Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

ALLAHIN RAHMETİNDEN ÜMİT KESMEMEK

ALLAH'IN RAHMETİNDEN ÜMİT KESMEMEK!.

" O kafir mi hayırlıdır? Yoksa gecenin saatlerini " secde" ve "kıyam"la geçiren, ahiretten korkup Rabbi'nin rahmetini uman mı? Ey Muhammed! Sen onlara şöyle de: " Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Ancak akıl sahipleri düşünür" ( Zümer sûresi, âyet 9) Öylesi, takva sahibi, Allah korkusu ile dop dolu, haşyet içerisinde yaşayan, gece karanlıklarının katran katran döküldüğü bir anda, bir saatte, yavaşça, sessizce , sıcacık yatağından kalkarak kıyama durmak, secdelere kapanmak ne demektir? Ümitle korku arasında bir halle, Allah'tan ümidini kesmeyerek, duaya durmak, iniltili seslerle, hıçkırıklarla " Ya Rabbi! Huzurundayım.

" sözü ne güzel bir duruş değil mi? Bazan, düşünüyorum da, bundan kırk-elli sene önceleri, camii cemaatlerimiz, kürsüde vaaz eden bir hatibin konuşmasından etkilenir, hutbede okunan hutbeden heyecanlanıp, oradan, buradan haykırışlar, naralar olurdu " Ya Allah!" " Allah!" " Allahu Ekber!" kabilinden duygusal anlar yaşardık Şimdi ne oldu o cemaatlere? Şimdiler de, bakıyorum da, camii kürsülerinde hatiplerimiz konuşurken, cemaatlerde kendi aralarında konuşmalarına, fısıldaşmalarına devam etmektedirler!.

Her hangi bir cemaate sormuş olsak, " Hoca efendi, kürsüde neyi, neleri anlatıyor?" desek, burun kıvıracak, sanki duymadığını ima edecektir!.

Oysa, bundan yine kırk-elli sene önceye giderek, kendi İlçem Afşin'dan misal verecek olursam, camii kürsüsünde vaaz etmekte olan Hacı Durdu Efendinin( Çakıroğlu hocası) vaazından bir santim bile kaçırmamak için , pür dikkat kesilip, sonuna kadar heyecanla, ciddiyetle dinlenirdi Hatta, O günün şartları içerisinde, her cuma namazını İlçenin Ulu Camiinde kılmaya özen gösteren, takip eden, abone olan müttaki insanlarımız vardı Şimdiler de, camide, vaaz başlıyor, ama, caminin yanı başında oturmakta olan gafiller, abdest, gusül bilmezler, ezandan bile sonra camiye girmektedirler!.

İbn-i Mesud (ra) diyorki: "Büyük haramların en büyüğü Allah'a eş koşmak, Allah'ın ansızın gelecek olan azabından endişe etmemek, Allah'ın rahmetinden ümidi kesmek, Allah'ın lütfundan emin olmaktır" ( Hadis) Onun içindir ki, Allah'tan gerçekten korkan bir müminin, O'nun rahmetinden ümit kesmesi asla düşünülemez.

Zira Allah'ın rahmetinden ümit kesmek büyük haramlardan, büyük günahlardan daha haram olup bu tür düşünce ve ve fikirler sahibini İslam'dan çıkarır Yüce Allah'ın azabından emin olmak da aynen böyledir Hakiki ve samimi mümin her an korku ve ümit arası bir halde bulunması gerekir.

Yani mü'min, hem işlediği hata ve haramlar sebebiyle Allah'tan korkmalı hem de Allah'ın emirlerini ifa ederek, yasaklarından, haramlarından kaçınmak suretiyle Allah'ın rahmetinden devamlı ümitvar olmalıdır " İnsanı Allah'ın rahmetinden ümit kesmeye sevk eden iki sebep vardır: 1- İnsan nefsine uyarak Allah'ın haram kıldığı şeyleri yapması ve yaptığı bu haram fiillerde ısrar etmesi sonucu içinde bulunduğu halden dolayı artık Allah'ın kendisini affetmeyeceğini düşünerek O'nun rahmetinden ümit kesebilir Hatta haram işlemeye devam ederek, artık Allah'ın kendisini affetmeyeceği düşüncesini kafasında sabitleştirir.

Zaten, şeytanın istediği de budur Bu durumdaki kişilerin hidayetleri her geçen an daha da zorlaşır 2- Kişi istediği haramlardan dolayı aşırı korkarak Allah'ın af ve merhametinin çok geniş olduğunu bilmemesi veya unutması sonucu Allah'ın rahmetinden ümit kesebilir.

" Benim işlediğim günah o kadar büyüktür ki tevbe etsem bile Allah (cc) beni affetmez" diye düşünür Onu bu derin ümitsizliğe sevk eden yegane faktör cahil oluşu ve Rabbini iyice tanımamasıdır.

Eğer Rabbini iyice tanımış olsaydı, tenbellik etmez ve Allah'a yaklaşmak için yapacağı en küçük şeyin bile, O'nun katında kaybolmayacağını, mutlaka karşılık göreceğini bilir ve O'nun rızasını kazanmak için bütün gücüyle çalışırdı İnsanı Allah'ın azabından emin olmaya sevk eden iki sebep vardır: 1- Allah'ın kulları üzerindeki hakkını, kullarını Allah'a karşı olan vazifelerini ve İslam dinini öğrenmek için bir çaba göstermeyip dini meseleleri hafife almak Allah'ın emirlerini terke ve yasaklarını işlemeye sebep olur Allah korkusu azala azala nihayet kalpte iman kalmaz.

Çünkü iman, kişiyi Allah'tan ve O'nun dünya ve ahirette vereceği azabından korkmaya sevkeder İsmail b Rafii (ra) şöyle diyor: " Allah'ın azabından emin olmak kulun haram işlediği halde Allah'tan mağfiret ummasıdır.

" ( İbn-Ebu Hatim) 2- Cahil fakat çok ibadet eden bir kişi sonunda şeytanın vesveselerine aldanıp yaptığı ibadetleri çok görerek " Ben Allah'a yaklaşmak için diğer insanlardan daha çok ibadet ediyorum Allah (cc) bana muhakkak ki azap etmez Çünkü yaptığım ibadetinden dolayı Allah katında yüksek bir derecem vardır" diye düşünmeye başlar ve bu düşünce kalbindeki Allah korkusunu yavaş yavaş azaltır.

Nihayet Allah'ın azabından emin olur ve derin bir sapıklığa düşer" ( rkvekfrblogspot.

nl) Nice Müslüman kardeşi tanırım ki, yapmış olduğu cürümden, seyyiattan , günahtan dolayı ümitsizliğe düşmüş, bedbin, ümitsiz bir şekilde hayattan zevk ve haz duymamakta, ne yapacağı, nasıl davranacağı belirsiz bir şekilde hareket etmektedir Oysa, son Rasul (sav), amcası Hamza (ra)'ı bile hunharca katleden , şehid eden Beni Ümeyye'nin kan içici Hind kadının kölesi, paralı uşağı Vahşi'yi bile affetmiş, ona gelecek göstermiş, kurtulacağını müjdelemiştir Söz konusu Vahşi, Rasululullah (sav)'den almış olduğu bu müjde ve beşaretle , Yemame harbinde, sahte peygamber Müseylimetül Kezzab'ın bağrına, Hz.

Hamza'yı şehid eden pas tutmuş mızrağıyla vurarak gebertmiştir Vahşi , o anda, Rasulullah (sav)'in ruhaniyetine hitaben, manen, ruhen "gel" çağrısını ümid etmiştir Dolayısıyla, her insanın mutlaka hatası, günahı, mücrim bir anı bulunmaktadır.

Çünkü, insan; insandır, melek değil ki, hata yapmasın, tüm günahlardan masum bulunsun! Zaten, yüce Kur'an'da bu mes'eleye dikkat çekmektedir: " De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar.

Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir" ( Zümer sûresi, âyet 53) Zikredilen ayeti kerime mealin de, Allah'ın rahmet ve muhabbetinin ebediliği, sonsuzluğu ifade edilmektedir O'nun rahmeti her şeyi kuşatmıştır, her insan bu ilahi rahmetten istifade edebilir.

Ancak şu hususa dikkat etmek gerekir ki " Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin" demek, günah işlemeye devam edin, demek değildir Bundan maksat, en günahkâr insanların bile tevbelerinin kabul edileceğini bildirmek, dolayısıyla bir an evvel kötülükten vaz geçip Allah'a dönmelerini teşvik etmiştir Netice olarak; Kendini ümitsizlik girdabına kaptırmış Müslümanlara tavsiyemiz, önerimiz şu ayeti kerimenin emri celilesi olacaktır: " Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün.

Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter Peygamberi ve Onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar Onların önlerinden ve sağlarından ( amellerinin) nurları aydınlatıp gider de, " Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü sen her şeye kadirsin" derler.

" ( Tahrîm sûresi, âyet 8) Ayeti kerime içerisinde geçmekte olan ve " Samimi bir tevbe" diye tercüme edilen " Tevbe-i nasûh" için bir çok yorum yapılmıştır Bunların ortak noktası şudur: " Nasûh", " Nush" kökündendir Buna göre " Tevbe-i nasûh"; tevbe eden Müslümanın nefsine nasihat dinletebilmesi, günahlarına son derece üzülmesi ve artık onlara dönmemeye karar vermesi demektir.

Gönül arzu ve ümit ediyor ki, günah kirlerinin içerisinde yorulmuş insanoğlunun, bir daha günah işlememek, seyyiatta bulunmamak üzere, " Tevbe-i Nasûh" ile tevbe etmesidir İşte, o zaman görülecektir, gönüller huzurlu, ibadetlerden haz ve zevk alma ve duyma hali gerçekleşmiş olacaktır Rabbimiz!.

Tüm Müslümanlara, günah kirleriyle kirlenmemiş bir dünya diliyor, Selam ve dualarımı sunuyorum Şerafettin Özdemir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık