iddaa tahminleri banko tahmin gaziantep escort escort ankara film izle ankara escort Cuma Namazı Kitlesel Bir Eğitimdir!

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Cuma Namazı Kitlesel Bir Eğitimdir!

" Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı ( ezan okunduğu ) zaman, hemen Allah'ı anmaya koşun ve alış verişi bırakın.

Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır" ( Cum'a sûresi, âyet 9 ) Eskiden İslam büyüklerimiz, Cuma namazının hazırlığına bir gün önceden başlar, perşembe günü ikindi namazını müteakip aşri şerifler okurlar, minarelerde salatü selamlar okunur, aynı günün yatı namazında, Cuma namazına hazırlık olsun diye, dinde hiçde yeri yokken, " iman ve nikah tazelemesi" adı altında cemaate tevbe istiğfar çektirilirdi Cuma günü kitlesel ve ferdi bedensel temizlikler yapılır, camii ve mescidlerin önü ana-baba gününe dönüşürdü.

Hayır sahipleri, haftalık sadakalarını infak ederler, yaz günlerinde bilhassa belde ve köylerde Müslümanın bağında, bahçesinde yetişen meyveler hayır hasenat adıyla camii önüne getirilir, şehirlerde " geçmiş ruhları için" yiyecekler, içecekler ikram edilerek dualar alınırdı Müslüman kardeşler o gün cuma münasebetiyle, bir bayram havası içerisinde camiye gelir, verilen nasihat ve vaazları dinler, aşk ve şevkle okunan hutbeleri can kulağı dinler, o günü bayram ilan ederek çalışmayı terk ederlerdi M.

İslamoğlu hocanın vurguladığı gibi; " Her hafta Cuma namazı kitlesel eğitim için bulunmaz bir fırsattı Kadını erkegi, çocuğu yaşlısı, özürlüsü özürsüzüyle bütün bir toplum haftanın bir günü zorunlu Cuma eğitimine tabi tutuluyordu Bu eğitim öylesine önemliydi ki,dört rekatlı öğle namazı bu gerekçeyle ikiye iniyor, diğer iki rekatın yerini ise iki seansta verilen vahiy eksenli bir ders ( hutbe ) alıyordu.

Bir bakıma bu, haftalık örgün eğitim dersi olan hutbenin, namazdan daha önemsiz olmadığı anlamına geliyordu Bunun böyle olması da doğaldı, zira Muhammedî davet daha ilk yıllarında cehaleti en büyük düşman ilan etmiş, en azılı hasmına da " Ebû Cehil: Cehaletin babası" adını vermişti Oysa ki onun adı bu değil, Amr b.

Hakem'di Bununla verilmek istenen mesaj şuydu: İlâhî vahye düşman olan ancak cehaletinden düşman olur Dolayısıyla müslümanlar, düşmanlarını cehaleti hedef almalı ve onu yok etmelidirler.

Bunun içinde hakikatle donanıp gerçek bilgiyi taşımalıdırlar" ( Ne yapmalı? M İslamoğlu, sayfa 101-102 ) Hakikaten eski cuma günlerindeki coşkuyu arıyoruz.

Kendi İlçem Afşin'dan bir misal verecek olursam, durum şöyle idi: Cuma günleri olduğu zaman, Afşin'in uzak- yakın bütün köylerinden vaaz dinlemek, daha doğrusu Afşin'in meşhur hocaları Hacı Durdu Efendiyi ) Çakıroğlu lakaplı hoca ), Nasrullah Efendiyi dinlemek, vaazlarından yararlanmak, ilim ve irfan sahibi olmak için köylü vatandaşlarımız, yaya, bineksiz bir şekilde İlçeye akın ederlerdi Oysa, şimdilerde bakıyorum da, vaazlar monoton, tekrar dolu, içeriksiz, Kur'ânî mesajlardan yoksun " dedim" " dedilerden" öteye bir anlam ifade etmemektedir Halbu ki, İslam adına toplumun yüzlerce, binlerce sorunu, derdi, problemi bulunmaktadır.

Hutbeler ölgün, coşkusuz, heyecansız, cemaati okşamayan konulardan ibarettir Alışılmış, adet haline gelmiş hutbeler, konuşmalar bilgi namına cemaate bir mesaj verilememektedir Gönlümüz arzu etmektedir ki, konuşan hatip, hutbe irad eden hoca efendi cemaatını uyutmasın, uyuşturmasın, konuştuğu zaman, cemaat hop oturup, hop kalksın!.

Onun içindir ki; " Bunun dışında Hz Peygamber, lüzum gördükçe minbere çıkıp topluma öğretilmesi lüzumlu bir hakikati öğretiyordu.

Bu bazen namaz vakitleri dışında bile gerçekleşiyor, o durumlarda bir müezzin toplumu mescide çağırma görevi üstleniyordu Hz Peygamber, cehaletten kaynaklanan bir uygulama gördüğünde, bu yöntemi kullanarak toplumu aydınlatıyordu.

Caminin örgün, eğitim kurumu olarak kullanılması sadece tek taraflı konuşmalarla sınırlı değildi Hz Peygamber, kıldırdığı farz namaz biter bitmez cemaate yönelerek sorularını cevaplıyor, sorunlarını dinliyor ve çözümler üretiyordu.

Günümüz imamlarının sünnet gerekçesiyle namazın ardından yüzlerini cemaate dönme geleneği, Hz Peygamber'in işte bu uygulamasına dayanıyordu Fakat günümüzde içeriğinden boşaltılan bu nebevi uygulama, kuru bir taklitten öte bir anlam taşımaz hale getirilmişti.

" ( a g e sayfa 102 ) Netice ve sonuç olarak; Cuma namazlarımız, kitlesel bir eğitim ve öğretim haline getirilmelidir.

Cuma namazı kılan cemaatleri uyutmadan, onlara dinamizm, bilgi, görgü kazandırılmalıdır Daha doğrusu, cuma günlerini alışkanlıklardan, geleneklerden, atalarcılıktan kurtararak, sadece müezzinin güzel sesi ile tesbih çektirmesine, imamın, her hafta para toplama seanslarına terkedilmemelidir Para toplayalım.

Ama, eften, püften her mesele için camii dışına sergi sererek, sonrasında da sergileri boş kaldırmayalım Müftünün, vaazın, imamın onuru her şeyin üstünde olmalıdır.

Cuma günlerini, cemaatler dört gözle beklemelidir Cuma salası verilirken, insanların, cemaatlerin çay bahçelerinde, camii önlerinde oturmaları utanılacak bir durumdur.

Oysa, orada, burada oturan insanlara sormuş olsak, vallahi, çoğunun İslâmî konularda sınıfta kalacağına eminimdir Çünkü, bu iddiamda emin olmasam rast gele konuşmazdımi Cemaatler, hutbe okunurken uyuyorsa, rast gele yerlere kapaklanırcasına düşmek üzereyse, veya cep telefonları ha bire çalışıyorsa, veye farz namazı kılarken çalan telefona cevap veren " ben şu anda namazdayım" demezdi.

Rabbim! Bizlere cuma namazı şuur ve bilinci lütfetsin! Âmin!.

Selâm ve dua ile.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık