Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Bizimki Sizden Daha Üstün
" SİZ Mİ HZ. İSA'DA ŞU FAZİLETİ GÖRÜYORSUNUZ, BİZİMKİ SİZDEN  DAHA ÜSTÜNDÜR!"
 
     Ne acı ki, asırlardan beri, dinler ve peygamberler arasında yarış yaptırılması, üstünlük mücadelesi, sizin peygamberiniz, bizim peygamberimiz düellosu bitmemecesine devam ederek gitmektedir!..
 
    Genellikle; ilim adamları arasında değil de, sufi, mistik çevrelerde, molla kesimlerinde bu tartışmalar, peygamber yarıştırmaları bitmemecesine sürüp gitmektedir!.. İsterseniz, mevzuun hemen başındayken, büyük inkılapçı Muhammed İkbal merhumun güzel bir ifadesini alarak, konumuza girmiş olalım:
 
    " Kur'an'a göre seçilmiş halk ve ırk yoktur. Tek üstünlük ölçüsü, Allah'ın dinine bağlılıktır. İslam, insanları tek dil, kültür ve coğrafyada değil, tevhid inancı etrafında birleştirir ve ümmet fikrini telkin eder. İslam, Hristiyanlığın mutlak ferdiyetçiliğini ve Yahudiliğin ırkçılığını reddeder.
 
    Kur'an'a göre değer ölçüsü Allah'ın rızasına uygun güzel faaliyet ve davranışlardır ( amel-i salih). Her etnik grubun insani ve yasal hakları korunmak suretiyle İslam kardeşliği ve eşitliği prensibine aykırı düşen ve ırkçılığı telkin eden rivayetlere ihtiyatla ve mesafeli yaklaşmak gerekir."
 
     Adem (as)'dan , son peygambere kadar gelmiş ve geçmiş bütün peygamberlerin getirmiş ve sunmuş oldukları vahiy aynı vahiy, ilke aynı ilke, tevhid aynı tevhiddir!..
 
    Fakat, peygamberlerden sonra gelen ümmetler; peygamberlerin ümmetlerine sunmuş oldukları tebliğatı, tevhidi tahrif etmişler, içinden çıkılmaz hale düşürmüşlerdir. Örneğin, Hz. Musa'nın vahyi, bu günkü ve dünkü dünyada guguk kuşuna benzetilmiş, ırkçılığa, kafatasçılığına büründürülmüştür.. Prof. Dr. Sait Hatioğlu'nun beyan ettiği gibi:
 
    " Müslümanlar Mekke'den başlayan o İslam ışığı etrafa yayıldığı anlardan itibaren, oralarda yaşayan farklı kültür sahipleriyle ilmî temaslara geçtiler ve onların kültürlerini de İslamîleştirme cihetine gittiler.
 
    Süryanî kültürü olsun, Yahudi kültürü olsun, Hristiyan kültürü olsun, onların bize uygulanabilecek taraflarını alıp, kitaplarımıza dercettiler. Biz onlardan gelen bu katkıları ilmî bir şekilde ayırabilmiş bir seviyeye henüz ulaşamadık.
 
    Bunları batılılar yazmaya çalışıyorlar, biz onlardan öğrenmeye kalkıyoruz. Henüz Müslümanların bizzat kendi çalışmalarıyla bu durumu tesbit ettiklerini söyleyemiyoruz maalesef.
 
    İşte bu yüzden, Hristiyan rahipleri Hz. İsa'yı nasıl anladılarsa, biz de Müslüman cephesi olarak, " siz mi Hz. İsa'da şu fazileti görüyorsunuz, bizimki sizden daha üstündür" yarışına girmişler.
 
    Böyle bir yarışın Kur'anî temeli yoktur. Hâtemül enbiyâ ve Hâtemül Evliya kavramları asırlar boyunca teşekkül etmiş. Fakat ne yazık ki, bu kavramları en geniş şekilde anlatmış bir İbnül Arabi'nin bir Fütuhat-ı Mekkiye'sini tam okumuş adam pek nadirdir İslam dünyasında.
 
    Onun eseri vaktiyle basıldı, ama ona isnad edilmiş pek çok rivayetler de var. Hatta İmamı Şaranî kendi kitabında diyor ki, " Siz İbnül Arabi'nin bizzat kendi yazdığı kitabını, elinden çıkma, orijinal kitabını okuyacaksınız. Çünkü ona isnad edilmiş, katkı katılmış olarak pek çok kitap var."
 
    Hatta Fütuhat-ı Mekkiyye'yi bile, Konya'daki, İbnül Arabi'nin elinden çıkmış nüshadan okuyun diyor. Demek ki İbnül Arabi adına îmâl edilmiş pek çok rivayetler var. Onun ismiyle yayılmış.
 
    Şimdi biz İbnül Arabi'yi bile tam olarak anlama iktidarına sahip değiliz. Fütuhatını ilmi ölçülerle basmaya kalktılar, yarım kaldı. Ama bir İspanyol alim kalkıyor İbnül Arabi hakkında bir kitap yazıyor, kitabının ismi ' L'İslam Christianise'.
 
    Yani, ' Hristiyanlaştırılmış İslam.' İbnül Arabi'nin anlattığı İslamiyet'i Hristiyanlaştırılmış İslamiyet olarak anlatıyor. Hristiyan akidesini aksettiriyor, ( ama) İslamî bir hava vermiş diyor.
 
    Şimdi bu adamın bu kitabını İslam dünyası henüz açıklamış değil, bilmiş değil, okumuş değil. Çünkü vaktiyle onu İspanyolca yazmıştı, 1982'de Fransızca'ya çevrilebildi.
 
   Ş imdi bu sembolik dildir denebilir. Kur'an'ı Kerim'de her şey maddeten söylenmiş değildir. Sembolik ifadeler de pek çoktur. Kur'an, Cenabı Hakk'ı anlatıyorken nasıl ifadeler kullanıyor? Bunları bizim hepimizin aynı şekilde anlaması mümkün değil.
 
    " Meselu nûrihî ke-mişkâtin fîhâ misbâh..." diyen ayet-i kerimeyi ( Nur, 35) nasıl anlarsınız Allah aşkına? Bu, sembolik bir ifadedir. Ama orada kalırsın. Yani kafan yetmediği mevzularda " bu böyledir" diyemezsin.
 
    Ama bu böyledir diyen, izaha kalkan alimlerimiz de oluyor, onları da yasaklamaya haddimiz yok. Yazdığı şey ne derece doğrudur, ne derece tefsire müsaittir?
 
    İşte bunu anlayabilmek için diyorum, mesela İbnül Arabi Hâtemül Evliyâ anlayışında şunları söylüyor, bu bize aykırıdır dediğin zaman, İbnül Arabi'nin o kaynaklarını bilmen gerekiyor.
 
    İş edebiyata döküldüğü zaman bunun başı sonu yoktur. Rasûlullah'a duyduğu aşkı adam bir tiyatro eserinde de canlandırmaya çalışır, ama o eserde neler söyler? Siz onu bir edebî eser olarak dinlersiniz.
 
    Ben bu gün Yunus'un bir ilahisini dinliyorken göz yaşlarına boğuluyorum, ama söylediği söz doğru mudur, eğri midir dediğim zaman, " eğridir" diyorum. Ama orada bir aşkı anlatıyor adam, onu o çerçevede değerlendirmek lazım.
 
    Hasılı, " Hâtemül evliya Hâtemül Enbiyadan üstündür" denemez. " Elâ inne evliyâellahi lâ havfün aleyhim" ( Yunus 62) diyen ayete vurursan, ( bu satırları okuyan birinin) evliya olmadığını kim isbat edebilir?
 
    O eserleri okuduğunuz zaman görüyoruz ki, adam inanmış ona. Evliyanın o kudretine ( olağan üstülükler göstermesine) inanmış. Ama ne ahlaksızca şeyler anlatıldığı da vakidir. Bunlar şirktir, bizim için. Böyle bir şey olmaz.
 
    Ama o çevre ona inanmış. Adam suyun üstünde ( evliyayı) yürütüyor mesela; e peki niye biz gemileri yapıyoruz? Bizi yürüt geçelim' Köprüleri yapmaya lüzum yok! Ama o adamın yürüdüğüne inanmış o kişi.
 
    Niye? Psikolojik hadiselerde bu durum vardır. Adam bakarsın, kargalar uçuyor der, mesela, sen bakarsın karga falan yoktur ama o adam inanıyor ona. Psikolojik hastadır o. Ona inanmıştır.
 
    Ama bir de, bütün ömrü peygamberin ilmini tahsille, fıkıhla, tefsirle geçirmiş bir İmam Suyuti'miz var. ( Ö. H. 911). Bu zat, " ben Peygamber'le yetmiş beş defa canlı olarak görüştüm" diyor. Bununla beraber ben Suyutî'nin eserlerinin neresinden istifade edilebileceğini biliyorum.
 
    Bu tarafından istifade etmem; onun hiç bir değeri yoktur. Bunu niçin söylüyor? Peygamber'le yatıp Peygamber'le kalkan bir adam psikolojik olarak o havaya girmiş Mecnun Leyla'sını görmüyor mu?" ( musabagci.tr.gg)
 
    Netice olarak;
 
   21 nci asırda yaşamış olmamıza rağmen, ne hazindir ki, bu tür cehaletleri, psikolojik hadiseleri yaşamaktayız!.. Oysa, bunun çaresi, bu hastalığın şifası bellidir!.. Kur'an'a yönelmek, onu okuyup, anlamaktır!..
 
   Bizler, bihakkın Kur'an'ı okuyup anlamış olsak, tıpkı Rasulullah (sav)'in yapmış olduğu aklî, vahyi gerçekler muvacehesinde hareket eder, hiç bir zaman akılsızca, mecnunca, delice tavırlar içerisine girmiş olmazdık!..
 
    Bilhassa, ilmi kapasitesi, ilim derinliği olmayan kimselerin, Fütuhat-ı Mekkiyye'yi okurken, dikkat etmesi lazımdır!.. Çünkü, mistisizm; günümüz dünyasında şirazesinden çıkarılmış, akıl ve mantık ötesi bilgilerle oyalanmaktadır!..
 
    Aslında, Başkanlığımız, yani Diyanet İşleri Din İşleri Kurulu'muz, bu tür mes'elelerde, halkımızı aydınlatması, bilgi sahibi etmesi gerekirken, talihsizliğe bakınız, Başkanlık öğütlerini kendi görevlileri bile dinlemeden, boş verip geçmektedir!..
    Başkanlığın memurları, hocaları bile, ibadetlerde artırma, eksiltme yapılmayacağına inanmamaktadırlar!.. Örneğin; cemaatle tesbih namazı, zühr-i ahir namazı, mevlid-i dinleştirmek, 52 gecesi kutlamak, devir işlemlerini bile göz kırpmadan yapmaktadırlar!.. Rabbimiz!.. Bilinç versin!.. Selam ve dua ile.
    Şerafettin Özdemir
 
    
 
    
            

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık