Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Akif ve Kur'ani Çağrı

 MEHMET AKİF ERSOY VE KUR'ANÎ ÇIĞIR!..
 
 
    " Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,
       Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
       O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
       O benimdir,  o benim milletimindir ancak!." ( Mehmet Akif Ersoy)
    Bu gün, 12 Mart 2015, İstiklal Marşımızın kabul edilişinin 94 ncü yıl dönümüdür!..  Millî Marşımızın kabulünün yıl dönümünü kutlar, ebediyyen, susmamak üzere, hep bir ağızdan milletçe okunmasını dilerim!..
    94 yıl önce, ülkemiz üzerinde, kara bulutlar dolaşmakta, aziz milletimizi top yekûn tutsak etmek için bütün şer odakları, emperyal güçler hep birlikte saldırıya geçmiş, vatanın her tarafı baştan başa işgal edilmişti!..
    Ama, Allah'a şükürler olsun ki, imanlı, kahraman, cevval, atılgan aziz milletimiz, yediden yetmiş yediye  çakar almaz silahlarına sarılarak, baltası ile, nacağı, beli, küreği ile, kaması ve bıçağı ile, düşmana saldırarak, boğaz boğaza, diş dişe yapılan bir mücadeleden sonra, vatanı kurtarmış, sinsi, mülevves düşmanlarını denize dökmüştür!..
    Devlet kurulmuş, Meclis çalışmaya başlamış, ileriye matuf kararlar alınmaya başlanmıştı. Ama, bir eksiklik, hem de büyük eksiklik göze çarpıyordu. İstiklal Marşımız!..
    Ülke genelinde ilanlar yapılır, duyurulur olur ve 724 şairimiz şiirleriyle, hem de tepe tepe şairler yarışmaya katılmış olurlar!.. Ama, bir üstad şair  yok!.. Bir iman adamı, Kur'an insanı Akif bu yarışmada bulunmamaktadır!.. Merhum Akif'e ulaşılır, sebebi sorulur, " Niçin İstiklal Marşı yarışmasına katılmıyorsun?" sorusu kendisine sorulur!.. Ve öğrenilir ki, yarışmada 500 Tl. ödül söz konusu.
    Akif; ikna edilir, şiiri kabul edildiği takdirde, söz konusu ödülün başka bir yere verilmesi, aktarılması önerilir!.. Ve Kur'an insanı Akif, yarışmaya meşhur şiirini gönderir. Şiirler, tek tek gözden geçirilir, tüm şiirler elenirken, Akif'in şiiri takdir edilip, kabul görür ve Hamdullah Suphi Tanrıöver tarafından bir kaç kez mecliste okunur, heyecanla, hissiyatla okunan şiir, her defasında ayakta dinlenir ve o tarihten sonra da Millî Marşımız olarak Meclisten onay almış olur.
    " Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
       Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celâl?
       Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
       Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal." ( Mehmet Akif Ersoy)
   Hakikaten, Akif, zikredilen, hak etmiş olduğu 500 TL. lik para ödülünü kabul etmemiş, " Darül Mesaiye"  bağışlamıştır. Oysa, Akif, büyük bir yokluk içerisinde idame-i hayat ediyor, zar zor geçimini, maişetini temin ediyor, sırtında giyecek bir paltosu bile bulunmuyordu.
    Buna rağmen, Akif, takip ettiği, örnek almış olduğu Sahabe-i Kiramın hayatı gibi var içerisinde yokluğu tercih etmiş, hayatı boyunca paraya, maddeye, servete, zenginliğe, nefse düşkünlüğe tenezzül etmemiştir!..
    Akif, bir önemli, ciddi konuda da aziz milletimize, yetişen neslimize öncülük yapmıştır. Kur'anî öncülük görevi!.. Çünkü, millet olarak asırları tüketmiş, geleneğin, atalarcılığın boğazımızı, gırtlağımızı sıkarak, Kur'an'ın duvarlarda asılı kalmasına sebep olmasından dolayı, bu kör zihniyeti, taassup dolu kafayı, geleneği değiştirmeye çalışmıştır.
    " Zaten Müslümanlık, Anadolu coğrafyasının Müslümanlığı  düşünsel bir Müslümanlık değildir, duygusal bir Müslümanlıktır. Romantik bir toplum yaşamaktadır bu topraklarda. Mesela Cemil Meriç bunu söyler; Doğu gönlün vatanı, Batı aklın vatanıdır, der.
    Bunu hemen benimser bizimkiler. Bu tepeden tırnağa yanlış bir yargıdır. Yok böyle bir şey. Aklın sahibi biziz. Kur'an-ı Kerim'in her 6 ayetinden birisi insanoğlunun düşünmesiyle alakalıdır aziz kardeşlerim. Her 6 ayetten bir tanesi tefekkürle alakalıdır. Reşit Rıza, Menar Tefsirinde diyor ki: " Kitabı Mukaddeste akıl ve türevleriyle alakalı tek bir kelime yoktur" onun tesbitine güvenerek söylüyorum.
    Peki, Kur'an'da? Sayayım hatırladığım kadarıyla; hikmet, zekâ, nüha, şuur, idrak, bunların hepsi Kur'an'da geçiyor; basiret, feraset, rey, nazar, akletmek. fikretmek, zikretmek, fıkhetmek, tefekkür etmek, sayayım mı daha?
    Bütün bunların tamamı Kur'an'da muhtelif vesilelerle anılıyor. Hepsi de insanoğlunun entelektüel faaliyetlerine dair kelimeler, kavramlardır, rey sahibi olmak, görüş sahibi olmak. Hani der ki Kur'an yine, " Onların kafalarındaki göz değil, kalplerindeki gözdür" diye. Ve zaten bütün bu entelektüel faaliyetlerimizin genel kumanda merkezi de kalptir.
    Dolayısıyla, Kur'an baştan sona insanoğlunu düşünmeye çağırır. Türkçe tek kelime kullanıyoruz düşünmek adına. Oysa Arapça'da ve Kur'an'da bir hayli kelime mevcuttur düşünmenin yan anlamlarını karşılayan.
    Mesela zikretmek nedir? Sübhanallah terkibini ardı ardına tekrarlamak değildir elbette. Zikretmek bir düşünme biçimidir. Neyi düşünme biçimi? Her insan kendini hesaba çeken bir kudreti kendinde hazır bulmuştur. Ve her insan kendini hesaba çekebilir, her insanın kendini hesaba çekme kabiliyeti, melekesi mevcuttur.
    Bu haslet verili olarak bütün insanlarda mevcuttur. Bu bir anlamda da her insanın içindeki Allah sesidir. Yani insana şah damarından yakın olan Allah'ın vahyidir aynı zamanda, Şûrâ  Suresi 51'e göre. Allah ile insan arasında asla mesafe yoktur. Allah, dilediğinde kişi ile kalbi arasına girer.
    O halde madem bir mesafe yok, Allah'a gitmek diye bir kavram da olmamalı. Ey insan, o halde nereye gidiyorsun? Bu kadar yakın bize Allah. Bütün bunlar üzerinde düşünmek, ölçmek, biçmek, tartmak, O'nun bizimle sürekli beraber olduğu şuurunu taşımak asıl zikir işte budur.
    İçimizde adına vicdan denilen ve herkesin yaratılırken kendisinde hazır bulduğu o kudret sesinin üstünü örtmemek, bizi ikaz eden, bizi uyaran, içimizde bunu yapma, bak şunu yap diyen o ses var ya, o ses hep bizi hayra kılavuzlamaktadır. Mesela Kızılderili bilge ne der? " " Yüreğinin gösterdiği yere git" der. Bu o demektir; kalbin seni yanıltmaz.
    Mesela İmam Rabbani ne der? Dille niyet bidattır. Niye? Dil sürçer, o halde kalp ile niyet edeceksin; kalp sürçmez, yanıltmaz. Nedir niyet? Ne yaptığının bilincinde olmaktır, söylemek değil. Mesela tövbe, sözle " Allah'a tövbe ettim" demekten mi ibarettir?
    Aslolan sözlü tövbe değil, fiili tövbedir. Yani davranışa dönüştürmektir niyetleri. O halde, dikkat edin zikri hatırlatıyorum. Yani içinizde sizi hesaba çeken bir Tanrı sesi olduğunu unutmadan tefekkür etmektir zikretmek. Kelimelerin tekrarı değildir. Zaten tek başına Allah demek de zikir sayılmaz. Allahu Ekber derseniz zikir olur. Zikir bir mana içermelidir, bu sebeple Allah en büyüktür dediğin zaman o zikir olur." 
    Netice olarak;
    Millet olarak, milletçe herkesin İstiklal Marşımızın derinliğine inmesi, Akif'i, bu cihetle tanıması, onun ne denli bir Kur'an insanı olduğunu bilme zamanı gelmiştir ve geçmektedir.
    Aksi halde, hani Akif, vefat ettiği an, resmiyet onun naaşına gerekli değeri vermemiş, kendisini seven, sayan Üniversiteli gençlerinin omuzlarında cenazesi taşınmış, ebedi makberesine defnedilmiştir!..
    Oysa, Akif, herkes tarafından iyice tanınmış, bilinmiş olsaydı, herkes her kesim onu destekleyecek, geri kalışımızın, taassubun, yanlış din anlayışının önüne geçilmiş olacaktı!.. Ama, olmadı, olmuyor ve halen de istenilen kıvama gelinmiş değildir. Niçin ve neden?
    Çünkü, 700 yıl uyutulan bir milletin, bir anda, hemencecik uyanması, kendine gelmesi, Kur'an'ı içerik olarak tanıması zor bir mes'eledir de onun için!..  Hâlâ, Necip Fazıllar, Hüseyin Hilmi Işıklar ve etbaları , Akif'in, bu millet tarafından takdir edilmemesi, anlaşılmaması, tanınmaması için bütün imkanlarını kullanmaktadırlar.
    Merhum Necip Fazıl, konferanslarına toplamış olduğu kitlelere ne verdi, neyi sundu, neyi izah etmiştir? " Trum trum trum, makinalaşmak istiyorum" diyerek Nazım Hikmeti yerden yere vururken, alternatif bir düşünce öne sürememiştir!.. Yani, elde Kur'an, dilde Kur'an, hayatın tüm alanlarında Kur'an diyememiştir!..
    Onun içindir ki, Akif, Kur'anî mücadelesini tek başına yapmış, yılmamış, yılgınlık göstermemiştir. Bu gün, ülkemizde, Kur'anî sevdalarla yollara düşmüş, bunun kara sevdasına tutulmuş bir kitle var ise, bunu, bu başarıyı Akif'e borçludur.
    Rabbimiz!.. İstiklal Marşımızın 94 ncü yılını kutlu ve mutlu eylesin!.. Ebediyyen vatan topraklarında okunmasını nasip eylesin. Merhum Akif'in de ruhu şad ve makamı cennet olsun!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık