Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Allah ın Kaderine Kaçıyorum

"ALLAH'IN KADERİNDEN, ALLAH'IN KADERİNE KAÇIYORUM!".

-8- " Ve de ki: Hak, Rabbinizdendir Öyle ise dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.

Biz, zalimlere öyle bir cehennem hazırladık ki, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır ( susuzluktan ) imdat dileyecek olsalar imdatlarına, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir Ne fena bir içecek ve ne kötü bir kalma yeri!.

" ( Kehf sûresi, âyet 29 ) Hz Ömer (ra)'ı, rahmetle, dualarla anıyorum.

Yaşamış olduğu çağa, damgasını vurduğu gibi, gelecek zamanlara da örnek olmuş büyük insan! İmanın lütfuna eriştikten sonra, bir daha, vefatına kadar Resulullah (sav)'in yanından kat'iyyen ayrılmamış, her an, her gün onunla omuz omuza yürümüş, Hudeybiye'de, Resulullah (sav)'e karşı yapmış olduğu sitemi bir ömür boyu unutmamış, sanki, o sitemin altında ezilircesine, boğulurcasına nedamet duyguları içerisinde bulunmuştur.

Şam yakınlarında, askeri bir kontrolda veba salgınına karşı o unutulmaz tavrını koyarak, komutan Ebu Ubeyde'ye: " Allah'ın kaderinden, yine Allah'ın kaderine kaçıyorum" meşhur sözünü söylemiştir Keşke!.

Arkadan gelenler, idareye el koyanlar, iş başına geçenler, onun bu mümtaz tavrını devam ettirmiş olsalardı, vallahi, bu günkü alemi İslam'ın hali, yaşayışı, içerisinde bulunduğu keşmekeşlik olmayacak, dünyanın en büyük zengin ülkeleri, kalkınmış devletleri İslam diyarları olacaktı!.

Ama, olmadı, olmuyor hala da olmayacak gibi de görünüyor Çünkü, alemi İslam'ın içerisinde bulunduğu, yaşadığı yanlış kadercilik sapmaları, mes'eleyi hakiki şirazesinden koparmış, Emevi krallarının, despotlarının önermiş olduğu çizgiye girmiş, o gündür, bu gündür yuvarlanıp gitmektedir Sözü, sayın S.

Merdin hocaya bırakacak olursam: " Allah insana iyilik ve kötülüğü yaptıran değil, aksine O, insana yaptığı iyilik ve kötülükle hesaba çekendir Allah'ın dilemesine, cebrî anlam yükleyen müşriklerin gerekçelerini Allah kabul etmemiştir Onların kabul edilmeyen gerekçelerinin, bazı Müslüman kelamcılara benimsenmesi, din adına çok acıdır.

Allah dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi inanırdı Allah, insanları zorlamamıştır " Dileyen inansın, dileyen inkâr etsin.

" demiştir İnsana irade veren ve onu hür kılan Allah'tır " İnsan hem mecbur, hem de mes'uldur" denilemez.

Bu iki durum arasında görülen çelişki kaderin sırrı olarak kalacaktır" tarzındaki bir düşünceyi, Kur'an esaslarıyla uzlaştırmak mümkün değildir Aklın ilkelerine aykırı bir şey, Kur'an'a da aykırıdır Hürriyet verilerek diğer varlıklardan ayrılan insanın, neticesinden sorumlu olduğu amellerinin onun alın yazısı olduğu söylenemez.

Allah" size yazdığım karşılık" demedi; " yaptıklarınıza karşılık" dedi Her tür ahlaki yozlaşmanın kökeninde, sorumsuzluk yatar Kadercilik ise, mesuliyetin yerine mecburiyeti iradenin yerine ' kaderi' koyan anlayıştır.

Eğer insan, kudret kaleminin yazdığı kader kitabına göre dünyada bir şeyler yapıp ediyorsa, Yazıcı Meleklerin yaptıklarımızı kaydetmesine gerek kalmazdı Oysa Kiramen Kâtibîn yaptıklarımızı yazmakta, yapacaklarımızı değil! Allah; " Dilediğim iman eder, dilediğim küfreder" demedi; "Dileyen iman etsin, dileyen küfretsin" dedi ( Kehf/29) Allah; " Hidayetiniz ve dalaletiniz yazgınıza bağlıdır" demedi; " Kim hidayete ererse kendi lehine ermiş olur; kim de dalalete saparsa kendi aleyhine sapmış olur" dedi.

' İsra/15) Allah; " Sizler Benim yazdığım istikamette gitmek zorundasınız" demedi; " Dileyen istikamet üzere bir yol tutsun" dedi ( Tekvir/28) Allah; " Benim kendisine imanı ve salih ameli yazdıklarımı kurtulmuştur" demedi; " İman edenler ve salih amel işleyenler kurtulmuştur" dedi ( Asr/3) " ( www.

saadettinmerdincom) Tüm bunlardan anlıyoruz ki, yeryüzünü idare etmek üzere yaratılan insanoğlunun özgürlüğünü kısıtlamayalım Bir kısım pirlerin, şeyhlerin; müritlerinin iradelerine, özgürlüklerine ipotek koydukları gibi, insanları robotlaştırmak, düşüncesiz, düşünemez, tutsak haline sokuşturmak, hem Allah yanında, hem de, yeryüzünde ona vurulmuş en büyük prangadır.

Çünkü, böyle bir yaptırımı Allah koymadığına göre, insanların arasından çıkmış, yiyip, içen, nefes alıp veren bir kısım ermiş, eren, keramet sahibi geçinen kimselerin postlarına oturarak, ilim vermekten ziyade, bilgilendirmekten öte, sadece, tesbih çektirme, yoga yaptırma işleminden ibaret olan işlerini, insanların özgürlüklerine baskı aracı gibi kullanmaları, Kur'anî açıdan doğru bir yaklaşım değildir Netice olarak; " Allah'ın sonsuz kudreti ve insanın özgür iradesi karşı karşıya konuşlandırılınca, insanın özgür iradesine yapılacak her atıf kadercilerin hışmına uğradı Hiç alakası olmadığı halde, " İlahi fiil" ile " insani fiil" karşı karşıya yerleştirildi.

Tek bir "fiilin/eylemin" Allah ve insan olmak üzere iki faili/öznesi var kabul edilmiştir Birini mi öldürdünüz, birinci katil hâşâ Allah, ikinci sizsiniz! Allah'ın ilmine iman, O'na zulüm isnat etme hakkını bizlere vermez! Allah kullarını mecbur değil, mesul tutmuştur İradeyi boşa çıkaran her tür kader anlayışının varıp duracağı yer ' sorumsuzluk'tur.

İslam'a göre; iradesi ve aklı olan kimse mükelleftir Tüm mükellefler de sorumludur Dinin tüm emir ve yasaklarına teklif adı verilir.

Bu emir ve yasaklara şer'an muhatap olan her âkil ve baliğ insana ise " mükellef/yükümlü" adı verilir Eğer kullarının davranışlarında özgür bırakmak yerine önceden belirlediği davranışlara mecbur ve mahkûm etseydi, kullarından " teklif/sorumluluk" kalkardı Kulluk yükümlülüğü düşerdi.

İman ile inkar, hak ile batıl, sevap ile günah, iyilik ile kötülük, maruf ile münker arasında fark kalmazdı Allah'ın emir ve nehiylerine uymak ile uymamak eşit olurdu Bu takdirde, imtihanın lüzumu kalmazdı.

İrade ve aklın veriliş hikmeti yok olurdu Zaten bu koyu Fatalistler en sonunda ya cehennemin ebedi olmasını inkâr etmişler, ya da cehennem azabını zevk-ü sefaya çevirmişlerdir" ( a.

g site) Onun içindir ki, insan, iradesini, özgürlüğünü kullanmalı, kendisine gösterilen hayır ve şer yolunda tercih sahibi olmalıdır Çünkü, insan irade sahibi, akıl sahibi bir varlıktır.

Hem de , diğer varlıklardan bu mevzuda ayrılmış bir yapıya sahip varlık!.

Rabbimiz! Milletimize, Kur'anî düşünceler lütfetsin!.

Selam ve dua ile.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık