Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Sait Çamlıca

Sait Çamlıca

Para değil insan biriktirin…

‘Ne kadar çok banka var bu küçük ilçede?’ dediğimde, ‘Faizde para bekletip, faizden para kazanıp zenginliğine zenginlik katanların çoğu, camilerde ki hacı amcalar’ demişti bir arkadaşım. Sonra, şehri dolaşırken, bazı esnaf hacı amcaları göstermişti. ‘Bu amcanın kıyafetine bakma, bankada ki parasını duysan dudakların uçuklar’ demişti. Yıllarca aklımdan çıkmadı bu olay.

Çalışmadan, para ile para kazanmak anlamına gelen faizin, dinimizdeki yerini bilen hacı amcalar, beş vakit camide namaz kıldıkları halde, faizden para kazanma konusunda çok rahat davranıyorlar. Sanki namazı emreden Allah, faizden para kazanmayı haram kılmamış gibi.

Bahsettiğimiz faiz, ev veya araba almak için kredi çekilen faiz değil. Paradan para kazanmak için bankada bekletilen faizden bahsediyorum. Kişisel olarak, ev ve araba için faizli kredi çekmek konusunda da rahat değilim. ‘Ev ve araba için kredi çekmek caizdir’ diyen birçok hoca olmasına rağmen, benim gönlüm buna fetva vermiyor! Ama konumuz bu değil.

Biriktirme hastalığı

Dünya’da, ihtiyacından fazla biriktiren tek varlık, insan olsa gerek. İnsan garip bir varlık. Biriktirmeye doymayan bir varlık. ‘Başımı sokacak bir tane evim olsun yeter’ diyen insanın, ikinci hatta üçüncü evi almak için nasıl çırpındığını görünce hayretler içerisinde kalıyorsunuz.

Hacı amcalardan birisi, faizde bekleyen parasından ne kadar kâr ettiğini öğrenmek istemiş. Yüklü miktarda parası olduğu için, özel ilgi görüyormuş bankalarda. Bankaya girince, bayan memur hacı amcaya yer gösterip çay ikram etmiş. Bir yandan bilgisayardan hesap yapmaya başlamış. Hem çayını yudumlayıp, hem de hesap yapmaya çalışan bayan memur, çayından iki yudum çekince, hacı amca parlamış.

“Sen ne yapıyorsun kızım öyle?”

Yanlış bir şey yaptığını sanan bayan memur; ‘Hayırdır amca? Yanlış bir şey mi yaptım?” diye sormuş.

Öfkelenen hacı amca: ‘Kızım sol el ile çay içilir mi? Sen bilmiyor musun, sağ elinle içmen gerektiğini?” demiş.

‘Doğru söylüyorsun hacı amca! Çayı sağ elimle içmem gerekiyor ama sağ elimle senin biriken faizini hesapladığım için çayı sol elimle içmek zorunda kaldım’ diye cevaplamış.

Hacı amca bayan memurun verdiği cevaptaki inceliği anlamış mıdır bilemem? Söz olarak ince, yük olarak çok ağır bir cevap verilmiş.

Biriktirerek değil, paylaşarak mutlu oluruz

Cemaatle namaz kılarak 27 kat daha fazla sevap kazanmak isteyen hacı amcalar bilmiyor mu, yedikleriyle değil yedirdikleriyle sevap kazanacağını?

Sabah namazını her gün camide kılmak gibi zor bir ibadeti ihmal etmeyen hacı amcalar, biriktirdikleriyle değil paylaştıklarıyla sevap kazanacağını neden hatırlamıyor?

Misvak sünnetini ihmal etmemek için cebinde misvak gezdiren hacı amcalar, diş temizliğinden daha çok, boğazdan geçen lokmanın helal olması gerektiğini bilmiyor mu?

Küçük sünnetleri yerine getirmek için büyük hassasiyet gösteren hacı amcalar, büyük günahlardan olan faizden para kazanma konusunda neden bu kadar duyarsız?

Bu milletin karşısına çıkıp, saatlerce din anlatan hocalarımızın, neyi daha çok anlattığına, hangi konuları öne çıkarttığına mutlaka dikkat etmesi gerekir.

Kefen parası!

‘Bu kadar parayı ne yapacaksınız?’ diye sorsanız, ‘kefen parası’ diyecekler. Çevresinde maddi sıkıntılar yüzünden evlenemeyen gençler varken, fakirlikten okuyamayan öğrenciler sıkıntı yaşarken, faizde beklettiği paraların hesabını Allah’a nasıl verecekler? Bazıları en yakın akrabaları büyük sıkıntılar çekerken, bilmiyormuş gibi yaşamaya devam ediyorlar.

‘Sila-i Rahim’ denilince, sadece akrabayı ziyaret etmek olarak anlıyor ve anlatıyor olmamız, ne kadar büyük bir gaflet. Ziyaret et, hal – hatır sor ve çık git. Sünnet yerine gelmiş mi oluyor? Derdiyle dertlenmediğimiz akraba ve komşularımızın hesabı sorulmayacak mı bize?

Parayı cebinize koyun, kalbinize değil

Ölmeden önce paraya olan hırsını öldürebilmeli insan. Birileri uyarmalı, uyandırmalı bu insanları. Allah hepimizi yaşlandıkça açgözlü olmaktan korusun. Karnı aç olanı doydurmak kolay, gözü aç olanı nasıl doyuracağız?

Parasız yaşayalım, saçıp savuralım demiyorum. Ne zaman para – insan ilişkisi konuşulsa, aklıma Mevlana Celaleddin Rumi’nin benzetmesi gelir.

Para ve insan ilişkisi, gemi ve su ilişkisine benzer. Geminin varoluş işlevini yerine getirmesi için su ne kadar önemliyse, insan içinde para o kadar önemlidir. Ancak, gemiyi yüzdüren su, geminin içine girince, gemiyi nasıl batırıyorsa, insanın cebinde işe yarayan para kalbine girerse, o para insanı batırır.

Para değil insan biriktirin. Amel defterinize para miktarınız değil, dua miktarınız yazılacak.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık