ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Alevilik Sünnilik Meselesi-2
 KERBELA , İNSANLIK TARİHİNİN ŞAHİT OLDUĞU EN ACI BİR OLAYDIR VEYA ALEVİLİK-SÜNNİLİK MES'ELESİ!..-2-
 
 
    " Sana bu ilim geldikten sonra seninle bu konuda çekişenlere de ki: Geliniz, sizler ve bizler de dahil olmak üzere, siz kendi çocuklarınızı biz de kendi çocuklarımızı, siz kendi kadınlarınızı, biz de kendi kadınlarımızı çağıralım, sonra da dua edelim de Allah'tan yalancılar üzerine lânet dileyelim." ( Âl-i imrân sûresi, âyet 61)
    Ayeti Kerime'nin kısaca yorumu şöyledir:
    Zikredilen bu âyete "  mübahale ayeti" denir ki, bir meselede haklı olanın ortaya çıkması için karşılıklı lânetleşmek demektir. Tefsircilerin belirttiğine göre Necran Hristiyanlarından 64 kişilik bir heyet, Resûlullah (sav)'in huzuruna gelerek, Kur'an Hz. İsa (as)'ın babasız olduğunu kabul ettiğine göre onun Allah olması lâzım geleceğini iddia ettiler.
    Resulullah (sav) onları, bir araya gelerek, kim yalancı ise Allah'ın ona lânet etmesi için dua etmeye çağırdı. Fakat Necran heyeti buna yanaşmayarak Müslümanların himayesine girmeyi kabul eden bir antlaşma imzalayıp gittiler.
    Aziz peygamber (sav)'in, meydana öyle bir yürüyüşü vardı ki, yanında Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (ra) olduğu halde, lanetleşmek üzere yürüyordu. Yani, tüm evlad-ı Resul , Ehl-i Beyt'i orada hazır bulunmuşlar, Necran Hristiyanlarına meydan okuyorlardı. Ama, Hristiyan topluluk bu lanetleşmeye girmeyip, oradan korku içerisinde , anlaşarak ayrılmayı, daha doğrusu kirişi kırmayı uygun ve münasip gördüler!..
    Bu noktadan hareketle, esas mevzuya, " Sevgi bizim olsun, kinden fayda yok" şiirimden iki  kıt'a  alarak başlamak istiyorum:
    " Meşrep, mezhep, ekol, klik demeden,
       Falan, filan, caksun, cuksun demeden,
       Sizin mescid, bizim mabed demeden,
       Cümleten dost olun, kinden fayda yok.
                                        x
       Bizim dünyamız da , tecessüs yoktur,
       Bu gün bakıyoruz, bunalım çoktur,
       " Gâlû belâ" dedik, kavlimiz haktır,
       Söze sadık kalın, kinden fayda yok." ( Ş. Özdemir )
    " 1400 yıldan bu yana süren Emevi zihniyetinin ürünleri olan, İslam'a uygun düşmeyen, Müslümanlara tebelleş olmuş saltanatın insafsızlığı zulüm, hanedanlık tahakkümü entrika, hile, desise, kin, kibir Müslümanları tesir altına almıştır.
    Dahi şehvet, para, gözü mala mülke doymaz hırslı Emevilik, İslam'ı doğasından kopartıp şekilciliğe itmiştir. Bu Emevi zihniyetinin hala sürdürülmesinde direnen pek çok siyasinin siyasete dini alet ederek dahi açık ve ya gizliden desteğini gören cemaat ve tarikat liderleri var.
            Öyle bir hal hasıl olmaktadır ki; pek çok din kisvesi altında, dine uyarlayarak eli cezalandıranlar, aklı cezalandıranlar var. Dünya âlemi uzay çağında, İslam adına, İslamcı soytarılar sağ eli sol ele düşman etme çabasıyla uğraşmaktadır.
    İnsan vücudunun soluna şeytanları sağına melekleri yerleştirmeye çalışmaktalar. Aklın yaratıcılığından korkarak dondurmaya ve sezi yoluyla Tanrıya ulaşmaya ilim demekteler.
    İşte Süfyancılar soyunun zalimlikleri. Kerbela melunu Yezit'in dedesi melun Muaviye'nin babası Ebu Süfyan, akrabası Osman'ın İslam Halifesi seçilmesine şöyle haykırır:
    " Ey Ümeyye oğulları! Saltanatı ele geçirdiniz, bir daha bırakmayın, iş budur, gerisi hep yalan. Ne cennet var ne cehennem, ne vahiy var ne de gökten bir haber, Hepsi şu başkanlık mevkiini ele geçirmek için" diye haykırır.
    Ve daha Muaviye'ye çevresindekiler: " Artık Ehlibeyt küfrünü kaldırın, çünkü bu kötü şöhretinizle anılırsınız" Muaviye'de onlara: Onun adı ( Muhammed) her gün anıldıkça ne şöhreti kalır ki?" der." ( selmanzebil.blogspot.nl)
     Üzülmemek, kahrolmamak mümkün değildir. Asırlarca, kral Muaviye'nin, hadis nakilcisi, iyi bir hadis rivayetçisi olduğunu, İslam'a bihakkın hizmet ettiğini dile getiren sözde ehl-i sünnet insanlar, hocalar, hacılar, alimler, gelenekçiler, görenekçiler tükenmeyecek kadar, hadsiz, hesapsız olarak gündemi meşgul etmişlerdir. 
    Halbuki, aynı zihniyet mensupları, İslam'ın başına ne gaileler attığını, aziz dini baştan sona nasıl değiştirdiklerini, tahrip, tağyir, tebdil ettiklerini kat'iyyen hesaba katmamaktadırlar!.. Diğer taraftan,
    İslam'ın, şura sistemini, seimle iş başına gelme, seçilme tatbikatını ortadan kaldırarak, İslam'ın içerisine hanedanlığı, krallığı, padişahlığı, sultanlığı, tek otoriteyi sokmuşlar, nice masum insanların , suçsuz masumların kafalarını kesmişler, daha olmadı, evlad-ı Resul'ün ölmüşlerinin mezarlarını bile deşerek, ölülerini kabirlerden çıkarıp, ölü cesetlerine bile zulüm, eziyet ve kötülük etmişlerdir!..  
    Sanırım, asırlardan beri olduğu gibi, günümüz dünyasında da, toplum içerisindeki, ayrılıkların, ayrışmaların , gruplaşmaların sebebi kendiliğinden anlaşılmaktadır. 
     " Seçilmiş, transfer edilmiş  travma olarak Kerbela'nın dikkat çekici yönü, yeniden inşa edilirken, çekirdek olayın gerekleştiği zeminin neredeyse bütünüyle dini bir zemine indirgenmiş olmasıdır. Bu durum, olayın tarihsel gerçekliğinin doğru anlaşılmasını engellediği gibi, olayın taraflarının, daha sonra olay hakkında taraf olma durumunda kalanların/bırakılanların dini terim olarak kullanılarak, olumlu ya da olumsuz dini değer ifade eden bir yere yerleştirilmelerine de yol açmaktadır.
    Erken dönem kaynaklarda bile, Yezid'in adının geçtiği yerlere " laanehullah" ( Allah ona lanet etsin) gibi eklemelerin yapıldığı gözden kaçmamaktadır. İnsanlar, kendileriyle özdeşleştirmeye çalıştıkları Hz. Hüseyin'in gölgesine sığınarak cennete gidebileceklerini düşledikleri gibi, düşmanlarını da Yezid'le özdeşleştirerek cehenneme göndermek istemektedirler.
    Din zemininde yeniden inşa edilen seçilmiş-transfer edilmiş travmaların yasını tutmak, asla mümkün değildir. Bu tür travmalarla yüzleşebilmek için , onların dinle olan bağlarının doğru tesbit edilmesi; sorunun din ile değil, dinin anlaşılma biçimleri ile,insanın din ile kurduğu ilişki ile ilgili olduğunun anlaşılması, açıklanması ve anlatılması gerekmektedir.
    Aksi takdirde, uygun ortamlar oluştuğunda ortaya çıkacak irrasyonel kararların ve tutumların ne önceden kestirilebilmesi, ne onların olumsuzluklarının farkına varılması mümkün olabilir." ( Hasan Onat)
    Maalesef, ülke olarak, millet olarak, Kerbela vak'ası ile uzaktan-yakından bir bağımız  olmamasına rağmen,  yine de, toplum bu mevzunun ıstırabını yaşamakta, Alevilik-Sünnilik ayrışması ile gırtlağına kadar bu kaosu hissetmektedir.
    Mes'eleyi , Kur'anî açıdan ele alacak olursak, bu mevzuda her hangi bir işaret, ima bulunmamaktadır!.. Sadece mezhepsel ayrılıklardan ötürü millet bünyesinde Alevilik-Sünnilik problemi varlığını göstermektedir. Aleviler, Sünnilerin camisine gelmemekte, Sünnilerde, Alevi insanların cem evlerine, evlerine misafir olmamakta, kız alıp vermemekteler!.. Neden ve niçin?
    Netice olarak;
    Aziz Müslüman Türk milletinin her zamankinden daha çok birliğe, beraberliğe, dayanışmaya ihtiyacı bulunmaktadır!.. Dolasıyla, mezhepsel çekişmeleri bir tara iterek, İslam'da birleşmek, Kur'an'ı referans almak zamanındayız.
    İşte, bu iki kimliğe yani, İslam ve onun yüce kitabı Kur'an'a uzanırsak, onun emirlerini ana kaynak edinirsek, aşmayacağımız hiç bir zorluk, başaramayacağımız hiç bir  mes'ele bulunmamaktadır!..
    Zaten, ülkemizde varlığını gösteren Alevilik-Sünnilik kaosu, ne Kur'an'la, nede İslam'la bir irtibatı bulunmamaktadır. İster, Sivas Madımak oteli, ister Başbağlar katilamı, ister K.Maraş faciası, isterse diğer yerlerdeki sürtüşmeler olsun tamamen politik-siyasi sürtüşmelerin bir ürünüdür. Yani, dinle, İslam'la ve Kur'an'la bir ilintisi bulunmamaktadır.
    Hz. Ali ve Hz. Hüseyin efendilerimiz, ülkemizde varlığını sürdürmekte olan Aleviliği, Sünniliği tanımış olsaydı, görseydi, şahit olsaydı, inanıyorum ki, öncelikle, Aleviyim, Sünniyim diyen insanları tedip edecek, tamamını huzurundan kovacaktı!.. Çünkü, her iki kesimde, Kur'an Müslümanlığını bilmemekte, aksine, Kur'an'ın dışında bir yol tutulmuş, hem de, sonu çirkin görünen, karanlık olan bir yolda gidilmektedir!..
    Rabbim!.. Bu aziz millete, güzel, aydınlık günler lütfetsin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık