ayyıldız vekaletle kurban kampanyası
ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
İsmail Erdoğan

İsmail Erdoğan

Nakavtla kazanacağız
Matbuat aleminde cüzi sayfamızla külli yer işgal etmeye başladığımız günden beri merak ettiğim şeylerden biri, pek muhterem ‘Şahsi Fikrim’ hazretlerinin bu fakire(!) de satırlarında ne zaman yer vereceğiydi. Çok şükür o günleri de gördük.
 
Zat-ı âlileri Cuma günkü yazılarında Hakan abiyle adımı yan yana zikrederek, gündemi belirlemeğe çalıştığımla ilgili hafif yollu bir ironide bulunmuş ve şahsıma inceden inceden çakmıştı. Öpüp başımın üstüne koyduğum bu taşlamaya, zannedildiği üzere cevap vermeyeceğim. Zira, sarsmak istemem ‘ şahsi fikrim’izin karizmasını. O bize lazım. Çünkü biricik o. Matbuat aleminini dip köşe bucak arasanız da bulamazsınız bir ikincisini. ‘Şahsi Fikrim’, kendini savunmakta mahir olup ihtiyaç duymasa da bu satırlara, bir omuz vermekle halel gelmez derim karizmasına.Sonuçtakavga büyük, dava büyük. Bu uğurda bize yakışan ‘ kurşunlarla perçinlenmiş duvarlar’ olmaktır. Bu yüzden yemem de yedirtmem de Şahsi Fikrim’i. Ve uyarıyorum buradan patronları. Behemehal ödensin Şahsi Fikrim’in telif paraları.
 
Efendim, “şaka bir yana ciddiyet öteki yana” demiş eskiler. Ama iki yan bir bütün olunca, her şakada da bir ciddiyet vaz etmişler. Bizim şakamız da ciddidir vesselam, ciddiyetimiz de şaka.(Burada Mevlana İdris’i anmazsak olmaz)
 
Malumunuz üzere Müstakil Gazete matbu değil artık. PDF olarak gönderiliyor takipçilerine. O da hepsi hepsi 1500-2000 kişiye. Sayı olarak dipte ve sondayız ama depresyonda değiliz çok şükür. Yasaktır Müslümana yeis ve şeytandandır biliriz. Ve yakışmaz bize depresyon. Üstümüzde iyi durmaz. Hatta akar gider bir duayla. Bir inşirah soluğuyla yerle bir olur bütün yeisler. İyiyiz yani ve dostlar bizi alış verişte göremeyecekler hiç.
 
Eminim gazeteyi okuyan ya da göz ucuyla da olsa takip eden bazı kimseler, bıyık atından gülen çehrelerine istihza kokan cümlelerini ekliyorlar. Bizim, neyin kafasını yaşadığımızı merak edip, zihinsel orgazm vasıtası olarak gazeteyi yaşatmaya çalıştığımızı vehmediyorlar. Gazeteciliğin ayarlarıyla oynayıp kendimizi tatmin ettiğimizi düşünüp yaptığımız işi yücelttiğimizi düşünüyorlar. Canları sağ olsun. Bu düşünceler karşısında söyleyecek bir şeyim yok ama yere ve göğe söyleyeceklerim var. Çünkü sığmıyorum kendime. İçimdeki kelimeleri durduramıyorum ve patlasın istiyorum ızdırapların göğsünde.
 
Biz, yani ‘Müstakil Gazete’nin müstakil fertleri, yola çıkarken sonumuzu hiç düşünmedik. Çünkü sonuçtan mesul değiliz. En fazla yürümekten hatta koşmaktan mesulüz. Ve koşmamaktan korkarız. Bir de Allah’tan korkarız. Allah’tan başka tutamak, dayanak ve sığınak tanımayız. Tanımak da istemeyiz. Eyvallah der geçeriz en kötü. Sonuçta her şey ona dönmeyecek mi? Döndüğümüzde yüzümüz olsun isteriz.
 
Biz neysek oyuz. Başkalarını düşünürüz ama başkası değiliz. Bahattin Yıldız abinin ‘Bizim çocuklar’ derken kastettiği çocuklar kimse biz de onlarız.
Kalbin attığı her coğrafya bizimdir. Öyle bakmak isteriz dünyaya. Misak-ı Milli sınırlarımızın hikmeti yeryüzünün mescit kılınmasında saklıdır. Bu yüzden Somali kadar bizimdir Ankara. Beyrut kadar Cordoba.
 
Büyüklere saygımız sonsuzdur. Ama büyüklük keyfiyette saklıdır ve bunu Peygamber’den(a.s.) öğrendik biz. 17’lik Üsame’yi İslam ordusunun başına geçiren Peygamber’den (a.s.). El öpmeyi severiz bu yüzden ama etek öpmek nedir bilmeyiz. Büyükleri saydığımız kadar severiz küçükleri. Zira soyu tükenen pandaların gazetesiyiz biz.
 
Savaşmayı severiz, çünkü cihadın çocuklarıyız biz. Ama savaşımız ahlaktır bizim. Bilmeyiz başka türlüsünü. Başarı için tüm yolların mübah olduğu çocukların anti teziyiz biz. Ve biliriz meşru nedir, gayri meşru nedir.
 
Artistizdir biraz. Biraz mı? Belki daha fazla. “Biz Türkler, artist bir milletiz” diyen şairin dizeleriyle büyüdük çünkü. Ve yakışıklı şairler doğurduk kelimelerden. Aframız da taframız da vardır. Biliriz ki çağın dilinde vardır artistlik. Çağ gerektirdiği için değil ama, doğuştan artistiz biz.
 
Adamız biz, harbiyiz, hasbiyiz. Elinden, dilinden ve belinden emin olunacak mü’minlerdir önderlerimiz. Güvenmek nedir biliriz ve güvenilmek fiiline vücut olmak isteriz.
Siyaset kadar önemseriz sanatı. Kültüre kurban veririz manşetleri. Rengarenk sabahlara uyanır ve inadına iyi haberlerle donatırız sayfaları.
Epistemolojik inhisarın hiçbir türlüsüne prim vermeyiz. Hakikatin tekeline oynayan bütün cemaat, parti ya da mezheplere karşı duruşumuz bundandır. Biz, bir hakikate inanırız ki o da bütün gerçekleri kapsar. Kapsar, kapsar, kapsar…
 
Hiyerarşik bir yapılanma yoktur biz de. Hele bürokrasiye hiç iltifat etmeyiz. “Arkadaş milliyetçisiyiz” biz, dostluk nedir biliriz. Ve birbirine dost olabilenlerin gazetesiyiz. Abiyiz, kardeşiz…
 
Çokça romantiğizdir. Çünkü, bütün devrimciler romantiktir. Malcolm X romantiktir. Aliya İzzet Begoviç romantiktir. Seyyid Kutup romantiktir. Ali Şeriati romantiktir. Bakmayın siz, diyalektik materyalizmin babası Marx’a: günlüğüne “Tanrıdan nefret ediyorum” diye yazdığı için o da romantiktir.
 
Kelebek gibi uçar arı gibi sokarız biz. Zevk aldığımız gibi zevk de veririz. Oyunsa bu dünya oyunun hakkını vermek isteriz. Gerekirse dans ederiz bu uğurda, gerekirse secde. Secdeyle dansı birleştiririz Allah’a götürecekse. (Rabia Brodbeck’e de selam olsun)
 
Cesuruz, inançlıyız, iddialıyız. Sadece inancı olan adamların iddiası olur biliriz. Ve inançlarımızı çiğnetmeyiz. İddialarımızı da.
Analitik açılıma inandığımız için bütün çoktan seçmeli testlere karşıyız biz. Küçük sınavların büyük sınavı kaçırmasına da. Sınavlarla ufukların yozlaştırılmasına da.
Mütevekkiliz biz. Başka da bir teslimiyet bilmeyiz.
 
Matematiği sever ama itibar etmeyiz sayılarla gelen denklemlere. İnanmayız kemmiyetin doğuracağı keyfiyete. İnanırız biz keyfiyete, kaliteye. Kantitatif bir varoluş yazmaz kitabımızda. Biz, bize inanan adamlara inanırız. Biz, bize adanan hayatlara adanırız. Bu yüzden önemli değildir sayılar. 1500 tane, “absürde, yalnızlığa ve başkalığa tahammül edecek, elmas yürekli, çelik bilekli ve hakikatin tamamına açık adam”yeter bize. Çünkü 300 kişidir Bedir’de Hakk’ı tutup kaldıran ve aslanlar gibi çarpışan. Yeter ki, “ aslanlarımızı açıklamamıza” engel olmasın hayat. Yeter ki, “ meleklerle omuz omuza” sürsün, ölmeden önce öldüğümüz hayat.
O vakit, Güven Adıgüzel’le bitirelim.
Zira,
 
“SAYILARLA İŞİMİZ YOK, NAKAVTLA KAZANACAĞIZ.”

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık