Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Arif Nihat Asya'yı Rahmetle Anıyoruz
 VEFATININ 41 NCİ YIL DÖNÜMÜNDE, BAYRAK ŞAİRİMİZ MERHUM ARİF NİHAT ASYA'YI RAHMETLE ANIYORUZ!..
 

    " Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü...
       Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü.
       Işık ışık, dalga dalga bayrağım.
       Senin destanını okudum,
       Senin destanını yazacağım.
                         ....
       Sana benim gözümle bakmayanın
       Mezarını kazacağım.
       Seni selamlamadan uçan kuşun
       Yuvasını bozacağım."
                      ....
    Evet, bayrak şairimiz, şiirin büyük ustası, Türkiye, Türkçe ve Türk dertlisi, bayrak şairi Arif Nihat Asya'nın; vefatının, hakka yürüyüş gününün 41 nci yılında, onu rahmetle anar, makamının cennet, arkadaşlarının, komşularının sahabe-i kiram olmasını niyaz ederim.
 
    Aslen Tokat İl'imizden olan Arif Nihat Asya, 7 Şubat 1904 tarihinde Çatalca'nın İnceğiz köyünde doğmuştur!.. Hayatı şiirle, vatan sevgisi ile, insan sevgisi ile, Türkiye sevdası ile iç içe geçen üstadın, başta bayrak şiiri ve tüm şiirleri, anıları, yaşadıkları günümüz insanına ve tüm geleceklere ışık olacak, rehberlik yapacaktır!..
 
    Ömrü öğretmenlikle geçen Arif Nihat Asya hocamız, siyasete atılmış, seçilerek milletvekilliği de yapmıştır!.. Hayatı boyunca yanlışdan kaçan, yalandan, hileden, tiksinen Arif hocamız derki:
 
    " Vurgunculuk yapmadım, soygunculuk yapmadım. Muhalefette, memlekete fayda gördüm, muhalefet yaptım!
 
    Boyuna yazmak, kolay iş değildir; imlâ yanlışı da, cümle yanlışı da yapmış olabilirm; lâkin yalan haber vermedim, yalan mazbata yapmadım!Tesir yaptığım olmadı değil... Fakat tazyik yaptığımı gören yoktur!
 
    Devletin memuru oldum; bir partinin memurluğunu yapmadım! Grupların çıkarı için maddeler düzmek aklımdan geçmedi. Alnımın akı ve şerefimle köşemde başbaşa kaldım ve göğsümü gere gere, alnımı aça aça muhalefet yaptım..." ( Arif Nihat Asya ihtişamı, Y. B. Bakiler, say.21)
 
    Arif Nihat Asya hoca, Türk şiirine, Türkçemize hizmet etmiş, bu uğurda her türlü çileyi, sıkıntıyı göğüslemiş bir yiğittir!.. Onun içindir ki, emek vermiş olduğu şiirleri, bu gün, dilden dile dolaşmakta, eserleri ellerden düşmemektedir!
 
    Arif Nihat hoca; Türk şiirini bayraklaştırmış, bir an olmuş Hira'yı dile getirmiş, orada inip kalkan güvercinlerin pervaz edişini sanki yaşamış gibi olmuş, zaman olmuş, Tanrıdağlarına giderek, Türk'ü; Ötügen diyarından koparıp, Anadolu bozkırına taşımış, Türkiye'de, Mevlana olmuş, Alp eren olmuş ve bu toprakları ebedî yurt  bilmiştir. Şimdi, onun Tekke'ler hakkındaki görüşünü, Y.B. Bakiler Bey'den dinleyelim:
 
    " ... Tekkeler, zamanla tembellik yatağı haline geldiler. Cahil şeyhlerin ellerine geçtiler. O bakımdan, Cumhuriyetimizin ilanından sonra, Tekkeler ve Türbeler 1925 yılında kapatıldılar. Tekke mensuplarına iyi gözle bakmayanlar çoğaldı.
 
    Şurada-burada, bilen de, bilmeyen de Tekkelerin aleyhinde konuşmaya başladı. İstanbul'da, çeşitli tarikatlar adına açılan üçyüze yakın tekke vardı.
    Arif Nihat, sözünün bu noktasında ağlayarak anlatmaya başladı: Konya'daki Mevlevi tekkesine mensup olan Mevleviler de o 1925 yılının ağır hücumlarına dayanamadılar çıkıp Şam'a gittiler.
    Şam'daki Mevlevi tekkesine sığındılar. Kulakları, gözleri kaba-saba hücumlardan kurtuldu ama ya yüreklerindeki Türkiye hasreti? İşte ona dayanamıyorlardı.
 
    Ben Şam'a göçen o Mevlevi dervişlerinden bizzat dinlemişimdir. Kuzeyden, yani Türkiye tarafından bir yağmur bulutu gelince bizim Mevlevilerden birisi, Tekke içine doğru avazı çıktığı kadar bağırıyormuş:
 
    -Vatanımızdan yağmur bulutları geliyooor! Türkiye'den yağmur bulutları geliyooor! Koşun altına! Koşun altınaaaa!
    O esnada, tekke içinde, kimin elinde ne iş varsa bırakıyorlarmış. Kur'an okuyanlar, Kur'anları kapatıyorlarmış. Namaz kılanlar selam verip namazdan çıkıyorlarmış. Uyuyanlar, yataklarından fırlıyorlarmış ve alel acele üst kısımlarındaki ceketleri, gömlekleri, fanilaları çıkarıp yarı çıplak bahçeye koşuyorlarmış.
 
    Sonra şakır şakır yağan yağmur altında kıpırdamadan duruyorlarmış. " Türkiye yağmuru! Türkiye yağmuru! Vatanımızın bulutları! diyerek hıçkıra hıçkıra ağlıyorlarmış."  ( A. N. Asya ihtişamı, Y. B. Bakiler, say.437-438)
 
    Arif Nihat hoca; Afşin'in veya K. Maraş bölgesinin veya Türkiye'nin diğer bir hatırı sayılır, tanınmış şiir ustası Hayati Vasfi Taşyürekle karşılaşıyor.. Tatlı, hoş sohbetten sonra, Arif Nihat Asya; sevgili şairimiz Hayati bey hakkında: " Böyle bir şair Taşyürek'li olamaz" diyor..  Her ikisinin de makamları cennet olsun!..
 
    Netice olarak;
    Bir heyecan insanı olan, Arif Nihat Asya hocamız; 5 Ocak Adana'nın kurtuluş günü bayraklaşıyor, heyecanla kaleme sarılarak, bu gün tüm insanlarımızın severek, hayranlıkla, heyecanla okumuş oldukları " Bayrak" şiirini yazıyor!..
 
    Hani " Kişi sevdiği ile beraberdir" güzel sözünde vurgulandığı gibi, Arif Nihat Asya hocamız, yine bir 5 Ocak günü rahmeti-rahmana yürüyor!.. 05 Ocak 1975..
 
    Yani, Bayrak şiiri; 5 Ocak günü yazılmış, Adana İl'imizin kurtuluşu 5 Ocak, Türk şiirinin, Türkçenin unutulmaz ismi Arif Nihat Asya'nın da vefatı 5 Ocak 1975'tir..
     " Konsun, yine, pervazlara
        Güvercinler;
        Hû Hû lara karışsın
       Âminler...
       Gelin ey Fâtiha'lar, Yâsin'ler!"
 
    Bu muhteşem şiiri, merhum Hamdi Mert hocamız; ( eski Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı) baştan sona heyecanla, göz yaşları içerisinde okurdu, ama okurdu, hiç usanmadan!.. Her ikisinin de makamları cennet olsun!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık