Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Çanakkale Şehitlerimiz

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZ VE " HEY ONBEŞLİ ONBEŞLİ!" -1- " Allah yolunda öldürülenlere " ölüler" demeyin.

Bilakis onlar diridirler, lâkin siz anlayamazsınız" ( Bakara sûresi, âyet 154 ) Bu günden itibaren, Çanakkale destanımızı, şehitlerimizi ve gazilerimizi anlatacak, izah edecek yeni bir yazı dizime başlamış bulunuyorum Bu önemli, ciddi, üzerinde durulması gereken realiteyi, tarihi, dini, imani, vicdani, millî açılardan değerlendirecek, araştıracak ve gündeme taşıyacağım!.

Yüce Allah, aziz milletimize bir daha, Çanakkale günlerini, elem, acı dolu zaman dilimlerini yaşatmasın!.

Çanakkale savaşı, sıradan, basit, gayesiz, amaçsız bir savaş değildir! Bir kere, Ehl-i Salib'in, asırlardan beri Türkiye ve Türk topraklarında gözü , emeli olduğu bilinmektedir!.

Selçuklular döneminde de yaşanmış olduğu şekilde, on iki, on üç defa düzenlenmiş olunan Haçlı seferleri, Çanakkale saldırılarının bir başlangıcı olmuş, bundan sonrada " su uyur, düşman uyumaz" düşüncesiyle daima tetikte, hazır kıt'a halinde bulunmak zorundayız " Ey Boğaz'ın hülyalı suları!.

Şimdi hürriyetin neşesiyle tepelerin eteklerine köpüklü dalgacıklarınızla dantelalar işliyorsunuz Sizleri çiğnemeye gelen o çelik devlere karşı kükreyemez miydiniz! Bir millet, bir ümmet, bir medeniyet kaderini sizlere emanet etmişti.

Yüzyıllardan beri canları pahasına sizleri koruyana sadakatinizi esirgememeniz için Cide'li Mehmet Çavuş'un, Lapseki'li Ali'nin, Kilitbahirli Yüzbaşı Hasan'ın, Libyalı Üsteğmen Mevsuf'un kurban olmaları mı lazımdı! Siz ey Kanlısırt, Kocaçimen, Kabatepe, Alçıtepe!.

Baharın şu günlerinde üzerinize bir gelinlik gibi düşen güneşin pırıltıları altında bahtiyar uyuyorsunuz Pötürgeli Bilâl, Yozgat'lı Kınalı Murat, Ezineli Yahya Çavuş, Konyalı Mıstık ve iki yüz elli üç bin vatan evlâdı kemiklerini sizlere siper etmeseydiler, haliniz nice olurdu! Bedelinizin ağırlığını göstermek için mi alev saçan namlulara karşı lâvlarınızı püskürtmediniz!.

Ve siz ey hayatlarının baharında şehadet mertebesine erenler!.

Âlemler Rabbi sizler için " diridir" derken destanınızı fanilerin yazamayacağına da işaret ediyor Biz yazamasak da kanlarınızla yoğurdunuz tepelerde rüzgâr ebediyete kadar cenginizi terennüm edecek, mahzun vadilerde sütun sütun Fatihalarla yükselen mezar taşlarınızı gökler selâmlayacak!.

" ( muallimitarihblogcucom) Aman Ya Rabbi!.

O ne hal, nasıl bir savaş, ne tür bir insan yığınları!.

Metre kareye altı bin merminin düşmüş olduğu savaş!.

Bu kirli, emperyal harpte bir amaç bulunmaktadır! İngiltere, Fransa, tüm Batı ve onların köle askerleri, Avustralyalılar, Anzaklar, Hinduler, renkleri değişik değişik ırklar, milletler ve kavimler!.

Tüm bu değişik renklere, kavimlere rağmen bir birlik, bir teklik göze çarpmaktadır!.

Türkiye'de, Türk toplarında ezanı susturmak, camileri ahır yapmak, mabetlere kilit vurmak, iman insanlarını mahvı perişan etmektir! Akabinde, Türk Yurdu bittikten sonra, diğer Şark ülkelerine sarkmak, Kudüs'ü Hristiyanlığın başkenti yaparak, oradan Mekke-Medine şehirlerini de sükut ettirmek, daha sonra da, bir kültür şehri olan Bağdat'ı, Basra'yı, Karaçi'yi, Tahran'ı, Nihavend'i ve tüm İslam diyarlarını tepelemekti!.

Ama, Hamdü Sena olsun ki, aziz milletimiz, Lise çağındaki tıfılları ile, okulları, Darül Fünun'u ve diğer Tıbbiye'yi bile boşaltarak, bıyıkları terlememiş, terü taze civanları bile Çanakkale'ye yollayarak, vatan savunması yaptırmış, o körpecik bedenler, narin vücudlar, yavrular, hayata, hayatın cilvelerine bile doymadan ahiret yolcusu olmuşlardır!.

Azman Dede ve Çocuk Mücahitler! " Azman Dede Balıkesir İvrindi'nin Mallıca köyünden, 104 yaşında son gömdüğümüz Çanakkale gazisidir.

Gençliğinde, iki metreyi aşkın boyundan dolayı ona " Azman" denmeye başlanmış, soyadı kanunu çıkınca da Azman soyadını almıştı Azman dede ağır işitiyordu Söz Çanakkale'ye geldiğinde o; " Bir hücum sırasında bölük telef olmuştu.

Yüzbaşı telefonla takviye istedi Gece yarısı istediğimiz askerler geldi Hepsi gencecik insanlardı.

Ama içlerinde daha çocuk denecek yaşta üç-dört asker vardı ki, hemen dikkatimizi çekti Bölüğü düzene soktum Yüzbaşı gelenlerle tek tek ilgileniyor, sabah yapılacak olan süngü hücumuna hazırlıyordu.

Sıra çocuklara geldiğinde, o cıvıl cıvıl şarkı söyleyerek gelen çocuklar birden çakı gibi oldular Yüzbaşı sordu: -" Yavrum siz kimsiniz?" İçlerinden biri; -" Galatasaray Mektebi Sultanisi talebeleriyiz vatan için ölmeye geldik!" diye cevap verdi Onlar, bu savaş için çok küçüktüler.

Daha süngü tutmasını bile bilmiyorlardı Onlara; -"Mermi böyle basılır Tüfek şöyle tutulur.

Süngü böyle takılır Düşmana şöyle saldırılır!.

" diye, bir bir gösterdim Siperlerin arkasında, ay ışığında sabaha kadar talim yaptık Gün ışımadan biraz dinlensinler diye siperlere girdik.

Ortalık hafif aydınlanınca düşman gemileri gelip siperlerimizi bombalamaya başladılar Yer gök top sesleriyle inliyordu Her mermi düştüğünde minare gibi alevler yükseliyordu.

Bir gün önce ölenlerin kol, bacak, el, ayak parçaları havaya kalkıp siperlere düşüyordu Mermiler üzerimizden ıslık çalarak geçiyordu Siperler toz, duman içinde kalmıştı.

Bir ara yüzbaşı bana: -" Azman yandık!" diye siperin köşesini işaret etti.

O şarkı söyleyerek sipere gelen çocuklar, sanki yumak gibi birbirine sarılmışlardı Yüzbaşı yandık demekte haklıydı Savaşta panik olabilirdi.

Tam onlara doğru yaklaşırken içlerinden biri avaz avaz bir marş söylemeye başladı! "Annem beni yetiştirdi bu yerlere yolladı.

Al sancağı teslim etti Allah'a ısmarladı Boş oturma çalış dedi hizmet eyle vatana.

Sütüm sana helal olmaz saldırmazsan düşmana" Marş bitiyor hep birlikte yeniden başlıyorlardı Hücum anı geldiğinde hepsi süngü takmış, gözleri yuvalarından fırlamış, dişler kenetlenmiş bekliyorlardı.

Birden Yüzbaşı "Hücum!" diye bağırınca, o çocuklar kurulmuş yay gibi siperlerden fırlayıverdiler.

Bir düşman makinelisi yavruları biçiverdi Hepsi sipere geri düştüler O çocukları hiç bir zaman unutamadım, aklıma düştükçe ağlarım.

" der Galatasaray, Konya, İzmir, Kayseri liseleri 1915'te tek bir mezun veremedi Çünkü tüm öğrencileri Çanakkale'de şehit oldu.

Çanakkale ve İstiklal Savaşı'na katılan çok sayıda çocuk, vatan savunmasında destan niteliğinde kahramanlık örnekleri sergileyerek, " Meçhul Çocuk Askerler" olarak Türk tarihinde ki yerini almıştır" ( wwwborhaber.

net) Netice olarak; Çanakkale destanımız, ne ilktir, nede son olacaktır! Destan dedim, çünkü, zafer kelimesi o muhteşem yığınlarını, şehidlerin, gazilerin şanına, ünvanlarına küçüklük getireceğinden dolayı, destan dedim.

Hem de Çanakkale Destanı! Tabii ki, Çanakkale Destanı günlerinde bunlar anlatılmalı, belleklere, zihin dünyalarımıza kazınmalıdır!.

Aksi halde, o topraklarda, emperyal güçlerin vınlayan mermilerine narin cisimlerini siper eden büyüklü, küçüklü şehidlerimizin ruhaniyetleri bizlerden davacı olacak, yevm-i mahşer gününde bizleri Allah'a şikayet edeceklerdir!.

Diğer taraftan, aziz milletimiz, büyük mücahid, inkılapçı insan Akif'in " Çanakkalesini" hiç unutmamalı, bir benzerinin bulunmadığına inanmalı, söz konusu Çanakkale şiirini sabah, akşam okumalıdır Hem de ne okumalar!.

O muhteşem şiirin aralarında, şu dizileri görmek mümkündür!.

" Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid/ Bedr'in arslanları ancak bu kadar şanlı idi" Evet, Bedr'in on üç yiğidi.

Çanakkale'de 253 bin olmuş, Sarıkamış'ta 90 bin! Konu üzerinde, bir kaç gün duracağım için bu günlük bu kadar diyor, şehidlerimizi Fatihalarla anıyorum!!! Makamları cennet olsun!.

Selam ve dua ile.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık