Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

2. Abdülhamit Han ve Patlayan Ermeni Bombası

ULU HAKAN II. ABDÜLHAMİD HAN VE PATLAYAN ERMENİ BOMBASI!..

Aziz milletimiz, tarihi seyr içerisinde efendiliğini, iyi niyetliliğini, yardım severliğini, mazlumu korumayı, düşküne el atmayı kendisine şiar edinmiş bir millettir!..

1492 yıllarında İspanyolların tandırlarda yakmış olduğu Yahudileri, dünya milletlerinin hiç birisinin insan olarak, millet olarak kabul etmediği Ermenileri ve inançlarını, ruhani liderlerini kabul etmezken, atalarımız, acımış, yardım elini uzatarak onları tüm bu zorluklardan çekip çıkarmıştır.

500 bin Yahudi milletini, atamız II. Bayezid Osmanlı gemilerini İspanya'ya göndererek, onları yanmaktan, yakılmaktan ve öldürülmekten kurtarmış, fert başına Osmanlı bütçesinden 1,5 altun ödeyerek satın almış  ve Osmanlı topraklarına getirerek, Selanik'e, İzmir'e ve İstanbul'a yerleştirmiştir.

Ama, gelin görün ki, zaman içerisinde aynı milletler, bir dönem kendilerini öldüren, darp eden, yakan, yıkan milletler tarafından iğfal edilerek, kandırılarak, bağlı bulundukları devletin aleyhina tezvirata, anarşiye, vurmaya, kırmaya, arkadan hançerlemeye, suikastlara başlamışlar, hatta devletin imparatorunu bile  bomba ile öldürecek kadar gözleri dönmüş, tarih önünde utanma, sıkılma şerefinden mahrum olmuşlardır!.. İşte;

".. Bu bombalardan birisi, .. Beşiktaş'ta, Barbaros Bulvarı üzerindeki Yıldız veya o zamanki adıyla Hamidiye Camii'nin avlusunda patlamıştı. Sultan II. Abdülhamid bu suikastten kılpayı kurtulmuş ama 120 kilo ağırlığındaki bomba 3'ü asker olmak üzere 26 kişinin ölümüne, 58 kişinin de yaralanmasına yol açmıştır.

Günlerden 21 Temmuz 1905'tir. II. Abdülhamid'in Cuma selamlığındayız. Cuma namazı bitmiş, özellikle ecnebi meraklılar tarafından büyük bir heyecanla beklenen an gelmiştir.

Sultan Abdülhamid, caminin çıkış kapısına doğru ilerlerken bazı vekil ve vezirleriyle konuşmuş, onlara iltifatlarda bulunmuştur. Tam kapıdan çıkacakken, bu defa da sevgili Şeyhülislamı Cemaleddin Efendi'yle ayaküstü bir meseleyi konuşacağı tutmuştur. Dışarıda kendisini hangi korkunç süprizin beklediğinin tabii ki farkında değildir o sırada.

Bizzat suikastçılar Yıldız Camii'nin avlusunda Padişah'ın dışarı çıkmasını beklemektedirler. Gecikme, onları da iyice meraklandırmıştır. Çünkü Cuma selamlıklarına defalarca gelmiş gitmişler ve Padişah'ın caminin dış kapısına 1 dakika 52 saniyede ulaştığına varıncaya kadar her şeyi inceden inceye hesaplamışlardır.

Ne var ki Sultan Abdülhamid' in tam kapıdan çıkarken, Cemaleddin Efendi'yle yaptığı ayak üstü sohbet, bütün planlarını alt üst edecektir.

29 yaşındaki Belçikalı sosyalist Charles Edward Jorris Fransa'daki eylemleri sırasında Ermeni tedhişçileriyle tanışmış ve onların daveti üzerine İstanbul'a gelerek Beyoğlu'nda Moravic Apartmanına yerleşmiştir.

O ve diğer Ermeni suikastçılar, önce beykoz'da Abraham Paşa korusunda, sonra Polonezköy'de çeşitli defalar bomba denemelerinde bulunmuşlar; ardından da Yıldız'da Padişah'ın geçeceği yol üzerinde bir ev kiralayarak planlarına nihai şeklini vermişlerdir.

Bunun üzerine Viyana'da özel bir araba imal ettirmiş ve arabacının oturma yerinin altına patlayıcıyı yerleştirebilecekleri gizli bir bölme yaptırmışlardır.

Bu arabayı Yıldız Camii'nin avlusuna kadar sokmayı başaran ( özel izinle alınan bu kısma koskoca arabanın nasıl girdiği daha sonra kafaları epey karıştıracaktır)suikatsçılar, saatli bombayı padişah kapıda görünür görünmez harekete geçirmiş, ama o bir anlık gecikmeyi hesaplayamamışlardır.

Ardından, Boğaz'ın Avrupa yakasını Fatih'e kadar sarsan ve Maçka, Nişantaşı gibi semtleri yerinden oynatan müthiş bir infilak sesi ile sarsılır İstanbul.

Ya bu korkunç manzara karşısında adı " korkak"a çıkartılan Sultan Abdülhamid nasıl davranmıştır dersiniz?

Tam bir Osmanoğluna yaraşır şekilde. Olayı soğukkanlılığını asla yitirmeden sükûnetle izlemiş, telaşa ve paniğe kapılmış olan yetkilileri ise; " Korkmayın!" diye yatıştırıp, gerekli emirleri verdikten sonra, sert ve vakur adımlarla saltanat arabasına yönelmiş ve patlamadan ürkmüş olan atların dizginini ele alarak arabasıyla dört nala Yıldız Sarayı'nın yolunu tutmuştur.

Suikasti çok planlı olarak hazırlayan Ermeni tedhişçilerinin hesabı şuydu: Suikast başarılı olsaydı, arkasından Beyoğlu'nda patlamalar birbirini takip edecek, kargaşalık çıkartılacak, bunu dış güçlerin müdahalesi izleyecek ve  Doğu'da bağımsız bir Ermeni devleti kurulmasının ilk adımları böylece atılmış olacaktı. Ama o bir kaç dakikalık gecikme, büyük planlarını suya düşürmüş oldu.

Kaçabilenler, o kargaşalıkta Sirkeci Garı'ndan trenle Avrupa'ya giderek paçayı kurtarmışlar ama Jorris ve hempaları derhal yakalanmıştır. ( karısı Anna da kaçmayı başaranlardandır).

Bir soruşturma komisyonu kurulmuş, Abdülhamid, mahkemenin tarafsızlığına şüphe düşürmemek için sorgu yargıçlığı ve azalıklarında Rum, Ermeni ve Musevi hâkimler bulundurulmasını irade etmiş ve yargılama sonunda içlerinde Jorris'in de bulunduğu 11 kişi idama, 46 kişi de çeşitli cezalara çarptırılmışlardır.. Ya sonra? Sonrası daha ilginç aslında.

Sultan Abdülhamid'in insan ve israf etmeyi sevmeyen bir sarraf olduğunu bu olaydan da anlıyoruz. Diğerleri gibi, suikastın ele başısı olan sosyalist Jorris de affedilmiş, af ne kelime, cebine 500 altın harcırah konularak bu defa Sultan Abdülhamid'in sadık bendelerinden birisi olarak Avrupa'ya işbaşına gönderilmiştir!

Bir suikastçı, belki de dünya tarihinde ilk defa, suikast düzenlediği kişi tarafından işe alınmakta ve ödüllendirilmektedir!.." ( Neler olmuş neler, sayfa 60-61-62)

Netice olarak;

Ne acı ki, Müslüman Türk'ün tarihi, böylesi olumsuz, negatif, çirkin, ayıplanacak, yuhalanacak hadiselerle dop doludur.. Yani, " Besle Kargayı, oysun gözünü" hesabı ile dolu nefret içeren vak'alar!..

II. Abdülhamid Han; dünya imparatorları, başkanları ve liderleri arasında başa güreşecek bir Ulu insandır.. Hani, Resulullah (sav)'den sonra, iş başına gelen Hz. Ebu Bekir (ra); Hz. Ömer (ra), Sultan Alparslan, Sultan Fatih, Sultan Yavuz nasıl unutulmayacak isimler ise, II. Abdülhamid han da öyle birisidir!..

Merhum Necip Fazıl üstadı, küçük bir dini cemaatten olması, yani, Süleymancı olması sebebi ile, pek yazılarını okumam, İslam alemindeki Muhammed Hamidullah, Mevdudi ve diğer büyüklere saldırması nedeniyle ilgilenmem ama, bir cümlesi hoşuma gitmektedir.

Necip Fazıl üstad derki: " Kanuni Süleyman'ı, Ağrı dağının tepesine koysanız, II. Abdülhamid Han'ı da dibine koysanız, yine de II. Abdülhamid Han, Kanuni'den yüksek kalacaktır" der.. Haklı bir söze ne demeli!..

Yani, Türk tarihindeki, tüm olumsuzluklar, daha teferruatlı bir şekilde tetkik edilmesi, sebepleri, neticeleri bir bir gün yüzüne çıkartılarak, insanımız, bilgi sahibi yapılmalıdır!..

Günümüzde de aynıdır!.. Örneğin, 15 Temmuz 2016 Fetö ihtilali, tıpkı bunun gibidir.. Yıllardan beri nasıl palazlandı, örgütlendi, büyüdü ve büyüdü?.. Maksadı, gayesi ne idi? Tüm bunlar incelenmeli, su yüzüne çıkartılmalıdır!..

Ve benzeri, dini yapılanmalar da, dikkate alınmalı, incelenmeli ve başı boş bırakılmamalıdır!.. Örneğin, devlet içerisine hızla nüfuz etmeye çalışan Menzilcilik,Süleymancılık, Işıkçılık vb. kuruluşların maksatları deşifre edilmelidir.. Edilmelidir ki, milletimiz, ikinci bir darbe teşebbüsü ile karşı karşıya gelmesin!.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık