ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Bilim Adamı Goethe

BÜTÜN HAYATI BOYUNCA HZ. MUHAMMED HAKKINDA ÇALIŞMIŞ BİR BATILI İLİM ADAMI: GOETHE !..

" ( Resûlüm!) de ki: Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım; O'na hiç bir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, işte o zaman: Şaahit olun ki biz Müslümanlarız! deyiniz." ( Âl-i İmrân sûresi, âyet 64 )

Müslümanların Endülüs harekatından bu yana veya onlarca Haçlı Sefeerlerinden beri, batılı tarihçiler, araştırmacılar, ruhban sınıfı, kilise erbabı, oryantalistler, şarkiyatçılar veya müsteşrikler, kendilerini İslam'ı ve Hz. Muhammed (sav)'i araştırmaya, incelemeye ve tetkik etmeye adamışlardır.

Batılı ilim adamları, yüzlerce cilt halinde Kur'an üzerine ilmi eserler, Hz. Muhammed hakkında öylesi tetkike koyulmuşlardır ki, bunların tamamını bir makaleye, bir yazıya dökmeye, sığdırmaya imkan bulunmamaktadır.

Sadece, Almanya ülkesinde yıllardan beri kırk iki bin Kur'an'ı Kerim üzerinde araştırma yapılmış, enine boyuna incelemede bulunulmuş, her defasında da söz konusu bu araştırmalar sonuç vermemiştir..

Sonuçtan kastım, yani, Kur'an'ın; en küçük bir açığını,boşluğunu, açık kapısını bulamamışlar ve çalışmaları, hali hazır hız kesmeden devam etmektedir.

     Gazali'den bu yana, İslam dünyası uyurken, sadece Kur'an'ın şekli okumaları, hatim indirmeleri, ölü ruhlarına hediyesi üzerinde durulurken, bir ilim adamı, bir felsefeci yetiştirememişken, bir İbni Sina, bir Farabi, bir Kindi gibi  alimler ortama sürememişken, Batılılar, bu handikapı aşmışlar, araştırma üzerine araştırma yapmışlar  ve halende   araştırma yapmaktadırlar!.. 

İşte, Batılı ilim adamlarından birisi de, Johan Wolfgang Goethe'dir. Goethe'nin tüm uğraşı sahası Hz. Muhammed (sav)'in hayatı, yaşantısı, şahsiyeti, ailevi hali üzerine olmuştur.. İsterseniz, mevzumuzu bir alıntı ile devam ettirelim:

" Johan Wolfgang Goethe ( 1749-1832) bütün hayatı boyunca Hz. Peygamber üzerinde çalışmış, hatta Jakop Minor Hz. Muhammed'e Goethe'nin Muhammed'i demiştir.

Goethe'nin Kur'an'la tanışması şöyle olmuştur: Hukuk dalında doktora yapmak için 1770 yılında Strazburg'a geldiğinde Gotfried Herder ile tanışmıştır. O da ona Kur'an'ı tavsiye ederek şöyle demiş:

" Arapların Kur'an'a sahip oldukları gibi Avrupa'ya hükmeden Almanların da kendi klasik bir kitabı olmuş olsaydı, Latince Alman milletinin diline asla hükmedemezdi.  Ayrıca onların soyunun bir çoğu da kaybolmaz ve yollarını şaşırmazlardı."

Bu tavsiyeler onda Hz. Muhammed ve Kur'an ateşinin tutuşmasına sebep oldu. 1773 sonbaharında Goethe " Mahomets Gesung/ Mohammedin Nağmesi"ni yazdı.

Bu şiirinde o, Hz. Muhammed'i (sav) bir nehire benzetiyor; bu nehir dağlardan ve ovalardan gelen küçük dereleri de yanına alarak onları yaratıcıya götürüyor. Onun yarıda kalan " Muhammed Draması" da meşhurdur.

West-Östlichen divanında Goethe, Kur'an'ı Kerim ve Muhammed şiirleri yazmıştır. " Noten und Abhandlungen zum Divan isimli eserinde tarihçi gözüyle Muhammed ve onun öğretisi üzerinde durmaktadır." ( Batı'nın Kur'an Algısı, H. Yaşar, sayfa 93-94 )

Bu noktadan hareketle, diyebilirim ki, Batı rönesansının temelinde bu tür çalışmaların mevcudiyeti kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Yoksa, onlarca defa, hareket halinde Doğuya akıp gitmiş olan  Batı dünyası, bu kadar telef vermez, bu kadar canın yok olmasına, yollarda, izbelerde açlıktan ölmesine, kılıçtan geçirilmesine imkan vermezdi.

Talihsizliğe bakınız ki, Müslümanların kaderi midir nedir bilemem!.. Tarık bin Ziyad'ın, Endülüsün kapısını çalması ile başlayan fütuhatlar, ancak 750 yıl gibi bir zaman yaşamış, sonrasında ise, uyuşukluk, tembellik, yan gelip yatma neticesinde , senlik, benlik kavgası sonrasında, tükenmişler, ezilmişler, hayli kısımları da kılıçtan geçirilmeye mahkum olmuşlardır.

Demek ki, ülkeler fethetmekten ziyade, gönülleri fethetmek daha önemli, ciddi ve Kur'anî bir mes'eledir!.. Endülüs Müslümanları, o kısacık dönemlerinde öylesi Kur'an insanı yetiştirmişlerdir ki, İbn-i Rüşd'ü burada anmamak olmaz!.. Oysa,

Şu günler, büyük anmalarla, konuşmalarla, toplantılarla yad etmiş olduğumuz II. Abdülhamid Han zamanında, dünya çapında büyük bir alim olan Cemaleddin Afgani'yi bile ülkemizde barındıramamış, başına bir hayli gaile açılmıştır.

Milli şairimiz Mehmed Akif bey, şiirlerinde, Cemaleddin Afgani, Muhammed Abduh ve Reşid Rıza hakkında durur iken, bu gün bile, milletimiz bu isimlere antipati ile bakmakta, onların görüşleri, düşünceleri, müsbet ilimlere yaklaşımları kınanmaktadır.

Çünkü,  İslam, Müslümanlık ve müsbet ilimler, kalkınma, kalkınmışlık, teknik, teknoloji denince, bizim gelenekçi kesimler bu kelimelerden ürkmekte ve telaşa kapılmaktadırlar.

Çünkü, bizim gelenekçilere göre ictihad kapısı kapanmış, kıyametin kopması yaklaşmış ve ahir zaman da yaşamış olduğumuz için, deccalin çıkması, güneşin batıdan doğması an meselesidir!.. Maalesef,

Günümüz dünyasında hali hazır, Mehdi, Mesih ve İsa'nın zuhuru ile meşgul olmaktayız!.. " Mehdi" " Mesih" ha çıktı, ha çıkacak ümidi ile, beklentisi içerisinde yol gözlemekteyiz.

Netice olarak;

İsa (as)'ın yolunu gözleyenler, geleceğini, gökten ineceğini ümit edenler, boşuna beklemesinler!.. Hz. İsa (as) her insan gibi bu dünyada yaşamış, Resullük görevini yaparak, Hakk'a vasıl olmuş ve teveccüh etmiştir..

Hal böyle iken, gelin ey ehli iman!.. Çağımızı kirleten şarlatanlara böylesi konularla zemin hazırlamıyalım. Çünkü, 15 Temmuz şarlatanı gibi, ifritler, böylesi mes'elelerden kendilerine pay çıkarıp, kendilerini " Mehdi" " Mesih" ve " İsa" seviyesinde görerek " Peygamberin vekiliyim" sıfatını kendilerine yakıştırmaktadırlar.

Buna, bunlara kim sebep olmaktadır? Tabii ki, ilim adamları, çekingen, ürkek, püsül püsül davranmakta, Kur'an'ın; ümmete feryadını izah etmemektedirler!..

Ne yazık ki, bizler, günümüz Müslümanları bir kısım geçmişte kalmış " Mezhep"çiliği, " Dedim" " dedi"leri aşamıyor, bu sıkıntıların içerisinde  boğulup, can çekişmekteyiz!..

Oysa, Batı dünyası, Batı araştırmanları ha bre bu konuda çalışmalarına ara vermeden, bütün hızlarıyla çalışmaya, gayret göstermeye devam etmektedirler.

Hal böyle iken, biz Müslüman kitlelerde, hatimler indiriyoruz, mevlidler okuyoruz sonrasında ise, ölülerimizi sevindirmekle iktifa ediyoruz.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık