Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Çanakkale Gazisi, Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış ve Otuz Kuruş Borcu...

" Gönlümü Maraşlının yaktı kara haberi

Aradan yıllar geçti, işte o günden beri
Ne zaman yolda bir han rastlasam irkilirim
Çünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirim
Ey köyleri hududa bağlayan yaslı yollar!
Ey garip çizgilerle dolu han duvarları,
Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları!" ( Faruk Nafiz Çamlıbel)

18 Mart 2017 günü, Çanakkale destanımızın 102 nci yıl dönümünü milletçe kutlayacağız!.. Rabbim, tüm şehidlerimizin mekan ve makamlarını cennet, gazilerimizin de yurtlarını onlara komşu eylesin!..

Çanakkale destanından, hüzünlü, kederli günlerinden bahsetmek, yazmak, o hususta konuşmak zor mes'eledir. Çünkü, 253 bin şehidimizin var olduğu, an bir o  kadarda sakat kalmış, köyüne, kentine, evine, barkına zor dönmüş insanımızın çekmiş oldukları yaşamış oldukları ızdıraplardır.

Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış'ın hazin hikayesi, Anadolu'nun her tarafında yaşanmış, çekilen acıları, ızdırapları dilden dile dolaşmış, anlatılmış, dillendirilmiş destani hallerdir

Bu günkü gibi, konaklayacak lüks otellerin, ulaşım araçlarının bulunmadığı zamanlarda, Afşin'li, Elbistan'lı ve benzeri yerlerdeki askeri taşıyan, Kapıdere  kara tren yolculukları bu gün bile yaşlı insanlarımız tarafından anlatılır, unutturulmamaya çalışılır.

Ya bu gün?.. Şükürler olsun ki, farklı bir Türkiye topraklarında yaşamaktayız!.. Yaralanan  askerlerimiz şehid düşen yavrularımız anında uçakla köylerine, kentlerine ulaştırılmakta, görkemli, heybetli törenlerle ebedi mekanlarına tevdi edilmektedir.

Söz konusu cenaze törenlerinde, tekbir, tehlil, tahmid, sela, Fatiha sesleri ortamı çınlatmaktadır.. Tüm devlet erkanı orada hazır bulunmakta, herkes; şehidlere son görevlerini yapabilmek için, seferber olmaktadır.  Ya dünkü zamanlarda?

Dünkü zamanlarda, otel yok, araç yok, uçak yok, otobüs bulunmaz, at arabası, kara tren veya yaya yapıldak şekilde yolculuk yapılırdı.. Savaş mağduru insanımız, ya köylerine dönebilir, yahut da yollarda hastalıktan, açlıktan, bakımsızlıktan, bit düşmesinden, kirlenmeden dolayı ölüp giderdi!..

Onun içindir ki, Türkiye topraklarının, vatanın kıymetini bilmeli, ilelebed yaşaması için,varlığını  koruması için tüm imkanlarımızı koymalıyız. Askerlikse askerlik, maddi yardımsa, maddi yardımlarla bu yurdu korumaya, kollamaya çalışmalıyız.  Tıpkı şu ifadeler gibi;

" İşte Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış'ın hazin kaderi!..

Birinci Dünya Savaşı yıllarında İstanbul'da Eskişehir ve Konya'da birer gece yattıktan sonra ıssız, istasyona benzemeyen bir durakta, Ulukışla'da mola veren trenden iner.

Burada kiraladığı bir yaylı at arabası ile Kayseri'ye gidecektir. Ürgüplü arabacı çocuk, masum bir hile ile Ürgüp yoluna sapmıştır.

Kahraman- anlatıcı, yol üstünde birisinin yatmakta olduğunu görür, arabaya alır. Bu, Çanakkale Cephelerinde yaralanıp İstanbul hastanelerinden birine gönderilmiş , üç aylık tedaviden sonra tekrar cepheye sevk edilmiş , orada hastalanınca yine İstanbul hastanelerinden birine yatırılıp daha sonra üç aylık hava tebdiline gönderilmiş bir gazidir.

Trende tekrar hastalanınca çürüğe çıkarılmıştır. Yolculukta ona, kendisi gibi " hava tebdili"ne giden askerler arasındaki dört hemşehrisi bakmışlardır.

Ulukışla'da trenin sevk memuru bir araba kiralayarak bu beş hemşehriyi memleketlerine yolculamıştır.

Hasta gazi , " durumu kötüleşince devrilir arabanın içine... Diğerlerine yer kalmamıştır. Onu arabadan indirip yol üstüne bırakmışlardır.

Bu asil insan, bu gazi, " onlar da ne yapsınlardı?" diyerek arkadaşlarını hoş görmektedir. Gecenin iyice bastığı sıralarda Ürgüp'te bir hana inerler. Anlatıcı aydın, arabacı çocuğun dayısı vasıtasıyla, durumu ağırlaşan hasta gazinin köyüne/yakınlarına haber salmıştır.

Ertesi sabah köyden gelenler ağlaşmaya başlayınca , hasta gazi onların hepsini birer birer gözden geçirerek " PARAM YETMEMİŞTİ, ARABACIYA OTUZ KURUŞ BORCUM KALDI, MEZARIMDA BENİ BORÇLU YATIRMAYIN."  vasiyetinde bulunmuştur.  Han duvarları şairinin

 

" Gönlümü Maraşlının yaktı kara haberi
Aradan yıllar geçti işte o günden beri
Ne zaman yolda bir han rastlasam irkilirim." ( Türk Yurdu, sayı 267, sayfa 67-68, Nazım H. Polat)

Sonuç olarak;

Bu hatırada anlatıldığı gibi, Müslüman Türk insanı, varını, yoğunu, canını, cananını bu topraklar için, bu vatan için, yani Türkiye için vermiş, vermeye de aynen devam etmektedir.

Çünkü, Müslüman Türk insanı, vatanına, bayrağına, ülkesine, devletine, ezanına meftun bir millettir. Dolayısıyla, mes'eleyi, sadece Çanakkale şehidleri ile, gazileri ile   sonlandırmak mümkün değildir.

Milli Mücadele yılları da, baştan sona bir yaşanmış destandır, varlık, yokluk kavgasıdır.. Söz konusu anıları, hatıraları, yaşanmışlıkları unutmamak için, araştırmak, okumak zorundayız.

Eğer bu gün, minarelerimizde ezanlar okunuyorsa, cuma günleri tüm insanlarımızı  kucaklayacak şekilde, özgürce kılınıyorsa, İstiklal  ve istikbal marşımız bayrağımızı göndere çektiriyorsa, tüm bunları atalarımıza, gazilerimize borçlu olduğumuzu unutmayalım. Dolayısıyla,

Çanakkale destanımızın 102 nci yıl dönümünü kutlar, şehidlerimize ve gazilerimize rahmet dilerim.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir

      


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık