Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 13 Ocak 2018, Cumartesi 23:42
A.RaifÖZTÜRK

A.Raif ÖZTÜRK

Kas Sistemimizden, HÂRİKA MESAJLAR…

Ramazanın 18. Gününde, seccademin ucunu düzeltmek için eğildiğimde, belimin sol tarafına müthiş bir ağrı girdi. Dakikalarca uğraştığım halde doğrulamadım. 100-120 Derece eğik bir şekilde namazımı tamamlamaya çalıştım. Vicks cinsi merhemler sürerek müdahale etmeye çalıştık. İki-üç gün bu müdahalelerle rahatlama ve biraz düzelme görüldüyse de sırtıma ve sağ tarafıma yayılmaya başladığından, hasta haneden randevu aldım.

O gün öğleden sonra hasta haneye gitmeden önce, zor da olsa Cuma namazı için camimize gittim. İki büklüm namaz kılmaya çalıştığımı gören dostlarım sebebini sordular. Namazdan sonra da beni “nasılsa randevuya daha çok vakit var” diyerek, hemen Çavuşbaşı’nda bu konuların uzmanı ve aktar bir şahsa götürdüler. Sol kalça üzerindeki bir kas motoru (kas merkezi-güç tribünü) üzerinde burkulma ve ödem tespit etti ve hemen birkaç ayrı ilâç sürerek, ovmaya ve ödemi yaymaya başladı. Biraz da ısıtarak o noktaya 15-20 dakika şiddetli baskılar uyguladı ve bana, “hocam, kalkar mısın?” dedi. Bir müddet bana destek ve yardım etmelerini bekledim, fakat tekrar“hocam kendiniz kalkınız” deyince, inanınız ki desteksiz ve yardımsız kolayca kalktım. Kendilerine çok teşekkür ettim ve Rabbime de ziyadesiyle şükrettim. Sonra hasta hane randevusunu iptal ettim ve hem bilgi sahibi olmak için, hem de Yüce Rabbimizin eseri olan vücudumuz üzerinde biraz tefekkür etmek için, bu ârızanın sebeplerini sordum.

Hem o uzman arkadaştan, hem de bu konuyla ilgili çeşitli eserlerden ve internetten aldığım bilgilerle, hayretler içinde kaldım. Tefekkür deryalarına dalarak azami şekilde ulvî haz aldım. “Kendini bilen, Rabbini bilir” vecizesinin, diğer bir anlamını da bu tefekkür ile daha iyi anlamaya başladım. Sizlerin de hasta olmadan bu tefekkür hazzına ve sevabına hissedar olmanız için, bazı örneklerle vücudumuzun kas sistemini kısmen arz edeceğim.

Vücudumuzda milyonlarca küçük mikroskobik kas motorları -şu anda ne yapıyorsanız yapın- sizin bu hareketi yapabilmeniz için ihtiyacınız olan gücü üretirler. Söz konusu motorlar "kas lifleri” nizdir. Vücudunuzda 6 milyardan fazla kas motoru vardır.

Bu küçük motorlar zâhirde size su içirir, araba kullandırır, yürütür, konuşturur, kalbinizi attırır, gözünüzü kırptırır, nefes aldırır, yemek yedirir, boynunuzu çevirmenizi sağlar…

Hatta şu satırları okurken, gözünüzün satırları takip edebilmesi için soldan sağa hareket etmesi bile bu küçük motorların sağladığı güç sayesinde gerçekleşir. Çay bardağını karıştırırken, yazı yazarken veya sayfayı çevirirken inanılmaz bir mühendislik tasarımını kullanırsınız. Muhteşem bir tasarıma sahip olan ellerimiz ve yukarıda kısmen hatırlattıklarımız, gerçekte ise Allah'ın yaratma sanatının ap-açık delillerindendir...

Kaslardaki motorların büyüklüğü, kullanıldıkları yere göre değişir. Bazı motorların büyüklükleri santimetrenin yüz binde biri kadarken, bazı motorların büyüklükleri ise 3 santimetreyi bulur. Küçük motorlar yani kas lifleribir araya gelerek büyük güç tribünlerini, yani kasları oluşturur. İnsan vücudunda irili ufaklı 400'ün üzerinde güç tribünü bulunmaktadır. Bazı kaslar meselâ göze giren ışık miktarını ayarlayan kaslar küçücüktür. Bazı kaslar da -insan ağırlığını taşıyan bacak kasları gibi- büyüktür. Ancak büyük veya küçük her kasın çalışma prensibi aynıdır: Milyarlarca küçük motor bir arada çalışarak, kasların hareket etmesini sağlar.

İnsan vücudundaki kaslar, kontrol edilebilen kaslar (istemli) ve kontrol edilemeyen kaslar (istemsiz) olarak ikiye ayrılır. İstemli kasların kullanımı, bizim irade ve tercihlerimize bırakılmıştır ki sorumluluk da bize aittir. Bedenimizdeki bütün kasların çalışma sistemi son derece hassas sınırlarla belirlenmiştir. Ayrıca hareket edebilmemiz için kaslarımızın belli bir uyumla, senkronize çalışması gerekmektedir. İşte bu senkronizasyonun aksamaları nedeniyle çeşitli FELÇ olayları yaşanır. Kasların en önemli özelliklerinden bir tanesi de yaşamımızı devam ettirmemizi sağlayan bir kontrol sistemine bağlı oluşlarıdır.

Eğer bir motor varsa, öncelikle bu motoru çalıştıracak yakıta da ihtiyaç vardır. Kasların yakıtı ise kan dolaşımı ile taşınan şekerdir (glikojen). Kasların içinde bu yüksek oktanlı benzinin (glikojenin) bir kısmı depo edilir. Kas hücresi, şeker molekülünün içindeki enerjiyi ortaya çıkarır ve ortaya çıkardığı bu enerjiyi yine kendi kasılmasında kullanır. Yani hem kimyasal bir molekülden enerjinin açığa çıkması, hem de bu enerjinin fiziksel güce dönüştürülmesi kas hücresinde gerçekleştirilir. Basit bir adım için ayaklarda ve sırtta bulunan 54 ayrı kasın uyum içinde çalışması şarttır. Bunların tamamı bir İLÂHÎ İRÂDE tarafından gerçekleştirilir…

Netice itibariyle; bizler yâ kullanım hatalarımız nedeniyle veya herhangi bir dış müdahale sebebiyle, bazı motorlarda arıza çıkarırız. Kim bilir belki de Kâinatın Hâkimi ve vücudumuzun sânî’i olan Allah cc. bizleri sınamak için veya bizleri gafletten uyandırmak için, sadece bir motor üzerinden tecellisini bir ÂN için çekivermiştir.

Her ne sebeple olursa olsun, tek bir motorun ârızasının nelere mâl olduğunu fark etmemize sebep olan bu belimdeki ârıza için bile, Yüce Rabbimize sonsuz hamd ediyorum. Bu arıza olmasaydı, bunları araştırıp tefekkür edemezdim. 6 Milyar motordan veya 400 Tribünden bir tanesi arızalıyken bile, diğer 5 999 000 000 motorumu veya 399 Tribünümü sağlıklı bir şekilde sürekli çalışmasını sağlayan Yüce Rabbimizi ne kadar çok az tanıdığımı ve ona ne kadar çok az kulluk ettiğimi daha iyi anladım…

Bu duygularla sözlerimi; Peygamber Efendimizin vefat ederken "..Mâ arafnâke hakka marifetike Ya Ma'rûf" ..diye başlayan yakarışla noktalamak istiyorum…

Anlam olarak:

Ey bütün mahlûkat tarafından bilinen Rabb'im, Seni bilinmesi gereken ölçüde, hakkıyla bilip tanıyamadık. Ey yalnızca kendisine ibadet edilen Allah'ım, Sana hakkıyla kulluk edemedik.

Ey zikredilmeye en layık olan Allah’ım! Seni hakkıyla zikretmedik. (anamadık, hatırlamadık.)

Ey şükredilmeye en layık olan Allah’ım! Sana hakkıyla şükredemedik…”

Yüce Rabbimizin “HABÎBİM” diye methettiği O yüce Peygamber SAV, sekerat ânında bunları itiraf ediyor iseacaba BİZLER NEYİMİZE ve HANGİ AMELİMİZE GÜVENİYORUZ?...

Ramazanın 18. Gününde, seccademin ucunu düzeltmek için eğildiğimde, belimin sol tarafına müthiş bir ağrı girdi. Dakikalarca uğraştığım halde doğrulamadım. 100-120 Derece eğik bir şekilde namazımı tamamlamaya çalıştım. Vicks cinsi merhemler sürerek müdahale etmeye çalıştık. İki-üç gün bu müdahalelerle rahatlama ve biraz düzelme görüldüyse de sırtıma ve sağ tarafıma yayılmaya başladığından, hasta haneden randevu aldım.

O gün öğleden sonra hasta haneye gitmeden önce, zor da olsa Cuma namazı için camimize gittim. İki büklüm namaz kılmaya çalıştığımı gören dostlarım sebebini sordular. Namazdan sonra da beni “nasılsa randevuya daha çok vakit var” diyerek, hemen Çavuşbaşı’nda bu konuların uzmanı ve aktar bir şahsa götürdüler. Sol kalça üzerindeki bir kas motoru (kas merkezi-güç tribünü) üzerinde burkulma ve ödem tespit etti ve hemen birkaç ayrı ilâç sürerek, ovmaya ve ödemi yaymaya başladı. Biraz da ısıtarak o noktaya 15-20 dakika şiddetli baskılar uyguladı ve bana, “hocam, kalkar mısın?” dedi. Bir müddet bana destek ve yardım etmelerini bekledim, fakat tekrar“hocam kendiniz kalkınız” deyince, inanınız ki desteksiz ve yardımsız kolayca kalktım. Kendilerine çok teşekkür ettim ve Rabbime de ziyadesiyle şükrettim. Sonra hasta hane randevusunu iptal ettim ve hem bilgi sahibi olmak için, hem de Yüce Rabbimizin eseri olan vücudumuz üzerinde biraz tefekkür etmek için, bu ârızanın sebeplerini sordum.

Hem o uzman arkadaştan, hem de bu konuyla ilgili çeşitli eserlerden ve internetten aldığım bilgilerle, hayretler içinde kaldım. Tefekkür deryalarına dalarak azami şekilde ulvî haz aldım. “Kendini bilen, Rabbini bilir” vecizesinin, diğer bir anlamını da bu tefekkür ile daha iyi anlamaya başladım. Sizlerin de hasta olmadan bu tefekkür hazzına ve sevabına hissedar olmanız için, bazı örneklerle vücudumuzun kas sistemini kısmen arz edeceğim.

Vücudumuzda milyonlarca küçük mikroskobik kas motorları -şu anda ne yapıyorsanız yapın- sizin bu hareketi yapabilmeniz için ihtiyacınız olan gücü üretirler. Söz konusu motorlar "kas lifleri” nizdir. Vücudunuzda 6 milyardan fazla kas motoru vardır.

Bu küçük motorlar zâhirde size su içirir, araba kullandırır, yürütür, konuşturur, kalbinizi attırır, gözünüzü kırptırır, nefes aldırır, yemek yedirir, boynunuzu çevirmenizi sağlar…

Hatta şu satırları okurken, gözünüzün satırları takip edebilmesi için soldan sağa hareket etmesi bile bu küçük motorların sağladığı güç sayesinde gerçekleşir. Çay bardağını karıştırırken, yazı yazarken veya sayfayı çevirirken inanılmaz bir mühendislik tasarımını kullanırsınız. Muhteşem bir tasarıma sahip olan ellerimiz ve yukarıda kısmen hatırlattıklarımız, gerçekte ise Allah'ın yaratma sanatının ap-açık delillerindendir...

Kaslardaki motorların büyüklüğü, kullanıldıkları yere göre değişir. Bazı motorların büyüklükleri santimetrenin yüz binde biri kadarken, bazı motorların büyüklükleri ise 3 santimetreyi bulur. Küçük motorlar yani kas lifleribir araya gelerek büyük güç tribünlerini, yani kasları oluşturur. İnsan vücudunda irili ufaklı 400'ün üzerinde güç tribünü bulunmaktadır. Bazı kaslar meselâ göze giren ışık miktarını ayarlayan kaslar küçücüktür. Bazı kaslar da -insan ağırlığını taşıyan bacak kasları gibi- büyüktür. Ancak büyük veya küçük her kasın çalışma prensibi aynıdır: Milyarlarca küçük motor bir arada çalışarak, kasların hareket etmesini sağlar.

İnsan vücudundaki kaslar, kontrol edilebilen kaslar (istemli) ve kontrol edilemeyen kaslar (istemsiz) olarak ikiye ayrılır. İstemli kasların kullanımı, bizim irade ve tercihlerimize bırakılmıştır ki sorumluluk da bize aittir. Bedenimizdeki bütün kasların çalışma sistemi son derece hassas sınırlarla belirlenmiştir. Ayrıca hareket edebilmemiz için kaslarımızın belli bir uyumla, senkronize çalışması gerekmektedir. İşte bu senkronizasyonun aksamaları nedeniyle çeşitli FELÇ olayları yaşanır. Kasların en önemli özelliklerinden bir tanesi de yaşamımızı devam ettirmemizi sağlayan bir kontrol sistemine bağlı oluşlarıdır.

Eğer bir motor varsa, öncelikle bu motoru çalıştıracak yakıta da ihtiyaç vardır. Kasların yakıtı ise kan dolaşımı ile taşınan şekerdir (glikojen). Kasların içinde bu yüksek oktanlı benzinin (glikojenin) bir kısmı depo edilir. Kas hücresi, şeker molekülünün içindeki enerjiyi ortaya çıkarır ve ortaya çıkardığı bu enerjiyi yine kendi kasılmasında kullanır. Yani hem kimyasal bir molekülden enerjinin açığa çıkması, hem de bu enerjinin fiziksel güce dönüştürülmesi kas hücresinde gerçekleştirilir. Basit bir adım için ayaklarda ve sırtta bulunan 54 ayrı kasın uyum içinde çalışması şarttır. Bunların tamamı bir İLÂHÎ İRÂDE tarafından gerçekleştirilir…

Netice itibariyle; bizler yâ kullanım hatalarımız nedeniyle veya herhangi bir dış müdahale sebebiyle, bazı motorlarda arıza çıkarırız. Kim bilir belki de Kâinatın Hâkimi ve vücudumuzun sânî’i olan Allah cc. bizleri sınamak için veya bizleri gafletten uyandırmak için, sadece bir motor üzerinden tecellisini bir ÂN için çekivermiştir.

Her ne sebeple olursa olsun, tek bir motorun ârızasının nelere mâl olduğunu fark etmemize sebep olan bu belimdeki ârıza için bile, Yüce Rabbimize sonsuz hamd ediyorum. Bu arıza olmasaydı, bunları araştırıp tefekkür edemezdim. 6 Milyar motordan veya 400 Tribünden bir tanesi arızalıyken bile, diğer 5 999 000 000 motorumu veya 399 Tribünümü sağlıklı bir şekilde sürekli çalışmasını sağlayan Yüce Rabbimizi ne kadar çok az tanıdığımı ve ona ne kadar çok az kulluk ettiğimi daha iyi anladım…

Bu duygularla sözlerimi; Peygamber Efendimizin vefat ederken "..Mâ arafnâke hakka marifetike Ya Ma'rûf" ..diye başlayan yakarışla noktalamak istiyorum…

Anlam olarak:

Ey bütün mahlûkat tarafından bilinen Rabb'im, Seni bilinmesi gereken ölçüde, hakkıyla bilip tanıyamadık. Ey yalnızca kendisine ibadet edilen Allah'ım, Sana hakkıyla kulluk edemedik.

Ey zikredilmeye en layık olan Allah’ım! Seni hakkıyla zikretmedik. (anamadık, hatırlamadık.)

Ey şükredilmeye en layık olan Allah’ım! Sana hakkıyla şükredemedik…”

Yüce Rabbimizin “HABÎBİM” diye methettiği O yüce Peygamber SAV, sekerat ânında bunları itiraf ediyor iseacaba BİZLER NEYİMİZE ve HANGİ AMELİMİZE GÜVENİYORUZ?...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık