ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

ASHAB-I KEHF GİBİ YAŞAMAK!..

" O ( yiğit) gençler mağaraya sığınmışlar ve : Rabbimiz! Bize tarafından rahmet ver ve bize, ( şu) durumumuzdan bir kurtuluş yolu hazırla! demişlerdi. " ( Kehf sûresi, âyet 10 )

" Bunun üzerine biz de o mağarada onların kulaklarına nice yıllar perde koyduk ( uykuya daldırdık.)" ( Kehf sûresi, âyet 11 )

" Sonra da iki guruptan ( Ashab-ı Kehf ile hasımlarından) hangisinin kaldıkları müddeti daha iyi hesap edeceğini görelim diye onları uyandırdık." ( Kehf sûresi, âyet 12 )

" Biz sana onların başından geçenleri gerçek olarak anlatıyoruz. Hakikaten onlar; Rablerine inanmış gençlerdi. Biz de onların hidayetini artırdık." ( Kehf sûresi, âyet 13 )

Afşin; Ashab-ı Kehf makamı ile, Afşin'da bulunması ile ne kadar şükretse, ne kadar yüce Allah'a hamdetse, secdeye kapanmış olsa, eminim ki, yeterli, kafi geelmeyecektir!..

Çünkü, böylesi bir yaşanmış hakikat, üç yüz dokuz yıl gibi bir zaman dilimi, insanlık için bir örnek, Tevhid davası namına  yaşanmış en büyük  gerçektir!.. Çünkü:

" Onlar bir grup inanan gençti. Yürekten bağlıydılar Rablerine. Bu bağ zaten onlara her şeyi bir kalemde silme cesaretini vermişti. İçinde bulundukları düzen, artık onlara dar geliyordu.

İnandıkları değerlerle bu düzende yaşayamayacaklarını anladılar. Lakin bunu anladıkları için sayılarına bakmaksızın hakkı haykırdılar zalimin karşısında.

Dimdik bir şekilde. Tavizsiz.. Eğilip, bükülmeden. Sonra başladı terkediş. Gidiş. Hicret. Ailelerini, sevdiklerini, makamlarını, düzenlerini, sahip oldukları her şeyi bırakıp gitmek.

Şeriati; hicreti şu eşsiz sözlerle niteler: " Hicret bir kaçış değildir. Aksine kafirlere ve zalimlere terkedilen haklarımızı geri almak, mücadelenin şartlarını yaşanır hale getirmek için hazırlanmaktır. Yani geri dönüş ve hesap sorma eylemidir hicret..."

Sığınacak bir yer ararken, içlerinden biri mağaraya sığınma teklifinde bulundu. Yeniden hayat bulma mucizesinin gerçekleştiği yer bir mağaraydı. Hz. Muhammed'in vahiyle muhatap olduğu yer gibi.

O da hirasında, bir mağarada bulmuştu kendisini. Bir işaret tüm bunlar. O halde dönüp bakmamız lazım bu işaretlere. Rabbimiz bizlere neyi göstermek istiyor.

Tarihin akışını değiştiren bu iki mucizenin mekânlarının aynı olması tesadüf olamaz, olmamalı. Rabbimiz, ayetlerini anlamaya, anlamlandırmaya davet ediyor bizi.

Değişimlerin gerçekleşmesi için gerekli hazırlık evreleri vardır. Rabbimiz bu örneklerle bize bir hira teklifinde bulunuyor. İstediğiniz değişim ve dönüşümler için bir hiranız olmalı diyor.

Oraya çekilip yanlızlığımızla başbaşa kalıp, vahyi tekrar özümsememiz gerekiyor. Çekildiğimiz hiramızda, avuçlarımızın içinde duran bu nimeti, tekrar hâkim kılabilmemiz için uzun bir tefekkür bizi bekliyor. Yeniden dirilmek ve hayat bulmak için. Kıssanın devamı hız kesmeyen bir film gibi aktarılıyor bize. Soluk soluğa izlenen bir film...

" Eğer orada olsaydın görecektin ki,  doğan güneşin ışınları mağaralarının sağına sapıyor, batan güneşin ışınları ise sol tarafa kayıyordu.  Böylece mağara tabanının geniş bir alanına dağılmış olarak uyudukları halde güneşten rahatsız olmuyorlardı. Bu olay, Allah'ın mucizelerinden biridir. Allah kimi doğru yola iletirse, o doğru yolu bulur.  O kimi saptırırsa sen ona, doğru yola iletici bir önder bulamazsın. " ( Kehf/17 ).

Bu şekilde uyumuşlardı uzun bir süre. ' Sapıyor' fiilinin gösterdiği üzere Allah'ın iradesiyle gerçekleşmişti her şey. Sonrası malum uyanıp, kimi zaman insanın  gözünü döndürebilen açlık hissi sonucu  içlerinden birinin şehre inmesi, Allah'ın buyurduğu üzere:  " Böylece hemşehrilerinin onları bulmalarını sağladık. Amacımız, Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu, kıyamet gününün mutlaka geleceğini, bunda hiç bir kuşku olmadığını öğrenmeleridir." ( Kehf/21) (http://www.iktibasdergisi.com)

Yüce Allah'ın, bu mucizeden daha büyük öylesi mucizeleri vardır ki, insanoğlu, gafletinden dolayı, tefekkürsüzlüğünden ötürü bunları düşünememektedir..

Tüm yaratılış kanunları, güneşin ve ayın hareketi, insan anatomisi, bitkiler alemi, hayvanlar alemi, atmosfer, okyanusların varlığı, denizlerdeki bulunan tüm canlılar, depremlerin oluşumu, insanın doğumu ve ölümü vb. tüm bunlar Allah'ın harikülade mucizeleridir..

Elbette ki, Ashab-ı Kehf'de büyük bir mucizedir.. Ne demek 309 yıl gibi bir uyku, sonra uyanış ve Afşin çarşısına hareket?.. Afşin sokaklarında dostlarla, kendi insanı ile, Yemliha'nın buluşması, Dekyanos kafirinin hak ile yeksan olması, Afşin'linin hidayeti seçerek, Tevhid akidesini bulması büyük, unutulmaz ve fevkalade bir olaydır!..

Yani, Afşin'linin, çevre yerleşim birimleri insanlarının ve ülkemiz halkının Ashab-ı Kehf olayını, bilinç altına yerleştirmesi, ibret alması, ölüme hazırlıklı olması ve bu diyarın kıymet ve önemini bilerek medarı iftihar kabul etmesi lazımdır..

Bilhassa, son zamanlardaki buraya yapılan hizmetler, alkışlanacak, rahmet okutacak hizmetlerdir!.. Umarım ki, bundan sonra da her hangi bir inkıta uğramadan, böylesi hizmetler artarak devam edecektir ve etmelidir!..

Netice olarak;

Afşin bölgesinde; asırlar öncesi, Tevhid, vahdet, bir Allah'a kulluk davasının neşvü nema bulması, bölgemiz, Afşin açısından önemli bir olaydır..

Burada yetişen, edipler, fizikçiler, kimyacılar, ozanlar, şairler, yazarlar, çizerler bu hususta kafa yormalı, Ashab-ı Kehf'in var oluşunu her açıdan değerlendirerek, araştırmalarını, eserlerini insanımıza sunmalıdırlar!..

Öyle olmalıdır ki, her geçen gün, burada yaşanmış Kur'anî bir vak'a; insanımıza te'sirini göstermeli, yeni yetişen yavrularımız, nesillerimiz daha farklı hizmetler sunmak için kollarını sıvamalıdırlar!..

Ashab-ı Kehf civarı; otelleri ile, hizmetleri ile, mescidi ile, görevlileri ile, temizlik alanları ile, yolları ile, manzarası ile göz doldurmalı ve geleceğe sevinçle, tefahur dolu yüreklerle gidilmelidir.

Ashab-ı Kehf'te, hizmetler, konferanslarla, ilim ve alimlerin sunumları ile, panellerle, sempozyumlarla artarak gelişmelidir!.. Buraya öylesi bir kütüphane ihdas edilmelidir ki, kitap ve her türlü eser bağışları ile, bölgenin en büyük kültür birimi burada olmalıdır!.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık