Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Cimrilik
 " CİMRİLİK; FERT VE TOPLUM İÇİN KÖTÜ BİR HASTALIKTIR!" 
 
 
    " Ve fî emvâlihim haggun lissâili vel mahrum=  Mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı." ( Zâriyat sûresi, âyet 19 )
 
    Bu ayeti kerimeden yola çıkarak,  onu baz alarak mes'eleye girecek olursam; bu mevzuda zihin dünyamı alt-üst eden bir çok şeylerle yüz yüze gelmekteyim. Örneğin;
 
    Ülkemizde, hırsızlık, gaspçılık, kandırıcılık, dolandırıcılık, sahtecilik vak'aları alabildiğince hız kazanmış durumdadır!.. Komşu komşuya güvenip itimat etmiyor!.. Kapılar; sıkı sıkıya kilitlenmekte, her eve bir kamera yerleştirilmesi tavsiye edilmektedir!.. Hatta;
 
    İbadet için gitmiş olduğumuz camilerimizde bile, ayakkabılardan tutunda, abdesthanede asılı duran elbiseden bile kuşkuya düşmekteyiz!.. Camilerimiz bile, dört taraftan kameralarla gözlenmektedir!.. Neden ve niçin?..
 
    Bu çirkinliklerin sebepleri bir değil, iki değil, çok çoktur!.. Halbu ki, zekatın, infakın, fidyenin, sadakanın, teberruların bir faydası da, aç, biilaç, fakir-fukara insanları zengine karşı hırslandırmamak, hased ettirmemek ve malı; arsızdan, hırsızdan korumaktır!..
 
    Demek ki; zenginlerimiz; görevlerini yerine getirmemekte, infaktan, zekat vermekten, açı doyurmaktan, yardımlaşmadan, ödünç vermekten kaçmaktadır!..
 
    " Kur'an-ı Kerim'de sosyal gerilimin, müstaz'af-müstekbir ikileminin engellenme yolları belirtilmektedir. Kur'an'da cennet ehli mutakkîler tanıtılırken  "...Mallarında muhtaç ve mahrumların hakkı vardır." ( 51/Zâriyat,19) buyrulur.
 
    Namaz kılan ve namazlarında devamlı olanların eline mal geçip zengin olunca pintileşen kimseler gibi olmadıkları belirtilerek " Bunlar, sahip oldukları mallarda muhtaç ve mahrumların belli bir hakkı bulunduğunu unutmazlar." ( 70 Meâric, 22-25) buyurulmuştur.
 
    İnfak eden veya Allah için bir kardeşine güzel bir şekilde, yani dünyevî bir karşılık beklemeden borç veren kimse, başta cimrilik olmak üzere bir çok kötü huy ve alışkanlıktan arınır.
 
    Cimrilik, fert ve toplum için kötü bir hastalıktır. Bu hastalık kişiyi mal uğruna kan dökmeye, kul haklarına tecavüz etmeye, haramlarla da olsa mala hırs göstermeye götürür.
 
    İnfak ve güzel borç verme, mümini mala tutkunluk zilletinden temizler, paraya kulluk bağından kurtarır. İslâm, insanın sadece Allah'a kul olmasını, Allah'tan başka her şeyin esaretinden kurtulmasını, yaratılmışların efendisi olma özelliğini korumasını arzu etmektedir.
 
    Bunun bir yolu da, zenginin infak ederek ya da karz-ı hasen vererek hem Allah'ın emrine boyun eğmesi, hem de dünya malının kendisine geçici bir süre için tevdi edilmiş bir emânet olduğunun bilincine varmasıdır.
 
    İnfak gibi karz-ı hasen de, Allah'ın verdiği nimetlere şükürdür. Namaz, oruç gibi bedeni ibadetler, Allah'ın ihsan ettiği vücut sıhhat ve selametinin şükrüdür. Her çeşit infakı ve karz-ı haseni içeren mali ödemeler de mal nimetinin şükrüdür.
 
    Bu duygularla infak eden mümin, her nimetin, meselâ sağlığın, ilmin, sanatın şükürlerinin de o nimetlerle, o nimetleri Allah yolunda kullanarak ödeneceğinin şuuruna varır.
 
    İçinde yaşadığımız toplumda kapitalizm, Müslümanların dinlerini yaşamamasından güç almaktadır. Fâiz haramına rağmen, banka ile iş yapan Müslümanlar, taksitli alış verişlerle boyundan büyük borçlanmalar, kredi kartı ile harcama yapıp kat kat fâiz ödeyenler;
 
    Sömürü simgesi kapitalizmin azgınlaşıp insanları ezmesinin müsebbibi olan zulüm düzenlerinin güçlenmesi vebâline de ortak olacaklardır.
 
    İsraf konusunda etrafına kötü örnek olanlar, hem kendi hayatlarını zorlaştırmakta ve hem de toplumun gidişatındaki sorumlulukları artmaktadır. En doğru çözüm yolu, ister karz-ı hasene, isterse ticarî borçlanmaya ihtiyaç duymayacak bir hayat standardı seçmektir.
 
    " Ayağına yorganına göre uzat" öz deyişi ile özetlenebilecek bu görüş, insanımız tarafından benimsenip hayata geçirilebildiği takdirde, hem tüketim toplumu olmaktan kurtulacak, israf ve lüks batağında batmayacağız, hem de bu denli zilleti yaşamayacağız." ( http://kuraniterbiye.com)
 
    Maşallah!.. Şu ramazan günlerinde, iftar sofraları tavan yapmış durumdadır!. Sofraların biri inerken, bir diğeri kaldırılmaktadır!..  Boy boy zenginlerin birbirlerini davet etmiş oldukları, kapılardaki lüks otolardan anlaşılmaktadır!..
 
    Aksırıncaya kadar, tıksırıncaya kadar yemekler yenmekte, meşrubatlar tüketilmekte, üstüne üstlük nadide tatlılarlar da, baklavalarda havalarda uçuşmaktadır!.. Peki!.. Bu sofralarda, fakir; konu komşular var mıdır?
 
    Tabii ki, fakirden tiksinildiği, nefret edildiği için, kapitalist dünyada, faizin, banka kartlarının havalarda uçuştuğu, kredi kartlarının insan hayatını üç kağıda bağlamış olduğu bir dünyada, müstaz'afın, fakirin, sailin, fukaranın, garibanın yeri ve yurdu yoktur!..
 
    Ve sonra da, yakınıyoruz: " hırsızlık çoğaldı, gasp arttı, polisiye vakalar hadsiz, hesapsız" diye!..  Mevvcut ortamdan, düzensizlikten kimsenin yakınmaya, dert yanmaya hak ve hukuku yoktur!..
 
    Herkes, her varlıklı insan, suçu, günahı, yanlışları, hırsızlıkları, yankesiciliği kendi şahsında, kendi nefsinde aramalıdır!..
 
    İsterseniz. bu yazım anlaşılmadı ise, bir zengin kızının, oğlunun nişan ve düğün merasimine dikkat çekmek isterim. Envai çeşit düğün salonları, yemekler, içecekler, sarhoşluk malzemeleri, müzik, gösteri, dans, havaya atılan kurşunlar ve kilo kilo takı altunları!.. Ve sonra da, konvoy konvoy, dizi dizi arabalar dizisi!..
 
    Netice olarak;
 
    Evet, İslam'ı, Kur'anî emirleri çürüten, kof hale getiren ( istisnai) zenginler beni affgetsinler!.. Karun olmaya özenen zenginlerimizdir!..
 
    Cimrilik, nekeslik, pintilik, bahillik, oburluk göklere yükselmiş durumdadır!.. Böyle bir dünyada, sokaklardaki hırsızlığı, anarşizmi, çirkinliği önlememiz mümkün değildir!..
 
    Belki denilecektir ki; " biz zenginler!.. Hz. Ali ile Hz. Fatima zamanında yaşamıyoruz ki, onların düğün merasimleri gibi, onların evlilikleri gibi, oğlumuza, kızımıza düğün merasimi yapalım!".
 
    Tabii ki, kürsüdeki hocanın, minberdeki hatibin Hz. Ali'yi, Hz. Fatima'yı anlatması, onlardan kesitler sunması o halde ne anlama gelmektedir?.. Cevap vere bilir misiniz? 
 
     Hoca efendiler, konuşursa konuşsun!.. Seni ilgilendirmez, dikkatini de çekmez  tabii!.. " Kellim kellim la fenya= konuş konuş boş" sözünden başka bir şey değildir!..
 
    O halde, siz!.. Paraya, pula, maddeye esir olmuş Müslüman kapitalistler!.. Ortamdaki, yanlışlıktan, hırsızlıktan, anarşizmden hayıflanmaya kat'iyyen hakkınız  bulunmamaktadır!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık