ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
A.RaifÖZTÜRK

A.Raif ÖZTÜRK

Bu nasıl bir FİTNEDİR Yâ Rabbi

Bir Hadîsi Şerîfte; “.

İlerde büyük fitneler (*) olacak, kişi o fitnelerde kardeşinden ve babasından bile ayrılacak ….

” “.

Ondan sonra daha şiddetli bir fitne baş gösterecek Sonra bir fitne daha… İşte fitne bitti, dendikçe, bitmeyecek, yine devam edecek.

İçine girmedik ev kalmayacak; bulaşmadık hiç bir Müslüman da görülmeyecek” (KSitte, Sünen-i İbn Mâce-Ramuz 3727) .

buyurulmuştu Bu Hadîsi-i Şerifi yıllar önce okuduğumda, “inşallah bizlere bulaşmaz, bizler hasbelkader asrımızın Bedîsinin, en yakın talebelerinin yakın çevresindeyiz” diye iç geçirmiştim Aradan yıllar geçtikten sonra, şu âhir zaman fitnesinin fırtınalarının değil bize, Bediüzzaman Hz.

’nin hayatta olan o mümtaz talebelerine bile bulaştırılmaya çalışıldığını ve onları dahi çok çok üzdüğünü gördükçe, ben de çok ciddi ürkmeye başladım Çeyrek asırdan fazla zamandan beri kardeş ve dost bilerek kucak açtığımız, hiç bir zaman desteklerimizi esirgemediğimiz bugünkü “PARALEL YAPI” olarak ortaya çıkan fitne fırtınaları nedeniyle, “ne kardeşlik kaldı, ne de fitne bulaşmadık bir Müslüman!” denilecek duruma yaklaştık Yani sanki yukarıdaki Hadîs-i Şerifte bildirilen, tahakkuk etmeye başladı.

Şöyle ki: 1 Bediüzzaman Hz’nin kendi el yazısıyla “R.

Nurlarda tağyir (değişiklik) konusunda ap açık reddiye (yasak)” belgeleri olmasına rağmen, R Nur cemaati bilinen (!) o gurup bu yanlışı inadına işleyerek, ilk fitnenin fitilini ateşlediler Daha sonraki ciddi tepkilere de kulaklarını tıkadıkları için, Üstadın hayattaki 6 talebesinin ortaklaşa yazdıkları İKAZ mektuplarını da hiç ciddiye almadılar.

Bütün ısrarlara rağmen gem’i azıya almışçasına inadına devam edildiği için, Mustafa Sungur abinin; “elleri, ayakları kırılsın” şeklindeki te’dip ve hiddetlerine bile muhatap oldular Böylece, yarım asra yakın KARDEŞ gibi birbirileriyle yardımlaşan kitleler, o günden sonra maalesef birbirilerine düştüler… 2 Yine devlet içindeki önemli kadrolara yerleştirilmiş olan dîne muzır, lâik ve ETÖ yanlısı kişileri devlet kadrolarından temizlemek maksadıyla, “kardeş, dindaş, nurdaş ve muhafazakâr” bilinen ve o önemli kadrolara alınan bu kardeşler (!), 17 & 25 Aralık 2013 tarihlerinde, (her ne sebeple olursa olsun) kendi muhafazakâr devletlerine karşı DARBE girişiminde bulunup ap-açık İHANET ettiler.

Bu ihanetin bedeli elbette çok ağır olmalıydı Fakat bu cemaatin, masum olan %90’ı hizmet gurubunun günahları neydi ki? Gerek devlet tarafından, gerekse bu masum hizmet gurubuna kucak açmış olan, varını yoğunu seferber eden işadamları, esnaf ve sağduyulu halk tarafından, bu İHANETE tepkiler ve kısıtlamalar nedeniyle, bu masum hizmet gurubu da çok ciddi yaralar alacaklardı Bunun vebali, kesinlikle bu darbe teşebbüsü ile bu ihaneti başlatanlarındı.

Ancak çok güçlü bir medyaya ve kadroya sahip olan bu gurup, halkın araştırma yapamamasını fırsat bilip, Türkiye ve İslâm düşmanı dış şer güçlerden de destek alarak bu vebâli, darbeye maruz kalmış olan mağdur hükümete mâl etmeye kalktılar Bu nasıl bir FİTNEDİR Kİ, hasbelkader o cephede kardeşler bu tuzaklara düştüler ve maalesef o te’vil & yalanlara inandılar Öyle inandılar ki, meşru bir hükümete oy verenleri bile TEKFİR derecesinde suçlayarak, tamamen zıt bir cephe oluşturdular.

Hasbelkader o cephede kalanlar, baba, oğul, akraba, arkadaş ve kardeş tanımaz oldular Hatta yıllardır lâik ve zalim dedikleri, ırkçı bildikleri ve kesinlikle reddettikleri zıt partilere oy toplamaya başladılar Diğer otuza yakın İslâmi cemaatleri bile hükümete karşı kışkırtmayı denediler.

Hadîs-i Şerifteki gibi, ne kardeşlik kaldı ve ne de o hizmete (!) güven kaldı Bu nasıl bir FİTNEDİR Yâ Rabbi?.

3 Yukarıdaki birinci maddede anlatılan SADELEŞTİRME FİTNESİ, tüm teşebbüslere rağmen önlenemediğinden, Bediüzzaman Hz.

’nin vârisleri konumundaki talebeleri, bu fitnenin durdurulması ve o haklarının korunması için hükümete müracaat ettiler Hükümet ise çözüm olarak, tamamen serbest basılmaya başlanan, hatta Hükümet eliyle bile basılan Risale-i Nurların, her zaman ORİJİNAL HALİYLE (sadeleştirmeden ve tağyir edilmeden) basılabilmesi için, BANDROL mecburiyeti koymayı karara aldı Aynen “Mushafları İnceleme Kurulu” gibi, “R.

Nurları inceleme kurulu” da bu güzide eserlerin orijinalliğini koruyacak Risaleleri ORİJİNAL basanlar bandrol alıp neşriyatlarına devam edecekler Ancak bu art niyetli sahteleştiriciler, bandrol alamayacakları için “HÜKÜMET R.

Nurları YASAKLADI” yalanı fitnesine başladılar Böylece akılları sıra kendilerine, hükümet aleyhtarı taraftar toplayacaklar Fitnenin sinsi derinliğini düşünebiliyor musunuz? Bereket ki akl-ı selim halk bunlara inanmıyor, fakat bir başka yönden hükümete kuyruk acısı olan Yeni Asya Gzt.

Yönetimi, “düşmanımın düşmanı dosttur” prensibiyle, bu fitneye çanak tutma yarışına girdiler Bu nedenle de 40 yıllık dostluklar, iflâh olmaz düşmanlıklara dönüştürüldü Bu nasıl bir FİTNEDİR Yâ Rabbi?.

Demek ki; Şeytan ve âvâneleri bu asırda çok başarılılar… -Aziz Üstadım! “Yoğurt bozulunca, ayran v.

b gibi şekilde istifade edilir Ancak çok değerli olan tereyağı bozulunca zehir olur” örneğini vererek, “.

aynen bunun gibi çok değerli olan hakiki Müslümanın bozulmasıyla, anarşist olunacağını ve çok daha muzır hâle geleceğini” bildirmiştin Acaba bu olayları mı kast ettin? Diye çok düşünüyorum.

Çünkü bu kişiler birkaç sene öncesine kadar, Bediüzzaman Hz’nin hayattaki talebelerine son derece saygılıyken, şimdi o mübarek ve muazzez şahsiyetleri tahkir ve tezyif ederek, onlara çeşitli iftiralar ve çirkin yakıştırmalar yaparak, maalesef bu fitne tuzağına tamamen düştüler Yazıklar olsun.

Bu nasıl bir FİTNEDİR Yâ Rabbi?.

N’olur Yâ Rabbi, bizleri yıllar öncesi kardeşliğimize döndür.

O eski kardeşlerimize de feraset nasip eyle ve bizleri bu tür Âhir zaman fitnelerinden muhafaza eyle! N’olur İslâm düşmanlarını bizlere bir daha güldürme! Âmîn… (*) FİTNE: 1) Kur’ân’da imtihan, deneme, şaşırtma, şaşırtıcı, günaha sebep olan, kargaşa veren, anarşi ve terör, karışıklık, bozgunculuk, harbe sebep olan, eziyet, kötülük, azap, eza, cefa, belâ ve musibet gibi değişik mânâlarda kullanılmıştır Biz de bu anlamlarda kabul ediyoruz.

2) Bu yazıyı, zaruretine inandığım için ve hayırlı dualara vesile olması temennisiyle üzülerek yazdım…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık