ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Bir Başka Gözle Afşin
BİR İLİM ADAMI PROFESÖRÜN ANLATIMI İLE AFŞİN ( YARPIZ) İLÇESİ!.. -4-
 
 
    " Böylece biz, aralarında birbirlerine sormaları için onları uyandırdık: İçlerinden biri: " Ne kadar kaldınız?" dedi. ( Kimi) " Bir gün ya da günün bir parçası kadar kaldık" dediler: ( kimi de) şöyle dediler: " Rabbiniz, kaldığınız müddeti daha iyi bilir. Şimdi siz, içinizden birini şu gümüş paranızla şehre gönderin de, baksın, ( şehrin)  hangi yiyeceği daha temiz ise size ondan erzak getirsin; ayrıca, nâzik davransın ( gizli hareket etsin) ve sakın sizi kimseye sezdirmesin." ( Kehf sûresi, âyet 19)
 
    Bu gün yine, güzel, muhteşem, tarihî, manevî, mekan ve makama sahip İlÇemiz Afşin'dan ( Yarpız) bahsetmeye, Profesör Dr. Osman Gökçe'nin anılarını, çocukluk devresinde, öğrencilik yıllarında yaşamış olduğu yaşadıklarını, düşüncelerini, bilgilerini anlatmaya devam edeceğim.
 
    " Ortaokulun ilk yılını  babamın dayı çocuklarından Halil Atmaca'nın evinde kalarak okudum. Halil Atmaca çocuğu olmayan ikinci eşi Nazmiye Hanım'la iki kişi yaşıyordu. Ben ailenin üçüncü kişisi oldum. Karı koca Atmacalar, gurbete ilk çıkışımda bana çok destek ve yardımcı oldular. Onlara, ailemin de katkısı ile ve olabildiğince az yük olmaya çalıştım. Ancak benim için katlandıkları külfeti çok önemsiyorum. O iki yaşlı insana karşı gönül borcum çok büyüktür. Işıklar içinde yatsınlar.
 
    İkinci sınıfı Hasan Aslan adında bir sınıf arkadaşımla ev tutarak okudum. Kalaycı Mevlit'in bir göz bir odasını kiraladık. Benim, köyde Sağır Hasan'a yaptırılarak getirilen beşik gibi bir tahta divanın, Hasan'nın da şangır şungur ses çıkaran eski bir demir divanı vardı.
 
    Hasan'ın sesi güzeldi. İçten şarkılar söylerdi. Babası yoktu, anası kendisini terketmişti. Halasının okuttuğunu söylerdi. Çarşıda üvey abisi Berber Bebek vardı. Ne kadar ilgileniyordu bilemiyorum. Hasan kayıp bir çocuktu, yalnız ve gözü yaşlı. Bazı geceler hıçkırıklara boğmaya çalışarak için için ağlardı. Beni de ağlatırdı.
 
    Hasan aşıktı da. Ben üst katta kalan genç ve evli bir Çeçen bayana vurgundum. Hasan da Askerlik Şube Başkanı'nın kızını severdi. Hasan iflah olmadı. Osmaniye'de bir gün " Ziyaretçin var" dediler. Bir adam geldi içeri. Tanımadın mı. Tanıttı kendini. O gün Hasan'la birlikte bizim evde yirmi dört saat ağladık. Aşklarımız bunu duymadılar. Aşklarımız kaybolmuştu. Kim bilir kaç binlerce kayıp çocuklar gibi Hasan da kaybolmuştu.
 
    Babam, üzerine evlenince ailesi kocasından ayrılması için çok baskı yapmış. Ama anam evini terketmemiş. " Çocuklarım anasız büyümesinler" diye kendini feda etmiş. " Analı kızlar ayıbın gizler, anasız kızlar derede kuzlar" derdi. Gümüş anam bir filozoftu. Her şeyi biliyordu. Hüzünle yaşadığım ve hüzünle andığım Hasan'ın öyküsü, Gümüş anamın ayağının altını kaç bin kere öpsem diye düşündürür beni.
 
    Üçüncü sınıfı kardeşim Hacı ( Gökhan) ile okuduk. Ben üçteyken o birinci sınıfa başladı. Esnaftan Kürt İsmail'in oğlu Kürt İrfan sınıf arkadaşımdı. Onların iki odalı evlerini tuttuk ve o yılı orada geçirdik.
 
    Anam " Osman deli, Hacı inatçı, Ali oğlum kadife gibi" derdi. Ama Hacı bana karşı, son küskünlüğüne kadar hiç inatçı olmadı. Ne dersem yapardı. Hoşuna gitmezdi ama fırından ekmeği hep o alırdı. Suyu o getirirdi, sevdiği kızın görmesinden korkarak.
    Çünkü köyde suyu kadınlar, kızlar taşır. Su taşıma işi kadın işidir. Hacı, bu nedenle çeşmeden su getirmek istemiyordu herhalde. Evde yemek de yapardık. Ne ben iyi bir aşçı ne de o iyi bir yardımcıydı. Ama idare ediyorduk. İyi kardeşlik ve mutlu günlerdi.
 
    Fakat Hacı, bana kızgınlıklarının hepsini damla damla biriktirmiş ve su sızdırmaz bir kapta saklamış yıllar boyu. Son küskünlüğüne bırakmış tümünü. Bütün kahrımı çekmiş, sonunda " Yeter artık abi" demiş. Hacı haklı. Hacı güzel bir çocuktu. Bir kız sevdi. Babasından dayak yedi. Okuldan kovulmaktan zor kurtuldu. Hep güler yüzlüydü.  Kızlar dahil herkes severdi onu.
 
    Yarpız'ı, yaşamımın Yarpızlı sürecini ve ortaokulu anlatırken benim için Yarpız'da başlayan ama ülkemin de çok temel bir sorunu olan yabancı dil sorunu üzerinde de birazcık durmak istiyorum.
 
    Türkiye eğitim-öğretim politikalarının daima bir yabancı dil sorunu ve yabancı  dil gündemi olmuştur. Hangi dil öğretilsin, nasıl öğretilsin ya da öğrenilsin soruları hep tartışıla gelmiştir.
 
    O yıllarda, hangi dil öğrenilsin sorusunun yanıtı benim gibi köylü çocukları ve taşra okulları için seçeneksiz bir biçimde Fransızca idi. Nasıl ki bugünkü devlet katının kıblesi Amerika ve kendini aydın (!) sayanların kıblesi de Amerika kentleri ise bir zamanlar da devlet katının kıblesi Fransa ve kendini aydın sayanlarımızın kıblesi de Paris'ti.
    O nedenle bu durumu olağan karşılamak gerekir.  Kim bilir belki benim ülkemin insanları da kendi ülkelerini ve kendi kentlerini kıble görürler, kıble yaparlar, kendi kıblelerini bulurlar. " ( www.osmangokce.com)
 
    Netice olarak;
    Osman hocanın da izah ettiği gibi, ülkemiz okullarında, yabancı dil öğretimi çok çok haddinden fazla yok denecek kadar azdır, zayıftır ve yoktur.
 
    Örneğin, Diyanet İşleri Başkanlığımıza bağlı Kur'an Kurslarında, yabancı dil adına Arapça öğretimi sıfır kere sıfırdır.. Pırlanta gibi çocuklarımıza hafızlık öğretimi yaptırıyoruz ama, hafızlığının bitiren zavallı çocuk, bir ömür boyu sadece başını bir o yana, bir bu yana başını sallayarak mukabele okuyor, sonunda da eline geçerse bir Müezzinlik buluyor, ömrünü bununla tamamlıyor!..
 
    Onun için, Kur'an Kurslarımızda, acilen bir reforma gidilmeli, hafızlığını bitiren çocuk, Arapçayı da öğrenmeli, akabinde, İHL'ye, sonra da İlahiyata devam ederek, İslam'a hizmet yolunda adımlar atmalıdır.
 
    İlahiyatta, Master'da, Doktorada Arapçanın yanı sıra, mutlaka ve mutlaka İngilizce, Fransızca, Almanca ve İspanyolca bir dil öğretimine ağırlık verilmelidir!..
 
    Bendeniz, bu zorluğu kendim yaşamış olduğum gibi, Yurtdışı görevine gelen kardeşlerimizin neler çektiğini de yakinen bilen biriyim. Hasılı, Diyanet camiası böyle olduğu gibi, yabancı dil mevzuunda, diğer okullarımızda da durum farklı, başarılı değildir!.. Beşinci bölümde görüşmek dileği ile..
    Şerafettin Özdemir
 
    
            

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık