Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

ÇOCUĞUMUZUN GELECEĞİNİ KURTARMAK !..

" Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler. Allah ve Resûlüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz  Allah azîzdir, hikmet sahibidir." ( Tevbe sûresi, âyet 71 )

Bilindiği üzere, sosyal şuur, fertlerin dini ve ahlaki kusurları ve kötülükleri karşısında da duyarlı olmak zorundadır. Nitekim, yukarıda arzedilen ayette, kadın olsun erkek olsun müminlerin, birbirlerine iyiliği emredip kötülükten alıkoymalarının, aralarındaki velayet bağı ve kardeşliğin zaruri bir sonucu olduğuna işaret edilmiştir. Bu görev ve yetki cinsiyet farkı gözetmeden İslam toplumunun bütün fertlerine verilmiştir.

Toplum olarak, millet fertleri ve anne-baba, büyükler olarak yetişmekte olan çocuklarımızın gelecekteki maneviyatlarını, dindarlıklarını, inançlarını, dini yaşamlarını düşünmek, hesap etmek, planlamak konumundayız.

Çünkü, ortam bozuk, ahlaksızlık, inançsızlık, ateizm, nihilizm, alkol, uyuşturucu, kumar, sigara illetleri her tarafı kasıp kavurmaktadır.

Çarşı içinde pislik diz boyudur. Meydanlarda anarşizm, kap kaç hadiseleri, silahlı gezmeler, döğüş ve kavgalar, politik uyuşmazlıklar yetişmiş ve yetişecek çocuklarımızı beklemektedir.

Diğer taraftan, dini hizipleşmeler, tarikatçılık, beyin yıkamalar, Kur'an'dan uzaklaştırma, cemaatçilik eylemleri, pircilik, müridanizm, şeyh efendi tapınmaları, el aldım, el verdim, tüm Kur'an dışı yapılanmalar, oluşumlar her an din adına kapımızın önünde çocuklarımızı beklemektedir.  Onun  içindir ki;

" İslam cemiyeti, modern endüstri toplumları gibi mekanik değil, organik bir bütündür. Mü'min erkeklerle mü'min kadınlar birbirlerinin velisidir.

Veliler marufu emir, namaz, zekât, Allah ve Rasulü'ne itaat gibi temel görevlerin yanı sıra, münkerden nehyetme  işinde de müşterektirler.

Marufu emir ve münkerden nehiy ile namaz ve zekâtın bir arada, birbirinin devamı ya da lazım-ı gayrı mufarıkı gibi zikredilmesi  Hac suresinin 41. ayetinde de yinelenmektedir:

" Onlar ki, eğer kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek namazı kılar, zekâtı verirler; marufu emreder, münkerden nehyederler. İşlerin sonu Allah'a varır."

Bundan böyle bir sonuç çıkmaktadır: namazsız ve zekâtsız bir İslami hayat düşünülemeyeceği gibi, marufun emir, münkerin nehyedilmediği bir namaz ve zekât da düşünülemez.

Yani İslam'ın namazı ile zekâtı arasında olduğu gibi, namaz ve zekâtla, marufun yaygınlaştırılması ve münkerin nehyedilmesi arasında bir bütünlük vardır.

İslam, bunların hepsi bir arada olduğunda İslam'dır. İslam'ın zekâtı, namazı, orucu, ahlakı ve hukuku ile güzelliklerin yayılması ve çirkinliklerin engellenmesi müessesesi arasında bir bütünlük vardır.

Kişinin, marufu emir ve münkerden nehiy etmeksizin, sadece namaz gibi ferdi ibadetlerde iyi bir Müslüman olacağını sanması büyük bir yanılgıdır.

Marufu emredip, münkerden nehyeden mü'minler, cennet karşılığında mallarını ve canlarını Allah'ın satın aldığı kimselerdir. Bunu şöyle de ifade edebiliriz: kendilerine, canları ve malları karşılığında Allah'ın cennet verdiği mü'minler, münkerden de nehyetmelidirler. ( 9/Tevbe, 111-112).

Eğer münkeri nehyeden kimseler değilseler, müminlerin imanı ve İslam'ı eksik olacaktır. Sadece namaz kılmak, zekât vermek ve benzeri dini görevleri yerine getirmek yeterli değildir. Münkere karşı duyarlı olmayan, münkeri nehyetmeyi, İslam'ın namazı ve Allah'a ve Rasulü'ne itaat etmek kadar önemli ve onun bir parçası saymayan bir kimse, imanı ve İslam'ı anlamamış demektir.

Ehli kitap içinden tıpkı Muhammed ümmeti gibi iman eden müminler de, marufu emreder ve münkerden nehyederler. ( Âl-i İmran, 114). ( İktibas Dergisi, Ocak 2010, sayfa 9 )

Her zaman ki yazımızda da ifade etmiş olduğum gibi, ne yazık ki, " Kur'an Müslümanlığı sapıklıktır" denildiği bir çağda, bir dünyada yaşamaktayız.

Bu tür saçmalığı dillendiren kesimle, kendi egoları için, bağlı bulundukları cemaat liderini, şeyhini, üstadını, ağabeyini İslam ve Kur'an'dan daha yukarı çıkarmak için kitlelere enjekte etmektedirler.

Böylesi bir dünya ve çağda, evlatlarımız, gençlerimiz, Kur'an okumayacaklar da, ne yapacaklardır?.. Marks'ın kapitalini, Hitler'in Kavgam isimli mkitabını veya Darvinizm' mi mi okuyacaklardır. Veya, kendi evliyalarının, mehdi zannettikleri veya öyle telakki edilen ucubenin öykülerini mi okuyacaklardır?

Hal böyle iken, dünya İslam gençliğinin çekmiş olduğu veya içerisinde boca olduğu ızdıraplar, sıkıntılar, hep böylesi düşüncelerden, iğrenç şeylerden kaynaklandığı bilinmektedir.

Mezhepçilik, asabiyetçilik, Işidçilik, Pkk.cilik ve benzeri öykünmeler tüm Kur'an dışı eylemlerdir. Yetişen gençliğin Daeşçi olması, birilerine " tanrı gibi" itaat etmesi Kur'an'sızlığın sonucudur.

" Lokman'ın, mü'min bir baba olarak ' yavrucuğuna' verdiği öğütlerden biri de, münkerden nehyetmesidir. ( 31 /Lokman, 17) Lokman gibi mü'min bir baba için, çocuğunun marufu emredip, münkerden nehyeden biri olması, hayatın en yüksek idealleri arasındadır.

Çocuğumuzun " geleceğini kurtarmak" , Lokman'ca ve İbrahim'ce bir idealle ancak mümkün olur. Çocuklarımız, en parlak diplomaları almakla, en gözde mesleklere sahip olmakla , en pahalı hayatı yaşamakla değil, namaz, zekât, marufu emir ve münkerden nehiy gibi Allah'a itaati gösteren ibadetlerle geleceklerini kurtarabilirler.

Onları, münkerin bir parçası olmaktan korumak için çalışmak, bütün mü'min babaların gayesi olmalıdır. Çünkü ' gelecek' ahirettir ve ahirette Allah müminlere cenneti canları ve malları ile yaptıkları itaatler karşılığında verecektir." ( a. g. dergi, sayfa 9)

Netice olarak;

Çağımızda, anne ve babaların, büyüklerin görevi büyüktür, manevi sorumluluğu yüksek olan bir hizmettir.

Çünkü, yetişen yavrumuz, her an, her dem bir tehlike ile, bir handikapla yüz yüzedir. Sarhoşlar, ayyaşlar, hippiler, yippiler, sağcılar, solcular, batıcılar, mezhepçiler, tarikatcılar, cemaatçiler, genç kapmak, genç kaçırmak, kendi potalarında eritmek için neler yapmaktadırlar!..

Zaten, 15 Temmuz sendromu da buradan kaynaklanmakta, bu gün ülkemizin içerisinde bulunduğu zor taplolar, gençlerin kandırılmasından, bir yerde toparlayıp, oraya kul köle edilmelerinden ileri gelmektedir.

Binlerce masum, bigünah insanımız tutuklanmış ve tutuklanmaktadır. Niçin ve neden?.. Çünkü, tutuklanan gençler, hiç bir imkanları olmadığı için, " süper zeka" aldatmacası ile kandırıldıkları için cemaate katılmışlar, orada diz ve gerdan kırarak, onların ağabeylerinin efsunlarını dinlemişlerdir.

Ülkemizde, her köşe başında bir dini yuvalanma, bir tarikat evi bulunmaktadır. Söz konusu evlerde yetişen insanlar, diğer yerlere, yuvalara hasım olarak yetişmekte, kendilerinden olmadıkları için diğer yerlerde bulunan insanları " kafir" " zındık", " İmansız" olarak nitelemekte, kendi dışındakileri Müslüman kabul etmemektedirler!..

Son söz olarak, şunu arzetmek istiyorum: Anne ve babalara, büyük görevler düşmekte, yetişmekte olan çocuklarını, İHL. İlahiyat ve diğer resmi ünevirsiteler dışında, orada, burada çöreklenmiş yurt ve yuvalardan esirgemelidirler.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir

 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık