Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

ANA DİLDE İBADET !..

" Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi  kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız. O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır." ( Hucurat sûresi, âyet 13 )

Malum olduğu üzere, Hz. Âdem ve annemiz Havva'dan çoğalan insanlar, yeryüzünde çeşitli renk ve dilde küçüklü büyüklü topluluklar oluşturmuşlardır

Küçükten büyüğe, kabileden milletlere varıncaya kadar farklılık gösteren bu oluşumun, temel sebebinin kitlelerin birbirini tanıyıp, anlaşmak ve kaynaşmak olduğu anlaşılmaktadır. Yani soy sopla övünmek, gururlanmak yerine; birleşip bütünleşmek öngürülmüştür. Bir diğer ayette:

" Kaynaşmanız için size kendi ( cinsinizden) eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peydâ etmesi de O'nun ( varlığının) delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır. " ( Rûm sûresi, âyet 21 )

Konumuz nazik ve mühim bir husustur. Neden mühimdir?.. Çünkü, Her milletin kendine mahsusen ana dilleri, konuştukları dilleri bulunmaktadır. Bunu değiştirmek, başka bir milletten olmak, Kur'anî beyanlara aykırı bir düşünce olacak, hem de abesle iştigal edilmiş bir uğraş  olmaktan öteye gitmeyecektir.

Talihsizliğe bakınız ki, Araplar; bu hususta bir çorluk yaşamamışlar, Farisiler de aynı rahatlığı yaşamış ve her hangi bir dönemde dilleri küçümsenmemiş, hakir ve hor görülmemiştir..

Kutsal Arapça , kutsal Farsça, günümüzde bile, otoritelerini korumakta, sadece horlanan lisan sevgili Türkçemiz olmaktadır.

Türkçenin, horlanmasına, küçümsenmesine din adamlarımız aldırış etmediği, Diyanet'in de göz yumduğu gibi, cemaatçiler, sufiler, mistik çevrelerde, daima, Türkçeyi kerih bir lisan diğerlerini " cennet dili" olarak tavsif etmişlerdir.  Halbu ki;

" Besmele ile beraber bu yedi âyet ve âyet bölümleri Hz. Peygamber'in (sav) davet mektuplarında yer almış, muhataplarına tercüme edilmiştir. Böylece diyebiliriz ki Kur'an'ı Kerim'in ilk resmî tercümesi bu siyasi münasebetler sebebiyle olmuştur. Bunlara Hz. Peygamber (sav) karşı çıkmadığı gibi teşvik de etmiştir, demek mümkündür.

Yine bu döneme ait Kur'ân tercüme örneklerinden bir olay Selman-ı Farisî'ye ( ö.36/656) atfedilmektedir. Rivayete göre, bazı yeni Müslüman olmuş İranlılar, dilleri Arapçaya alışıncaya kadar namazlarında okumak üzere;

Kendilerine Fâtiha Sûresini, Farsça olarak yazmasını Selman'dan bir mektup isterler. Selman'da Fâtiha'yı Farsçaya çevirip gönderir. Bazı kaynaklar Selman'ın bu işi Hz. Peygamber'in onayıyla yaptığını haber vermektedirler.

Selman gibi muttaki, sadık birinin Hz. Muhammed'in haberi olmadan böyle önemli bir tercüme işini yapması mümkün değildir. Ancak Fâtiha'nın Farsça tercümesinin namazda okunmasının geçici bir mazeretten kaynaklandığını, tercümenin Kur'ân'ın yerini tutamayacağını daha önce belirtmiştik.

Bütün bunlardan anlıyoruz ki, Kur'ân'ı Kerim'in tercüme işi Hz. Hz. Peygamber'in (sav) hayatta iken başlamış daha sonraları da ihtiyaç duyuldukça baş vurulmuştur.

Hulefâ-i Râşidîn ve Emevîler ilk yıllarında İslâm dininin geniş bir coğrafyaya hızlı bir şekilde yayıldığını hepimiz bilmekteyiz. Öyle anlaşılıyor ki, bu hızlı yayılmanın heyecanında yeni mühtediler Kur'an'ı Kerim'in cazibesiyle Arapçayı öğrenme seferberliğine başladılar.

Dolayısıyla Kur'ân'ı Kerim'in mesajını kendi konuştukları dilden değil de, vahyin asıl kaynağı olan Arapçadan almaya başladılar. Bu vesile ile Kur'ân ilmi İslâmı yeni kabul eden Arapların dışındakilerin eline geçti.

Bu durum ister istemez Kur'ân'ı Kerim'i tercümeden ziyade tefsirinin gelişmesine sebep oldu. Çünkü tabiinin devrinde İslâmi ilimlerin bütün dallarında önde gelen bilginler Arap değil tam aksine acem yani Arapların dışındaki yeni Müslümanlardı.

İlk İslâmî devirlerde Kur'ân'ı Kerim'in yabancı dillere tercüme edildiği bilinmektedir. Meselâ İtalyan bilgin Guidi, Kur'ân'ı Kerim'in H. 127 yılında yapılan Berberice bir tercümesinden bahsettiğini M. Hamidullah ihtiyatla haber vermektedir. H. 270 yılında Hint dillerinden birine yine bir Kur'ân tercümesinin  yapıldığı bildirilmektedir. " ( Batının Kur'an Algısı, Prof. Dr. Hüseyin Yaşar, sayfa 23-24 )

Sanırım, bu uzun alıntımız, mes'eleyi vüzuha kavuşturmuştur. Çünkü, millet olarak,güzel dilimizin hakkını vermek zorundayız. Onu, Kur'an'la taçlandırmak, Kur'an'la haşir neşir olmasını temin etmeliyiz.

Faarsça, niçin kutsal lisan olsun ki?.. Bizim Türkçemiz daha kutsaldır ona bakarsanız. Bakmayın, geçmişte, Osmanlı döneminde, Arapça'nın, Farsça'nın ilim lisanı olması yanında, Türkçenin gariban kalması içimizi sızlatmaktadır.

Netice olarak;

Yukarı satırlarda izah edildiği gibi,  Kur'an'a dili dönmeyen Müslümanların, Kur'an'ı,öğreninceye kadar, kendi lisanlarından ibadet yapmalarını, hem Resulullah (sav) hem sahabe-i kiram, hem de büyük müçtehid Ebu Hanife (ra) mümkün görmüştür.

Ama, Müslüman kişi, Arapça Kur'an okumalarını telaffuz edebilecek duruma geldikten sonra, Arapça olarak Kur'an ayetlerini okumalıdır.

Bu tavrımız, bu tavsiyemiz bir reform hali, hareketi olmayıp, tamamen Allah'a ubudiyette en tabii Müslümanlık hakkımızdır.

Onun içindir ki, her milletin konuşmuş olduğu lisanı, her millet için önemli, kutsal değerlere haizdir. Hollanda'ca lisanı da öyledir. Almanca da öyledir.

Bilhassa, Batı dillerinde Kur'an üzerinde büyük araştırmalar yapılmış, Endülüs'ten sonra, Batı milletleri, Arapça, Farsça ve Türkçe öğrenmek için , akın akın Doğuya gitmişlerdir.

Bununda, bir çok faydasını görmüşler, halen de, oryantalistler, şarkiyatçılar, müsteşrikler bu çalışmalarına ara vermiş değillerdir. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık