Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Muhammedül Emin

Muhammedül Emin

Burnundan kıl aldırmayan adam

Doktorlar başağrısını durduramayınca, geceleri uyuyamayan Osman Efendi'yi İstanbul’a götürmeye karar verirler. 

Hali vakti yerinde, oldukça sağlıklı, varlıklı, itibarlı Osman Efendi bir sabah müthiş bir başağrısıyla uyanır. İlaç alır, banyo yapar, bildiği bütün çarelere baş vurur ama bir türlü geçmez. Bir iki gün sabırla bekler, ağrı geçmediği gibi daha şiddetlenerek devam eder. Nihayet ahbap doktorlardan biri çağrılır. Doktor muayene eder, ağrı kesiciler verir, gider. Lakin Osman Efendinin başağrısı bir türlü dinmez, artarak devam eder. Üstüne üstlük baş ağrısı yanı sıra gözleri de yaşarmaya başlar. Başka namlı doktorlar da çağrılır. Osman Efendi Uşak’ın ileri gelenlerindendir, ağrıyı kesene servet vaad eder.

Hekimlerin hiçbirisi ağrıyı durduramadığı gibi sebebini de bulamaz. Ev halkı birbirine karışır. Baş ağrısından geceleri uyuyamayan Osman Efendi'yi İstanbul’a götürmeye karar verirler.

İstanbul’da en iyi doktorlar seferber olur. Görünüşe bakılırsa Osman Efendi turp gibidir. Oysa dayanması gittikçe zorlaşan başağrısı ve gözyaşları hayatı çekilmez hale getirmiştir. Ağrı kesici iğnelerle zor ayakta duran Osman Efendi, bu defa da apar topar yurtdışına götürülür. O devirde Amerika değil İsviçre moda olduğundan, Zürih'e gidilir. Haftalarca hastanede kalınır, onlarca profesörler konsültasyon yapar, testler tekrarlanır.

Netice olarak, Osman Efendiye teşhis konulamaz. Artık yerinden kalkamayan Osman Efendiye ağrı kesici iğneler yapılarak sakinleştirilir. En iyisi memleketine dönüp dinlenmesi… Daha doğrusu, son günlerini evinde geçirmesi, tavsiye edilir.

Osman Efendi bitkin, aile perişan. "Kader" denilir, çaresiz Uşak’a dönülür. Osman Efendi havadar, manzarası hoş bir yayla evinde temiz yatağına yatırılır ve ağrı kesici iğnelerle ölümü beklemeye başlar. Hastalığından ötürü uzun zaman saçına sakalına da bakılmamıştır. Rastgele uzayan kıllardan kurtarmak ve hastanın keyfi biraz gelsin diye, Osman Efendinin eski berberi "Berber Mehmet" eve çağrılır.
Berber yataktan kalkamayan Osman Efendiyi tıraş ederken, burnuna dikkatice bakar, derdini tahmin eder.

Bu arada Osman efendi; çaresiz, anlaşılmaz bir derde düçar olduğunu ve ölümü beklediğini söyler. Berber Mehmet bir an düşünür. "Beyim" der "sakin olun! Şöyle kulağınızdaki, burnunuzdaki kılları da bir güzel temizleyeyim".

Dikkatlice bir daha burnuna bakar. İçinden "tam da tahmin ettiğim gibi, kıl dönmüş" diye düşünür.
Osman Efendinin şaşkın bakışlarına aldırmaksızın çantasından cımbızı kaptığı gibi el çabukluğuyla kılı çeker, çıkarır.

Ev halkı; Osman Efendinin köyü ayağa kaldıran çığlığıyla odaya koşar. Berber Mehmet, Osman Efendinin elinden zor alınır ve cımbızın ucunda tuttuğu 20 santimlik kılla tekme-tokat kapı dışarı edilir.
Osman Efendinin kanayan burnuna pansumanlar yapılır, kolonyalar koklatılır ve yaşlı adam tekrar yatağına yatırılır.

Ertesi sabah Osman Efendi aylardır ilk defa rahat bir uykudan uyanır. Gözlerinin yaşarması geçmiştir.
Başağrısından ise eser kalmamıştır. Dönen kılın sinire yürüyüp gittikçe uzayarak dayanılmaz ıstıraplara yol açtığını doktorlar ancak o zaman keşfederler. Çözümün bu kadar basit olabileceği kimsenin aklına gelmemiştir. Sapasağlam ayağa kalkan Osman Efendi, Berber Mehmet'i çağırtır ve ona büyük bir mükâfat verir.

Hak tecelli eyleyince, her işi âsân eder,
Halk eder esbâbını, bir lahzada ihsan eder.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık