Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

15 TEMMUZ DARBESİ

15 TEMMUZ DARBESİ; FRANSIZ İHTİLALİNDEN SONRA YAPILAN EN BÜYÜK HALK DİRENİŞİDİR!.."

Ülkemizde meydana gelen, 15 Temmuz 2016 cunta hareketi, ve halkın ölümüne direnç göstermesi, direnmesi, bana, Fransız büyük ihtilalini anımsatmaktadır.

Ezilenlerin, sömürülenlerin, aldatılanların, sınıfsal düşüklüğü yaşayanların kitleler halinde ayağa kalkması, haklarını savunarak tüm Burjuva sürülerini ber taraf etmeleridir.

Fransız devrimi veya Fransız ihtilali ( 1789-1799) Fransa'daki monarşinin devrilip, yerine cumhuriyetin kurulması ve Roma Katolik Kilisesi'nin ciddi reformlara gitmeye zorlanmasıdır.

Avrupa ve Batı dünyası tarihinde bir dönüm noktasıdır. Sosyal bir akımı başlatan en büyük etkendir. Fransız ihtilalinde, " Aydınlanma felsefesini" başlatanlar Decartes, Montesqieu, Voltaire, Roosseau ve Diderot gibi şahsiyetlerin öncülük görevi yaptıkları görülmüştür.

Yani, baskıya, sömürüye, derebeyliğe, krallığa karşı halkın ayaklanması, Kilise'yi de dize getirmiş, kralı da mahvı perişan etmiştir.

Tıpkı, Fransız büyük ihtilali gibi, ülkemizde de, 15 Temmuz 2016 cunta hareketine karşı  halk direnişi bana, Büyük Fransız ihtilalini hatırlatmakta, tıpa tıp o anı yaşatmaktadır.

Çünkü, Tankın önüne dikilen halk, gençler, okumuşlar ve okumamışlardır.. İstanbul köprülerinin üstüne fırlayan halk, bayrağını eline alıp Tankların altına yatan halk, kolunu, kanadını kaybeden bu milletin saf, tertemiz , arı, duru insanlarıdır.

Ya karşıda bulunan hainler, aldatılmışlar kimlerdir?..  Bu aldatılan uşaklar, köleler, Kur'an Müslümanlığı adına olmayıp, tamamen, Şeyh geçinen, kendisini Mehdi ilan eden bir meczup adına, onun parasal, dünyevi menfaatı uğruna sokaklara çıkan zavallılardır!..

Kırk yılı aşkın bir zamandır, bu milletin kesesine girilmiş, kasasına girilmiş ve elindekini, avucundakini " Himmet" adı altında yardımlarla, teberrularla, sadakalarla toplayarak, ABD'ye kaçırma eylemleridir.

Oysa, dinler tarihini incelemiş olduğumuz zaman, görmüş oluruz ki, taa Hz. Adem (as)'dan bu yana, " Hak-Batıl" mücadelesi kesintisiz devam ederek gitmektedir.

Hz. Adem (as), Şeytan kavgası, Habil ve Kabil kavgası, Nuh (as) ve yakınları arasında olan çekişme ve inatlaşmalar, İbrahim (as) Nemrud mücadelesi, Musa ve Firavun sürtüşmeleri, Yusuf ve kardeşleri arasında vuku bulan düellolar!..

Hz. Zekeriyya'nın şehid edilmesi, Yahya (as) boğazlanması, İsa (as)'ın başına gelenlerin tamamı " Hak-Batıl" mücadelesinin göstergesidir.

Ya Resulullah (sav)'in burjuvaya, komprador EbuCehil'lere, Ebu Lehep'lere, As bin Vail'lere karşı ölümüne cihadı , konumuzun örnek, yaşanmış hadiseleridir. Ne yazık ki;

" Lider ve önder edindikleri insanları yüceltmeleri sonucunda, onların bu halden memnun olması takva yerine kibir üreterek vahye alternatif mezhepler üretmişlerdir.

Hastalık seviyesine ulaşan kibir ve tekebbür, önder ve lider, rahip ve hahamlar da daha baskın motifler haline gelmiş, gökten inenlere yerde değişiklikler yapabilmenin hesaplarına girişmişlerdir. Tarihin tozlu rafları ve Kur'an'ın şahadeti bunları görmeye kafidiri." ( İktibas Dergisi)

Aziz milletimiz; darbelerden, darbecilerden, cuntalardan, cuntacılardan çok çok çekmiş, eziyetlerini, baskılarını, tahakkümlerini, hürriyetsizliklerine şahit olmuş ve iliklerine kadar yaşamış bir millettir.

Müslüman Türk insanı, 31 Mart vak'asını, 27 Mayıs darbesini, 12 Mart cuntasını, 12 Eylül baskısını ve en nihayetinde de 28 Şubat darbe girişimini tatmış, yaşamış bir çilekeş toplumdur.

15 Temmuz cuntası da işte böyle bir vak'anın devamıdır.. Aziz millet evlatları, canları pahasına, tenleri pahasına karşı çıkmasalardı, Fetö meczubu, idareyi ele alacak, camileri kapatacak, İHHl'lerin, İlahiyatların, Diyanet'in kapısına kilit vuracaktı..

Bunun yerine, uydurmuş olduğu yapay din gündeme hakim olacak, uydurulmuş olan kıssalarla, hayallerle, tahayyülatla bu aziz millet söğüşlenecek, elinde, avucunda ne varsa talan edilerek ABD'lere kaçırılacaktı!..

Lakin, bu millet evlatları daha uyanık, daha dikkatli davranarak, oyunun, piyonun farkına varmış, sokaklara, tankların önüne, kaçak uçakların altına yatarak, " yapamazsınız" " haksızsınız" diyebilmiştir!..

Onun içindir ki, bendeniz bu halk kıyamını, cehdini, cihadını, büyük Fransız direnişine, ayaklanmasına, özgürlüğe koşmalarına benzetmekteyim.. Sözün burasında, ülkemiz, milletimiz, neslimiz, bayrağımız, istiklalimiz için canlarını veren şehitleri rahmetle, Fatiha'larla anıyor, makamlarının cennet olmasını niyaz ediyorum..

Meczubun oyunu, hilesi bitmiş, sona ermiş değildir!.. Türkiye'nin dost bulunduğu ülkelere de el atacak, örneğin, Rus Büyük Elçisinin haince öldürülmesinde olduğu gibi.  Rus uçağının düşürülmesi gibi..

Bu sebeple, ülkemizde, şu ana kadar cereyan etmiş, ne kadar menfi, negatif olay olmuş ise, devletimizin; bu konulara eğilmesi, öldürme, yıldırma, intihar, bombalama, Pkk. Pyd. Daeş sapkınlarının bile altında yatan etkenin Fetö tarafından organize edildiğini bilmek, inanmak, araştırmak lazımdır.

Netice olarak;

Meczubun; Batı ülkelerinde hali hazır kurumları bulunmaktadır. Batı ülkelerinin himayesine sığınmışlar, kendi ülkeleri Türkiye'ye  karşıda sırtlarını dönmüş durumdadırlar!..

Halbu ki, Türkiye; milleti ile, bayrağı ile, toprağı ile elden giderse, bu zavallılar nereden, hangi ülkeden, hangi insanlardan " Himmet" devşireceklerdir?..

Sanırım, hiç bir ülke bunların yüzüne bakmayacak, kandırılan insanları insan yerine koymayacak, ABD. bile bunların suyunu aldıktan sonra, posalarını dışarı atacaktır!..

Allah rızası şu hususları, hiç bir zaman zihin dünyamızdan çıkarmamalıyız!.. Kutsal İslam, böylesi kalkışmaları, boş yere insanların öldürülmesini kabul edermi?..

Mehdilik yalanına kim inanabilir? Kaç kişi bundan sonra bu tür palavralara kanabilir? Evet, 15 Temmuz kıyamımız, tıpkı Fransız büyük ihtilalinde meydana gelmiş kıyam gibidir..

Ne oldu Fransa ihtilalinden sonra?.. Batı ülkeleri özgürlüğü buldular, sömürenler kaçtılar, din rahatladı, iman yerini buldu, derebeylik, despotluk sona ermiş oldu..

Aziz milletimiz, bu meczubun şerrinden, hayallerinden hülyalarından, düşlerinden, sahte rüyalarından kurtulduğu zaman, kurtulmuş olacak, neslimiz de " Oh be! Dünya varmış." diyecektir. Selam ve dua ile.

Şerafettin Özdemir

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık