Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Amine Hatun Neler Görmemiş ki!
YİNE MEVLİD ELEŞTİRİSİ VE " AMİNA HATUN NELER GÖRMEMİŞ Kİ!.." 
 
 
    " ( Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini ( kur'a için) atarlarken sen yanlarında değildin. ( Bu konuda) tartışırlarken de yanlarında değildin." ( Âl-i İmrân sûresi, âyet 44 )
 
    Bilindiği üzere, melekler kimlere görünecek, kimlere görünmeyecek, göremeyecekler gerçeği ortada iken, merhum Süleyman Çelebi; bütün beyninde bulunan tahayyülatı devreye sokarak neler söylemiş, nelerle halkımızı Kur'an dışı sözlerle nasıl da kandırmıştır!..
 
    İnsanları; kendi devrinde ve döneminde kandırdığı, aldattığı, gözlerini bağladığı gibi, o tarihten bu yana da milletimiz bu mevzuda gözü bağlı olarak, düşünmeden, kritiğini yapmadan huşu ile (!) dinlemeye, kendinden geçmeye devam etmektedir!..
 
    "Ol gice kim doğdu ol hayrûl beşer
      Anesi anda neler gürdü neler.
 
    ( O gece ki insanların en hayırlısı doğdu. Annesi orda neler gördü neler.)
 
    " Dedi gördüm ol Habibin ânesi
       Bir acep nur kim güneş pervanesi"
 
    ( Dedi ki gördüm o sevgilimin annesi. Bir acayip ışık ki sanki güneş pervanesi.)
 
    " Berk urup çıktı evimden nagehan
       Göklere dek nur ile doldu cihan."
 
    ( Şimşek gibi çıktı evimde ansızın. Göklere dek ışıkla doldu dünya.)
 
    Hz. Peygamber'in melek görmesi bile bir olay iken daha peygamber gelmemiş cahiliye dönemindeki bir kadının, - Hz. Peygamber'in annesi de olsa- melek görmesi hangi delile dayanmaktadır?
 
    Son peygamberin annesi, üç melek gördüyse neden ne Kur'an'da ne de hadislerde böyle bir konudan söz edilmemiştir? Gaybı yalnızca Allah bilmez mi? Örneğin Allah Resulü bile gaybı bilmez iken Süleyman Çelebi gaybı nereden bilmektedir?" ( www.erdemyolu.com)
 
    Gerçekten, Süleyman Çelebi merhumun geniş, up uzun hayal gücünü kutlamak lazımdır!..  Sanki, Resulullah (sav), daha doğar iken annesi Amine hatunun yanında bir köşeye oturmuş elindeki kamera ile, mes'eleyi takip etmektedir!.
 
    Amine hatunun evine kimler geldi, kimler girdi, kimler çıkıp gittiler? Hatta, yerin yani arzın göklere kadar nur ile dolması da ona yabancı değil, rahat görmüş bir vakıadır!..
 
    Lakin, tüm hadiseleri, ne Peygamber (sav) anlatmış, nede binlerce sahabe-i kiram gündeme getirmiş değildir!.. O halde, Süleyman Çelebi merhum bu olan hadisatı nasıl görmüş, nasıl olaya şahit olmuştur?
 
    Biliyorum; benim bu sözlerime tepkiler olacak, bilhassa, sufi çevreler ateş püskürecektir!.. Çünkü, Süleyman Çelebi merhumun bu anlatımları aslında Resulullah (sav)'i yüceltmek, büyütmek değildir!..
 
    Geriden gelecek ve gelmiş üstadlara, ağabeylere, kutuplara, gavslara, kutbul aktaplara, mehdilere, mesihlere vb. ulaşılamayacak insanlara zemin hazırlamaktır!..Şu ayeti kerimeyi dikkatlice inceleyelim:
 
    "İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir.  Bundan önce onları ne sen biliyordun, ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü ( iyi) sonuç, Allah'a karşı gelmekten sakınanların olacaktır." ( Hud sûresi, âyet 49)
 
    Tabii ki, Peygamberimiz (sav)'in göremediğini, görmediğini, Süleyman Çelebi görecek ve son peygamberi böyle konularda sollamış olacaktır!..
 
    "Evet, bu konular ciddi konulardır. Amine hatun üç melek görmüş; Biri Doğu'da, diğeri Batı'da, üçüncüsü Kabe'nin çatısına dikilmiş! Sahi, Süleyman Çelebi gaybı nereden biliyor? Ona vahiy mi geldi? Gaybı bildiğini iddia etmek vahiy kültüründe çok cüretkâr ve tehlikeli bir iddia değil midir?  
 
    Gökler açıldı ve feth oldu zulem
     Üç melek gördüm elinde üç alem
    ( Gökler açıldı ve karanlık açıldı. Üç melek gördüm elinde üç bayrak.)
 
    Biri meşrık biri mağribde anın
     Biri damında dikildi Kâ'benin
 
    (Biri doğudaydı biri batıda. Biri de Kâbe nin damında dikildi.)
 
    Bildim anlardan ki ol halkın yeği
    Kim yakin oldu cihana gelmeği.
    ( Bildim onlardan ki o halkın beyi, Ki yaklaştı dünyaya gelmesi.)
 
    Melekler neden Amina Hatun'un evini Kabe gibi tavaf ettiler. Süleyman Çelebi buna nasıl vakıf oldu? Kamu'ya bilgi sunulurken bir bilgiye ve belgeye dayanmak gerekmez mi? Ayrıca bunları okuyan ibadet mi yapmış olur? Allah hakkında konuşan insanların biraz ciddi olması gerekmez mi?" ( www.erdemyolu.com)
 
    İnsan; sormadan edemiyor? Asiye ve Meryem anneler ne zaman ve nasıl melek oldular? Melek olduktan sonra Amine Hatun'a nasıl ve ne şekil göründüler? Böylesi bir vakıayı, Süleyman Çelebi merhumdan başka anlatan, ifade eden, dile getiren olmadığına göre, Süleyman Çelebi bu görüntüyü nasıl kayda geçirmiştir?
 
    Sözlerimiz, eleşetirilerimiz, asla! Hakk'ı, hakikati değil, uydurulan, uyduruk hale getirilen, tamamen hayali düşünceleredir!.. Oysa, İslam'da, ana kaynak, Kur'an ve Resulullah (sav)'in mütevatir hadisleridir!
 
    Bu iki ana kaynak, mevlid içerisinde kesinlikle yer almadığına göre, Süleyman Çelebi o halde, bu tür indi üretimleri, hayal mahsulü şeyleri nereden almış, insanlara yutturmuştur?
 
    Tabii ki, Başkanlığımız; bu mes'elenin üzerinde zamanla duracak, kandil gecelerinde (!), ölü başlarında haykırtmayacaktır!.. Çünkü, Başkanlığımız, dünkü başkanlık değildir!.. Tüm mes'eleleri Kur'anî açıdan, nebevi hadisler yönünden değerlendirmeye almış, onun için, merkezde olduğu gibi, İl Müftülüremiz bile Profesör ünvanı ile görülür olmuştur!.. Tebrik ediyoruz!..
 
    Netice olarak;
 
    Dünkü zamanlarda, yani, Tv'nin, İnternetin, iletişim araç-gereçlerinin, kütüphanelirin yaygın olmadığı zamanlarda, halkımız, odalarda, sohbetlerde, merasim ve törenlerde, " Kesik Baş" " Kan Kalesi" " Battal Gazi" " Mızraklı İlmihal" kitapları ile oyalanıyor, bir okuyor, bir daha okuyordu.
 
    Halbu ki, şimdilerde, hayat, tamamen değişmiş, her şey anlık olmuştur!.. O halde, Müslümanların, bilgili olması, ne okuduğunu, neye inandığını bilmesi lazımdır!..
 
    Süleyman Çelebi merhumun mevlid kitabı bir kenarda kalmalı, kütüphanelerde yerine konmalıdır!.. Zaman zaman açılıp, " Ha bir zamanlar mevlid kitabı varmış" gibi sözler edilmelidir!.
 
    Yoksa, onu ölü başında okumak, kırk, elli iki merasimlerinde baş tacı edinmek ayıbın ayıbıdır!.. Geceleri, gündüzleri süsleyecekse, Kur'an okunmalı, anlaşılmalı ve yaşanmalıdır!.. Rabbim! Bu günleri, bu zamanları göstersin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık