Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Alevilik Sünnilik Sorunu

AKLETMEK, VAHYİN TEMEL ÖĞRETİSİDİR VEYA ALEVİLİK-SÜNNİLİK SORUNU!.

-8- " Onlara: " Allah'ın indirdiğine uyun" denildiğinde, derler ki; " Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız" Şayet şeytan, onları çılgınca yanan ateşin azabına çağırmışsa da mı ( buna uyacaklar)?.

" ( Lokman sûresi, 21 ) Yazımın gündemi yine dop doludur! Akletmeyen, aklını vahyin emrinde çalıştırmayan Müslümanlar, çağlar boyunca, her türlü rezilliği, rezaleti, mahrumiyeti, yokluğu, yoksunluğu, ayrılığı, ğayrılığı yaşamış, halen de, yaşamaya, bölünmüşlüğün, birlik olamamanın acısının taa iliklerine kadar yaşamaktadırlar!.

Bu sebeple, konumuza, " Nerdedir" başlıklı bir şiirimden iki kıta alarak başlamak istiyorum: Nerdedir? " Ahh! Yirminci asır!.

hain ve dönek, Zamanıma Yunus, Yavuz'lar gerek, Endülüs'e elvada, ağlıyor felek, Meşhed-i Murad han, söyle nerdedir? x Dereler, ırmaklar, ovalar, dağlar, Viyana önünde, ben yine ağlar, Akıncı, Levend'i, bekliyor çağlar, Çaldıran'dan, taht getiren nerdedir?" ( Ş Özdemir ) Tabii ki, aziz milletimiz birlik olduğu, bütünlük içerisinde yaşamış olduğu dönemlerde, kıt'alar yol yol olmuş, Afrika, Asya ve Avrupa atların çiğnediği, tepelediği toprak parçaları olmuştur.

Ama, ne zaman ki, "sen" " ben" kavgaları, " Alevi" "Sünni " sürtüşmeleri zuhur etmiş, işte, o zaman var olan gücümüz, potansiyelimz bir bir elimizden kaymış, Viyana önlerinden yüz geri dönmek zorunda kalmışız! Aynı fütuhatları Resulullah (sav) ve dört halife döneminde de yaşamış, İslam askerlerinin Kadisiye şehrini, İran'ın tüm yerleşim birimlerini mahvı perişan etmişlerdi.

Ne zaman ki, küfür, küfür etbai birleşmiş, dalavere, düzen, hile ve desise içerisinde manevralara girişince, Hz Ömer'in şehadeti, Hz Osman'ın hunharca katli, Hz.

Ali'nin mescidin taa merkezinde şehadete yürümesi, dengenin, düzenin bozulmasına sebep olmuş, akabinde, insanlığın nefretle, lanetle andığı Kerbela vahşeti yaşanmıştır Kerbela; İslam'ın ve Müslümanların taraf taraf ayrılmasına, mezhep mezhep bölünmesine, Alevilik, Sünnilik, Haricilik, Cebriye vb bir hayli ayrılığın, gayrılığın yaşanmasına sebep olmuştur.

Hala da, millet olarak bizimle bir alakası, uzaktan, yakından bir ilintisinin bulunmamasına rağmen, ülkemizde, Alevi, Sünni, Bektaşi sıkıntılarının yaşanması gerçekten bizleri üzmektedir! Yavuz Bülent beyin dediği gibi: " Cafer-i Sadık (ra) işte böyle büyük bir din alimi! Ondan sadece İmam Malik mi ders almış? Elbette hayır! Bizim bağlı olduğumuz İmam Ebu Hanife de Cafer-i Sadık'tan tam iki yıl ders alan ışıklı bir isim.

Muhammed Ebu Zehra'nın " İslâm'da Fıkhi Mezhepler Tarihi" isimli eserinin ikinci cildinde deniliyor ki: "Ebu Hanife, tam iki yıl Cafer-i Sadık'ın yanından ayrılmamıştır" Ebu Hanife'nin bu iki yılı işaret ederek " O iki yıl olmasaydı Numan -Ebu Hanife- helak olurdu" dediği rivayet edilir Muhammed Ebu Zehra'nın " İslam'da Fıkhi Mezhepler Tarihi" ni okuduğunuz bizi sevince garkeden bir olay anlatılır: Bir gün Cafer-i Sadık Hz.

leri, Ebu Hanife Hzlerini çağırmış ve ona: " Gel bakalım! Duyduğuma göre sen benim dedemin sünnetinden vaz geçiriyormuşsun, doğru mu?" diye sormuş Aralarında uzun bir sohbet başlamış.

Numan bin Sabit, Cafer-i Sadık Hzlerine örnekleriyle anlatmış ve Resûlüllah (sav) neyi söylemiş ve neyi yapmışsa kendisi de o yol üzerindedir ve sünnetten katiyen vaz geçmediğini ispat etmiştir Şimdi lütfen açın okuyun Cafer-i Sadık fıkhını.

Göreceksiniz ki Cafer-i Sadık'a göre dinde birinci kaynak Kur'an, ikinci kaynak sünnettir Yani bir konuda, Kur'an'da bir hüküm bulunmadığı takdirde Rasûlüllah (sav)'in sözleri ve hareketleri alınır Bizde de, birinci kaynak Kur'an, ikinci kaynak sünnettir.

Hal böyle iken, ben bazı Alevi dedelerinin radyo veya televizyon konuşmalarını dinliyorum Camilerimizdeki ve okullarımızdaki sünnî eğitime karşı şiddetle itiraz ediyorlar Sünneti veya Sünnî eğitimi katiyen kabul etmiyorlar.

Peki, olur mu bu? Elbette olmaz Yani hem Peygamberim Hz Muhammed'dir!" diyeceksiniz hem de O'nun sözlerini ve hareketlerini kabul etmeyeceksiniz.

Hem: " Biz Cafer-i Sadık'a bağlıyız!" diyeceksiniz hem de Cafer-i Sadık'ın gösterdiği yolda yürümeyeceksiniz! Bu, okuyan, bilen, araştıran ve Hz Ali (kv)'ye bağlı olan insanların takip ettikleri bir yol olamaz Bu itirazın altında bilgisizlik yatıyor.

" (ismailhakkialtuntascom) Evet, beyler olmuyor!.

Madem ki, başımızın tacı, gönlümüzün ilacı Kur'an elimizdedir O hal de, geliniz, birlik ve beraberlik içerisinde tüm sorunlarımızı ona götürelim Öylesi, gereksiz, lüzumsuz, fuzuli tartışmalarla oyalanmadan zaman kaybetmeyelim.

Zaten, yeterince zaman kaybetmiş bir milletiz! Okullarda tatbik edilmeye çalışılan din eğitimi ile ilgili derslere buyursunlar Alevi vatandaşlarımız teklif sunsunlar," biz ahlak ve din eğitiminin şöyle olmasını istiyoruz "desinler!.

" Hz Ali'nin, Hz.

Hasan'ın, Hz Hüseyin (ra)'ın öğretilerini, yaşamlarını, hayatlarını örnek alalım" desinler!.

Hz Ali (ra)'ın hikmet dolu ilmi, İslami yaşayışı örnek alınsın, o mübarek insan, İslam'ı nasıl yaşamışsa bizde öyle yaşayalım desinler!.

Ama, İçi boşaltılmış bir Müslümanlık, hiç bir eylemi , ameli olmayan bir İslam, nasıl olur acaba? Yani, bir takım, kuru, kısır iddiaların arkasına sığınarak," Hz Ali camide şehid olduğu için bizler de namaz kılmıyoruz!" iddiası, ayıp, çirkin, yakışıksız, Hz Ali ve evladlarına yapılmış en büyük, en çirkin iftira olacaktır.

Netice olarak; Geliniz! Ey Müslümanlar!.

Aleviler, Sünniler ve herkes ve her kesim!.

Allah rızası için çekişmeyin, sürtüşmeyin, kırılmayın, darılmayın, küsüşmeyin, küstürmeyin, nefrete mucib olacak davranış, söz, amel ve eylemden uzak durunuz! Bir kere, tarih içerisinde, hiç bir zaman bir araya gelemezler zannedilen Hristiyanlığın mezhepleri olan, Katolikler, Ortodokslar ve Protestanlar anlaştığına göre, kaynaştığına göre, size ne oluyor ki, mezhepleri dinleştirip , bir birlerinizden koparak, dini bölünmeye, parçalanmaya, ayrışmaya, ayrılmaya alet ediyorsunuz? Artık, yerlerde yüz üstü süründüğümüz yeter!.

Fakirliği, fukaralığı, garibanlığı, dökülmüşlüğü yaşadığımız yeter!.

Çünkü, dinimiz İslam, kitabımız Kur'an, kıblemiz Kabe, peygamberimiz Hz Muhammed Mustafa (sav)'dir Tüm bunlara karşın, hâlâ, senliği, benliği, bizliği, sizliği bir tarafa fırlatarak " Hepimiz Müslümanız!" diye haykırma zamanı gelmiş ve geçmektedir.

Rabbimiz! Bu güzel istek ve taleplerimizi gerçekleştirsin, Müslümanların birliğine tahvil eylesin! Selam ve dua ile.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık