ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

BİLGE İNSAN; ALİYA İZZET BEGOVİÇ!..
    8 Ağustos 1925 tarihinde Bosna'da dünyaya gelen Aliya İzzet Begoviç; hayatı boyunca yılmadan, usanmadan, korkmadan, ürkmeden mücadele etmiş, zindan zindan gezerek, hapislerde yatarak, milletine hizmet etmiştir!..
 
    Aliya İzzet Begoviç'in; İslami anlayışı, Müslümanlık yaşayışı geleneksel İslam'ın ötesinde  Ali Şeriati, allame Muhammed İkbal vb. İslam adamlarının çizgileri doğrultusunda idi!..  
 
   Avrupa'nın orta yerinde, Batılı fanatiklerin hışmına uğramış, fundamentalizmlikle suçlanmış, 1940' lardan bu yana Batı'nın gördüğü en büyük barbarlık eylemi olan Müslümanlara yönelik bu zulümler, vahşet karşısında kesinlikle ve kat'iyyen milletinden ayrılmamış, halkına daima destek olarak, ihtilaflı olduğu Sırp ve Hırvat politikacılarla 1995'te Dayton Barış Anlaşmasını imzalamıştır.
 
    Bilge insan, Aliya İzzet Begoviç, Eylül 1996'da da Bosna'nın üçlü başkanlık yönetiminin liderliğine oturdu. 2000 yılında da başkanlığı bıraktı.
 
    " Begoviç, uzun süredir kalbinden rahatsızdı ve Slovenya'da, Suudi Arabistan'da tedavi görüyordu. İki defa kalp krizi geçirdi ve en son geçirdiği krizde yere düşerek kaburga kemiklerini kırdı. 19 Ekim 2003'te iç kanama sonucu hastanede hayatını kaybetti.
 
    Bosna tarihi boyunca kişisel yolculuğunun sonunda Begoviç,
 
    " Tekrar hayata dönmem teklif edilseydi, reddederdim. Tekrar dünyaya gelmek zorunda olsaydım, kendi hayatımı tercih ederdim." diyordu.
 
    Aliya, baba, filozof, eylemci, siyasetçi, devlet adamı ve çoğuna göre de tarihin göz kamaştırıcılığından uzak bir hayat yaşamaya çalışan hırstan uzak bir kahramandı. O, Tito yönetimine isyan eden liderlerden birisiydi. O,
 
    " Amacımız, Müslümanların İslamlaşmasıdır. Yönetimimiz inanmak ve mücadele etmektir." diyordu." ( hayrullahtas.com)
 
    Hani, günümüz dünyasında, bir lokma, bir hırka düşüncesiyle, keramet kovalamakta olan şeyhlerin, müridlerin, keramet bekleyenlerin, İslam ve Müslümanlık adına bir çaba, gayret ve ilim sahibi olmayan çevrelerin aksine, o, Müslümanların bu günkü geri kalmalarını içine sindiremiyor, Batı karşısında ezilmelerini kabullenemiyordu!..
 
    " Begoviç'in en çok tartışma konusu olan eseri ise İslâmi Deklarasyon adlı çalışmasıdır. Bu eser Müslüman toplumların İslamlaşması gerektiğini ve Müslümanların manevi muhtaçlık içinde ve maddi ve siyasi olarak bağımlı olduğunu vurguluyordu.
 
    Bu kitabın 1. bölümünde Begoviç, Müslümanları yakın bir gelecekte yok olmaktan kurtarmak için İslami yenilenmeye ve Kur'an'ı Kerim'i daha sıkı bir okumaya tabi tutmaya ve onu tatbik etmeye çağırıyordu.
 
    O, Batı'yı günah keçisi yapmak yerine en sert eleştirilerini tutucu veya modernist olan Müslüman liderlere yöneltiyordu. Çünkü onlar İslam'ı dünyayı yönetme tarzı yerine salt bir din olarak görüyorlardı.
 
    Ona göre tutucu şeyhler çağdaş dünyayı anlamaktan uzaktı. Çoğunlukla hükümette bulunan modernistler de Batı'da eğitim almış ve döndüğünde İslâm konusunda bir alçaklık kompleksi sorunu yaşayan kimselerdi.
 
    Bunlar Avrupa ve Amerikan değerlerini kendi toplumlarını kurtarmak ve reformize etmek için çabalamaktadır. Tabii Begoviç her ne kadar modernist Müslüman liderleri Batı'nın büyüsüne kapılmakla suçlasa da o Batılı değerlere karşı değildir.
 
    Modernistlerin sandığı gibi Batı'nın gücü, yaşam biçiminde değil, nasıl çalıştığında; kuvveti modada, ateistlikte, gece kulüplerinde, kontrolden çıkmış genç nesilde değil; insanlarının olağanüstü sabır, bilgi ve sorumluluk duygusundadır.
 
    Begoviç'in Batı'yı övmesi, yoksulluk ve az gelişmişlik gibi Müslümanların karmaşık sosyal problemlerine aceleci çözümler bulmaya çalışan modernistlerin göreceli tembelliğini ve dar görüşlülüğünü göstermek içindir.
 
    Daha iyi bir topluma ulaşmak Müslümanların büyük kararlılığını ve Kur'an'ın disiplinli okunmasını ve uygulanmasını gerektirir." ( a. g. site)
 
    Bilge insan Begoviç'in; "  Doğu ve Batı arasında İslâm" kitabı yayımlandığı zaman, Avrupa'da fırtınalar kopmuş, öncelikle Fransa'da, okunması, satışı, dağıtımı yasaklanmıştır. Söz konusu eseri, 1980'lerde, en çok satan kitap listesinin başında yer almıştır.
 
    Bilge insan Aliya İzzet Begoviç, İslam ve Kur'an'ı iyi anlamış, özümsemiş, çok çok okumuş, araştırmış bir liderdir!.. Nasıl ki, Türkiye'de, bayraklaşmış bir Mehmet Akif nasıl ise, Ali Şeriati merhum , İkbal, bu günkü İslami çizgiden, gelenekten rahatsız ise, Aliya'da tıpkı onlar gibidir.  Onun içindir ki;
 
    " İslâmi Düzenin Günümüzdeki Problemleri" ise İslâmi yenilenmenin reçetesi niteliğindedir. Begoviç'e göre güce dayalı olarak kısa yoldan İslâmi düzene geçiş bir sapmadır. Doğru olan, eğitim ile ve ahlaki ilkelerin tebliği edilmesiyle yapılacak bir geçiştir.
 
    Cihadın zor olanı insanın kendisini kontrol edebilmesine yönelik olanıdır. Dikkatli bir okuma Begoviç'in Müslümanların azınlıkta olduğu ( eski Yogoslovya gibi) ülkelerde ulusal değil kültürel bir devrimi desteklediğini gösterir.
 
    Begoviç, bu eserinde İslam'ın bireyin kişisel hayatının tüm alanlarında, ailede ve toplumda pratiğe dökülmesi gerektiğini vurgular.
 
    İslami düşünce yenilenmeli ve Fas'tan Endonezya'ya kadar yek vücut bir İslam toplumu oluşturulmalıdır. Begoviç, İslâmi deklarasyon kitabında Atatürk'ün reformlarına da büyük eleştiriler getirmiştir..
 
    Ona göre İslâm, tüm Müslümanların birleşip manevi, kültürel ve siyasi tek bir toplum oluşturmaları eğilimindedir. İslam bir ulus değil, uluslar üstü bir dindir. İslâm'ı kabul eden bir ulus ya da birey başka bir ideal için artık hayatını feda edemez.
 
    Bir Müslümanın, adı ne olursa olsun bir yönetici için ya da herhangi bir ulusun, partinin şerefi için kendisini feda edemez. Bir Müslüman sadece Allah'ın adıyla ve İslâm'ın onuru için ölebilirdi." ( hayrullahtas.com)
 
    Netice olarak;
 
    " İslami Düzenin Günümüzdeki Problemleri"; hakikaten önemli, ciddi ve Müslümanlar için hayati bir mes'eledir!..
 
   Bilge insan Begoviç'in vurguladığı gibi, sokaklarda, salma sapan gezerek, ellerde misvak, ağızlarda sigara, çenelerde sakal, sarık ve cübbe ile dolaşmanın, İslami Düzen açısından bir önemi bulunmamaktadır!.. Çünkü;
 
     Öncelikle, fertlerin bilinçlenmesi, kültürel sahalarda çok ileri gitmeleri, Kur'an'ı hazmetmeleri, mezhepçiliği aşmaları, gelenekten, atalarcılıktan kurtulup, Kur'an İslam'ına teslim olmaları gerekmektedir..
 
    Bir kere, ictihad kapısı kapanmış, İslami yenilikten bir haber  halde, tarikat nümayişi yapmanın, bir şeyhe bağlanmanın, rabıta, vesile, istimdat, şefaat adına şeyhi olmazsa olmaz görmenin, İslami düzene bir faydası olmayacaktır!..
 
    Çünkü, İslami düzende, her hangi bir mezhep, tarikat, mürid, müridanlık, şeyh, gavs. üstad, ağabey, kutup, kutbul aktab vb. fikriyatı ve düşüncesi bulunmamaktadır.
 
    Şayet olursa da, güce dayalı bir İslami düzen ne kadar, kaç sene yaşaya bilir ki? Bu durumu Emeviyye'nin çarpık, çurpuk idaresinde görmüş ve okumuş olduk!..
 
    Rabbimiz!.. Aziz Bilge insan Aliya İzzet Begoviç'in makamını cennet, arkadaşlarını sahabe-i kiram eylesin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir
            

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık