ayyıldız vekaletle kurban kampanyası
ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Mehmet Emin GÖKTEPE

Mehmet Emin GÖKTEPE

Doğanın Dengesi

'Tecavüzcüye af getirilmek isteniyor!' diye bir yaygara koparılır.

Ortalık toz duman olunca da, Hükümet tasarıyı geri çeker.

(Gazeteler)

Ünlü Alman filozofun[1], ölüm döşeğindeyken en iyi öğrencisine yönelerek: "Beni bir tek sen anladın, sen de yanlış anladın.." diye serzenişte bulunuşu meşhurdur. Bunun bir de Üstad Necip Fazıl'a atfedilen versiyonu vardır: "Beni bir tek Osman Yüksel (Serdengeçti) anladı, O da yanlış anladı: "Ayağa kalk!" dedim, O, amuda kaktı!"

Öyle ya, hiç anlamamak, yanlış anlamaktan ya da tersinden anlamaktan daha iyidir. Zira hiç anlamayan biri, maksadı kavrayamayacağı için olumlu ya da olumsuz bir tepki vermeyecektir. Bu da en azından bir zarara yol açmaz doğal olarak. Ama yanlış anlayan bir birey, maksadı tersinden okuyacağı için sonu felaketle neticelenebilecek iş ve eylemlere girişebilir. Komutanının 'rahat!' komutunu, 'rahatına bak' şeklinde algılayarak, oturup sigara tüttürmek isteyen er, felaketi kendi eliyle çağırmıştır. Hiç anlamasaydı komutu da, öylesine bekleyedursaydı sizce de daha iyi değil miydi?

Neyin nesidir, bu çıkarılmak istenen yasal düzenleme?

Bilindiği üzere, 2004 yılında yapılan değişikliğe kadar, küçük yaşta evliliklere bir cezai müeyyide yoktu. Hatta, (afedersiniz), kişi tecavüz ettiği biri ile evlilik yaparsa yine ceza almaktan kurtuluyordu. Hükümet, bunun önüne geçmek için T.C.K.'da yer alan, evlenerek cezadan kurtulmayı sürekli sağlayan düzenlemeyi (eski T.C.K. 423 ve 434. maddeleri), 2004'te yürürlükten kaldırdı. Kaldırılmasındaki maksat, her ne kadar küçük yaşta yapılan evliliklerle, evlenmek suretiyle tecavüz cezasından kurtulmanın önüne geçmekse de, yasanın caydırıcılığının olmadığı anlaşıldı. Bir türlü küçük yaşta yapılan evliliklerin önüne geçilemedi. Yasa yeteri kadar anlatılamadığı için bir çoğu bilmeden bu 'suç'u işledi. 'Suç'u tırnak içine alarak ifade ediyorum, çünkü bu bugün 'suç', ama önceden değildi. Anadolu'da hala binlerce küçük yaşta yapılan evlilikler var. Belki bir çoğumuzun, -hatta  bahse konu yasa tasarısına karşı ortalığı toza dumana bürüyenlerin dahi bir çoğunun- ebeveyni evlenirlerken 18 yaşından küçüktüler.

Yanlış anlamayı düzeltmeye geçmeden önce, getirilmesi düşünülen (şimdilik geri çekilmek zorunda kalınan) yasa metnine bir bakmakta ve dikkatle okumakta fayda var:

"Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın, 16 Kasım 2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçunda, mağdurla failin evlenmesi durumunda, Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesindeki koşullara bakılmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, hüküm verilmiş ise cezanın infazının ertelenmesine karar verilir. Zamanaşımı süresi içinde evliliğin, failin kusuruyla sona ermesi halinde fail hakkındaki hüküm açıklanır veya cezanın infazına devam olunur. Bu fıkra uyarınca fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesi durumunda, suça azmettiren veya işlenişine yardım edenler hakkında kamu davasının düşmesine veya infazın ortan kaldırılmasına karar verilir."

Dananın kuyruğunun koptuğu ifade, altı çizili kelimelerde gizli. "Efendim, görmüyor musunuz? 'Cinsel istismar'a af getirilmek isteniyor. Bu tecavüzcüye getirilmek istenen 'af'tır.  Açıkça da yazmışlar işte..." Tam da dediğim gibi, hiç anlamamak yanlış anlamaktan yeğdir. İşte burayı yanlış anlıyoruz bence. Çünkü, küçük yaşta yapılan evlilik, mevcut yasada bir 'cinsel istismar suçu'dur. Bir yasağı kaldırmak için o yasağın anayasadaki ifade ediliş şekli ile hatta birebir aynı kelimelerle ortaya konulması gerekir ki, maksat farklı yorumlara açık hale gelmesin.

Bu işin teorik kısmı. Bir de realitesi, yani pratik hayata yansıması var.

Bendeniz bir kapalı ceza ve infaz kurumunda manevi rehberlik hizmeti (Cezaevi Vaizliği) veriyorum. Görev yaptığım kurumda, cinsel suç kategorisinde hükümlü veya tutukluların kaldığı 4 ayrı koğuş var. Bu koğuşlardan biri, tamamen evlilik yaşı tutmadığı halde imam nikahı ile evlenenlere mahsus. Cezaevi ağzı ile bunlara damat, kaldıkları koğuşa da 'Damat koğuşu' deniliyor. Genelde cinsel suçlulara aşağılayıcı gözle bakılırken, 'damat koğuşu'nda kalanlara kimse farklı gözle bakmaz. Görevim gereği bazen bunlarla da bir araya gelir, hasbıhal ederim. Tek kelimeyle hepsi mağdur. Daha ziyade dışarıdaki eş ve çocukları mağdur durumda. Bir çoğu, bu yasağın farkında olmadan evlilik yapmışlar, pişmanlar ama bu bir şey ifade etmiyor maalesef. Eş hamile kalıyor, doğum için hastaneye gidiliyor, kimlik ibrazında yaşları tespit ediliyor, kadın doğumhaneye erkek ise cezaevine sevk olunuyorlar. Sonrası Allah Kerim. Hatta buna rıza gösterdikleri tespit edilen anne ve babaların da cezaevinde oldukları bir başka gerçek. Ortada erkek olarak kadına destek olacak, ne eş var, ne de  kayın peder var. Kadın ve çocuk dışarıda ve yapayalnız. Çaresizlik sonucu boşanmak durumunda kalıyor bir çoğu. Netice itibariyle, sözde kadının hakkını korumak için çıkarılan yasa, yine ve en çok kadını mağdur ediyor.

Bana göre hiç üzerinde durulmadan, birdenbire gündeme getirilmiş olması olayın handikaplarından biriydi.  Toplumun zihnindeki bulanıklığın giderilmesi için gayret sarf edilmesi, herkesin anlayacağı dilden konuşularak maksadın ortaya konulması gerekir. Aklın yolu birdir. Mantıklı düşünen herkes bir şekilde hak verecektir. Dilerim şimdilik geri çekilen yasal düzenleme yanlış yorumlamaya müsait tarafları  giderilmek suretiyle tekrar getirilir ve yasalaşır.

"Başlığın konuyla ne alakası var?" diyenlere:

Köyden Trabzon'a yeni gelen Temel, yasaktan habersiz kamusal alanda sigara içerken suçüstü yakalanır. 105 TL ceza makbuzu kesilerek eline tutuşturulur.

- "Ne oldu çi, suçim nedur da?" Diye çıkışır memura.

Memur kulağına eğilerek:

- "Doğanın dengesini bozdun, daha ne olacak!" der.

Temel şaşkınlığını gizleyemeyerek;

- "Uyy uşağum ha punda pir yanluşluk vardir da, pen ne Doğan'i tanirum ne de yencesuni!

 

23.11.2016

M. Emin GÖKTEPE

 


[1]  Georg Friedrich Wilhelm Hegel

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık