Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Allah'tan Başkasına Sığınmak

ALLAH'TAN BAŞKASINA SIĞINMAK VE YARDIMA ÇAĞIRMAK NE DEMEKTİR? 
 
    " Allah'ı bırakıp da sana fayda veya zarar vermeyecek şeylere tapma. Eğer bunu yaparsan, o takdirde sen mutlaka zalimlerden olursun." ( Yûnus Sûresi, âyet 106)
    " Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine O'ndan başka giderecek yoktur.  Eğer sana bir hayır dilerse, O'nun keremini geri çevirecek de yoktur. O, hayrını kullarından dilediğine eriştirir. Ve O bağışlayandır, esirgeyendir." ( Yûnus Sûresi, âyet 107)
    Bilindiği üzere, Kur'an Müslümanlığının ana gayesi, yeryüzünde aracıları, sahte ilahları, kendisini diğer insanlardan farklı gören beşer unsurlarını ortadan kaldırmak, şirk adına, Lat'ı, Menat'ı Uzza'yı ve Hübel'i  yok etmek, onunla mücadele etmek için var olmuştur.
    Resulullah (sav), aşağıda arzedilen hadisi şeriflerde şöyle buyurmuşlardır:
     Rasulullah (sav) zamanında bir münafık vardı. Müminlere eziyet ediyordu. Bazı müminler dediler ki: " Gidip Rasulullah'tan yardım isteyelim." Rasulullah (sav)'in yanına gelerek yardım istediklerinde şöyle buyurdu:
    " Benden yardım istenilmez. Doğrudan doğruya Allah'tan yardım istenilir."  ( Taberani rivayet edip sahih dedi. )
    Enes (ra) şöyle rivayet etti: Uhud Savaşında Rasulullah (sav)'in başı yarıldı ve dişi kırıldı. Bunun üzerine şöyle buyurdu:  " Rasullerin başını yaran bir kavim nasıl felaha erişebilir?"  Bunun üzerine aşağıda arzedeceğimiz ayeti kerime nazil oldu:
    " Allah, kâfirlerden bir kısmının kökünü kessin veya onları perişan etsin, böylece bozulmuş bir halde dönüp gitsinler-ki bu işte senin yapacağın bir şey yoktur- yahut ( Müslüman olsunlar da) tevbelerini kabul etsin, yada ( ısrar ederlerse) onlara azap etsin diye ( Allah Bedir'de size yardım etti). Çünkü onlar zalimdirler." ( Âl-i İmrân sûresi, âyet 127-128)
    Tüm bu anlatılanları, göz önüne alacak olursak, yine günümüz dünyasını, mezar başlarında, türbe yanlarında, yatır peşlerinde yanlış yapan Müslümanları, ( cahil insanları) eleştirmeden, kınamadan yolumuza devam edemeyeceğiz!..
    21 nci çağda, himmet istemenin, istimdat beklemenin, vesile edinmenin, tevessülde bulunmanın havalarda uçuştuğu bir alemde, elbette ki, kahırlanmamak, üzülmemek, kederlenmemek mümkün değildir.
    Ama niçin?... Tüm bu rezaletler, şirkler, kabirlere, ölmüşlere tapınmalar, onlardan istek de bulunmalar neyin nesidir?  Halbu ki, türbe sahipleri, mezardakiler, yaşayanlardan dua beklemekte, selam ve sadaka gözlemektedir!..
    Ama, biz bunların hiç birini yapmayarak, kendimizi kabirlere atarak, türbelere abanarak, onlardan hacette bulunuyoruz, isteklerimizi listeler yaparak onlara sunuyoruz!..
   " Ebu Hureyre (ra) şöyle rivayet etti. " Önce en yakın akrabalarını uyar." ( Şuara: 214) ayeti nazil olduktan sonra Rasulullah (s.a.s) kalktı ve şöyle dedi.
    " Ey Kureyş Ahalisi! Kendinizi ateşten kurtarın. ( İman etmedikçe) Size hiç bir fayda veremem. Ey Abdulmuttalib'in oğlu Abbas! Ben sana bir fayda veremem. Ey Muhammed'in kızı Fatıma! Malımdan ne istiyorsan vereyim. Ama sana bir fayda veremem." ( Müslim)
    Bu ayetlerden ve hadis-i şeriflerden anlıyoruz ki:
    Bazı insanlar cinlerin kendilerine yardım edeceğine inanarak onlara sığınırlar. Fakat gerçekte  cinler onlara fayda değil ancak zarar verir. İbadet et Allah'ın sevdiği, emrettiği, kabul edip razı olduğu gizli ve açık ameller ve sözlerdir.
    Dua ile yardımına çağırmak arasındaki fark:  Dua sıkıntılı ve ferah her durumda yapılabilir, yardımına çağırmak ise zor bir durumla karşılaşıldığında olur.
    Bütün bunlar yani: Dua ve yardımına çağırmak her halukarda sadece Allah'a yapılabilir. Zira herhangi bir mahluka fayda sağlayacak veya ondan bir fenalığı giderecek ancak ve ancak Allah'tır. Eğer bir kişi Allah'tan başka kimse gücünün yetmediği bir şeyde ister melek, ister Rasul, ister veli olsun bir mahluku yardımına çağırır veya ona sığınırsa müşrik ve kafir olur.
    Ayrıca ölü bir kimseden rasul, sahabi, veli veya salih bir kişiyi de olsa yardım istemek, ona sığınmak büyük şirklerdendir. Bu kimseler, kendilerine bile fayda veya zarar sağlamaya güç yetiremezler. 
    Rasulullah (s.a.s.) Allah'ın en sevgili kulu olduğu halde Allah'ın izni olmadan- hiçbir insana ne bir fayda ne de bir zarar verebilir. Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:
    " Ya da sıkıntı ve ihtiyaç içinde olana, kendisine dua ettiği zaman icabet eden. kötülüğü açıp gideren ve sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile beraber başka bir ilah mı? Ne kadar da az öğüt alıp düşünüyorsunuz?( Neml: 62)
    Yani; Ey müşrikler! Sıkıntı ve ihtiyaç halinde sıkıntıyı giderebilecek olanın sadece Allah olduğunu bildiğiniz halde niçin Allah'la aranızda vasıtalar tayin edip onlardan şefaat umuyorsunuz?
    Geçmiş tarihlerdeki müşrikler, Allah'tan başka ihtiyaç ve sıkıntıyı giderecek bir varlık olmadığını kabul ederler, ihtiyaç ve sıkıntı halinde samimi olarak sadece Allah'tan yardım isterlerdi. Fakat, Allah ( c.c.) onların bu ihtiyaç ve sıkıntısını giderdiği zaman tekrar eski şirklerine dönerlerdi. Zamanımız müşrikleri ise; sıkıntıda da ferahlıkta da Allah'a şirk koşmaktadırlar." (rkvekfr.blospot.nl) 
    Hristiyan aleminde, Hz. İsa (as)'dan sonra, hakikatten kopartılan din ve dinin kitabi İncil kitabı, bu gün işlevsiz, etkisiz, faydasız ve müzelik bir durumdadır.
    Hristiyan kişiler, günahları toptan biriktirerek, Kilise görevlisine götürerek, küçük bir ücret karşılığında  ayin yaptırarak, onun aracılığı ile, tüm günahlardan sıyrılmakta, bir kuş kadar hafifleyerek, evine, çoluk çocuğunun içerisine dönmekte veya, eski alışkanlığı ne ise yeniden  ona avdet ederek, ikinci, üçüncü bir duaya kadar rezilliğe devam etmektedir.
    Hani, bizim ilmihal kitaplarımız da enine-boyuna zikredilen devir işlemleri var ya, tıpkı devir de bu işlerin bir benzeridir gibi gelmektedir bana.
    Hani, adamcağız, yıllarca, ibadetsiz, amelsiz, işlevsiz bir şekilde yaşıyor, günah işliyor, hata yapıyor, aynı şahıs öldükten sonra, onun cenazesi başında beş-altı fakir bulunarak, onlara birer yevmiye vermek suretiyle, ölen günahkarın tüm günahları silinmekte, ölen kurtarılmaktadır.
    Netice olarak;
    Yukarıdan beri zikredilen bu aracılık mevzuunda Kur'an'ın sergilediği tavır,  özel bir tavırdır. Yüce Kur'an'a göre, Resulullah (sav)'in aracılığı, insanların Allah'a gidiş mevzuunda kaderlerine hükmetmek değildir.
    Yüce Kur'an'ın tabiriyle, bu aracılık yalnızca bir duyurma, tebliğ etme, açıklama keyfiyetinden ibarettir. Aziz Peygamberimiz (sav) bunun dışında ne bir yükümlülük, ne de bir hak taşımaktadır. Diğer bir tabirle, Peygamber, yola ışık tutar, ancak yolu yürüyecek olan insanlardır.
    Resulullah (sav), ümmetini, bizleri sırtına alıp götüremeyeceği gibi, yürüdüğümüz yoldan geri dönmemize de sebep olamaz. Daha açık ve net ifade edecek olursak, aziz kitabımız, vaftiz ve aforoz kavram ve kurumlarını kesinlikle reddeder. İnsanoğlunun kaderi başkalarının denetimine verilmemiştir.
    Onun içindir ki, her mümin kendi iradesi ile hareket edecek, Allah'a canü gönülden dua edecek, yalvaracak, "nasuh tevbesi " ile bir daha günahlara, hatalara dönmemek üzere, Allah'a yönelmiş olacaktır!..
    Günahlarına, günah adına kalbi sıkıntılarına çare bulmak için, şeyh, ağzı dualı, veli, ermiş, türbe, yatır, kabir sahibi, evliya aramasına hiç gerek bulunmamaktadır.
    Rabbimiz!.. Bizlere, Kur'anî aydınlık günler lütfetsin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık