Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Selçuk TÜTAK

Selçuk TÜTAK

Maharet mi, Salahat mı?

Sosyal düzen ve uyum kültürünün bekası için, herhangi bir makam ve mevkiye namzet olanların liyakat ehli olmaları elzemdir. Namzet olanlar arasında seçim ise şaibesiz bir şekilde adaletle yapılmalıdır. Hiç kimse bir diğerine referans olmamalı. Referans demek, olsa olsa torpilin bir diğer adı olabilir.

Bir kurumda homojen yapı var ise bir gün mutlaka orada tehlike çanları çalacaktır. Toplumun başına bela olacaklardır. Herkesin aynı görüşte olduğu ve birbirine alt üst, gayrı resmi ilişkisiyle bağlı olduğu homojen yapılar en tehlikeli yapılardır. Çünkü bu yapılar devletin bütün imkanlarını kullanıp istedikleri gibi at koşturabilirler. Hiçbir şekilde kimse kimseye itiraz etmez, engel olmaya çalışmaz. Dur ihtarında bulunmaz. Bunu 15 Temmuz'da çok acı bir şekilde gördük hissettik. Bedelini toplum olarak ağır ödedik. Öyle görünüyor ki daha da ödemeye devam edeceğiz. Çünkü artık at izi it izine karışmıştır. Bu yüzden devlet dairelerinde ve kurumlarda heterojen bir yapı oluşturulmalıdır. Bu yapının oluşması için ayrıca bir çaba sarf etmeye, kimsenin hakkını yemeye, kimseyi mağdur etmeye gerek yoktur. Sadece objektif bir seçim ve adaletli bir yaklaşımla sorunlar minimize edilecektir. Birileri gayrı resmi işlere kalkışsa bile mutlaka başka birileri çıkıp dur diyecektir. Ya da gizli işleri aşikar edeceklerdir.

Homojen ve heterojen yapıdan ne kastettiğimi herhalde ayrıntılı bir şekilde açıklamaya gerek yoktur. Sadece bir iki durum için homojen yapı oluşturmaya fırsat verilebilir. O da uyum içinde ekip seçimi olmalıdır. Bu ekipler de salahat kıstas alınarak değil; maharet kıstas alınarak yapılmalıdır. Sonuçta devlet kapısı tekke değil. Memurlar da mürit değil.

Meşhur Hacer-ül Esved taşının yerine konması hadisesini çoğunuz duymuşsunuzdur. Mekke'deki kabileler arasında çekişme ve anlaşmazlık çıkmıştı. Her kabile taşı yerine yerleştirmenin kendi hakları olduğunu iddia ediyorlardı. Peygamber efendimiz ise her kabileden bir kişi seçerek hep beraber, kardeşçe, Hacer-ül Esvedi yerine koyma olanağı sunmuştu. Böylece adaletli bir şekilde anlaşmazlığı çözmüştü. Peygamber efendimiz 1500 sene önce bize bu yolu göstermiş. Şimdi ise sıra bizde...

Devletin kurum ve kuruluşları tek bir zümre, oluşum veya cemaate teslim edilmeyecek kadar kutsal ve ehemmiyetlidir. O yüzden seçim yaparken:

1- Adaletli olunmalı
2- Liyakat esas alınmalı
3- Salahattan evvel maharet kıstas alınmalı

Eğer bunlar yapılmaz da hemşehricilik, örgütçülük, cemaatçilik vs. gibi adam kayırmaları devam ederse bunun bedelini hepimiz çok ağır öderiz.

Artık rasyonel, tarafsız ve adil bir yapı oluşturmanın zamanı geldi de geçiyor.

Öyle bir sistem getirmeliyiz ki ne biz zümre ne bir sendika ne de bir oluşum müdahale edemesin. Kurallar ve kaideler net ve şeffaf olsun. Lastikli kanunlar gibi eğilip bükülemesin. Kim gelirse gelsin kurallara uymak zorunda kalsın. Kuralları kendi çıkarlarına uyduramasın. Adalet ve liyakat esas alınsın. Artık salahat ve maharet birbirine karıştırılmadan iş görülsün.

Bu adil yapıyı inşaallah bugünlerde referandumda halkın onayını alan sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başaracaktır. Bizler de bu adaleti getirmek için var gücümüzle ona yardım edeceğiz.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık