ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Açlıktan Ölenler

  "BİR TARAFTA AÇLIKTAN ÖLENLER, DİĞER TARAFTA ÇOK YEMEKTEN ÖLENLER VARDIR!.."

    "  Karun, Musa'nın kavminden idi de, onlara azgınlık etmişti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını güçlü-kuvvetli bir topluluk taşırdı. Kavmi ona şöyle demişti: Şımarma! Bil ki Allah şımarıkları sevmez." ( Kasas sûresi, âyet 76)

    Bilindiği üzere, Karun'un, Hz. Musa'nın amcazâdesi olduğu rivayet edilir. Önce Hz. Musa'ya iman etmişti. Fakat hırsı ve kıskançlığı yüzünden münafıklığa yeltendi.

    İsrailoğullarının başında Firavun'un görevlisi olarak bulundu, onlara karşı zalimlik ve taşkınlık etti. Bir taraftan servetiyle, bir taraftan da ilmiyle övünüyor, şımarıyordu.

    Tefsircilerin rivayetine göre İsrailoğulları içinde Tevrat'ı en iyi okuyan kimse o idi. Kimya ve tiicaret sahalarında da çok bilgili olduğuna dair kayıtlar vardır. Ne var ki, sonunda, gerek ilmi gerekse serveti ona yâr olmamış, inançsızlığı ve azgınlığı yüzünden helâk olup gitmiştir.

    " Allah'ın sana verdiğinden ( O'nun yolunda harcayarak) âhiret yurdunu iste; ama dünyadan da nasibini unutma. Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de ( insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez." ( Kasas sûresi, âyet 77 )

    Karun gibi hazineler sahibi birinin şahsında yapılan bir öğütte dahi, Kur'an'ın, " Dünyadan da nasibini unutma" tavsiyesinde bulunması, İslâm'ın dünyaya ait çalışmaya ne kadar önem verdiğini gösteren bir nükte taşımaktadır.

    Bununla birlikte Kur'an, daha sonraki âyetlerde, büsbütün dünyaya dalmanın getireceği felâketleri de canlı bir şekilde gözler önüne sererek, dünya ve ahireti dengeleyen mutedil bir yol tutulmasını ve yaşanmasını tavsiye etmektedir!..

    Bu sözlerden sonra, bir dönemin meşhur, maddeci, materyalist  şairi Tevfik Fikret'in bir şiiri ile konuyu geliştirmek istiyorum: Hem de ne şiir!.. Günümüz dünyasını tıpa tıp anlayan, yorumlayan bir şiir!..

    " Yiyin efendiler yiyin!...

       Bu sofracık, efendiler-ki ittikaam muntazır huzurunuzda titriyor.

       Bu milletin hayatıdır;

       Bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır!.

       Çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır." ( T. Fikret)

 

    Evet, mübarek ramazan ayının sonuna doğru yaklaşmaktayız!.. Zengin sofralarının birinin inip, birinin kalktığı bir ay!.. Lakin, fakirlerin, fukaraların, miskinlerin, saillerin olmadığı sofralar!..

    Belediyeler; bu fırsatı kaçırmaz tabii ki!.. Çünkü, güzel bir reklam, fevkalade bir tanıtım toplantıları!.. Yani, gösteriş, riya, reklam aracı olma, fakiri kandırma, büyüklük taslama, bir kase çorbaya karşı insanlara tepeden bakma, övünme, böbürlenme sofraları!..

    Keşke!.. Bu sofralar, bu davetler yerine, bu tür masrafların fakirlerin evlerine gönderilmiş olsaydı, çocuklarının ellerinden tutmuş olsaydı, fakir; yediğini yer, yemediklerini, artanını yarınlara saklamış olurdu. Kalanı ile, çocuklarına kalem, defter, elbise alırdı!.. Yani, mevcut sofralar gibi tadımlık olmazdı!.. Sözü, İbrahim Sarmış hocama bırakıyorum:

    " Şüphesiz malın kendisi nötr olup iyi işlerde kullanıldığı gibi kötü işlerde de kullanılır. Malın kendisinde kötülük yoktur. Kötülük veya problem kişinin kendisindedir.

    Malın, kişinin üzerinde yönetici değil, kişinin malın üzerinde yönetici olması gerektiği ve bütün meselenin kişinin iyi veya kötü eğitim almış olması meselesi olduğunu unutmamak gerekir.

    Kişi kulluk bilincine sahip olup malın dünya hayatında geçimi sağlamak, Allah'a kulluğu gerçekleştirmek, Müslüman onuruna yakışan bir izzetle yaşamak ve ahiret hayatını kazanmak için bir araç olduğunu bilerek kullanırsa, böyle zenginlere ne mutlu!.

    Ama " Abdestli Kapitalistler" gibi kullanacaksa, Allah Müslümanları zengin etmesin!.. Çünkü verdiği malda cimrilik edenler için Allah şöyle buyuruyor:

    " Allah'ın bol nimetinden verdiklerinde cimrilik edenler, sakın bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar, bilakis bu onların kötülüğünedir. Cimrilik yaptıkları şey, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah işlediklerinden haberdardır." ( Âl-i İmrân sûresi, âyet 180)

    Günümüzde abdestli kapitalistlerin çoğunun yaptığı gibi, çalıştırdığı personelin maaş, ücret, mesai saatleri, ek mesai ücreti, sigorta, izin, tatil, çalışma şartları, gibi özlük haklarını en azından Allah korkusu, ahiret inancı ve kul hakkı bilincinden yoksun olan kapitalistler veya cahiliyye sistemleri kadar gözetmeyecekse;

    Onlar gibi adaletsiz ve acımasız bir şekilde insanların emek ve alın terleri üzerinden servetini katlamaya çalışacaksa, kendisi ve yakınları müreffeh ve bolluk hayatı yaşarken, toplumda iş olmadığından çalıştırdığı kişileri karın tokluğuna çalıştırmaya ve ailelerini yoksulluğa mahkûm edecekse;

 

    İnsanları kapitalistlere ve cahiliye sistemlerine özendirip imrendirecekse, kendilerine rahmet okutturup onlara yönlendirecekse, Allah Müslümanları zengin etmesin! Çünkü bu şekilde haksızlık yapan ve serveti ile azgınlaşanların örneği, Musa'nın milletinden olduğu halde Firavun'un yanında yer alan Karun'dan başkası değildir." ( http://www.kuranihayat.com/ibrahim-sarmiş)

    Evet, mübarek ayda yaşanmış olduğu üzere, zengin kapitalistler, fakirleri unutanlar veya boş verenler, görkemli iftar sofralarına Kur'an okutmak için hocada davet etmektedirler!..

    Tıka-basa yemekler yendikten sonra, hocanın yanık sesiyle, ağlayımsı dua yapmasıyla merasim sona erer!.. Tabii ki, iftar sahibi, herkesten teşekkür, dua beklemektedir!.." Vay be!.. Ne güzel iftar sofrası idi!" türünden medhiyeler yapılması!..

    İftar sofrasına katılanlar, alel acele teravihe giderek, teravihin bir an önce bitmesini ve sonrada, ramazan sahnesine çıkacak gazelhanların, artistlerin proğramlarına katılacaklardır!..

    Büyük paralarla kiralanmış; davet edilmiş gazelhanların, davet edeni övmekte, medih etmekte sonra da, " Nerdesin Ya Muhammed?" türü, pagan kokan, İslam'la hiç de bağdaşmayan ilahi türü şöyleri bangır bangır sahnede, mikrofonla söyleyecektir, ve söylemektedir!..  Oysa;

    " Hz. Muhammed'in mertlik ve cömertliğinin dillere destan olduğunu anlatır dururuz. Acaba onun ümmeti olarak biz de onun gibi ne kadar infak edebiliyoruz?

    Acaba aç gecelemek veya hasır üzerinde uyumak pahasına, sahip olduğumuz şeyleri muhtaç başkalarıyla ne kadar paylaşabiliyoruz?

    Acaba semtimizde, mahallemizde yoksul, kimsesiz, gelirsiz, yiyecek, giyecek, yakacak, okuyacak, tedavi masrafı ve diğer zorunlu giderlerini karşılayacak imkândan yoksun sürünen insanlardan veya yakınlarımızdan ne kadar haberimiz olmaktadır?

    Bu insanları ne kadar soruşturup yardımcı oluyoruz veya aylık, yıllık gelirlerimizden onlara ne kadar infak ediyoruz? Yahut insanlar işsizlik, fakirlik, yoksulluk yüzünden krizler geçirir, aileler bireylerini boğazlarken;

    En pahalı araçlarla keyif çatmaktan, nişandan düğüne, sünnetten umreye ve hacca kadar türlü vesilelerle masrafı yoksullardan onlarcasını, belki yüzlercesini bir yıl doyuracak kadar şatafatlı törenler düzenler ve mükellef sofralar düzerken onları da hatırlıyor muyuz?" ( a.g. site. İbrahim Sarmış)

    Netice olarak;

    Gerek ülkemizde ve gerekse alemi İslam ülkelerinde, çoğunluk insanlar, açlıktan , yokluktan, sefaletten " açım!.. Açım!.." diyerek, bağıra bağıra ölürken, genel ekseriyat da, çok yemekten, şişmanlıktan, obeziteden, şeker hastalığından kolesterolden, şişmanlıktan, kilodan ölmektedir!..

    İsterseniz!.. Bir araştırma, bir istatistik yapınız!.. Çoğu zenginlerimizin ölümleri, ani kalp enfarktüs geçirmeleri, aşırı beslenmeden, oburluktan olmaktadır!..

    Tıp fakültelerinde, özel yerlerde, bölümlerde yatmakta olan zenginlerimiz, tüm ihtimamlara rağmen, özel, itinalara binaen kurtarılamayıp hayata gözlerini yummaktadırlar!..

    Diğer taraftan, çokça da övündüğümüz, Suriye'li mültecilerin hangi hallerde kullanıldıklarını, çalıştırıldıklarını biliyor musunuz?.. Anne, baba, çocuklar ve tüm aile bireyleri, düşük ücretli, " Yumuş uşağı" durumunda iş yapmaktadırlar!..

    Almış oldukları ücret nedir?.. Bir ekmek parası!.. Ve bu durumdan utanmak lazımdır!.. Bu insanlara, iş verilirken de, bunlar horlanarak, aşağılanarak çalıştırılmaktadır!.. Yazık!.. Günah!.. Ve çok çok ayıptır!..

    Diğer bir husus da, Suriyeli mültecilerin hanımlarıyla evlilik yapma pozisyonlarıdır!.. Sanki, İran'ın Mut'a nikahı yaşıyormuş gibi, millet olarak bizde de varmış gibi, nice kendini frenleyemeyen insanımız, ikinci, üçüncü evlilik yapmak için Suriye'li hanım aramaktadır!..

    Tabii ki, evliliğe müsait olanlara, evlenmek isteyen kız ve hanımlara bir diyeceğimiz yoktur.. Lakin, insanımızın nefsine uyup, keyfi olarak ikinci evlilik yapmalarını tasvip etmiyoruz!.. Çünkü, bu durum, Suriye'yi misafir hanımlara yan gözle bakmak olacaktır!.. Bu durumda, bize güven kaybettirmiş olur.. Selam ve dua ile..

    Şerafettin Özdemir 

      

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık