘Firavunun adamları faiz yiyenlerin karınlarının üzerinde tepiniyorlardı.’’

– Buhari den rivayet edilir ki: ‘‘Bir gece rüyamda iki kişinin gelip beni kutsal bir yere çıkardıklarını gördüm. Birlikte yürüdük ve bir kan ırmağının yanına vardık. Irmakta bir adam ayakta duruyor, bir diğeri de önünde bir yığın taşla nehrin kenarında bulunuyordu. Yüzünü ırmaktaki adama çevirmişti. O adam ne zaman dışarı çıkmak istese onun ağzına bir taş atıyor ve bulunduğu yere onu geri çeviriyordu. Çıkmak için her gelişinde ağzına bir taş atıp onu yine eski durumuna getiriyordu. Bu nedir? dedim. Melek bana: O nehirde gördüğün adam faiz yiyendir cevabını verdi.’’

– ‘‘Miraç gecesi karınları evler gibi büyük olan bir topluluğun yanına geldim. Onların karınlarında dışından görünen yılanlar vardı. Cebrail’e sordum:

– Kim bunlar? dedim. Cebrail (as):

– Faiz yiyenler ‘‘cevabını verdi.’’ (İbn-i Mâce, Ticaret:58)

            FAİZ NEDEN YASAKTIR?

            Faizin olmadığı yerde insanlar, yardımlaşma ve dayanışma içinde olurlar. Birbirinin ihsan ve ikramından mahrum olmazlar. Herkes alın teri ile geçinir.

Faizin olduğu yerde insanlar bencil olur. Yardım ve merhamet duyguları azalır. Fakir ezilir, sömürülür. Faiz, malın telef olmasına neden olur. Zengin-fakir arası iyice açılır. Sosyal felâketler artar. Toplumda adalet dengesi bozulur.

İnancımızda faydalı olmak esastır. Peygamberimiz: ‘‘İnsanların en hayırlısı, insanlara en çok faydalı olandır’’ buyurmuştur. İnsana zarar vermemek vaciptir.

Faiz, insanı bencilleştirir. Toplumda hayır, hasenat azalır. Faizde alın teri yoktur, emek yoktur, risk yoktur. servetin belirli ellerde toplanmasına neden olur.

Birilerinin faiz yemesi, falanın faiz helal demesi, faizi meşrulaştırmaz. ‘‘Falan, yenir, alınır dedi.’’ denilerek vebalden kimse kurtulamaz.

– Faizde sakınca görmeyenler,

– Repoya para yatıranlar,

– Faiz bana haram. Ama davam için gerekli’’ diyenler.

– Faiz gelirine kâr gözü ile bakanlar oluyor.

İslam alimlerine göre; faizin azıda çoğu da her zaman, her yerde, herkese haramdır.

Kur’an’da (Nisa:160-161) Yahudilerin haramı helalaştırdığı ve faiz alıp vermelerinden dolayı helâk olduğunu bildirmiştir.

Faiz yüzünden intihar eden, yuvası yıkılan, iflas eden, kendide etrafını da perişan olan bir çok kötü örnek vardır.

Faizde bereket yoktur. Hayır yoktur. Faiz yiyenin ve yedirenin organları itaat etmez. Çocukları itaat etmez. Allah’ın emirlerine de zor boyun eğerler, ölürken de zor ölümle ölürler.

            FAİZ HELÂL SAYILABİLİR Mİ?

            Peygamber (sav): ‘‘Öyle bir zaman gelecek ki, faize bulaşmayan kalmayacak. Öyle ki, doğrudan yemeyene tozu bulaşacak.’’ (Ramuz el-Ehadis:141/4) buyurmuştur.

– Bu durumda demek ki, kaçınılsa bile tozu bulaşacakmış deyip, kaçınmamak doğru değildir.

– ‘‘Bu zamanda bu şartlarda olmuyor işte’’ demek. Kurtarmaz.

– ‘‘Faiz yasağına aklım ermiyor’’ demek isyan olur. Akıl yeterli olsaydı, peygamber gelmez, kitap gelmezdi.

– ‘‘Az bir şey den ne olur’’ denemez. Çoğu haram olanın azıda haramdır.

– ‘‘Enflasyon oranında helâldir’’ denemez. Kılıf uydurarak, bazı şeylere sığınarak haram, helâle dönüştürülmez.

Kedi, eniğini yiyeceği zaman toza toprağa belerde yermiş. Günaha girmek, haram yemek için kılıf aranmaz. Fetva istenmez. Ona soruyor, buna soruyor…

– ‘‘Başka gelirim yok, bankadan aldığım faizle geçiniyorum’’ diyenler oluyor. Bu durumda, iyilikler gider. Yapılan ameller boşa gider.

Peygamber (as): ‘‘Bir lokma haram yiyenin 40 gün namazı ve duası kabul olmaz’’ buyurur.

– ‘‘Kim bir dirhem faiz yerse 33 defa zina etmiş gibi olur.’’ (Ramuz el-Ehadis:408/11) diye geçiyor.

Selahattin Yıldız hocama yaşlı amca Yeni caminin merdivenlerinde:

– 15 bin lira param var. bankaya yatırıp onunla geçinebilir miyim? dedi. Selahattin bey:

– ‘‘Sen hele o parayı ye bakalım. Faize bulaşma’’ dedi. Adam, dinlemedi. Üçgün sonra

selası verildi. Ne oldu şimdi?

Adam araba alacak kredi çekebilir miyim? diye sordu. Faize bulaşma, sabret helâlinden işte’’ dedim. Bir hafta sonra: Allah Razı olsun faize bulaşmadan Allah araba almak nasip etti’’ dedi.

Niyet çok önemli. Niyet hayır, akıbet hayır.

– Bazıları: ‘‘Ben bankaya paramı muhafaza için yatırıyorum faizini almıyorum’’ diyor. Bunlar iki günahı birden işliyor. Banka parayı satıyor. Birde alınmayan faizle daha da güçleniyor, onu da faizde kullanıyor.

Merhum Elmalı Hak Dini Kur’an Dili (cilt:2/955) eserinde:

– ‘‘Her hangi bir toplumda faizsiz yaşanamayacağı hissi çoğalmaya ve faizin meşruluğuna çare aranmaya başladı mı orada alçalma ve cahiliye devrine dönüş başlamıştır.’’ der.

Büyüklerimiz, bankanın oturağına oturmazdı. Banka binasının gölgesinde durmazdı. Bankanın önünden hızlıca geçerlerdi. Şimdi ömürler banka kuyruğunda geçiyor. O banka, bu banka koşturuluyor.

            Haram hükmü değiştirilerek helalleştirilebilir mi?

            Hakkında nâs (âyet,hadis) bulunan konularda içtihat caiz olmaz. Fetva verilerek, haram-helal sayılamaz. Yorum yapılarak, İslâm’ın hükmü değiştirilemez. İslâm’ın hükmü, kıyamete kadar bakidir. Sonra hiçbir mezhep imamı, faizin helal olabileceğini kabul etmemiştir.

Allah soruyor: ‘‘Yoksa Allah’ın dininde izin vermediği bir şeyi meşru kılacak ortaklarımı var? (Şurâ:21)

Hıristiyanlıkta ve Yahudilikte reformcular, rönesansçılar çıktılar. Peygamberlerinin getirdiklerini değiştirdiler ve dinlerini bozdular. İslâm, kıyamet dinidir. Hiçbir şeyi değiştirilememiş ve değiştirilemeyecektir.

Yahudiler, faizle ilgili hükmü değiştirdikleri için Kur’an’da lânetlenmişlerdir. ‘‘Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyen fasıktır, münafıktır, kafirdir’’ der, Kur’an.

Allah’ın dini değişmez. Allah’ın dinine uymayanın dini değişir. Bakara sûresindeki faiz ayetlerini okuyacaksın ama uymayacaksın. Bu nasıl müslümanlık?

Allah’ın hükmü zamana, günün şartlarına, mekana göre değişmez. İslam çağlar üstü bir dindir.

Bana göre, sana göre, cemaate göre din olmaz. Bir şey Allah’ın kitabına peygamberin sünnetine uymuyorsa, o şey din dışıdır.

Bazıları devlet bankası diyor. Devlet, içki fabrikası kuruyor, içki üretiyor diye içkiyi helâl mi sayacağız? Milli piyango çekilişi yaptırıyor diye, kumarı helal mi sayacağız?

Paranın kaybı, müslümanın zararı denilerek faizin helal sayılan bir kısmı olamaz.

Bir şeyin dinde adını değiştirmekle, hükmü değişmez. Cenab-ı Allah: ‘‘Hakkı batıla karıştırmayın’’ diyor. (Bakara:42)

Müslüman, haram yemek için bahane aramaz. Enflasyon oranında faiz yemeye kalkışma. Hz. Peygamber (as): ‘‘Ümmetim için en büyük fitne: zamana uyup, helali haram, haramı helâl saymalarıdır’’ buyurmuştur.

Ne yazık ki, kesin haram olduğu bildirilen faiz, çeşit çeşit adlarla yenilir ve tartışılır hale gelmiştir. İslâm da enflasyon sıfır kabul edilir. Enflasyonu doğuran faizdir.

Faizin enflasyonun üstünde tadı başka, altında tadı başka değildir. Bankaya alternatifler var. Yatırım var. Ticaret var. paranın ticareti tefeciliktir. Faizciliktir.

Müslümanı şu veya bu şekilde faize bulaştırmak insanı büyük günaha bulaştırır.

Faizin helal tarafı, haram tarafı olmaz. Bir şey haramsa, her şeyi haramdır. Ne şekilde olursa olsun faize yönelen, onu meşru saymış olur.

Şunu belirtelim ki, bir insanın enflasyon oranında borçlanabilir. Enflasyon oranında alışveriş yapabilir. Çünkü enflasyın düşebileceği gibi yükselebilirde. Birde karşı tarafın mağduriyetini önleme açısından caizdir.

            Darü’l Harp bahane edilerek haram yenebilir, günah işlenebilir mi?

Daru’l-İslam, Daru’l-Harp ne demek?

Daru’l İslam: Müslümanların yaşadığı müslümanların fethettiği veya halkı kendi iradesiyle müslüman olan yerdir.

Dar’ul-Harp: İslam hakimiyetine girmeyen yerdir.

İmam Şafiye göre: Dar’ul-İslam, bir daha dar’ul-harbe dönüşmez.

Hanefi mezhebine göre, İslâm’ın emirleri tatbik edilmeyince, emniyet ve güven kalmazsa Dar’ul-İslam Dar’ul-harbe dönüşür.

Türkiye Dar’ul-İslam dır asırlarca İslâm’ın bayraktarlığını yapmış, şu anda da İslâmı temsil eden bir ülkedir. Öyle ise dar’ul-harp bahanesi, haram yemek için kılıf olamaz.

İslam müçtehitlerine göre İslam ülkesinde haram, kafir ülkesinde de yapılması haramdır. Yani Allah’ın haram kıldığı her yerde ve kıyamete kadar haramdır. (Halil Günenç, GM Fetvalar:2/223)

İ.Yûsuf: ‘‘Müslüman  nerede olursa olsun, İslami ahkama bağlıdır’’ der.

İ.Şafi   : ‘‘Bir yerin Dar’ul-harp olması, insanın haramdan korunmasına, Cuma ve bayram namazı kılmasına mani değildir.’’

Bir müslümanın gayri müslimlere uyması, onlara benzemesi, onlar gibi yaşaması, onların yaptığını yapması, inancına zarar verir. Çünkü uymak ve benzeşme küfre götüren hallerdendir.

Hiçbir yerde hiçbir zaman Cenab-ı Allah’ın yasakları ve haramları, müslümana helal olmaz.

Şu anda yer yüzünde Dar’ul-harp yoktur. Bir müslüman bir yeri dar’ul-harp kabul ederse, o zaman orada cihad edecektir. Malı ile canı ile cihad etmezse, o yerden hicret edecektir.

‘‘Cihad et’’ yok. ‘‘Türkiye ye dön’’ yok. Orada rahat. Nasıl dar’ul-harp bu?

Bazı bahanelerle kimse kendini aldatmasın. Aldatan, kendini aldatır. Başkalarına faiz yedirmenin, Cuma namazı kıldırmamanın vebâlinin altından kimse kalkamaz.

            İki soru var:

            – Çek kırdırmak caiz mi?

            ‘‘Eğer borçlu erken öderse, anlaşmalı olarak eksik öderse caizdir. Eğer üçüncü şahıs devreye girer, eksik öderse, fark faiz olur. (H.Döndüren Ticaret İhm.604)

            – Borç alan kişi borcunu verirken fazla para verse, faiz olur mu?

            ‘‘Aralarında fazlalık anlaşması yoksa, alacaklının da fazlalık beklentisi yoksa, bu bir ikramdır, gönül hoşnutluğu ile verilmiştir. Faiz olmaz. Ayrıca mağduriyet varsa onu da gidermiş olur.

            FAİZ GELİRİ NE YAPILIR?

            Faiz haram. Faizin getirdiği de haram. Sağladığı menfaat da haramdır.

Geliri faizden olanın ikramı alınıp, yenmez, içilmez.

Kazancının bir kısmı faiz olanın ikramı alınabilir. Çünkü şüphe ile haram kesinleşmez. ‘‘Allah’ım bana gelen helaldendir inşallah’’ denir.

Faizden gelen para hayra harcanmaz. İhtiyaç sahiplerine verilir, sevap beklenmez.

İntikal eden miras malı faizdense, başta vebâl, o mirası bırakanındır. Mirasçı onu kurtarmak isterse, faiz kısmını ihtiyaç sahiplerine dağıtır. Malı temizlemiş olur. Faiz olup olmadığı bilinmiyorsa, günah, mirası bırakanındır.

– Bankadan alınan paranın faiz kısmı ihtiyaç sahiplerine verilirse, ana para helaldir. (Bakara:279)

– Faizden zekat, sadaka verilmez. Hayır yapılmaz.

– Faiz paranı ile oruç tutulmaz, hacca gidilmez.

– Bankada para bırakmak, faize bulaşmak demektir.

– Ben faiz yemem diye faiz bankada bırakılmaz.

Altmışlı yıllarda yeni yeni zengin olmuş Arap petrol şeyhlerinin durumuna düşülebilir: Onlar harcamakla bitiremedikleri milyarlarını Dünya Bankasına yatırmışlardı. Sene sonunda banka, tahakkuk eden faizlerini kendilerine bildirdi. Ama onlar kemal-i imanla (!) ‘‘Biz müminiz, faiz yemezük, size kalsın’’ deyince, banka yönetim kurulu toplanıp bu biriken faizlerin ne yapılacağını tartıştı ve sonuçta Dünya Kiliseler Birliğine verilmesine karar verdi. Oranın yetkilileri de bu paraları, Afrika’daki ve benzeri yerlerdeki insanların Hıristiyanlaşması için harcadılar.(Yenişafak 16-5-1997)

Eğer faiz bankada bırakılacak olursa, banka güçlendirilmiş olur. O para faize verilip kim bilir kimlerin canını yakacaktır bilinmez.

            Faiz alıp vermenin, faiz yemenin Ne gibi etkisi olur?

            Müslüman, haram olan bir şeyde rızık aramamalıdır. İnsanın kursağında haram olursa, o göğüs imanı taşıyamaz. İbadet edemez, etse de kabul olmaz. Organlar isyan eder. İnsanın kalbini karartır.

Haram insanın hayatına yansır, düşüncesine yansır. İşine, eşine, aşına yansır. Evlatlarına, torunlarına yansır. Son nefesinde imanlı gidip gitmemesine yansır.

            Peygamber (as): ‘‘İnsan yediğinden ibarettir’’ der.

Faiz yiyenin yedirenin malı telef olur. Hayırlı yerlere gitmez. Evladı hayır etmez. ‘‘Haram yiyenin hârâmi evladı olur’’ denmiştir.

            Zunnûni Mısrî şöyle der:

            – ‘‘Haramla kalbi kararan kişide dört alamet bulunur:

1- İbadetin tadını duyamaz.

2- Allah korkusu hatırına gelmez.

3- Gördüklerinden ibret almaz.

4- Okuduklarını anlayamaz, kavrayamaz.’’

            Hz. Ömer (ra): ‘‘Namaz kılmaktan çivi gibi olsanız. Oruç tutmaktan yay gibi olsanız, midenizde haram lokma varsa, umduğunuza  nail olamazsınız’’ der.

            Sâd bin Ebi Vakkas:

– Yâ Resûlallah, bana dua et, duam kabul olsun’’ der.

Allah Resûlü ona:

– Helalinden ye, duan kabul olur.’’ buyurur.

Haramın, günahın ,insan üzerinde olumsuz etkileri olur. Meselâ Nur sûresindeki tesettür ayetlerini okuyup da örtünmeyene, bakara süresindeki faiz ayetlerini okuyup da faiz yiyene Kur’an fayda vermiş midir? Dünyada fayda vermediyse ahirette nasıl fayda verecektir?

Allah: ‘‘Temiz olan şeylerden yiyin, güzel işler yapın…’’ (Mü’minun:51) Yenilen içilen temiz olmazsa işler güzel olmaz.

Faiz yiyen, yediren lânetli insan olur. (Ramuz el-Ehadis:4/6)+(459/2)

            Bir dinleyicim: ‘‘Bir komşum faize bulaşmıyordu. Huzurlu bir aile yaşantısı vardı. Geceleri teheccüde kalkıyorlardı. Faize bulaştılar Huzurları kaçtı gece namaza kalkamaz oldular. Çocukları hafızlığa çalışıyordu, bıraktılar’’ dedi.

Faizin cezası ağırdır. Faiz yiyen kabirden şeytan çarpmış gibi kalkar.’’ (Bakara:275) Faizin bereketi olmaz’’ (276) Faiz yiyenler lânetlidir. (Ramuz el-Ehadis:347/11)

Sabit bin Abdurahman derki:

            – ‘‘Bir ülke halkı arasında şu dört şey yayılırsa, o ülke felakete uğrar.

– Eksik ölçmek, eksik tartmak, açıktan zina yapılması ve faizin yenmesi.’’

            FAİZE BULAŞMA VE FAİZDEN KURTULMA YOLLARI:

1-      FİNANS KURUMLARI: Bunlar bankalara alternatif olarak kurulmuştur. Faiz

anlaşması yoktur. Bir şey vaat etmez. Emek-sermaye, kâr-zarar ortaklığına dayanır. Bu inancımıza uygundur. Peygamberimiz zamanında bu tür ticaret yapılmıştır.

Faizci bankadan kaçınan için bir alternatiftir. Kazan gayesiyle kurulmamıştır. Onun için riske atılmadan. Akıllıca yatırım yapılır. zarar etme riski çok azdır.

Verilen paranın faize girmemesine gelince, şu kadar kâr veririm denmiyor. ‘‘parayı çalıştırırım, masraflarımı çıkarırım, kalanı ortaklar arasında dağıtırım. Kârda edebilirim, zararda edebilirim’’ deniyor.

Eğer şu kadar kâr veririm denirse, faize girer.

Finans kurumlarının verdiği kâr banka seviyesinde de olsa faiz değildir.

Finans kurumları, eksiklikleri ve bazı hataları ile beraber müslümanın tercihi olmalıdır.

Ortakların bilmediği konularda hata yapılıyorsa, bunun vebali onlara aittir.

Bizim bildiğimiz: Müşterinin talep ettiği malı, finans kurumu peşin olarak alıyor. Talepte bulunan müşteriye maliyet+kârla anlaşmalı olarak taksitle satıyor. Para satmıyor.

2-      VADELİ SATIŞ:

            Veresiye ve vadeli alışveriş caizdir. Vadeli satışın farkı. Fiyatının fazla oluşudur. Fiyat aynı olsa satıcı zarar görür, ticari hayatını devam ettiremez. Onun için vade farkı faize girmez. Ancak borç para alınır, fazla ödenirse, fazlalık faiz olur. Enflasyon oranında borçlanmak caizdir.

Vade farkının caiz olması için fiyat başta belirlenmelidir. Vadeli satışta fazlalık mala yansımaz, zaman farkına yansır.

3 – GECİKME ZAMMI:

            Ödemelerde gecikmelerden doğan fazlalık, faizdir. Su, elektrik, telefon, internet ödemelerinde ihmal gösterip zamanında ödenmezse, vergiler  zamanında ödenmezse, ödenirkenki fazlalık faizdir. Faizi sadece almak değil vermek de haramdır.

Kredi kartı borcu zamanında yatırılmazsa, ödenen fazlalık faizdir.

4-      KREDİLER:

            Faizi devletin alıp vermesi, faizi faiz olmaktan çıkarmaz. İşi yönetenlerin alması da kişiyi kurtarmaz. Faize bulaşılıyorsa ortaklık sona erdirilir.

Faiz almak, vermek, yemek başkadır. Faizi inkâr etmek, haramlılığını kabul etmemek başkadır. Biri günah biri küfürdür.

Krediler % kaç olursa olsun faizdir. Sıfır faizle kredi caizdir. Adı üstünde faizsiz kredidir.

Tasarruf, teşvik ve nemalar tek taraflı devletin kararıdır. Arada istek ve anlaşma yoktur. Helaldir.

Teşvik kredileri, devletin verdiği bir teşviktir. Banka arada işlem yapan kurumdur. Burada alınan masraf faiz olmaz. Yeter ki, kredi yerinde kullanılsın.

Ev kredilerine gelince bir kaide var: ‘‘İhtiyaç umumi olsun, şahsi olsun zaruret sayılır.’’

Diyanet İşleri Başkanlığının bir fetvası var: ‘‘Kiralık da olsa oturulacak ev bulunamaz ve kira ödendiğinde asgari geçim sağlanamaz. Faizsiz borç para bulunulamaz ise, devletin verdiği kredilerden yararlanabilir’’ diye.

Devletin konut kredisi peşin ev alamayanlaradır. İhtiyacı olmadan kredi kullanmak veya 2. ev için kredi kullanmak, oturmak için değil de satmak için kullanmak caiz değildir.

Hayrettin Karaman hocada, dar gelirli için konut kredisi kullanımını caiz görür.

(16-03-2007 Yenişafak)

Faizli muameleden kaçınabiliyorsak, mutlaka kaçınılmalıdır. Zorunlu olarak ev almak isteyenler, taksitle ev alma yoluna giderlerse, ödenen vade farkı olur, faiz olmaz.

            BANKADAN ALINAN MAAŞA FAİZ BULAŞIR MI?

            Bankadan maaş almak, faizli muamele değildir. Maaşı bankadan almak, vatandaşın tercihi değildir. Devletin bir uygulamasıdır. Banka aracı bir kurumdur.

Maaşın zamanında ve tam olarak çekilmesi, şüpheyi giderecektir.

Eğer bankanın verdiği promosyona ihtiyaç yoksa, ihtiyaç sahiplerine, okuyan, anasız babasız çocuklara verilirse daha uygun olur.

Faiz alıp vermek kadar aracı olmak da uygun değildir. Veren, alan, yiyen, aracılık eden hep bir tutulmuştur. Bankanın yan kuruluşlarında çalışılabilir. Mecburen çalışanlar, başka bir iş arayışı içinde olursa, daha huzurlu olur. Mecburen çalışana parası helâl değil denmez. O belki günaha girer ama aldığı para emeğinin karşılığıdır.

            Sonuç olarak;

            Miktarı ne olursa olsun. Adına ne denirse densin, faiz bütün şekilleriyle yasaktır. Her müslümana kıyamete kadar yasaktır.

Faiz konusunda fetva aranmaz. Faizin helal olan miktarı yoktur. Haram olan faizin helâl bir yönü yoktur. Helâl olan yer ve zamanda yoktur. Çünkü müslüman her zaman, her yerde müslüman dır.

İnsanın hayatındaki huzur, hayatının sonunda mutlu son, düzgün yaşamasına, haramlardan, günahlardan kaçınmasına bağlıdır. Sakınan günaha girse de Allah af eder inşallah.

Osmanlı âlimlerinden Hamza Efendi. ‘‘Bey ve Şirâ’’ isimli risalesinde on şey son nefeste imansız gitmeye sebep olur diyerek şöyle sıralar:

1-      Allah’ın emirlerini ve yasaklarını öğrenmemek.
2-      İmanını ehl-i sünnet itikadına göre  düzeltmemek.
3-      Allah’a ve iyilik gelmesine sebep olanlara şükretmemek.
4-      İmansız olmaktan korkmamak.
5-      Beş vakit namazı vaktinde kılmamak.
6-      Dinine bağlı olan müslümanları aşağı görmek, onlara kötü sözler söylemek.
7-      Fuhuş sözleri söylemek, yazıları yazmak, resimleri yapmak.
8-      İnsanlara, hayvanlara, kendine zulmetmek, eziyet etmek.
9-      Dünya malına, rütbesine, şöhretine düşkün olmak.
10-  Faiz alıp vermek.

Temiz olarak doğan müslüman, temiz yaşamalı, temiz kalmalı ve müslüman olarak ölmek için çalışmalıdır.
Hepinizden Allah razı olsun. Günah işlemekten, harama düşmekten sizleri ve bizleri korusun.
Allah’ın selamı üzerinize olsun.
Hoşça kalın.

Mustafa Öselmiş

 

Diyanetliler Platformu  Grup sayfamıza katılmak için >>> TIKLAYINIZ

Dini Haberler Grup sayfamıza katılmak için >>> TIKLAYINIZ

Diyanet Duyurular Sayfamız için TIKLAYINIZ

Hafta'nın Vaazı, FAİZ - RİBA Hafta'nın Vaazı, FAİZ - RİBA

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Kaynak: Ajanslar

HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Mehmet Mehmet 31.05.2018

Uydurma hadisler mevcut

yükleniyor
NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık