Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

ALTI SERVET, ÜSTÜ SEFALET ŞEHİR!..

KERKÜK!.. AH KERKÜK!.. ALTI SERVET, ÜSTÜ SEFALET ŞEHİR!..

Yeryüzünün en talihsiz, bedbaht, kadersiz insanları, Kerkük Türkmenleridir!.. Kerkük Türkmenlerinin yerleri, yurtları, diyarları; atamız II. Abdülhamid'in " Mülk-i Şahanesi" olan topraklardır. Petrol gelirlerinin % 25'i Türkiye'nindir.

Ama, ne hazindir ki, bu günkü ortamda, Kerkük, Musul, Telafer,  Erbil ve benzeri yerlerdeki Türkmenlerin halleri içler acısıdır. Çünkü, o bölgelerde at oynatan Barzani herifi (!), dünyanın en güvenilmez, korkunç, tehlikeli, Samiri benzeri insanıdır.

Kerkük'lü,  mazlum insanların, mülkiyet tapuları ellerinden alınarak yakılmış, izzet ve şerefleri ayaklar altına alınmış, onurları çiğnenmiş, ırz, namus ve tüm idealleri payimal edilmiş insanlardır.

Çünkü, yeryüzünde onların bir hamisi, bir sahibi bulunmamaktadır. Lakin, Barzani denilen herifin, ABD'si, Rusya'sı, İran'ı, Batı ülkeleri var iken, Kerküklü Türkmenlerin bir yardımcısı, bir kollayıp gözeteni bulunmamaktadır. Türkmenler, yalnız kalmış, kaderlerine terkedilmiş, akrebin zehirli kıskacında olan kitlelerdir.

" Amerika'nın Irak'a müdahalesinden sonra durumları Saddam dönemindekinden daha da kötü olan Türkmenler yeni bir tehlike ile karşı karşıya. Şehre göç eden Kürtler güvenlik noktaları kurarak Türkler üzerinde baskı oluşturuyorlar: Bu durum Türkmen ve Arapları endişeye sevk ediyor. Aylarca bekledikten sonra kurulabilen hükümet; asayişin, can ve mal güvenliğinin sağlanacağı konusunda ümit vermiyor.

Dünyanın 4. büyük petrol rezervlerine sahip olan, çok etnik yapılı Kerkük'teki endişeli bekleyiş Kürtlerin kanun dışı uygulaması ile kritik boyutlara yöneldi. Irak anayasasına göre Irak ordusundan başka bir gücün Kerkük'te askeri faaliyet gösterme, silah bulundurma ve silahla dolaşma hakkı yoktur.

Buna rağmen Kürtlere ' Dur' diyen, hesap soran da yoktur. Daha kötüsü, Kürtlerin oluşturduğu milis kadrosu, başka bir gücün şehre girmelerine izin vermemektedir." ( Tarih, Şubat 2011, sayfa 28, Prof. Dr. Suphi Saatçi)

Bilhassa, son günlerde müşahade etmekteyiz ki, Barzani, bağımsız Kürt devletini ilan etmek üzeredir. ABD. İran ve Rusya'nın da tam desteğini alarak, bölgede parçalanmak üzere olan Irak'ın varlığını görmüş olacağız..

Irak, Kürt, Arap, Sünni ve Şii etnisiteye bölünürken, Kerkük, Musul, Erbil ve benzeri yerlerde meskun olan Türkmenlerin hali ne olacaktır?

Bir göç yurdu haline gelen Türkiye'nin hali ortadadır. Dört milyona yakın Suriyeli'yi barındırırken, ikinci bir kitle olacak Irak Türkmen'lerinin Türkiye'ye göç etmeleri sonucunda Türkiye'nin, Türk insanının maddi ve manevi durumu nasıl bir manzara arzedecektir?

Buna millet olarak tahammül etmemiz mümkün değildir. Çünkü, Kerkük'lü sahipsizlerin en önemli hakları elinden alınmış veya alınmak üzeredir.. Bir kere, Türkçe lisanları yasaklanmış, örf ve adetlerini yaşamaları kısıtlanmış, milli kültürleri askıya alınmış durumdadır. Daha doğrusu; Barzani güçleri tarafından göçe zorlanmaktadırlar!.. Şubat 2011 tarihinde kaleme alınan şu gerçekleri bir düşünelim:

" Kerkük'ün başına gelenler ve bu kente yapılan haksızlıklar her geçen gün daha da vahim bir hal almıştır. İster Bağdat yönetiminin kusur ve ihmali, ister Kerkük'teki yerel meclisin ihmali ve yetersizliği olsun, sonuç olarak Kerkük adeta bir ortaçağ kasabası düzeyinde bir şehir görümüne bürünmüştür. Altı servet, üstü sefâlet olan Kerkük'te ne bir alt yapı var, ne de belediye hizmeti.

Çöplük bölgesi gibi kullanılan şehir, bir mezbelelik alanına dönüşmüştür. Kerkük'te değil içme suyu, sağlıklı kullanım suyu bile yoktur.

Yazın cehennem sıcağında kavrulan halka verilen 1-2 saatlik elektrik, büyük nimetten sayılıyor. Petrol üretim merkezi olarak dünyanın 6. bölgesi olan Kerkük'te benzin karaborsada satılıyor.

Buna karşılık, Kerkük'ün petrol üretiminden hisse alan kuzey hükümetine 7-7,5 milyar dolarlık bütçe verilmekte, bununla Erbil'de ve Süleymaniye'de 5 yıldızlı oteller, binlerce villa ve apartman dairesi, alış veriş merkezleri, parklar ve bahçeler yapılıyor.

Kerkük'e tahsis edilen bütçeler ile hangi yatırımlar yapılıyor, bunları bilen ve işiten varsa bize de söylesin. Bombalanma sonucu Amirli'de, Tazehurmatu'da evleri yıkılan, eşleri dul ve çocukları yetim kalan binlerce Türkmen kadını ve yavrusuna başlarını sokacak yeni yuvalar sağlandı mı?

Bunlar için devletten yardım ve destek alınabildi mi? Yoksa verilen sözler unutuldu mu, dersiniz?" ( a. g. dergi, sayfa 30)

Ah Kerkük!.. Ah!.. Altı servet ama üstü sefalet, sefillik, fukaralık, biçarelik, perişanlık olan talihsiz insanların şehri Kerkük!..

Tüm emparyal güçler, iş birliği, dayanışma yapmışlar!.. ABD. İngiliz, Fransa, Almanya, Rusya, İran cıfıtları el birliği, gönül birliği yaparak, buradaki serveti, zenginliği pay etmek istemektedirler.  Yani, parçalanacak, parçalara bölünecek bir Irak ülkesi ve milleti!..

Bir tarafı PKK. parçası, diğer tarafı Barzani bağımsız devleti, biraz Bağdat hükümeti, sonrası Kürtçülük, Pkk.cilik, Araplar, Şia, Sünnilik, Ezidilik ve benzerleri!.. Ya Irak Türkmenleri, Kerkük ne olacak?

İşte, bu soru muammadır!.. Cevabı verilemeyecek bir sorudur. Onlar, söz konusu emperyal güçlere göre insan değildir, insanoğlu hiç değildir. Öldürülmesi, ezilmesi, yok edilmesi, her türlü insani hakları ellerinden alınması gereken kitledir..

Netice olarak;

Aslında, Irak ülkesi, bütün bu zikredilen hususlarla birlikte, bir Suriye ülkesi gibi , param parça edilmesi gereken bir ülkedir. Yani, parçalanmak, bölmek, parçalara ayırmak için lokma ülkedir.

Oysa, Suriye ülkesi parçalara ayrılmış oldu da ne oldu?.. Yüz binlerce insan evladı, öldürüldü, vahşice katledildi ve hicret ettirildi. Kim uğruna?.. Süper güçlerin egoları uğruna ve cıfıt Esed'in yüksek hatırlarına binaen.. Onun içindir ki;

Türkiye olarak, Türk milleti olarak, sanırım, bizi bekleyen, Cerablus'taki, El-Bab'taki risk, burada da, yani,, Kerkük'te de bu aziz milleti beklemektedir.. Zaten, başka çare de gözükmemektedir.

Umarım ki, Türkiye Cumhuriyetinin, duyarlı, hisli, merhametli yöneticileri, bu vahim durumu göz önüne alır da, Kerkük, Musul ve benzeri yerlerdeki Türkmenleri bir araya getirerek, orada bir " Kerkük Türkmen Cumhuriyeti"nin temelini atmış olurlar.

Korkmaya, ürkmeye hiç de lüzum yoktur.. Millet olarak, bu canavarların tehditlerini bizler, 1974'te Kıbrıs'ta da görmüş, yaşamış olduk. Sonuç ne oldu?.. Orada, tek hamileri Türkiye'de olsa, bir " Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti" bayrağı dalgalanmaktadır..

İnşaallah!.. Bu ümidim, bu beklentim beni yalan çıkartmayacaktır!.. Bir gün olacaktır ki, başkentleri Kerkük olmak üzere, " Kerkük Türkmen Cumhuriyeti" hilalli bayrağı gökleri süsleyecektir.. Yüce Allah, o günleri göstersin!.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık