Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Mikail Miral

Mikail Miral

YANLIŞIMIZ NEREDE?

On bir ayın sultanı Ramazan ayının en yoğun günlerindeyiz. Aslında bu cümle olması gerekeni ifade eden bir cümle. Gerçek böyle mi, hiç zannetmiyorum. İnsanımızda tarifini yapmakta zorlandığımız bir hal var. Ezan okunduğu zaman çoğu geliyor camiye. Üç beş istisnayı saymazsanız ihtiyar bir güruhtan başka ezandan evvel insanımız gelmiyor camilere. Bunun üzerine ciddi ciddi düşünmek kafa yormak gerekiyor. Ne oldu da insanlar bize küstüler ya da neden durum böyle.

Diğer zamanlara nazaran Ramazan'da biraz daha farklı bir tavır bekliyor insan, ama nafile durum aynı. Hocaefendi içeride hoparlörleri zorlarken caminin önünde içeridekinin on katı insan çayını yudumluyor, muhabbetin dibine vuruyor. Açıkçası dışarısı içeriden daha cazip. Nedense biz de vaaza karşı bir isteksizlik bir önemsizlik var. Kolaycılık yapıp insanların dünyevileşmesinden bahsedebilir bütün suçu bu duruma yükleyebiliriz. Zaten bunu yapıyoruz da bir fayda vermiyor işte. Gelin bir özeleştiri yapmayı deneyelim mi?
Bir defa günümüz insanını tanımıyoruz, bu konuda çoğumuz asosyaliz yani. İnsanlar da bizi tanımıyor zaten bu yüzden. İnsan tanımadığı bir insanı niçin dinlesin ki? Şimdi buraya itiraz eden olacaktır elbette. İnsanlar bizi tanıyor burası abartılı bir yaklaşım diye. Hiç de öyle değil işte. İnsanlar bizi hayallerindeki "mübarek, duası makbul vb" bir kahraman gibi görmek istiyor. Ama bakıyor ki bize bizi kendinden daha berbat yada müsavi buluyor. Yaptığımız şeyi de maaş karşılığı olarak götürüyor. O yüzden hakkımızda bunlar maaş almasa... gibi nahoş cümleler sıklıkla duyduğumuz cümleler. Demek ki işe buradan başlamak lazım. Önce kendimizi irşad edip gerçekten mübarek, duası makbul bir zat olmamız lazım ki tesirimiz olsun.
Diğer bir husus, kendimizi aşamıyoruz yenileyemiyoruz kendimizi. Hazırlanmadan vaaza çıkıyor ve insanların bizi dinleyip feyzlenmesini bekliyoruz. Gerçekten durum böyle, genelde hazırlanmadan insanların karşısına çıkıyoruz ve maalesef insanlar bunu yemiyor. Zaten ifade edemeseler de genelde bizi dinlememeleri bu yüzden. 
Söyleyecek çok şey var ama uzatmayayım. Son olarak insanları bilgi bombardımanına tutuyor, çok fazla nasihat ediyoruz. Halbuki insanlar bizden daha çok feyzlenmek istiyor. Yani bizden salt bilgi va buna dayalı nasihat değil duygu istiyor. Anlattıklarımızı kalbinde zihninde canlandırmak ve kendisini o duygu dünyasında görmek istoyor. 
Çok mu şeyler istiyor insanlarımız.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık