ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Sait Çamlıca

Sait Çamlıca

Coğrafya kaderdir

İbn-i Haldun’un bu muhteşem tespiti, ülkemizde yaşanan kargaşaların neden bitmediğini anlamama yardımcı oluyor. Yaşadığı coğrafya, sadece birey olarak insanın değil, o coğrafyada yaşayan toplumun da kaderidir.

Nasıl bir coğrafyada yaşıyoruz?

Üzerinde yaşadığımız toprakların sadece jeo-politik konumu değil, tarihi birikimi ve geleceği yönlendirme ihtimali de kaderimizi şekillendiriyor. Bin yıl boyunca bu coğrafyada hüküm sürmüş, altıyüz yıl boyunca güçlü bir hakimiyet sağlamış bir tarihi geçmişimiz var. Gücümüzü kırmak için, önce hasta ederek ‘hasta adam’ diye adlandırdılar, sonra parça parça ederek onlarca ülkeye bölünmemizi sağladılar, uzun yıllar iç kavgalarla uyuttular. Uyanmamamız için çalışmaya devam ediyorlar.

Bu kadar uzun yıllar uğraşarak parçaladıkları coğrafya insanının, yeniden ayağa kalkmaması için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Biliyorlar ki, biz ayağa kalkarsak onlar oturmak zorunda kalacaklar.

Osmanlı liderliği

Coğrafyamızın geçmişi denilince, akla hemen Osmanlı gelir.  Sadece doğulu tarihçiler değil, batılı – tarafsız – tarihçiler bile, Osmanlı’nın mükemmele en yakın yönetim tarzına sahip olduğunu itiraf etmek zorunda kalıyorlar. Mezhep, meşrep, ırk ayrımı yapmadan, din kardeşliği bayrağı altında coğrafya insanını, uzun yıllar bir arada tutmayı başaran Osmanoğulları, işini bilen yöneticilerin liderliğinde, elele verilince neler yapabileceğimizi bütün dünyaya gösterdi.

Ellerimizi birbirimizden ayırıp, bizi birbirimize düşürmeyi başardılar. Bu, sadece onların başarısı değil, aynı zamanda bizim de başarısızlığımızdır. ‘Ellerimizi kesseniz, bizi yine ayıramazsınız’ diyebilseydik, ‘Mezhebimiz, meşrebimiz, ırkımız, rengimiz farklı olsa da, kıblemiz bir, kitabımız ve önderimiz aynı’ diye kucaklaşabilseydik, tuzaklara ve oyunlara rağmen başarılı olamayacaklardı. Ama oyuna geldi, bölgesel liderlerimiz. İçeride hatalar yaptık. Hatalarımız gücümüzü zayıflattı.

Kucaklaşmayalım diye

Birçok İslam ülkesinin başına kuklalar getirtip, istedikleri gibi yönettiler. İşler istedikleri gibi gitmeyince, o milleti birbirine düşürdüler. Tüm İslam ülkelerini tek tek araştırsanız, aşağıda anlatacağım, kendi hikayemizin benzerine şahit olursunuz.

Ben doğduğumda (1974), sağ sol kavgası vardı. Sağcılar solcu öldürmeyi sevap, solcular sağcı öldürmeyi devrim sanıyordu. 1980 darbesiyle sokak kavgaları bitti. 1984 yılında PKK terör örgütü eylemlere başladı. Otuz seneden fazla bir zaman geçtiği halde akan kan bitmedi. 1990’lı yıllarda başka bir yaramızı daha kaşıdılar. Alevi-Sünni tartışması başladı. Laik – Dindar tartışması hep yedekte tutuldu, sık sık gündeme getirildi.

Kendi yaşıtlarımın gördüğü, 41 yıllık kavgaları yazdım kısaca. Bu kavgada, kazanan taraf yok. Kavgayı körükleyenler, kavga devam ettikçe ayağa kalkamayacağımızı biliyorlar. Aklımızı başımızdan alıp, silahları ellerimize verdiler.

Kavgalar biter mi?

‘Abi bu türküye ağlamak için Kürtçe bilmek mi gerek?’ sözü, Şener Şen’in başrol oynadığı, Gönül yarası filminin en güzel sahnesidir. Bu kavgaya üzülmek, ölenlerin arkasından ağlamak için sağcı, solcu, Türk, Kürt, Alevi, Sünni olmaya gerek yok. İnsan olan, Müslüman olan üzülür buna. Memleketin gençlerine, ülkenin enerjisine yazık oluyor. Gençlik, gelecek demektir.

Ancak ‘coğrafyamız kaderimizdir’ gerçeğini de unutmamak gerekir. Bizi bizden daha iyi bilenler, bizim kucaklaşmamamız için ellerinden gelen her şeyi yapmaya devam edecekler. Onlar fitne tohumlarını ekecek, biz kardeşlik türküsü söylemeye devam edeceğiz. Onlar, Türk – Kürt kavgasını tetikleyecek, biz ‘ümmet’ tohumları ekmeye devam edeceğiz. Onlar farklılıklarımızı öne çıkartacak, biz ayniliklerimizi öne çıkartacağız.

‘Kim kazanır?’ sorusunun cevabı hiç değişmez.

Kim daha çok çalışırsa o kazanır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Araştırmacı Araştırmacı 07.09.2017 23:31

Sen istiyorsun ki ümmetin biraraya geldiği hiçbir teşekkül olmasın.Başıboş dağılıp gitsin.Senin yaptığın cerbezelerle artık kimi kandırırsan.Sen orta öğretim sıralarında bile ateizm, deism, komünizm gibi ifsat komitelerini ya görmüyorsun yada gözünü kapatıyorsun.ODTÜ Boğaziçi gibi okullarda ateist çoğunluğun farkında mısın?Bu çocukların dindar ailelerin çocukları olduğunu biliyor musun?Allah (cc) kendine ibadet eden melekleri varken insanı niye yarattı, ben neden peygamber olamıyorum? Hz. Muhammed (sas) neden alemlere rahmet olarak gönderildide diğerleri gönderilmedi gibi sorulara muhatap oldun mu?Turan Dursun gibi zındıklara ne cavap verebiliyorsun? Senin eleştirmeye çalıştığın kişiler, cemaatler, tarikatlar Elhamdülillah bu muhafazayı yapıyor.Senin dil uzattığın Risaleler 1930 lardan itibaren herzaman Din İşleri Müşavere Kurulunda incelenmiş ve faydalı olduğuna ait birçok karar vermişken hiç bir menfi karar vermemiştir.İş ehli sünnet yolunda gidenleri eleştirmek değil ehli sünnet karşıtlarının hatalarını yüzlerine çarparak hükümsüzleştirmektir.

NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık