ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Aramızda Kur'an Hakem Olsun

EMEVİYYE'NİN:  " ARAMIZDA KUR'AN HAKEM OLSUN" İSTİSMARI!..

" De ki: Rabbim adaleti emretti. Her secde ettiğinizde yüzlerinizi O'na çevirin ve dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarın. İlkin sizi yarattığı gibi ( yine O'na) döneceksiniz." ( A'raf sûresi, âyet 29 )

" İyi davranışlar içinde kendini bütünüyle Allah'a veren kimse, gerçekten en sağlam kulpa yapışmıştır. Zaten bütün işlerin sonu Allah'a varır." ( Lokman sûresi, âyet 22 )

Ayeti kerime içerisinde geçen muhsin, bir hadisi şerife göre; " Allah'a, O'nu görür gibi kulluk edendir." Kulluk, yalnızca günlük, vakitli, belli tapınma şekilleriyle değil, bütün hayatın Allah rızasına tahsisi ile gerçekleşir. " Ameller niyetlere göre" değer kazanır. Allah rızası için, bu niyetle atılan her adım, alınan her nefes... İbadettir, kulluktur, ihsandır..

Evet, dinin istismarı, din istismarı, dini ticarete alet edenler, yüce İslam'ı heves ve hevesatına istismar edenlerden bahsedeceğim:

" Din istismarı" maalesef, Emeviyye denilen ırkçı kavimle başlamış, Ebu Süfyan'la devam ederek, Muaviye döneminde zirve yapmış ve Yezid zamanında da, 72 Evlad-ı Resul'ün hunharca şehadetleri ile son bulmuş, ama, geride bıraktıkları, İslam'a sokmuş oldukları hanedanlık, kavimcilik, Mevali tortusu aynı zamanda devam edip gitmektedir.

" Ehl-i Sünnet" adıyla kendini takdim eden, bir kısım küçük küçük cemaat mensupları, Işıkçılar, Süleymancılar, Feto'cular, Seydacılar ve benzerleri ne yazık ki, " Kur'an Müslümanlığı"nı kabul etmeyerek, Muaviye'nin ve benzeri Emeviyye kodamanlarının davalarında ictihad yaptıklarını iddia eder durumdadırlar. Bu sebeple;

Kral Muaviye'nin; " Aramızda Kur'an hakem olsun" diyerek dalavere çevirmesini, zikredilen ehli sünnetçi zavallılar, cehd, ictihad kabul etmekte ve Hz. Ali (ra)'ın, ictihadında isabet ederek iki sevap, saltanatı İslam'ın bünyesine sokarak, her şeyi ters yüz eden Muaviye'nin de bir sevap kazandığından dem vurmaktadırlar!.. Nasıl ictihadsa?.. İsterseniz, bundan sonraki bölümü, " Ahir Zaman İlmihali"nden devam ettirelim:

" Din istismarı, İslam tarihinde Emevilerle başlayıp günümüzde de devam eden bir olgudur. Aslında dini ve manevi değerlerin dünyevi/maddi amaçlar için kullanılması insanın ahlaki bir zaafı olarak çok eskilere dayanır.

Örneğin Yahudiler mabetleri birer ticarethaneye dönüştürmüşlerdi. Hz. İsa Kudüs'e geldiğinde bu manzarayla karşılaşmıştı:  Sonra İsa tapınağın avlusuna girerek satıcıları dışarı kovmaya başladı. Onlara " Benim evim dua evi olacak" diye yazılmıştır. Ama siz burayı haydut inine çevirdiniz" dedi. ( Luka: 20/45-56),

" Baş kahinler ve din bilginleri bunu duyunca İsa'yı yok etmek için bir yol aramaya başladılar" ( Markos: 11/18). İroniki bir şekilde Hz. İsa'nın manevi/ahlaki davasının ortaçağda Kilise tarafından uuhrevi/cennet satışına ( Endülüjans) dönüştürüldüğünü herkes biliyor.

Sıffin savaşında Muaviye taraftarları savaşın aleyhlerine geliştiğini görünce süngülerinin ucuna Kur'an yapraklarını takıp " Aramızda Kur'an hakem olsun" iddiasıyla Ali taraftarlarının bölünmesini, sonunda da savaşı kaybetmesini sağlamışlardı.

İslam tarihinde oldukça erken bir dönemde başlayan bu " din istismarı"nın bütün tarih boyu şu veya bu şekilde az veya çok/yoğun olarak devam ettiği bir gerçektir.

Özellikle siyaset ve ticaret alanında görülen bu olgunun günümüzde örnekleri sayılamayacak kadar çoktur. Bunların başında ise, siyasi partilerin seçimden sonra seçime İslami hassasiyetlere sahip kitlelere mavi boncuk dağıtmaları, seçimlerden önce cami  ve cemaatın yanına varmayanların seçim zamanı camilerden çıkmamaları, cemaat ve tarikat liderleriyle anlaşıp, onlara belli kontenjanlar tanıyarak cemaat veya tarikat mensuplarının oylarını blok olarak alma çabaları;

Seçimlerde İslami kavram ve sembolleri kullanmaya özen göstermeleri, ama aynı çevrelerin iktidara gelince İslami hassasiyetlere aldırmayan veya taban tabana zıt uygulamalardan, dindar kesimlere baskı uygulamaktan veya mevcut baskıları görmezlikten gelmekten geri kalmamaları, kısacası zaten hepimizin bildiği malum hususlar bu çerçevede değerlendirilebilir." ( Ahir Zaman İlmihali, sayfa 187-188, M. H. Kırbaşoğlu)

Yani, siz zannediyor musuunuz ki, Feto Mehdi(!)si,  dini istismar etmedi, dini kullanmadı, kutsal değerleri ayak altı ederek zengin, komprador olmadı?

Feto örgütünün çapı, eni, boyu, endamı nedir ki, bu kadar mala ve mülke konmuş olsunlar? Muaviye'ye yakıştırılan " ictihad", Feto'ya has kılınan " Himmet" arasındaki fark nedir ki? Muaviye; dini kullanarak kral ve padişah olurken, Feto Hz(!)leri de, yine dini istismar ederek, ABD'nin zenginleri arasında varlığını gösterir olmuştur!..

Muaviye'nin oğlu kahrolasıca Yezid; yine dini istismar ederek, İslam'ı kullanarak, dinin özü, hakikati mesabesindeki Ehl-i Beyt'i toplu toplu katlederken, Feto cenahı da, yine " Allah" Sahabe", " Kıssa", " Hikaye" diyerek, aziz millet çocuklarının bağrına hançerini sokmuş, 241 vatan evladı hunharca katle uğramış, binlerce masum, mazlum insanımız sakat ve yaralı kalmıştır!..

Milletçe;  çekmiş olduğumuz zulümler, sıkıntılar, panikler, korkular, tamamen din istismarından olmaktadır!.. Bu örgütün fonksiyonu biterken, hitame ererken, başka benzeri örgütler, sinsi sinsi yine  faaliyetlerini sürdürmekteler, aziz milletimizi söğüşlemeye devam etmektedirler!..

Millet fertleri; " Allah rızası" " Peygamber hatırı, " Cennet" " Cehennem" denildiği zaman, tüm varlıklarını ortaya sermekte, vermiş oldukları hayırın nereye verileceğini düşünmemektedirler!..

Netice olarak;

Başkanlığımız bu mevzuda; halkımızı sık sık uyarmalı, " din istismar"ından kesin kes kaçmaları için, istismarcıları tanıtmalıdırlar.

Şayet; yardım yapılacaksa, şehidlerimize, çocuklarına, yavuklularına, dullara, yetimlere, öksüzlere, gazilere, tahsil yapmakta olan gençlere yardım yapılmalıdır..

     Bilhassa, tasil yapan gençlerimiz büyük şehirlerin varoşlarında, rast gele tuttukları yurt ve yuvalarda mağdur ve perişan durumdadırlar!..

Kurbanlarımız, zekatlarımız, sadakalarımız, fitre ve fidyelerimiz ve diğer teberrularımız bu alanlara yönlendirilirse, hem din istismarından kurtulmuş olacağız, hem de, yardımlarımız istenen yerlere verilmiş olacaktır!..

Bir gurbetçi insan olarak, " din istismarcı"larına kapılmadıysam, kapılan, parasını kaptıran, söğüşlenen nice kitleler bilmekteyim. Zaten, bunların amacı, dine hizmet, dini kalkındırmak falan da değildir.. Dinin sırtından çabucak zengin olmak, kitlelerin göz yaşlarının akmasına sebep olmaktır. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık