Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
İsmail Erdoğan

İsmail Erdoğan

“Abluka daralıyor”

Bu başlıkta bir yazıyı bu zamanda yazacağımı hiç düşünmezdim ama hayat diye bir şey var ve kendisi ziyadesiyle ironik.
‘Abluka daralıyor’, benim için 28 Şubat’ı hatırlatan bir başlık. Çünkü postmodern darbenin, demoklesin kılıcı gibi insanları ve fikirleri doğradığı bir dönemde, Müslümanca düşünen bir yazarın yazdığı yazıya attığı başlık bu. O yazı, abluka altına alınmış Müslümanlar için hayatın günden güne daraldığını anlatıyordu. Ve bir uyarıydı, hala ruhunu satmamış Dorian Gray’ler için.
O zamanlar hayat daha sahiciydi. (Nostaljik tramvay olmadığım bilinsin) İnsanlar kuşatılmışlığın verdiği psikozla bakıyorlardı dünyaya. Ve bu psikoz diri tutuyordu onları. Çünkü yarılması gereken bir kuşatma vardı. Daralan dünyadan genişleyen evrene bir çıkış bulunmalıydı. Bu çıkışta da ayak izlerine ihtiyaç vardı. İzini süreceğiniz ayak izlerine. Peşi sıra yürüyerek, yolun da, yürümenin de ne olduğunu göreceğiniz ayak izlerine. Ve o ayak izlerinden biri Hakan Albayrak’tı benim için “Ebuzer”iyle. İdris Özyol’du “Lanetli Sınıf”tan verdiği haberlerle. Biraz İbrahim paşalı’ydı Perşembe yazılarıyla. Çarşamba’yı dolduran Tarık Tufan’dı biraz. Gökhan Özcan’dı “Hiçbir Şey”iyle. İsmet Özel’di bitmeyen Cuma mektuplarıyla. Sezai Karakoç’tu fotokopiyle çoğalttığımız “Mona Roza”sıyla. Nuri Pakdil efsanesiydi bulunamayan fotoğraflarıyla. Zarif şairin otostopla Avrupa gezisiydi. Ve daha bir çok adamdı. Bunlardan gayri “Gerçek Hayat”tı bütün halinde dergiciliğiyle.
Yani köşelerin bir anlamı vardı. Dergi sayfalarının ya da gazete köşelerinin. Köşeleri tutmuştu silahşörler ve kabzaları fikirle, inançla doluydu. Gün sayardık onları okumak için. Beklerdik umutla köşeleri.
Cuma, namaz kadar “Gerçek Hayat” günüydü. Gerçekten kutsal bir gündü. Karış karış, satır satır okurduk onu.
Yusuf Kaplan “Fallokrasi” adında bir yazı yazardı ve kimseler bilmezdi “fallokrasi” nedir. Ufkunuza yeni bir kavram katılırdı onunla, yeni bir dünya.
Dücane ezberleri bozardı o zamanlar. Size ait olmayan ezberleri. Ve yeni ezberlerden bahsederdi, yüzde yüz yerli.
Hasan Karakaya bombalardı. Kelimeleri kurşun değil dinamit gibiydi. Ama “Tnt” etkisi yapardı bu dinamitler.
Murat Kapkıner diye bir adam vardı ve “ Bizim Ateistlerimiz dindardır” diye yazardı köşesinde. Sonra “ Ağlayışlar üzerine”. Ağlamanın “Simple” ve “Cozmoz” çeşitleri olduğunu ondan öğrenirdik.
Ve daha ne adamlar vardı. Allah rızası için yazan ve yaşayan adamlar. Dünyaya batmamış, batmış olan dünyayı da ukbaya taşımanın derdinde adamlar. Devrim edebiyatı yapmayan ama varlığıyla devrime ruh veren adamlar.
O adamlar hala yaşıyor(çok şükür). Ama o zamanlar sahip olduğumuz ruh ne kadar yaşıyor bilmiyorum. Ne kadar çoğalıyoruz içerden ve taşıyoruz dışarıya bilmiyorum. Görüyorum ama bazı şeyleri. Hakk ve hakikati dile getirmenin zorlaştığını görüyorum. Gerçeğe köleliğin hakikate kul olmanın önüne geçtiğini görüyorum. Her neslin kendini yeniden tanımlaması ilahi emirken, yılların tortusunun üzerimize ölü toprağı serptiğini görüyorum. Gerçeği yeniden yeniden üretmek, eşyanın tabiatıyken, gerçeği yeniden yeniden tekrar ettiğimizi görüyorum. Ama dönmek gerek bu köşeden ve çıkmak gerek bu ablukadan. Özgürce(özü gür) konuşmak ve söylemek gerek hakikati.
“Müstakil Gazete” bu heyecanla yola çıkmış bir gazete. Müstakil olması bu yüzden. Allah dışında kimseye hesap vermeme iddiası bu yüzden. Hakkı yükseltmek için haksızı eleştirme talebi bu yüzden. Zulmün böğründe patlamak için meydan okuma cesareti bu yüzden. Allah’a teslim olup 3 ay sonrasını görememesi, görmek gibi bir derdinin olmaması bu yüzden. Çünkü adanmışlığın gazetesi Müstakil. Aldansa bile aldatmamanın gazetesi Müstakil.
Ben, pazartesi “Sanat” yazılarımla, Perşembe de “Allah ne verdiyse” yazılarımla huzurlarınızla olacağım inşallah.
Allah bu gazeteyi, “Bugün acaba şu yazar ne yazmış” heyecanıyla beklenilen gazetelerden eylesin J Hakkı tutup kaldıran ve yüksekte oluşu karşısında tereddütsüz eğilen ve Allah’tan başka kimseden korkmamayı politika edinen gazetelerden eylesin. Amin!

Müstakil Gazete'deki Köşe'den


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık