ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

CENNET ÇİÇEKLERİ!..
  " Cennet çiçekleri!" sözümden neyi kastettiğimi hemen anlayacaksınızdır!.. Burcu burcu kokan, buram buram onların hasretini çekmiş olduğumuz cennetin çiçekleri!..  
 
    Bu cennet çiçeklerini tasvir etmek, tavsif de bulunmak, onlara denk olacak, yeryüzünün lalesinden, sünbülünden, nevruzundan, kır çiçeklerinden, yasemin kokularından, orkidelerinden bahsetmek, abesle iştiğal olacaktır!..
    İsterseniz, mes'eleyi daha fazla uzatmadan, fani dünyadaki gelip geçici şeylerden bahsetmeyi bir taraf ederek, onları size tanıtayım!.. Kimdir cennetin çiçekleri?!..
 
    Elbette ki, büyük Resul'ün kucağında büyümüş, onların narin, zarif, nezih dudaklarından, yanaklarından buseler almış olduğu Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (ra)..
    Bu iki civan mert, daha dünyalarına doymadan, hayatı doyasıya yaşamadan, İslam'a hizmet edecekleri bir çağda, hizmet edemeden, Muaviye ve onun kanlı ahfadı olan Yezid'ler, Mervan'lar vb. cinayet şebekeleri tarafından hunharca, acımasızca, zalimce, Allah'tan korkmadan, sıkılmadan, utanmadan onları katlettiler!..
   
    Ehli beytin, evlad-ı Resul'ün ocağını söndürdüler!.. Bu kutsal ocaktan, kelime-i tevhid, kelime-i şehadet sadaları yükselmesin, onların nefesleri, sesleri anında, çıkmış olduğu mekan ve makamda tekrar boğulsun diye!..
 
    Öyle de oldu!.. Hayallerini, pis, kirli düşüncelerini, tahayyülatlarını, pis arzularını, diş bilemelerini bir bir tahakkuk ettirdiler!..  Hem de, ehl-i sünnet adına!..
 
    Günümüz dünyasında bile, bu tür konular, acımasızlıklar, camilerimiz de, gündeme alınmaz, anlatılmaz, " Cennet çiçekleri"nden kat'iyyen bahsedilmezdir.. Kürsüdeki adam, halkın hissiyatlarını galeyana getirmemek adına bu konuya temas etmez, aşuranın tarifini yapar amma, Hz. Hasan'ın, Hz. Hüseyin (ra) ve ahfadının niçin katledildiklerinden bahsedemez!.. Halbu ki,
 
    İslam; Emeviyye ile, Beni Ümeyye ile, baştan başa ters yüz edilmiş, Kur'an, Sünnet tamamen, krallığın, hanedanlığın, sultanlığın, padişahlığın emrine verilerek, Asr-ı Saadet döneminin kutlu ve mutlu dönemi bırakılmıştır!..
    " Sıffin savaşında Ümeyye oğullarından Muaviye'nin adamları tarafından şehid edilen Hz. Ali ordusu içerisindeki Ammar bin Yasir için kral Muaviye'nin askerlerinden biri Ammar'ın öldürüldüğünü işitince ağlamaya başlar ve " mahvolduk, cehennemi boyladık. Ben Resulullah (sav)'in Ammar için ' seni bir eşkıya taifesi, güruhu öldürecektir' buyurduğunu dinlemiştim. " der.
    Bu sözleri duyan Muaviye şeytani zekâsıyla: " Onu biz öldürmedik, onu bu savaşa iten kimse o öldürdü."  der. Yani, Hz. Ali (ra)'ı ima ederek, Ammar'ı, Ali (RA)'ın öldürdüğünü söyler.
    Kral Muaviye'nin bu şeytani zekasıyla ürettiği kurnazca söylenmiş sözlerini duyan Hz. Ali; " Eğer Ammar'ı ben öldürdümse, Hamza (ra)) 'da Hz. Peygamber öldürmüştür. Çünkü Hz. Hamza'yı Uhud savaşına müşriklerle çarpışmaya gönderen Peygamber'idi." der.
 
    Yani, ,hangi tarafa yönümüzü çevirmiş olsak, orada, ister mabed içi olsun, ister camii dışı olsun bir Emevi zilleti belirmektedir!..
    Zaten, Hz. Ali (ra)'ın, Hz. Hasan (ra)'ın ve Kerbela olayının yani Hz. Hüseyin (ra)ın öldürülmesi olayının altında yatan en büyük etkende  budur!.. Ç ünkü,
    Bu zulümleri icra etmemiş olmasalardı, istedikleri gerçekleşmeyecek, cahiliyyeden kalma intikam hırslarını, kabilecilik düşüncelerini hakim kılamayacaklardı!..
    Bir örnek daha vererek, bu tüyler ürperten mes'eleleri uzatmak istemiyorum:
    Emeviyye'nin fırıldak, katil, sapkın adamı Yezid ve finosu Ubeydullah bin Ziyad, Kerbela katliamında çocuk yaşta sağ salim kalabilen Ali bin Hüseyin ( Ali Asgar) elleri boynundan iple bağlı olduğu halde zalim Yezid'in uşak komutanı şeytan Ziyad'ın karşısına çıkarılır.
    Ziyad: " Deden Ali'yi Allah katletti değil mi?" der. Ali Asgar. " Dedemi bilmem ama kardeşim Ali Ekber'i Kerbela'da sizin adamlarınız öldürdü" der. Bu sözler karşısında Ziyad kükrer tıpkı kuduz hayvanlar gibi: " Hayır! Onu da Allah öldürdü" der.
    Netice olarak;
    " Cennetin çiçekleri"ni, camii hocalarımız, kürsü vaizlerimiz konuşamazlar!.. Çünkü, onları konuşmak için yürekli olmak lazımdır!.. Baba yiğit olmak lazımdır!..
    Hem, bunları konuşup da niçin ağızlarının tadını bozsunlar ki? Bir kâse aşura tatlısı onlara göre, Hz. Hüseyin'den de , Zeynep'ten de, Ali Asgar'dan da ve tüm 70 tane evlad-ı Resul'den de  kıymetlidir.
    " Yaraları deşmeyelim, çünkü, o yaralar kabuk bağlamıştır".. Mazeretleri, bahaneleri budur!.. Yazıklar olsun aşuracilere!.. Çünkü, Emeviyye, İslam'ı; baştan sona kadar budamış, dalını, kolunu kesmiş, her tarafa hurafeleri sokmuşlar, bu hurafeler de gelenekçi , atalarcı, dedelerci, ninelerci kimselerin, görev yaptıklarını zannedenlerin işlerine kolay gelmektedir!..
    Emeviyye üzerine yazacak çok şeylerimiz vardır ama, bu günlük bu kadar diyor, " Cennetin çiçeklerini" rahmetle anıyor. onlara salavatlar gönderiyor, makamlarının cennet olmasını niyaz ediyorum. Selam ve dua ile..
   Şerafettin Özdemir
            

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık