Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Muhammedül Emin

Muhammedül Emin

KISSADAN HİSSE

Hükümdarın oğlu bir süredir kimselerle görüşmüyor kendini odaya kapatıyor derin düşüncelere dalıyordu. Kardeşleri, ava gider, eğlenirken o odasına kapanır, sürekli düşünürdü. Oğlunun bu durumuna üzülen hükümdar kendince çözümler arıyordu. Bir gün bu sorunu çözebilmek için ülkesinin en bilge kişisini saraya çağırtıp ona oğlunun durumunu anlattı ve buna bir çözüm bulmasını istedi. Bunun için bilgeye bir hafta süre verdi. Bir hafta içinde bir çözüm bulamazsa bunun hayatına mal olabileceğini ifade etti.
Yaşlı bilge verilen süre içinde neler yapabileceğini düşündü. Fakat aklına hiçbir çözüm gelmedi. Bu nedenle canını bari kurtarmak düşüncesiyle ülkeyi terk etmeye karar verdi. Üzgün bir şekilde ülkeyi terk ederken, bir köyün yakınında koyunlarını, keçilerini otlatan küçük yaşta bir çobanla sohbet etme imkânı buldu. Bundan cesaret alan küçük çoban yaşlı bilgeye ”Amca şu hayvanlara biraz göz kulak oluver de, ben de şu görünen köyden azık alıp geleyim, bugün azık almayı unutmuşum da”, dedi. Bilge çocuğun bu talebini kabul etti.
Bilge hayvanlara göz kulak olurken, bir koyun yavrusu kenarında oynamakta olduğu uçurumdan aşağı yuvarlanıverdi. Yaşlı bilge; çobana verdiği sözü doğru dürüst yerine getirebilmek için aşağı inip kuzuyu kendisi kurtarmaya karar verdi. Bu amaçla uçurumun dibine indi. Önce kuzuyu sırtına bağladı, sonra tırmanmaya başladı.. Birkaç tırmanma başarısızlıkla sonuçlandı. Ama Bilge yılmadı. Uğraştı ve nihayet yukarı çıkabildi.
Bilge çobana verdiği sözü tutabilmek, bunun için de kuzuyu uçurumdan çıkarmak bir süre kafasını öyle meşgul etti ki, kendini bu işe o kadar verdi ki, başından geçmekte olan olayı, canını kurtarabilmek için ülkeyi terk etmekte olduğunu unuttu.
Fakat bu durum çok fazla devam etmedi. Bilge içinde bulunduğu durumun farkına vardı ve korkuya kapıldı. Bir çözüm aradı ve şöyle düşündü; ”Bir kimse ciddi olarak bir işle meşgul olur ve bu işi başarabilmek için gayret gösterirse can sıkıntısına korkuya fırsat bulamaz” Bu düşünce onun bütün korkularını silip götürdü. Artık kaçma işinden vazgeçti ve geri döndü. Hükümdarın huzuruna çıktı ve şunları söyledi: ”Hükümdarım, eğer oğlunuzun can sıkıntısından kurtulmasını hayata bağlanmasını istiyorsanız ona bir sorumluluk yükleyin, ona meşguliyetler verin. Can sıkıntısının ana nedeni boşluktur. O yüzden onu boşluğa sürükleyecek durumlardan uzak tutun sorumluluklar verin.”
Hz . PEYGAMBER’İN EŞİ SEVDE (RA)
Hz. Sevde Resulullahnı evlendiği ikinci eşidir. Mekke müşrikleri açık davete başlamasından itibaren Hz Peygamberin tebliğ faaliyetini ve ona tabi olan Müslümanların artmasını engellemeye çalışıyorlardı. Ashabın maruz kaldığı bu baskılar katlanılmaz hale gelmişti. Hz. Peygamber baskıların artmasın sonucunda bir kısım müminlerine Habeşistan’a hicret etmeleri tavsiyesinde bulundu. Hz. Peygamber’in teklifi ve talimatı üzerine 615 yılında on bir erkekle dört kadından oluşan ilk hicret kafilesi Habeşistan’a ulaştı. Onların hicret ettikleri ülke de huzur ve güvenlik içinde yaşadıkları bilgisinin alınması üzerine, yaklaşık bir yıl sonra daha yoğun katılımlı olarak 82 erkek ve 18 kadından müteşekkil ikinci bir heyet Habeşistan hicretini gerçekleştirdi. Zem’a’nın kızı Sevde (r.anha) ile kocası, aynı zamanda amcasının oğlu Sekrân b. Amr (r.a.), daha başından beri İslamiyet’i kabul etmiş ve Habeşistan’a birlikte göç etmişlerdi. Bunlar bir müddet Habeşistan’da kaldıktan sonra bazı muhacirlerle birlikte tekrar Mekke’ye döndüler. Dönüşlerinden kısa bir sonra Sevde’nin eşi Sekrân Mekke’de öldü.
Hz. Peygamber ilk eşi Hz. Hatice (r.anha)’nin vefatından sonra Sevde (r.anha) ile evlenmeye karar verdi. Hz. Sevde (r. anha) İslam için büyük fedakârlıklarda bulunmuş olan ve bu uğurda Habeşistan’a hicret eden yaşlı ve dul bir kadındı. Allah Rasulü dini uğruna yurdunu terk etme fedakârlığını gösteren bu hanım ile evlenmek suretiyle hem öksüz çocuklarına bir anne, hem de muhterem dul bir hanıma bir şeref kazandırmayı düşünmüştür.
Hz. Sevde (r.anha), Allah Rasulü’nün yapmış olduğu evlilik teklifini olumlu karşıladı, ancak bu hususta babasından da izin alınması gerektiğini bildirdi. Babası, bu evliliğe rıza gösterdiğini bildirince miladi 620 (hicretten 3 yıl önce) Ramazan veya şevval ayında evlilik gerçekleşti. Böylece Rasûlullah Hz. Hatice (r.anha)’den sonra ikinci evliliğini yapmış oldu.
Hz. Sevde (r. anha) İslam için büyük fedakârlıklarda bulunmuş olan ve bu uğurda Habeşistan’a hicret eden yaşlı ve dul bir kadındı. Peygamberimize (sav) karşı çok itaatkâr idi . Ona karşı saygısında hiç kusur etmez, emir ve tavsiyelerini titizlikle yerine getirirdi. Her yerde Allah Rasulüne beraber olmayı ve ona hizmetle şereflenmeyi canla başla isterdi.
Hz. Sevde (r.anha) dinine son derece bağlı bir hanımdı. Nitekim Hz. Aişe (r.anha) onun hakkında “Kadınlardan en çok kendisine benzemeyi sevip arzuladığım Sevde binti Zem’adır.” demiştir. Hz. Sevde (r.anha)’nin, sadaka vermeyi çok sevdiği rivayet edilir. Nitekim bir defasında Halife Hz. Ömer (r.a.) kendisine bir torba dolusu gümüş dirhem göndermiş, o da hiç bekletmeden bunların kendisine ulaşan miktarın tamamını Allah yolunda harcamıştı. Rivayetlerde onun, kendisine gelen bütün hediyeleri fakirlere verdiği bildirilir. Hz. Sevde (r.anha) sadaka dağıtma konusunda Allah Rasulü’nün diğer bir hanımı olan Zeyneb bint Cahş ile âdeta yarışmıştır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık