Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

DİASPORA YALANI

DİASPORA YALANININ 100'NCÜ YILI; PLEVNE, ÇANAKKALE, MİLLİ MÜCADELEDE MİLLETÇE UĞRAMIŞ OLDUĞUMUZ SOY KIRIM HAREKETLERİ!.

" Bin dokuz yüz on beş den dem vurmayın hiç bana, Vurursanız buyurun, söyleyin hele bana, Türkün canı yanarken, gözleri yumuksunuz, Kör olur görmezsiniz, Ermeni tepişini, Sizin gibi aydının yediden yetmişini x Bin dokuz yüz on beş de köyleri basan kimdi? Yaşlı ve kadınları iplerle asan kimdi? Kundaktaki bebeklerin başını kesen kimdi? Konuşalım tarihin gelmişini gitmişini, Sizin gibi aydının yediden yetmişini!.

" ( Ozan Arif) Zaman zaman millet olarak uğramış, yaşamış olduğumuz Balkan faciasına ait belgeleri, tarihi vesikaları gözden geçirir, üzülür ve üzülürüm.

Bazan da, kendime, hislerime, heyecanlarıma yenilir çocuklaşır, çocuklar gibi ağlarım! Nasıl ağlanılmaz ki?.

Allah aşkına!.

İsterseniz Plevne savunmamızı, orada yaşanmış olan trajedileri bir bir araştırın, okuyun ve öğrenin! Karşınıza çıkacak taplo ne olacaktır, biliyor musunuz? İki yüz bin şanlı askerin diri diri, canlı canlı Ruslar tarafından teslim alındığı, ama, sadece Osman Paşa dışında tamamının yok edildiği, cesetlerinden, o narin vücudlarından İngilizlerin gübre yapmış olduğudur!.

Acaba, dünya barış örgütlerinin, Papa'nın, Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın hiç dikkatini çekmiş, bu esir alınan, tutsak edilen insanların akıbetleri ne oldu diye sormuşlar mıdır? Diğer taraftan, her yıl " Çanakkale Geçilmez" tarihi destan günlerini kutlamaktayız, şehidlerin ruhları için hatimler indirmekte, dualar yapmaktayız!.

Bilinen, dillendirilen tarihi rivayetlere göre 253 bin kişi şehid, bir o kadarda gazi kalmış, yaralanmış , sakat vücudları ile köylerine dönebilmiş gaziler! Tabii ki, Çanakkale saldırıları, bir soy kırım, bir tüketme, bir yok etme saldırılarıdır!.

Peki, hal böyle iken, o gündür, bu gündür, gerek Papa, gerekse Kilise aleminden veya Dünya " soy kırım Araştırıcıları" tarafından, böyle bir tarihi acı, soy kırım hadisesi , toplu katliam gündeme getirilmiş, soruşturulsun denilmiş midir? Çanakkale önlerinde, aziz milletimizin karşısına dikilen İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar vb densizler, bu kadar şehid düşmüş insanlar hakkında bir bildiri, bir mesaj, bir üzüntü ifade eden söz söylemişler midir? Geçiniz Çanakkaleyi!.

Hemen akabinde vukubulan Millî Mücadele yıllarında vermiş olduğumuz yüz binlerce masum, izzetli, namuslu, şerefli Türk çocuklarının genç yaşlarında, hayata doymadan, kimi bekar, kimi nişanlı, kimi evli olarak toprağın kara bağrına düşmelerine ne demeliyiz? Kanuni Süleyman'dan Milli Mücadeleye kadar, bu aziz milletin tuz ekmeğini yemiş, bir Fransa cibilliyetsizliğine ne demeliyiz? Çünkü, aynı Fransa, zavallı, biçare, oyuna gelmesi kolay olan Ermeni yığınlarını da ayaklandırarak, "Tebai sadıka" oluşları unutturulmuş, Ermenilerin yağmaları, çapulculukları sayesinde, Akdeniz bölgesi, Maraş, Antep ve Urfa vilayetlerimiz işgal edilmiştir!.

Doğu bölgemizde, zalim Rusların, Ermenilerle birlik olup, taş taş üstünde koymamaları, " savaş artığı" denilen insanlarımızı toplu toplu çukurlara, oyuklara gömmelerine, diri diri kafalarını kesmelerine, kadınların göğüslerini bile doğramalarına, çocukları bile kurşunlamalarına ne demeliyiz? İsterseniz, yine büyük usta Ozan Arif'i okuyalım: " Dünyanın her yerinde puşt pusular kuruldu, Büyükelçi, konsolos, ateşeler vuruldu, Ne bir özür dilendi, ne de ne bir hal hatır soruldu, Ermeni yapmadı mı, terörün müthişini, Sizin gibi aydının, yediden yetmişini x Soruyorum, kaçmak ne, ne iş yapar Asala, Asala dedim miydi, başlarsınız masala, Bakın beyler, bu işler sizi asan mesele, Haddinizi aşmayın, herkes yapsın işini, Sizin gibi aydının, yediden yetmişini" ( Ozan Arif) Giden yıl, Ermeni terör örgütü tarafından şehid edilmiş bir din görevlisinden bahsetmiş, olayı medyaya taşımıştım.

Merhum din görevlimizin kızı beni sitemden arayarak, teşekkürlerini bildirdi, minnettar kalmış olduğunu ifade ettiler Oysa, benim Başkanlığımızdan, Müftülerimizden, Vaizlerimizden beklentim şudur, şu olmaktadır! Günü takip etmeleridir!.

Nasıl ki, uyduruk kandil gecelerini, hurafe dolu Kutlu Doğum Haftasını takip ettikleri gibi, 24 Nisan günlerini unutmamalarıdır!.

Çünkü, 24 Nisan günleri, aziz milletimizin, insanlık önünde katil, soy kırımcı, diasporacı olarak ilan edildiği gündür! Belki diyeceksiniz ki, " ederlerse etsinler".

Aziz kardeşim, mes'ele hiç de öyle değildir!.

Ermeni diasporasının 100 ncü yıl yalanında , bir kaç ay önce en ağır, izzetli, ikramlı şekilde misafir olarak ağırladığımız Papa'nın, aziz milletimizin gözünün içine baka baka " Türkler, Ermenileri katletmiştir" demesi, bu meyanda dünyaya çağrıda bulunması boşuna değildir! Halbu ki, halkın önünde bulunan din adamları, gerçekçi olmalı, tarihe sadık kalmalıydı!.

Birilerinin şişirmesiyle, hissi yaklaşımlarıyla, bir milleti suçlu ilan etmek, doğrusu bizleri şaşırtmış, İsa, Mesih ve Meryem adına insanlığı utandırmıştır Bu mevzuda Papa hazretlerine (!) önerim şu olacaktır!.

Kur'an'ı incelemesi, Hz Muhammed (sav)'in hayatını, barışa katkılarını, insan severliğini okumasıdır.

Ermeni Meselesinin Ortaya Çıkışı ve Mahiyeti! " Osmanlı Devleti'ni parçalamak, onun toprakları üzerinde kendilerine bağımlı, minnettarlık hisleriyle bağlı devletçikler kurdurmak gayesiyle bizim irademizin dışında tezgâhlanan, sahneye konulan, bu günde Türk milletini ve tarihini mahkûm etmek için gündemde tutulan Ermeni meselesinin sebepleri ve aktörleri şunlardır.

a- Şark Meselesi ve Emperyalizm: Ermeni Meselesi, emperyalist devletlerin politikalarının bir sonucudur Emperyalizm, bir devletin diğer bir devlet üzerinde, ister maddî, ister manevî bir kontrol, nüfuz kurması veya bir üstünlük sağlaması demektir Türkiye'nin jeopolitiğini iyi bilen emperyalist devletler, XIX yüzyılın ikinci yarısından itibaren, bölgedeki siyasî menfaatları için parçala ve hükmet düsturu ile, genellikle Batı tarafından Doğu'ya empoze edilen bir doktrin olarak târif edilen Oryantalizm ve bu yoldaki kuruluşlar ile resmî bilgilerin çıkar katmanları sâyesinde Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Ermeni, Kürt, Kafkasyalı gibi toplumların koruyucusu olarak ortaya çıkıp, bunlar hakkında plânlar, projeler hazırlıyorlar, Şark politikalarını düzenliyorlardı.

Şark Meselesi, Türklerin Anadolu coğrafyasını Türkiye haline getirmeye başladığı tarihlerde ortaya çıkmış, 1815 Viyana Konferansı'nda da yine bizzat Batılılar tarafından ismi konulmuştur İsminden anlaşıldığı gibi, Şark Meselesi Türk Milletinin meselesi değildir Türk Milletine ve devletlerine ( Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti) karşı Batılılar ve son yüzyıllarda da Rusya tarafından takip edilen, temelinde Batı emperyalizminin, Türk düşmanlığının yattığı politikasının ismidir.

Söz konusu devletler hedeflerine varabilmek için her türlü metodu ve Türk Devleti ve milletine zarar verebilecek, kendi çıkarlarına hizmet edebilecek her unsuru kullanmışlardır Bu gün de kullanmaya devam etmektedirler Bu unsurlardan bir tanesi de Ermenilerdir.

Bundan dolayıdır ki Ermeni Meselesi, Batılı devletler ve Rusya tarafından, Ermeni kilisesi, Ermeni komitaları, Batılı ve Amerikalı misyonerler ve kandırılmış bir kısım Ermeni tebaamız kullanılmak suretiyle çıkarılmıştır Bu politika çerçevesinde Ermeni Meselesinde rol oynayan başlıca devletler ve amaçları üzerinde durmak lazımdır" (gizliilimler.

tr) Bu noktadan hareketle, diyorum ki, tüm bu dünya devletlerinin, Türk topraklarındaki asıl emel ve arzuları nedir, ne değildir sorusunu sormamız yerinde olacaktır!.

Bir kere, Türkiye toprakları ve vatanı, dünyanın her bakımdan, kültür, antik, medeniyet, verimli toprak, ter temiz havası, değişik 4 sezon iklim, deniz, nehir, göl, yayla, ova, pamukçuluk ve her çeşit üretim bakımından dün Fransa'nın, İngiltere'nin dikkatini çektiği, iştihalarını kabarttığı gibi, bu günde aynı şekilde, bu güzelim vatan parçasının, kıymetli toprakların Türklerin elinde olmasına tahammül edememekte, parça parça bölünmesi için her türlü entrika, hile ve plan kurmaktadırlar! Yahu, Ermeniler kimdir ki, Batılı ülkeler bunların peşlerine takılsınlar, bunların kandırmacı göz yaşlarına inansınlar? Yunan ve Ermeniler, ancak, süper devletlerin ayaklarında futbol topu gibi oyuncak olabilir!.

Zaten böyle de olmaktadır!.

Soykırımmış? Bre edepsizler! Sizler, hangi soykırımdan bahsediyorsunuz? Bir kere, kirli, kanlı ellerinizle böyle bir hak iddia etmeye hakkınız var mıdır? Vardır diyorsanız, buyurun öyleyse, yüz binlerce şehid olmuş Türk insanının hesabını veriniz!.

Soykırım vardır diyorsanız, Azerbaycan mazlumlarının hakkını arayınız!.

Yine vardır diyorsanız, Cezayir Müslümanlarının hesabını vermeye hazır mısınız? Bilhassa, son on beş, yirmi yıl içerisinde Irak'lı, ırzlarına tecavüz edilmiş kadınların maruz kalmış olduğu rezaleti, kepazeliği dünya kamu oyu önünde anlatınız! Netice olarak; Yeryüzünde, milletler içerisinde en merhametli, en bağrı yufka, hislerine yenilen, acıması tez millet Müslüman Türk milletidir!.

Bu asil millet ki, çok okumaz, hile bilmez, düzen, desise bilmez, tilki bir millet değildir!.

Bu milletin mescidlerinde, camilerinde, tekkelerinde, zaviyelerinde, yakılan odalarında " Milli ruha" " Milli Düşünceye" fazla yer verilmezdir Zaten, verilmiş olsaydı, camilerimizde, mescidlerimizde , yüz yıllık yalanı anlatmış olsaydık, vallahi, Batılı misyonerler kaçacak delik arayacak, saklanacak menfez bulamayacaklardı!.

Ama, ne çare ki, camilerimiz, mescidlerimiz hurafe otağı haline getirildi, aşura tarifleri yapıldı, Kutlu Doğum Haftalarında, Peygamber sidiğinin mübarek oluşundan bahsedildi de, yüz yıllık sözde, sahte Ermeni diasporasından kat'iyyen söz edilmedi! Edilmedi, edilemezdi!.

Çünkü, beyinlerimize, algılarımıza, idraklerimize" Türklük" mefhumu zararlı, kötü, iğrenç, ırkçılık olarak lanse edildi!.

Oysa, Arap milleti, Çerkez, Farisi, Somalili bile, Hindu, Pakistani, Bengladeşli, Afganlı kendi milliyetini açık açık izhar ederken, biz , varlığımızdan utandık, utandırıldık! Rabbimiz!.

Bu aziz millete acısın, yâr ve yardımcısı olsun!.

Selam ve dua ile Şerafettin Özdemir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık